Derinliklerden beslenerek büyüyen bir tepenin üzerinde zarifçe yükselir
Ve zirvesinden durup da aşağıya bakanlara
Yer çekimini alt etmiş uçan bir bina hissini verir.
Bir yüzünü kente ve Heybeli’ye doğru
Doğduğumuz yerler hayatımızın şeklidir,
oralardan uzakta olduğumuzda bile.
Hatta özellikle o zaman…
Elif Şafak, Kayıp Ağaçlar Adası
39 yıllık Adalıyım… Bu sene farklı olarak ilk defa Ada’yı yurt dışında
Yakup Barokas’ın Çocukluğumun Büyükadası (1951-1971) isimli kitabından alıntıdır.
Mesleği Rum patronlarından öğrenen adanın tanınmış simalarından biri olan Bakkal Mustafa ile tanışıklığımız çok çok eskilere dayanır. Dimopoulos’un bakkal dükkânını
Büyükada’da büyümüş ve çocuklarını büyütmüş bir adalı olarak, benim ada hikayem 1974 yazında yedi yaşındayken başlar. Ondan önceki yazı kardeşimin doğumu sebebiyle İstanbul’da, daha önceki bir ya da
Büyükada / Prinkipo ile özdeşleşmiş, adanın içinden doğmuş ve büyüyen bir marka, Marché. Gayet sade bir dille ve farklı dönemlerden görselleriyle, adanın çeşitli kültürlerine ait imgelerle, Büyükada’nın geçmişinden bugüne ürün
Gözlerim bir fotoğrafta, aklım adada. Hiç mezun olmak istemediğim bir öğrencilik hayatım Prens Adalarında… Bendeniz Agatha Christie gibi bir dedektifçilik oynama yollarındayım…
Zaman geçer bazı şeyler değişmez
Ben bir yaşındayken
Cuma akşamüstü Ada’dan 7178 kilometre uzakta, okyanus kenarında yürüyüş yaparken kendimi Mizmor Ledavid’i Rast makamında mırıldanırken buldum. Okyanusa bakarken karşıda hiçbir şey görmemek garip geldi bir saniyeliğine de
Başlarken yazardan not: Hikayeyi bu müzik listesi eşliğinde dinleyin! https://open.spotify.com/track/4zIO3ilp5HvTeK3HJHxhMP?si=_jUIUJD7RUq83OLkwG_P1g
“Bunu yapmak istediğinize emin misiniz?”
“Evet.. Çok istiyorum…”
“Bakın, bu daha önce
Tüm çocukluğumu ve gençliğimi geçirdiğim Büyükada’da
artık üç-dört günden fazla geçirince
içimdeki ‘Issız Adam’ bu cümleyi kuruyor. İlk fırsatta adadan çıkıp İstanbul’un
kalabalığına karışıyorum. Ama hayat işte filmlerdeki
Kahve makinesinin düğmesine bastım. Çıplak ayak, mutfaktan koridora geçmek iyi geldi. Serin. Yazı sevemedim bu sene. Çocuk muyum ki yaz gelince delireyim. Telefonlar susmadı. Mailler durmadı. İşin her zamanki yoğunluğu
Editörün notu: Ada dosyamızın çağrısını yaparken, birbirinden habersiz bir hala ve yeğenin aynı evdeki anılarını yazacaklarını bilmiyorduk. Bugün sizi hem Suzi Sabaner hem de Can Sabaner’in yazılarıyla buluşturuyoruz.
“Banyo
sokaklar mı küçüldü,
ben mi büyüdüm?
bir vapur içinde hatıralarımı okudum, hafif bir rüzgar, içimde bir heyecan,
çocukluğuma gittik dün gece…
çocukluğumu aradık anılarımla birlikte.
ben mi büyümüştüm, yoksa sokaklar