“Ankara’daki Yahudi Mahallesi Hamamönü Gibi Olmamalı” – Serdar Korucu

© Serdar Korucu

Ankara’daki Yahudi Mahallesi pek bilinen bir yer değil. Şehrin eskilerinin bile hafızasından silinip gitmiş. Neden ya da nasıl? Orası belirsiz. Unutulduğu kesin sadece. Bugün mahallenin binalarına bakarken de bu durum kendini hissettiriyor zaten.  Tıpkı bir zamanların Rum mirasını taşıyan İstanbul’un Tarlabaşı’sı gibi…

Nasıl ki bugün pek kimse Tarlabaşı’nda Rumca konuşmuyorsa Ankara’da da geçmişin Yahudi Mahallesi’nde de birbirine belgesele adını veren “Hermana” diye seslenen yok. Gerçek ve eski sahipleri hem Türkiye’nin hem de dünyanın dört bir yanına savrulan yarı yıkık binalar da geçmişin yükünü daha ne kadar sırtlar bilinmez. Ancak araştırmacı Enver Arcak’a göre en büyük tehlike bundan sonra başlıyor. Çünkü mahalle hala otantikliğini koruyor. Ve başına gelebilecek en kötü şey kötü bir “restorasyon” örneği olarak Hamamönü’ne dönüşmesi…

© Serdar Korucu

Ankaralı Yahudilerin varlığını siz ilk nasıl “keşfettiniz”?

Mahalleden dolayı. Açıkçası ben bir şehir rehberi hazırlamak istiyordum. Ankara’da en çok ilgimi çeken yer Ulus. Çünkü burası eski şehrin merkezi ve pek çok güzel binayı barındırıyor. İnsanların bilmemesine şaşırıp kendim bilmediğimde de utanıyorum. Merak edip bilmek gerekiyor. Ben bu mahalleye gittiğimde bir şey hissettim. Bir dokusu vardı. Çok özel bir dokusu. Köhne duruyordu ama geçmişi belliydi. Yaşanmışlığını hissettiriyor. Ayrıca burası pek çok değişikliği de yaşamış. Adı da buna dahil. 1523’te “Hacendi”, 1785-1840 arasında “Hacendi Hoca Hindi”, 1891’de “Müslim-Hoca Hindi GayriMüslim”. Daha yakın zamanlarda, Yeğenbey, Sakalar olarak adlandırılmış. Günümüzdeki resmi adı “İstiklal”.

İstanbul’daki Tarlabaşı gibi…

Evet. Ankara’da böyle yerleri bulmak da zor. Ermeni Mahallesi zaten yanmış. İzmir’den İstanbul’dan alıştığımız o mimari üslup aslında yangın öncesinde de Ankara’da varmış. Kartpostallar bize bunu gösteriyor. Ve kalan Yahudi Mahallesi olmuş. Bu mahallede bir sinagog da hala varlığını sürdürüyor. Sinagogun olduğunu belki daha önce duymuştum ama gitmemiştim, görmemiştim. Kapalı olması beni daha fazla arayışa itti. Ankara sinagogu güzel bir sinagog. Dışarıdan, hatta avludan bile çok mütevazı duruyor. İçi ise çok güzel, ilgi çekici. Araştırmaya başladıkça oradaki yaşanmışlığı görmeye başlıyorsunuz. Bir kolon artık sadece kolon olmuyor. Orada sizden önce kimlerin durduğunu fotoğraflarda gördüğünüzde bir başka anlam kazanıyor.

“Hermana” Projesi

“PROJE ÖNCESİ MOTİVASYON KIRICI ÇOK ŞEY SÖYLENDİ”

Projeye başladığınızda size yönelik tepkiler neydi?

Bir çok kişi bana “Sinagogu açmazlar. Seni kabul etmezler” gibi motivasyon kırıcı şeyler söyledi. Beni bunlar yıldırmak yerine daha çok tetikledi. Sonuçta kent kültürüne dair bir şey yapıyordum. Bu iyi bir şey. Mesela bir ev yandı gitti. Bunu önceden kaydedebildiysek bir kazanç. Belki de bu nedenle tahmin ettiğimden daha çok yardım gördüm.

“THIS ‘MALUMAT’ IS GREAT”

Sizinle bağlantıya geçenler de oldu mu?

Tabii… Sadece İsrail’de değil dünyanın dört bir yanında Ankaralı Yahudi var. Duyan yardıma koştu. Tamamen İngilizce yazıp sonuna “Umarım bu malumat yardımcı olur” diye mesaj atanlar var. Ben de yanıt olarak “This ‘malumat’ is great!” diye yanıt veriyordum. Beni motive eden şeylerden biri de buydu. Biri mesela afişin fotoğrafını görüp “Oradakilerden biri benim babam” dedi. Sonra da bana bilgi ve belge gönderdi.

“Hermana” Projesi

Ankara’daki Yahudi Mahallesi’nin bugünkü sakinleri sizi nasıl karşıladı?

O bölge otantik bir yer zaten. Fotoğrafçılar için Ankara’da çok fazla alan da yok zaten. O nedenle fotoğrafçılara alışkınlar. Bunu bağımsız tek başıma yaptığım için kimsenin ilgisini de çekmedi. Ciddi bir prodüksiyon olarak gitmeyince göze batmadım. Bir de ben Ankaralıyım. Burayı iyi biliyoruz. Oradakiler başka yerlerden göç edip geldikleri için bölgenin dengesini belki onlardan da iyi biliyorum.

“ANKARALILAR’IN ÇOĞU BÖYLE BİR YERİN VARLIĞINDAN HABERSİZ”

Ankaralılar bu bölgeyi nasıl görüyor?

Ankaralılar’ın çoğunluğu böyle bir yerin varlığından bile habersiz. Ankara’da tarihi dokusunu koruyan mahallenin çok az olması sebebiyle sadece haftasonu nadiren fotoğrafçıların geldiği bir yer ki onların da bu yerin tarihiyle ilgili kısıtlı bilgiye sahip olduğunu söyleyebilirim. Mahallede yaşayanlar sinagogu kilise olarak biliyorlar mesela…

© Serdar Korucu

Projeye kuşku ile yaklaşan olmadı mı?

İsrail’den ayrılırken 1,5 saat ne yaptığımı sordular. Kimden destek aldığımızı merak ettiler. O zaman hiçbir yerden de fon almamıştık.

“YAFTALAMALAR ÇOK RAHATSIZ ETTİ”

Türkiye’de bunu merak eden olmadı mı?

Olmaz mı? Türkiye’de şüpheyle yaklaşanlar oldu. Neden bu konuyu seçtiğimi sorguladılar. Ya da o imalar vardır bilirsiniz. Yaftalamalar çok rahatsız etti. “Önün açık” diye imalarda bulundular. Şaka yollu bile yapılanlar iyi hissettirmiyor insanı.

“Hermana” Projesi

Filmin adı neden “Hermana”?

Hermana, Yahudi İspanyolca’sında “kız kardeş” anlamına geliyor. Ankara’daki Yahudiler bir sesleniş kelimesi olarak kullanılmış. Bunu Beki Bahar’ın “Efsaneden Tarihe Ankara Yahudileri” kitabından öğrenmiştim.

Ankaralı Yahudiler’in kuşakları arasında Yahudi İspanyolcası bilgisi nasıl?

Yahudi İspanyolca’sını “Vatandaş Türkçe Konuş” kampanyalarından etkilenmiş. Sadece eskiler biliyor ki bana anlattıklarına göre, lisanı konuşmamaya dikkat ettiklerini, kaçındıklarını söylediler. Sonraki nesillerde pek bilen yok zaten.

Belgeselinizin tanıtımında müzikle olan ilişkileri de güçlü görünüyor? Şarkılar kültürü taşımada nasıl bir rol üstlenmiş?

Şarkılar neşeyi, hüznü yaşatan ve anlatan önemli belgelerden. Ulaştığım belgeler arasında 1980’lerde kaydedilmiş, Ankara’daki Yahudiler’in söylediği Ladino şarkılar da var. Belgesel için Aydın Akın’ın yaptığı müziklerde o havaya yakın tınılar var. Yanı sıra, Ankara’da 1960’lı yıllarda hahamlık yapmış Avram Kohen bir Ladino, bir Türk Sanat Müziği şarkısı söyledi. Alaturka makamlar dini ibadetlerde de kullanılan bir form ve elbette ki bu toprakların etkileşimi müzikte de görülebilir vaziyette.

“Hermana” Projesi

Röportajlar sırasında Ankaralı Yahudilere mahallelerinin son halini gösterdiniz mi onlara? Ne hissettiler?

Mahalledeki çekimlerimi gösterdiğimde büyük bir nostaljiyle izledi göç etmiş kişiler. Onlar da bana mahalleyi sonradan 90’larda ziyaret ettiklerinde yaptıkları çekimleri izlettiler. Evlerin bugünkü tahribatı bu videolardan kolayca anlaşılabiliyor maalesef.

Sizin belgeseliniz ne durumda?

Bitirdik, yakında uluslararası festivallerde gösterimi başlayacak. Projenin görsel arşiv araştırma aşaması geçen sene Salt Araştırma Fonu desteği aldı. Bu projede yola çıkıldıktan çok sonra geldi. Ama yardımı da oldu. Şimdi iki amacımız var. Biri film, diğeri sergi. Belki sonra üçüncü bir ayağı da olabilir. Görseller üzerinden interaktif bir harita yaratılabilir.

Proje ile ilgili İsrail’deki ilgi nasıldı?

Tel Aviv’e gittiğimde kayıtlarda Ankaralı Yahudilerle ilgili hiçbir şey çıkmıyordu. Böylece yaptığım şeyin değerli olduğunu hissettim. Bu işi özel kılan, az araştırılmış bir alan olması. Mevcut kaynak araştırmasının yanı sıra yastık altı arşivlerini ortaya çıkarttık. Bu sadece fotoğraf da değil. Şirket kuruluş belgeleri, kartvizitler, referans mektupları gibi belgeler. Bir belge buldum mesela, şirket tasfiye belgesi. Aile bu bulduğum belge üzerinden kendi geçmişini tamamladı. “Demek ki buna kızıp Ankara’dan ayrıldılar” diye.

© Serdar Korucu

Bu mahallenin geleceği ne olacak?

Bu mahallenin Hamamönü gibi bir yer olmasını istemiyorum. Şu an dokusu hala yaşıyor. Bir fotoğraf ve video kaydı şu an çok değerli. Köhne de olsa. Hala bu haliyle dokusu duruyor. Mesela Ulus’ta bir başka bina vardı. Çok hoşuma giden bir bina. Macar mimarlar geleneği vardır Ankara’da. Onlardan biri tarafından yapılmıştı. İyi durumda değildi. Restore ettiler. Güya. Bambaşka bir şey oldu. Tiyatro dekoruna dönüştü. Bir de tabela yerleştirdiler. O köhne hali daha güzeldi. İçine girdim. Ruhu kalmamıştı. Bazen bu nedenle bilinmemesi iyi bir şey diye düşünüyorum bu mahallenin. Çözüm bu şekliyle bir değişim değil.

Röportajın ilk bölümü:

Bunları da beğenebilirsiniz...