Yirminci yüzyılın en ilginç figürlerinden Simone Weil zamanının sınırlarını ve etiketlerini aşan bir filozoftu. Birçok kişi tarafından farklı şekillerde betimleniyordu.
Weil, Troçki için “melankolik bir devrimci”, André Gide için “dışlanmışların
Levinas’a göre Totalité’nin (bütüncülük) hemen yanı başında dimdik duran benzer olma, özdeşliktir (identité). Levinas özdeş olmayı bir tür özdeşleştirme yani benzeşmenin zorlanması olarak görür. Mesela Almanlarda Ben ile
İçinden geçtiğimiz bu garip zamanlarda Fransız Yahudisi filozof Emmanuel Levinas’ın deneyimden beslenen düşüncelerinin- kavrayan için tıkanıklığa çare olabileceği düşüncesiyle- üzerinde durma gereği duydum. Başta Jean-Paul Sartre ve Jacques Derrida
Geçtiğimiz ayın 9’unda dünya çok önemli bir düşünürünü kaybetti. Modernitenin yarattığı cehennemde egemenlerin zaferini alkışlamak yerine kaybedenlerin, kenara itilmeye çalışılanların sesine kulak kabartmakta hiçbir beis görmeyen sosyolog Zygmunt Bauman,