Türkiye Sol’unun İsrail hakkında yazma tutkusu – Meriç Aytekin

Gün geçmiyor ki Sol, Sosyalist veya görece muhalif yayın organlarında İsrail hakkında çeşitli eleştiri içerikli analizlerin yapıldığı yazılar görmeyelim. Bugünlerde İsrail’i eleştiren yazılar yazmak Türkiye Solu’nun ve muhalefetinin entelektüelliğinin neredeyse en önemli nişanesi olarak karşımıza çıkıyor. Ben bu yazıda İsrail’i eleştirmenin ne anlama geldiğini, hangi İsrail eleştirisinin kabul edilebilir veya edilemez olduğunu tartışmak istemiyorum. Benim bu yazıdaki niyetim daha çok Türkiye’de İsrail hakkında eleştirel yazı yazmanın nasıl Sol içi bir entelektüel mastürbasyona ve eril kahramanlık hikâyesine dönüştürüldüğünü tartışmak olacaktır.

İlk olarak Türkiye Solu ve muhalefeti ‘’İsrail- Filistin’’ konusu gibi siyasal İslamcıların gayet güzel ekmek yediği bir alanı onlara bırakmak istemiyor ve bu pastadan hakları olduğunu düşündükleri payı almak istiyor. İsrail devletini eleştiren yazılar Türkiye toplumunun hemen hemen büyük bir kesiminin kendisini onaylamak için keyifle okuduğu yazılardır. Konu İsrail eleştirisi olduğunda Siyasal İslamcı yazarlar bu siyasi yazın alanının büyük bir parçasını zaten ellerinde tutuyor çünkü İsrail eleştirisi içinde bulundukları devletin politikasıyla paralel giden bir popülizmi barındırıyor. Hal böyleyken Türkiye Solu da bu popülist akıma oynayarak siyasal İslamcılardan rol çalmaya çalışıyor.

Sosyalist ve muhalif yazarların İsrail eleştirisi yaparken Siyasal İslamcı yazarlardan ayrıldığı çok önemli bir nokta var ki o da Batı’dan öğrendikleri ‘’Her İsrail eleştirisi antisemit değildir!’’ mottosudur. Her İsrail eleştirisinin antisemit olmadığını söylemek Batı toplumlarında belki bir yere oturtulabilir ve anlamlı bir söylemdir ancak Türkiye’de İsrail hakkında yapılan haberlerin ve yazılan yazıların hemen hemen tamamının İsrail’i karalayan veya eleştiren yazılar olduğunu düşündüğümüzde bu söylemin Türkiye için pek bir önemi yoktur. Gerçekten duyan da Türkiye’nin en çok satan gazetelerinde sayfa sayfa İsrail hakkında olumlu haberlerin yapıldığını veya AIPAC gibi organizasyonların ülkenin dört bir yanında faaliyet gösterdiğini sanır!

Elbette solcu yazarlarımız sanki karşılarında onlarca İsrail eleştirisi yapmanın antisemit olduğunu söyleyen yazar ve politikacı varmış gibi davranmayı kendi sosyalist kahramanlık hikâyelerini kurabilmeleri için gerekli görecektir. Oysa gerçek orada duruyor işte: İsrail devleti Türkiye toplumunun maalesef en nefret ettiği devlettir ve sağdan sola her türlü siyasetçinin ve yazarın hedef tahtasındadır (En sevilen devletin Almanya olduğu gerçeği de tarihsel bir referans olarak orada dursun). Yani anlayacağınız üzere Türkiye coğrafyasında İsrail eleştirisi yapmak öyle solcu yazarların olmasını ümit ettikleri gibi riskli, entelektüel ve güçlü bir çıkış değildir. Aksine son derece sıradan ve hemen hemen birçok siyasal İslamcı gazetede veya dergide görebileceğimiz türden bir çıkıştır. Sosyalist yazarların hem radikal eleştiri getiriyormuş gibi görünme hem de kitle popülizminden pay alma tutkusu bu noktada işlevsel olmayan bir girişimdir. Türkiye’de İsrail eleştirisi yapmak radikal bir çıkış olmadığı gibi hemen hemen birçok muktedir ile aşağı yukarı aynı şeyi söylemektir. Bunun kapitalizme, burjuvaziye ve devlet sistemine dokunan hiçbir yanı da yoktur üstelik. Aksine Türkiye’de yapılan İsrail eleştirisi siyasal İslam ile palazlanan liberal muhafazakâr sermayenin ve sınıfın son derece işine gelecek onun ideolojisini besleyecek bir çıkıştır.

Bir de şunu sormak gerekli: Türkiye’de kaç tane yazar veya siyasetçi İsrail’i eleştirmenin antisemit olduğunu söylemiş veya söylüyor ki sosyalist ve muhalif yazarlar ‘’Biliyorum İsrail’i eleştirdiğimiz için antisemit görüleceğiz’’ diye yazılarına başlamayı tercih ediyor? Anladık, sözüm ona dünyayı yöneten büyük İsrail lobisinin seni susturmasına karşı yiğit bir şekilde direnmek istiyorsun ama öyle bir lobi maalesef yok! Şayet bir kahramanlık hikâyesi yazmak istiyorsan Netanyahu’yu veya İsrail’i eleştiren bir yazı yazmak yerine kendi ülkenin başındaki siyasetçiler hakkında yazabilirsin. İsrail toplumunu gayet iyi bilen Yahudi ve Arap yazarlar zaten gerektiği kadar böyle yazılar yazıyor. Türkiye Amerika gibi İsrail eleştirilerinin nitelikli tepkilerle karşılaşabileceği bir ülke değil dolayısıyla Türkiye’de İsrail eleştirmek antisemit değildir diye bir çıkış yapmanın siyasi bir gerekliliği yok. Gerekliliği olmadığı gibi bu ifade Avrupa ve Amerika Solundan alıntılanmış tarihsellik gözetmeyen ve ülkelerin iç tartışmalarını görmeyen, eğreti bir ifadedir. Hatta bunu Türkiye Solu’nun bir çeşit yanlış batılılaşması olarak tanımlamak yanlış olmaz, zira küçük dahi olsa İsrail ‘’yanlısı’’ bir kurumsallaşmanın esamesinin okunmadığı bir ülkede alakasız bir şekilde ‘’İsrail’i eleştirmek antisemitizm değildir!’’ demek başka bir biçimde açıklanamaz.

Türkiye’de Yahudiler ve antisemitizme karşı mücadele vermeye çabalayanlar bugün Batı Şeria’da bıçaklanan Yahudi bir babadan bahsedecek olduğunda bile iki kere düşünüyorsa bu toplumda gerçekten konuşulabilir olan ve olmayan şey nedir?

Hayır, Türkiye’de İsrail eleştirisi konuşulamaz değildir. İsrail eleştirisi sağdan sola son derece geniş bir zeminde kendine alan bulan kelimenin tam anlamıyla ana akım ve sıradan bir eleştiridir. Türkiye’de konuşulamaz kılınmış bir şey varsa o da siyasal İslam’ın antisemitizme nasıl zemin hazırladığı ve popülizmi nasıl güçlendirdiğidir.

Kişisel olarak popülizm uğruna İsrail hakkında eleştirel yazı yazan sosyalist veya muhalif bir yazardansa kendi yaşadığı ülkenin muktedirlerini eleştiren yazılar yazan bir yazarı okumayı hem tercih ederim hem de daha değerli bulurum. Türkiye’de bunu yapabilecek yazarlar muhakkak vardır yeter ki enternasyonalizm kisvesi altında kendi coğrafyasının sorunlarından kaçan gizli milliyetçi politik pozisyonlar almasınlar.


Avlaremoz’un resmi bir görüşü yoktur. Yayımlanan yazılar, yazı sahibinin kendi görüşleridir. Çok sesli bir platform olma amacı taşıyan Avlaremoz’da, nefret söylemi içermedikçe, farklı düşünceler kendisine yer bulmaktadır. 

Bunları da beğenebilirsiniz...