1941 Nisanında Yugoslavya Naziler tarafından işgal edilince Saraybosna aşırı milliyetçi, antisemitik Ustaşa rejiminin yönetimi altındaki Hırvatistan Bağımsız Devleti ile birleşir. Böylece Müslüman, Katolik, Ortodoks ve Yahudi cemaatlerinin zengin tarihine ve
“Biri Josef K.’ya iftira atmış olmalıydı, çünkü kötü bir şey yapmadığı halde bir sabah tutuklandı.” Franz Kafka’nın en önemli eserlerinden biri olan Dava (Der Prozess) bu cümleyle açılır.
“Unutulmuşu bir daha asla tamamen geri getiremeyiz. Böylesi de belki iyidir. Yoksa onu yeniden elde etmenin şoku o kadar yıkıcı olurdu ki, hasretimizi anlama işini anında bırakmamız gerekirdi. Oysa böyle,
Antifaşist mücadele veren direnişçilerin fotoğrafları genellikle İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminden sonra çekilmiştir. Faye ise savaş sürerken Partizanların ormandaki yaşantısını fotoğraflayabilmiş, bilinen tek fotoğrafçıdır. Şöyle ki, Polonya ormanlarında Nazilere karşı
12 Haziran, Anne Frank’ın doğum günü nedeniyle Melike Karaosmanoğlu‘nun Avlaremoz için yazmış olduğu yazıyı tekrar yayımlıyoruz. 12 Haziran 1929 yılında doğan Anne Frank, Bergen- Belsen toplama kampında tifüsten
Birçok kişi Nazi Almanya’sında ne Yahudilerin kamplara gönderilmesini engellemek ne de totaliter barbarlığın bulaşıcı yıkımına dur diyebilmek için direniş başlatabilmenin mümkün olduğuna inanmaz. Kendini inkâr edip Hitler’in yanında
Tuvia, Asael, Zusya ve Aharon kardeşler bugün Beyaz Rusya topraklarında kalan küçük bir köyde yetiştiler. 6 haneli Stankiewicze köyünün tek Yahudi ailesiydiler.
1939 yılında yaşadıkları yer Sovyetler Birliği’nin bir
Hâlâ savaşlar yüzünden insanların evlerini terk ettiği bir çağdayız. Ölümün gözünün içine dimdik bakan nice insanın çaresizliğe tutunduğu, batan botlarla, kuşatılan şehirlerle hayallerin, umutların, bedenlerin parçalandığı, denizlerin mezarlık olduğu korkunç
“Daima, çocukların öldüğü yerlerde
taş ve yıldız
ve bir sürü düş
vatansız kalır.”
Bu satırların yazarı Nelly Leonie Sachs 10 Aralık 1891 yılında Berlinli burjuva bir ailede dünyaya geldi. Sanayici
Balkanlar’da, Anadolu’da ve hatta İstanbul’da Yahudi varlığı resmi tarih kitaplarından öğrendiğimiz üzere 1492 sürgünü ile başlamadı. 1453 Konstantinopolis’in düşüşünden ya da diğer bir ifadeyle İstanbul’un
Bir zamanlar Selanik İber yarım adasından sürgüne gönderilen Yahudilerin başlıca yerleşim yerlerinden biriydi. Bu mühim Osmanlı liman kentinin başat özelliği kültürel çeşitlilikti. Selanik’te endüstriyelleşmenin başlamasıyla birlikte toplumsal cinsiyet, sınıf
Melike Karaosmanoğlu
Kitle katili olan kişilerin kurbanlarına tereddütsüzce uyguladığı şiddetin kaynağı ne olabilir? Bu karmaşık sorunun cevabını bulabilmek için bugüne kadar pek çok çalışma yapılmış olsa gerek. Mesela aralarında Auschwitz