Eylül ayında Avlaremoz’da ele aldığımız Ada dosyasında da sıklıkla bahsettiğimiz Heybeliada Ruhban Okulu hakkında; kendi kaleme aldığı yazısında da belgeselin çekim sürecini anlatan Alberto Modiano’nun Ümit Tepesi isimli
Ruhban Okulu ile tanışmam 1979 yılına dayanır. Liseyi yeni bitirmiş, henüz amatör bile olamamış fotoğrafçılık hevesimle, aile dükkânından uzak kalmak istediğim bir gündü. Vapura bindim ve Heybeliada’ya geçtim. Nereye
Prens Adaları… Ama özellikle Heybeliada ve Büyükada. Çocukluğumun anıları bu iki adaya ait. Zihnimde bu adaların ayrı ayrı sembolleri vardı. Heybeliada iskelesinin yanındaki Deniz Harp Okulu ve tabii ki Heybeliada
Kabataş’ta buluşmaya sözleşmiştik. Aramızda bir şey var mıydı, yok muydu? Vardı elbet ama ismini koymaya cesaret edemezdik. Sözleşmelerimiz, buluşmalarımız öylesine gibi davranırdık. Arkadaş sayılmazdık fakat kesinlikle sevgili de değildik.
Kaynak: T24, Tuba Çandar
Şimdi artık ada bir renginden daha yoksun; biraz daha solgun…
Ben Adalıyım. Adada doğmadım, ama adada büyüdüm. Yazlıkçı olarak değil; yazıyla güzüyle, kışıyla baharıyla adayı dolu
24-28 Temmuz tarihleri arasinda Heybeliada Ruhban Okulu’nda gerçekleştirilen Yanyana Projesi’nin son gününde programın katılımcıları ile söyleştik. Dört gün süren etkinlikte 18-32 yaş arasında Rum, Ermeni, Süryani ve Yahudi