İnsanlık, ayağa kalktığından beri yürüyor. Önceleri iklim şartları ve av kaynaklarının tükenmesi insan topluluklarının yeni yerler keşfetmek için göç etmesine sebep oluyordu. Tarım ve yerleşik hayata geçişle birlikte göç sebepleri çeşitlendi. Savaşlar, katliamlar, fetihler ve coğrafi keşifler... Hemen ardından yerinden etmeler, sürgünler ve etnik temizlikler, insan topluluklarının bağlı oldukları toprakların ayaklarının altından kaymasına sebep oldu.
Modern zamanlarda insanlık, geçmişteki alışkanlıklarını devam ettirirken göç etmek için yeni sebepler de yarattı. Özgürlüklerin kısıtlanması, baskılar, geleceksizlik gibi kavramlar katıldı dünyamıza. Daha iyi bir iş, daha konforlu ve özgür bir hayat arzusu tek tek bireylerin, ama toplayınca kitlelerin hareketliliğini yarattı.
Avlaremoz'un Göç Yolları dosyasında şu an içinde yaşadığımız toplumun ve Türkiyeli diasporanın şekillenmesinin izlerini aradık. Osmanlı'nın son zamanları ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında gayrimüslim azınlıkların arındırılması, Kafkaslar ve Balkanlardaki katliamlardan Anadolu'ya göçülmesi, köylerden önce büyük şehirlere ve ardından Avrupa'ya emek transferi, Suriye iç savaşı ile birlikte milyonlarca sığınmacının gelişi, bir kısmının geri dönüşü, patlayan ve eski gücüyle olmasa da devam eden göçmen düşmanlığı, yeni rejimle birlikte gençlerin ilk fırsatta yurtdışına taşınmaya çabalaması... Kabaca böyle özetleyebilsek de, kitlelerin göçünün politik manasını, o kitlelerin içinde kaybolan bireylerin trajedisini anlamak istiyoruz.
Bu dosyayla göçle alakalı akla gelen ilk konulara da değineceğiz, pek bahsi geçmeyen olaylara da. Ormana da odaklanacağız, o ormanı oluşturan ağaçların dallarına da.
Yarın ilk yazıyla görüşmek üzere!