Arşiv Haberler

Almanya Federal Meclisi, 2023’te ilk kez Nazilerin kuir kurbanlarını anacak – Tuğba Yavuz

Cinsiyet kimlikleri ve cinsel yönelimleri nedeniyle öldürülen Nazi kurbanları, 27 Ocak 2023’teki anma gününün odak noktası olacak.

Bu anma konusu için birkaç yıldır resmi bir Federal Meclis töreni talep ediliyordu ve 2018’den bu yana bilim insanları, sivil toplum ve mağdur dernekleri tarafından imzalanan bir dilekçe Meclis’te bekletiliyordu. LGBTİ+ örgütleri de yıllardır Federal Meclis’in Nazi rejiminin kuir kurbanlarını anması için mücadele veriyor.

Gelecek yıl, Holokost Anma Günü’nde Federal Meclis, Nasyonal Sosyalizmin kuir kurbanlarını ilk kez anacak. Federal Meclis Başkanı Bärbel Bas (SPD – Almanya Sosyal Demokrat Partisi), geçtiğimiz ay Tagesspiegel’e “27 Ocak 2023’te Nasyonal Sosyalizm kurbanlarını anma etkinliğinde cinsel yönelimi ve cinsiyet kimliği nedeniyle zulme uğrayan, hapsedilen ve öldürülen kişilere odaklanacağız.” açıklamasında bulundu. Bu karar, Başkanlık tarafından oybirliğiyle alındı. Meclis Başkanlığında yer alan isimler arasında Başkan Yardımcısı Aydan Özoğuz (SPD), Yvonne Magwas (CDU – Almanya Hristiyan Demokrat Birliği), Katrin Göring-Eckardt (Yeşiller), Wolfgang Kubicki (FDP – Hür Demokratik Parti) ve Petra Pau (Sol Parti) bulunuyor.

Bas, Federal Meclis’in şu anda etkinliğe hazırlanıyor olduğunu ancak kesinleşmiş bir konuşmacı listesi olmadığını belirtti. Federal Meclis Başkanı, “Maalesef kurtulanlar artık hayatta değil ancak Almanya Lezbiyen ve Gey Derneği ile yakın koordinasyon içindeyiz.” dedi.

LSVD kararı memnuniyetle karşıladı

Almanya Lezbiyen ve Gey Derneği’nden (LSVD) Henny Engels, 1996’daki ilk Holokost’u Anma Günü etkinliğinde, dönemin Federal Cumhurbaşkanı Roman Herzog’un eşcinselleri Nasyonal Sosyalist zulmün kurbanları olarak adlandırdığını hatırlattı. Fakat o zamandan bu yana Federal Meclis henüz bu kurbanlar hakkında özel bir girişimi olmamıştı. Nazi rejiminin eşcinsel kurbanlarını anma girişimi, aktivist Lutz van Dijk tarafından yaklaşık dört yıl önce başlatıldı. Girişim için Başkanlık’ta çoğunluk olmasına rağmen, önceki Federal Meclis Başkanı Wolfgang Schäuble bu teklifi reddetti. Ancak Schäuble, partisinin 2021 Ekim ayı sonundaki seçim yenilgisinden sonra koltuğunu terk etmek zorunda kaldı. Sosyal demokrat Bas ise, 2021 Sonbaharında göreve başladıktan kısa bir süre sonra, kuir Nazi kurbanlarını anma teklifini incelemek istediğini açıklamış, van Dijk’ın dilekçesinin istişarede “dikkate alınacağına” dair güvence vermişti. LGBTİ+ aktivistleri bu nedenle Bas’ın rotayı değiştireceği konusunda büyük umutlar besliyor.

Engels, görevdeki Federal Meclis Başkanlığı’nın eşcinselleri önümüzdeki yıl kolektif hafızaya almaya karar vermesinden çok memnun oldukları belirtti: “Tüm yönlerinden dersler çıkarmak için, tarihin kapsamlı bir şekilde canlı tutulması gerekir. Çünkü Nasyonal Sosyalizmin sona ermesinden sonra, Almanya’da cinsel azınlıklar dışlanmaya ve acı çekmeye ne yazık ki devam etti.” Engels, kaldırılması 1994 yılını bulan 175. Maddeye[1] de atıfta bulunarak, “Nasyonal Sosyalizmin eşcinsel kurbanlarının anılması çok önemli. Çünkü Federal Almanya Cumhuriyeti, Nasyonal Sosyalist devletin suçlarının bir sonucu olarak Almanya’da ve dünya çapında insan haklarının tehdit edilmesine karşı özel bir sorumluluğa sahiptir.” açıklamasında bulundu.

Nazi rejimi eşcinselleri, özellikle erkekleri, “halkın baş belası” ve “devlet düşmanı” olarak tanımladı ve onlara acımasızca zulmetti. Bu amaçla ayrı bir polis teşkilatı dahi vardı. 50 bin eşcinsel erkek Reich Ceza Kanunu’nun 175. Maddesine göre hapis cezasına çaptırıldı. 15 bine yakın kişinin eşcinsel oldukları için toplama kaplarına götürüldüğü ve kamplarda acımasızca işkence gördüğü tahmin ediliyor. Bu kişilerin yarısından fazlası kamplardan sağ çıkamadı. Lezbiyen kadınlar da kamplarda ve hapishanelerde hapsedildi, işkence gördü, istismar edildi ve öldürüldü. Bütün bunlar, eşcinseller de Yahudi, Sinti, Roma ve diğerleri gibi Nasyonal Sosyalistlerin insan karşıtı ideolojisine uymadıkları için oldu. Hayatta kalanlar ise daha sonra Federal Cumhuriyet ve Doğu Almanya tarafından on yıllar boyunca zulüm gördü. Van Dijk Meclis’i bu konuda aksiyon almaya çağıran yazısında, “Eşitsizlik ideolojileri bugün yeniden eyalet parlamentolarına girerse ve söylenebileceklerin sınırı Federal Meclis’te de sağa kayarsa, cesurca ve açıkça bu ideolojilerle mücadele etmeli ve maskelerini düşürmeliyiz. Bu nedenle, Almanya Federal Meclisi’nin Nasyonal Sosyalizmin eşcinsel kurbanlarının onurlandırılmasına da yer vermesi, onları anması ve homofobi ve transfobiyi tıpkı diğer grup bağlantılı yanlış antropi türleri gibi açıkça ortaya koyması önemli ve gereklidir. Bu bir daha asla devlet eylemlerinin düsturu haline gelemez. Bu şekilde, Federal Meclis aynı zamanda dünyanın birçok yerinde lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseks kişilere yönelik bugün de gerçekleştirilen zulümlere ve bu kişilerin haklarından mahrum bırakılmasına karşı net bir sinyal gönderebilir.” sözlerine yer vermişti.

Almanya Federal Meclisi, 27 Ocak 1945’te Auschwitz toplama kampının kurtarılması vesilesiyle, her yıl 27 Ocak’ta Nasyonal Sosyalizmin kurbanlarını anıyor. Anma etkinliğinde Federal Meclis’te bir hayatta kalanın konuşmasına yer veriliyor. Ülke çapında pek çok devlet lideri tarafından ziyaret edilen bir tören düzenleniyor. 2011’de Sinti ve Romanlardan bir temsilci ilk kez bu anma töreninde konuşmuştu. 2017 yılında ise Nazilerin sözde ötenazi programı kapsamında engellilerin katledildiği olaylar belirgin bir şekilde anıldı. 2022’deki son anma töreni ise Wannsee Konferansı’nın 80. yıl dönümü bağlamında gerçekleşti ve kurtulan ilk nesilden bir hayatta kalana ilk kez Almanya Federal Meclis’ine karşı konuşma fırsatı verildi.


[1] Alman Ceza Kanununun 175. Maddesi, Almanya’da 1 Ocak 1872’den 11 Haziran 1994’e kadar yürürlükte olan ve erkekler arasındaki eşcinsel ilişkileri cezalandıran yasal bir normdu. 1935’te Nazi rejimi, bu maddenin içeriğini sertleştirdi. Eşcinsellik, bazı bireylerden diğerlerine ahlaksızlık olarak bulaşabilecek bir ırksal yozlaşmanın işareti olarak görüldüğü için bastırılmaya çalışıldı. ‘Önleyici’ ve koşulsuz tutuklamalar için toplama kamplarına sürülen ve yeşil veya pembe üçgenle işaretlenen yaklaşık 10 bin erkeğin sadece %40’ı hayatta kaldı. Naziler, lezbiyenleri ise anti-sosyal ve Alman toplumunun saflığına karşı büyük bir tehdit olarak görüyordu; bu nedenle toplama kamplarında onları belirlemek için siyah üçgen rozet kullanılıyordu.