Yazan: Özgür Çoban
Berlin 2015… Gri bir pazar sabahı. Çiseleyen yağmur altında gözlerinden ince ince yaşlar sızan 3 kişi Güntzelstraße’de kaldırım üzerindeki demir bir plakaya bakıyor. Plakada, “Burada yaşadı.
Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmak için öne sürdüğü bahanelerden biri ülkeyi Nazisizleştirme, Nazilerden arındırma isteği. Ukrayna’nın Nazi güdümünde olduğu uydurmasının köklerine bakınca birkaç hakikat tohumu dışında bir şey görmek
Detaylı çalışmasında Türkiye’de şahıs isimlerindeki dalgalanmaları mercek altına alan Doğan Gürpınar yine arşivlik bir çalışma üretmiş. Türkiye Özel İsimlerin Tarihi‘nin temel bilgi kaynağı farklı eğitim kurumlarının yıllıkları ve
Edirne’de yüz yıl önce sayıları yirmi binleri bulan Yahudiler’in hatıraları, Büyük Sinagog’un hemen arkasındaki Vakıf Binası’nda, Sefarad yemeklerinin tadıldığı gösterişli bir sofrada canlandı. Şef İvet Acu
Sefarad müziğinin tanınmış isimlerinden İzzet Bana, Kula 930 oyunu ve müzikalinin ortaya çıkış hikayesini anlatıyor.
Kula, İstanbul sahnelerinde Ladino/Djudeo-Espanyol lisanında oynanan ilk oyundur. Kula’dan önce oynanan Fikso isimli
2013-2019 seneleri arasında New York Üniversitesi’nde doktora yaparken peşinde olduğum bir soru zinciri vardı: Türkiyeli Yahudilerin kültürel mirasını hangi politik, sosyal ve kültürel bağlamda anlayabiliriz? Bu kültürel mirası kim,
Bu araştırmadaki en ilginç kısım ise Ladino’daki bir sürü terimin yuvarlak şekliyle ilişkili olması. Türkçe argoda ve el hareketlerinde olduğu gibi daireler Ladino’da da eşcinselliğin sembolü haline gelmiş.
Margot Friedländer’ın, bir asrı geçen yaşamı faşizmin bir toplumu nasıl canavarlaştırdığını gösteren anıttır. O, Nazizm ve faşizm karşıtı mücadelesiyle bir deniz feneri gibi aydınlattı çevresini.
Yazan: Özgür Çoban
Hava
Bu yazı Kaos GL ve Avlaremoz’un 27 Ocak 2022’deki çevrimiçi ortak Holokost Anma Günü panelinde yaptığım konuşmanın metnidir. Bazı kısımlar okunabilirlik için değiştirilmiştir.
Holokost’a Türkiye’den bakarken
Kulüp birçok açıdan ilklere imza attı ve Yahudileri gerçekçi olarak ekrana taşıyışıyla övgü aldı. Ancak, dizide aynı özenin ve klişelerden uzak yaklaşımın Rumlar için gösterildiğini söylemek maalesef zor. Bu yazıda
Kızılca kıyamet kopuyordu benliğinde. 1933 yılı iyi başlamamıştı ve kötü devam ediyordu. Veda vakti gelmişti. Birkaç metre uzakta bekleyen arabanın egzozundan çıkan dumanın kesif kokusu ciğerlerine işliyordu. Nasıl da büyük
Kulüp’ün sonu, pogromu ele alışı ve ani ton değişimi çok konuşuldu. Dizi boyunca yazdığım izlenimlerin sonuncusunda 9 ve 10. bölümlerin düşündürdüklerini not ediyor, kapanışın buruk tadını açıklamaya çalışıyorum. (Spoiler