yaratıcılığımız ölüyor belki biraz iki büklüm çünkü cihazlar
hasetten işlemiyor Karaköy vapuruna Beşiktaş’tan daha kolay yetişiliyor
rüyamdaki tümgüçlü kadın ezişip büzüşüyor bir başkasının iyi nesnesine
saldıran bir lama olsaydı
Evde sıkı kaşerut kuralları uygulanırdı ve kurala sadık kalmak çok önemliydi. Annenin “yeyin çocuklarım” sözünün karşısında babanın “sakın her şeyi yemeyin” sözü durmaktaydı. Savaş zamanında kaşer yemek bulmak zorlaşacaktı.
1994’
Anita Sezgener
“Cam ustası aranıyor” ilanını göreli beri. Geri saymalı. Beş gün olmuştur, belki de dört. Kumul bir zamandan gelince hesapların önemi işte. Ayakları sıcak tutmalı. Birkaç kere yineledim boşluğa:
Eminönü’nden kopup, Kasımpaşa, Fener, Balat üzerinden gelen Şehir Hatları Vapuru, Hasköy İskelesi’ne de uğrayarak Eyüp’e kadar olan yolculuğuna devam edecek. Suya üfleyecek Yona, çocukların korktuğu yalnızlığını suya
Seni düşünüyorum, uzaklığın tığ örüyor içimde. Nine Sarina siyah beyaz bir fotoğrafla yaslanıyor senin içine masal yüzüyle, beyaz saçları arkasında örülü. Annelerin de anneleri olduğunu unutmayarak bir ninni söylüyorum ışığa.
Anita Sezgener
Otobüs yaklaştıkça durağa “Balat” yazısı büyüyor, okunur olmaya başlıyor. İniyorum.
En son ne zaman gelmiştim Balat’a diye düşünüyorum durakta. Sanırım bir yıl önceydi. Sokaklar, çatısız, penceresiz evler,
Kassel – Almanya, bir dağ kasabası
Aynalı pazar yerinin sessiz sakini olmak artık eskisi kadar cazip değildi Madam Frida için. Sincaplara ilgi de çoktandır azalmıştı. Hırsızların işini zorlaştırmak için konulan aynalar,