Holokost Makaleler

Ortadoğu’da Holokost İnkârı

Yunanca adıyla Holokost (holókaustos; ὅλος hólos, “tüm” + καυστός kaustós, “yakılmış”) veya İbranice adlandırılışıyla Shoah (שואה; felaket) şüphesiz tarihin en iyi belgelenmiş soykırımlarından biri.[1] II.Dünya Savaşı sırasında altı milyon Yahudi’nin ve dahası rejime muhalif, engelli, Roman, Slav milyonların Naziler tarafından katledilişi, yaygın bir tarihsel gerçek olarak kabul edilmekte. Bununla birlikte, belirli gruplar soykırım olgusunun kanıtlarını çarpıtmak yahut kurban sayısını minimize etmeye çalışmak gibi yöntemlerle tüm gerçekliğiyle apaçık olan Holokost’u sıradanlaştırmaya, diğer katliamlarla karşılaştırmalarla göreceli hale getirmeye ve Holokost’un varlığında şüphe uyandırmaya çalışmakta.[2] Bu olgu dünyanın farklı bölgelerinde yaygın ve çeşitli politik ve ideolojik akımlar kapsamında çeşitli şekillerde kullanılmakta.

Holokost İnkârının Tanımı

En genel anlamda, Holokost inkârı, İkinci Dünya Savaşı boyunca Naziler tarafından Avrupalı Yahudilerin soykırımına ilişkin yerleşik gerçeklere yönelik bir muhalif tutumu ifade ediyor. Bu duruşun çeşitli biçimleri var. En aşırı olanı, “Naziler tarafından herhangi bir Yahudi toplu katliamının gerçekleştiğini” tamamen reddediyor ve Holokost’u “bir aldatmaca, büyük bir yalan veya bir dolandırıcılık” olarak adlandırıyor. Daha yaygın bir görüş Nazilerin Yahudilere zulmettiğini kabul etmekle beraber, tarihçilerce  kabul edilen altı milyon kurban sayısına itiraz ediyor; bunun yerine 1 milyon veya daha az kurban sayısı öne sürüyor. Dahası, Nazilerin kasıtlı olarak “soykırım” işlediği gerçeğine meydan okuyor ve Nazi toplama kamplarındaki büyük kayıpların nedeni olarak tifüs ve diğer hastalıklar gibi doğal faktörlere işaret ediyor.[3] Bu iddialar, Holokost’a atfedilen bilimsel tarih yazımı ile tamamen çelişmekte. Bununla birlikte, son araştırmalar, Holokost inkârcılarının sadece Avrupa’da ve ABD’de değil, Ortadoğu’da da popülaritelerinin yükselen bir eğilim içinde olduğunu göstermekte.[4] Bu nedenle Holokost inkârının araçsallaştırılmasının ardındaki nedenleri incelemek çok önemli.

Nazilerin Yahudileri kitlesel imhasının kanıtlarını çarpıtmaya yönelik ilk girişimler, savaş sırasında bizzat Naziler tarafından soykırımı gizleyerek ve izlerini yok ederek yapıldı. Bu bağlamda, ilk Holokost inkârcıları olarak Naziler kabul edilebilir.[5] Bu çabalar, savaş sonrası inkâr hareketlerine bir ölçüde yardımcı olsa da, soykırımı gizlemekte etkisiz kaldılar. Müttefik kuvvetleri toplama kamplarını özgürleştirdiğinde, ölüm kamplarının varlığı tartışmasız biçimde gözler önüne serildi ve savaş suçlularının Nüremberg Duruşmaları sırasındaki ifadeleri katliamın büyüklüğünü ortaya çıkardı. Avusturyalı SS subayı ve tarihçi Wilhelm Höttl’e göre, Holokost’un sözde mühendisi Adolf Eichmann, yaklaşık 4 milyon Yahudi’nin ölüm kamplarında öldürüldüğünü ve 2 milyon Yahudinin başka şekillerde, özellikle Einsatzgruppen (Nazi paramiliter grupları) tarafından vurulduğunu bildirdi. Birçok tarihçi bu tahmini doğruladı ve ölü sayısını en az 5,1 milyon veya 6 milyona yakın olarak ilan etti.[6]

Batı’da Holokost Reddi

Holokost inkârı, özellikle Amerikan, İngiliz ve Fransız vatandaşları tarafından sürekli olarak üretilen ve bir “Holokost inkâr endüstrisi” yaratan çeşitli makaleler, broşürler ve kitaplar sayesinde Batı’da büyüyen bir fenomen haline geldi.[7] Batı’daki radikal sağ hareketler, inkârı siyasi platformlarının bir parçası olarak benimsedi.[8] Batı’daki Holokost inkârının köklerinin Hıristiyan Avrupa’nın yüzlerce yıllık antisemitizminden beslendiği varsayılabilir.[9] Özünde Batılı inkârcılar, Nazi itibarını savunmayı ve Nazi hegemonyasını yeniden canlandırmayı hedeflemekte.[10]

Tipik olarak, Holokost’un gerçekliğine karşı iddialar, Holokost’un Yahudilerce -uluslararası Yahudi lobisi veya Siyonistler- dünyanın geri kalanını Batı’ya ahlaki şantaj yaparak kontrol etmek için uydurulmuş bir yalan olması gibi komplo teorilerine dayanmakta.[11] Antisemitizm, II. Dünya Savaşı’ndan sonra Batı dünyasında büyük ölçüde olumsuz bir şekilde damgalandığından, Holokost inkârı “antisemitizm için modern bir kamuflaj” işlevi görüyor.[12] Holokost, inkârcılarının Yahudilere karşı nefretlerini aktarmalarının bir simgesi. Doğrudan antisemit ajandalarını gösteremeyenler için Yahudilerin en acı hatıralarına saldırmanın bir yolu.[13]

Ortadoğu’da Nazi Propagandası

Ortadoğu’da Holokost inkârı, Batılı muadilinden ayrı incelenmesi gereken bir olgu. Benzer motif ve söylemlere sahip olmasına rağmen farklı politik ve tarihsel gerçeklerin etkisi altında oluşmuş ve büyümüş bir fenomen. Ortadoğu’daki Holokost inkârının tarihsel geçmişini anlamak için Nazi propaganda makinesinin II.Dünya Savaşı sırasında bölgedeki faaliyetlerini incelemek de son derece önemli. Nazi Almanyası’nın Ortadoğu toplumlarıyla ortak temalar bularak kendi ideolojisini ve politikalarını Müslüman ülkelerde yaymak için önemli çabalar gösterdiği savaş döneminin görece az bilinen bir yönü.[14]  Bunlar binlerce saatlik Arapça ve Farsça radyo yayınları ve Nazizmin radikal antisemitizmini Ortadoğu’daki yerel koşulların siyasi gerçeklerine uyarlanmış, kolayca anlaşılabilir bir siyasi söyleme dönüştüren ve yayan yüz binlerce Arapça broşür ve kitapçıktan oluşmakta.[15] Siyasi İslam, Arap milliyetçiliği, anti-emperyalizm, anti-kolonyalizm ve anti-Siyonizm bu propagandanın ana temalarını oluşturmakta ve ana hedefler, Kuzey Afrika’da İngiltere ve ABD’ye karşı savaşı kazanmak ve Nihai Çözümü (Endlösung) Ortadoğu’ya doğru genişletmek olarak sunulmakta.[16]

Sonuç olarak Naziler, Müslüman köktendincilerden ve radikal Arap milliyetçilerinden destek alarak, Yakın Doğu’nun Müttefik sömürgeciliğine ve Siyonizme karşı düşmanlığını kullandı.[17] Nazi propagandasının radikal İslam’ın Yahudi karşıtı söylemini etkilediğini ve daha sonra dramatik bir şekilde arttığını iddia etmek için yeterince kanıt var.[18] Böylelikle, Avrupa’nın ​​radikal antisemitizmi, komplo teorileriyle radikal İslamcıları etkiledi ve onları savaşın taraflarının Mihver güçleri karşısında “uluslararası Yahudi lobisi” olduğuna inandırdı.

Savaş sonrası Avrupa’da Nazizm, faşizm ve antisemitizm marjinalize edildi ve itibarını yitirdi.[19]  Gelecek Avrupa kuşakları, II. Dünya Savaşı’nı iyilik ve mutlak kötülük arasında bir savaş olarak algıladılar.[20] Bu arada Arap dünyasında benzer kolektif hafızanın oluşumunu gerektiricek şartlar bulunmuyordu ve antisemitizm 1948’de İsrail’in kurulması ve ardından Arap-İsrail çatışmasıyla sürdürüldü, derinleştirildi ve şiddetlendi.

İsrail-Filistin Çatışması Gölgesinde Holokost İnkarı

Yaklaşık yarım asır önce üst düzey İsrailli askeri yetkili Yehoshafat Harkabi, Arap antisemitizmini “çatışmanın nedeni değil, sonuçlarından biri” olarak açıklamıştı.[21] Arapların Yahudi fobisini, İsrail düşmanlığını “derinleştirmek, meşrulaştırmak ve kurumsallaştırmak” için bir araç diye adlandırmıştı.[22] Bu anlamda, Arap antisemitizmi, “kuşaklar boyu süren kışkırtmanın sonucu” olan Batı antisemitizminde olduğu gibi sosyal olmaktan çok politiktir.[23] Holokost inkârının bu gözlem altında incelenmesi önemlidir. Arap dünyasının Holokost imajı, esas olarak Arap-İsrail çatışması bağlamından etkilenmiş ve biçimlenmiştir.[24] Pek çok Arap, II.Dünya Savaşı’nı “doğrudan çıkarlarının olmadığı bir savaş” olarak görüyordu.[25] Ancak, İsrail’in kuruluşu ve ardından gelen Arap-İsrail askeri çatışmaları, savaşın hemen ardından İkinci Dünya Savaşı ve Holokost anlayışlarını ciddi şekilde etkiledi. Çoğu Arap, Yahudileri Savaşın gerçek galipleri olarak kabul ettiler ve Siyonistleri, “bir suçluluk duygusu yaratarak ve geliştirerek” Batı’yı mali ve psikolojik olarak sömürmek için Holokost’u alaycı bir şekilde kullanmak veya hatta icat etmekle suçladılar.[26] Sonuç olarak, Yahudileri Holokost’un suçlularına ve Filistinlileri soykırımın gerçek kurbanlarına dönüştürdüler.[27]

Ortadoğu’da Holokost inkârı savaşın hemen ardından yani 1950’lerden beri mevcut, ancak popülaritesi son yıllarda ivme kazandı. Arap-İsrail çatışmasındaki siyasi eğilimler, diğer etkenler yanında bu fenomende belirleyici. İlk olarak, 1979’daki İran İslam Devrimi’nin ardından, İslami köktencilik Arap dünyasında Batı ve İsrail karşıtı öfkenin ana kolu haline geldi ve güçlendi. Hamas gibi İslami köktendinci hareketler, Batı antisemitizminin motiflerini retoriğine uyarlayan tek büyük Arap akımını oluşturdu ve bu anlamda, Siyonistleri Yahudilerden ayrı gören FKÖ gibi seküler sol hareketlerden farklı pozisyon aldılar.

Aynı zamanda, İsrail toplumu ve idaresi, Knesset’te 1977 Likud zaferinden bu yana politik spektrumun sağ koluna doğru istikrarlı bir yönelim gösterdi. Bu dönemde, İsrail hükümeti Batı Şeria yerleşimlerini hızlandırdı, Lübnan’ı iki kere işgal etti ve Filistinlilerin Nakba (felaket) iddialarının sorumluluğunu reddederken bölgedeki politikalarını meşrulaştırmak için Holokost’u politize etmekten geri durmadı.[28] Bu bağlamda eski Knesset Sözcüsü, İsrail Yahudi Ajansı ve Dünya Siyonist Teşkilatı Başkanı Avraham Burg’un İsrail hükümetinin Holokost’u araçsallıştırması, İsrail’in Ermeni Soykırımı’nı tanımayışı, Amerikan aşırı sağı ile işbirliği, Rwanda soykırım suçlularına silah satışı ve dahasıyla ilgili eleştirileri okumaya değerdir.[29] Sonuç olarak, iki İntifada, savaşlar ve başarısız barış süreçleri hem İsrail’deki Arap karşıtı ırkçılığı hem de Arap antisemitizmini 1980’lerden bu yana daha da radikalleştirdi.[30]

Bu siyasi ortam, Ortadoğu toplumlarında Holokost inkârının yükselişinde çok önemli bir rol oynadı. Bununla birlikte, Ortadoğu’daki Holokost hakkında “kapsamlı eğitim ve geniş çapta mevcut bilgi eksikliği,”[31] toplumu antisemitik komplo teorilerine etkili bir şekilde ikna etti. Yakın zamanda yapılan bir araştırma, Amerika, Yahudiler ve İsrail’e karşı bu teorilerin Mısır ve Suudi Arabistan’daki yaygınlığını ortaya koydu. Sonuçlar, Batı karşıtı ve Yahudi karşıtı komplo teorilerine olan inancın bu ülkelerde, özellikle daha yüksek siyasi bilgiye sahip kişiler arasında yaygın olduğunu ve çarpıcı bir şekilde yanıt verenlerin % 68’inin Holokost inkârını onayladığını gösterdi.[32]

Tepkisel (Reaktif) ve İdeolojik Holokost İnkarı

Ortadoğu’da Holokost inkârı iki akımla ifade edilebilir: ideolojik ve reaktif. Birincisinde inkâr, Yahudilerin ideolojik inşası için temeldir, ikincisinde ise inkâr oldukça fırsatçıdır ve şartlara göre değişir.[33] Son on yılların siyasi atmosferinde tepkisel inkâr daha belirgin hale geldi. Örneğin, İsrail’in Arap vatandaşları arasında yapılan 2006 ve 2008 yıllarında birbirini izleyen iki anketin sonuçları bu olguyu açıkça gösteriyor. İlk ankette Holokost inkâr oranı %28 iken, ikincisinde yanıt verenler arasında inkâr %40’a yükseldi. Bu sonuçlar İsrail vatandaşı Arapların “Holokost hakkında en yetkin bilgiye sahip Araplar”[34]  olduklarını göz önüne alınca, İsrail’in İkinci Lübnan Savaşı’ndaki rolüne karşı protest bir duruşun radikalleşmesine işaret ediyor.

Öte yandan Batı’daki Holokost’u kanıtlayan kapsamlı bilimsel çalışmalara rağmen, ideolojik Holokost inkârı 1950’lerden beri Arap entelektüelleri ve ideologları arasında yaygın. Tarihsel gerçeklerden bu şekilde kaçınma, Arap yazarların akademik literatürden haberdar olmalarına rağmen ideolojik inançlarına uyan sözde bilimsel materyali yansıtmayı tercih etmelerinden ve seçici okumadan kaynaklanmakta.[35] Bu kapsamlı ve sistematik araştırma eksikliği bir cehalet, duyarsızlık ve kapsamlı manipülasyon boşluğu yarattı ve bu tür Holokost inkârını ifade etmek için birkaç tema kullanıldı.[36]

İlk tema Holokost’un gerekçelendirilmesidir. Başka bir deyişle, Holokost’un “Yahudilerin kötü karakteri ve suçları” yüzünden “adil ve hak edilen bir ceza” olduğunu öne süren ve İsrail’in ortadan kaldırılmasını haklı göstermeye çalışan bir çabadır.[37] Bu gerekçelendirme aynı zamanda üç kategoriye ayrılmaktadır: “Yahudilerin tarih boyunca Almanya’daki faaliyetlerinin sözde tarihsel tanımları; savaştan önceki döneme odaklanan kısa vadeli açıklamalar; ve İsrail Devleti’nin iddia edilen suçlarına dayanan geriye dönük gerekçelendirme.”[38] Mein Kampf’ı tarihsel bir kanıt olarak ele alan bu temanın savunucuları, Holokost’ta öldürülen Yahudilerin çoğunun Almanya ile hiçbir ilgisi olmadığını göz ardı ederek, Alman Yahudilerine ve onların Almanlara karşı iddia edilen faaliyetlerine atıfta bulunuyor. Bu tema çoğunlukla milliyetçi ve milliyetçi-İslamcı Mısırlı yazarlar tarafından kullanılırken, solcular dahil Lübnanlı ve Filistinliler tarafından da kullanıldı.[39]

İkinci yaklaşım, İslamcı sağdan seküler sola tüm siyasi eğilimler tarafından uygulanan bir inkâr biçimi.[40] Ana hedefi, Siyonizmin ahlaki-tarihsel temelini çürütmek ve İsrail Devletini yetkisiz hale getirmek. Bu yaklaşımın ortaya çıkmasında bir neden, düşmanın mağduriyetini kabul etme ve ona biraz ahlaki yetki ve devlet olma hakkı için gerekçelendirme vermeme mücadelesi olabilir. Diğer bir neden, “Yahudilerin, 1948’de İkinci Dünya Savaşı sırasındaki mutlak çaresizliklerinin yalnızca üç yıl sonra Araplara karşı kazandıkları zaferle” tezatlığını anlayamamak olabilir.[41] Batılı meslektaşlarından farklı olarak Arap inkârcılar, redci söylemlerinde doğrudan Siyonizm ve İsrail’i hedef alıyorlar ve Batı’daki gibi siyasi marjinlerden ziyade entelektüel ve siyasi ana akımda yer alıyorlar. Ancak, Batı hareketine benzer şekilde, bu yazarlar ya Yahudi-Siyonist bir aldatmaca olarak Holokost’u tamamen reddediyorlar ya da kitlesel kayıpları kabul ediyorlar ancak bir imha planını reddediyorlar ya da sayıları en aza indiriyorlar. En yüksek derecedeki Mısırlı (Gamal Abdel-Nasser) ve Lübnanlı (Charles Malik) devlet adamları bile bu söylemi kullandı. Son olarak, 1980’lerden beri Robert Faurisson ve Roger Garaudy gibi sözde profesyonel Batılı inkârcılar, Arap dünyasında Holokost inkârında güvenilir kaynaklar haline geldi.[42]

Diğer bir tema da, çeşitli ideolojik akımlar tarafından paylaşılan sözde Nazi-Siyonist işbirliği. Mantıkî ilişki, “Yahudilerden ne pahasına olursa olsun kurtulmak isteyen Naziler ile Filistin’e Yahudi göçü isteyen Siyonistler” arasında iddia edilen ortak ilgi.[43] Sonuç olarak bu tema, sözde Siyonistler ve Nazilerin, Avrupalı ​​Yahudilerin çoğunluğundan oluşan Siyonist olmayan Yahudileri yok etmek için işbirliği yaptıklarını iddia ediyor. Uç noktada, bazı yazarlar “Siyonist bankalar ve tekeller Hitler’e önemli mali destek sağladı ve bu da onun iktidara giden yolunun açılmasına yardımcı oldu” diyor.[44] Bu yaklaşım, Siyonist olmayan Yahudileri “ilkeli ahlaki kişiler” olarak adlandırıp, Siyonistlerin “yalnızca dar çıkarlarını önemseyen alaycı manipülatörler” olduğunu iddia ediyor.[45] Bu argüman Ürdün ve Suriye ansiklopedilerinde yer bulmuş ve Filistinli yazarlar arasında, özellikle Filistin Yönetiminin şu anki başkanı Mahmud Abbas gibi FKÖ üyeleri arasında yaygınlaşmıştır.

Son olarak, 1990’ların ortalarından itibaren, Edward Said gibi Arap entelektüelleri arasında yeni bir eğilim, “Yahudilerin acısını insanlığa karşı bir suç olarak” kabul etmeye başladı ve “insani yönleri siyasi yansımalardan” ayırarak Yahudi ve Filistin felaketlerinin karşılıklı olarak tanınmasını önerdi.[46] “Batı’nın ve dünyanın İsrail’e sempatisini anlamak için Arapların Holokost’u anlamaya çalışması ve Yahudi trajedisine karşı daha fazla duyarlılık ve empati göstermesi” gerektiği vurgulandı. Yine de, bu yaklaşım İkinci İntifada’nın patlak vermesinin ardından kınandı ve Holokost’un Arap anlatısı hala Arap-İsrail çatışmasından ve Ortadoğu’nun siyasi gerçeklerinden büyük ölçüde etkileniyor.[47]

İnternette Holokost Reddi

Bugün Holokost inkârı esas olarak siber dünyada şekilleniyor. Milyarlarca insana ulaşan internet, tarihin en büyük propaganda aracı haline geldi ve her türden aşırılık yanlıları, kullanımına hızlı bir şekilde adapte oldular.[48] Bu nispeten yeni iletişim ortamı, ana akım medyada antisemitizm ve Holokost inkârının yayılmasında işlevsel oluyor.[49] Daha önce antisemitik duyguları olmayan insanlar, Holokost hakkında yanıtları ararken inkâra adanmış web sitelerine yönlendiriliyor. Bu olgu, Holokost inkârının Arap internet kullanıcıları arasında “son derece yaygın bir tema” haline gelmesiyle Ortadoğu’da da kendini gösteriyor.[50] Özellikle, “Nazi-Siyonist karışımı” gibi yanlış benzetmeler, Yahudi trajedisini sıradanlaştırarak siber dünyada yaygınlık kazanıyor.[51] Facebook gibi sosyal medya platformlarının da Holokost inkârını yasaklamak için yıllarca gecikmiş olması bu eğilimde oldukça etkili oldu ve Holokost inkârının aşırı antisemitizmin bir tezahürü olmaktan ziyade tartışmalı bir fikir olarak görülmesine izin vererek yayılmasını meşrulaştırdı.[52]

Sonuç

Özetle, bu makale ilk olarak Holokost inkârının Arap dünyasındaki tarihsel ve siyasi arka planını, ikinci olarak Holokost inkârının farklı ideolojik akımlarda ifade edilmesinin ortak temalarını ve üçüncü olarak da İnternet’in Holokost inkârına bir platform sağlayan katkısını inceledi. Bunları uygularken, Batı Holokost inkârıyla özel karşılaştırmalar da eklendi. Bu incelemenin varsayılan sonuçları Arap devletlerinde Holokost inkârına ilişkin bölgesel anketlerin eksikliğinden dolayı sınırlı. Ancak, yukarıda verilen veriler ışığında, Arap entelijansiyasında Holokost inkârının kısmen II. Dünya Savaşı sırasında Nazi propagandasından ve özellikle Arap-İsrail çatışmasından etkilendiği iddia edilebilir. Bu tarihsel ve politik anlamda, sosyal olarak güdülenmiş Batı antisemitizminden farklıdır. Toplumsal düzeyde, tarihsel gerçeklere yabancılık, internet ortamındaki manipülasyon ve İsrail politikalarına itiraz etkili olmuştur. İran gibi diğer Ortadoğu ülkelerinde Holokost inkârına ilişkin daha fazla araştırma, bölge hakkında daha geniş sonuçlara varmak için gerekli olacaktır.

Bibliyografi

Achcar, Gilbert. “Assessing Holocaust Denial in Western and Arab Contexts.” Journal of Palestine Studies 41, no. 1 (2011): 82–95. https://doi.org/https://www.jstor.org/stable/10.1525/jps.2011.xli.1.82.

Herf, Jeffrey. “Broadcasting Antisemitism to the Middle East.” Essay. In Holocaust Denial: The Politics of Perfidy, edited by Robert Solomon Wistrich, 213–34. Jerusalem & Berlin: The Hebrew University Magnes Press & De Gruyter, 2012.

Küntzel, Matthias. “Iranian Holocaust Denial and the Internet.” Israel Journal of Foreign Affairs 6, no. 1 (2012): 43–52. https://doi.org/https://doi.org/10.1080/23739770.2012.11446486.

Litvak, Meir, and Esther Webman. “The Representation of the Holocaust in the Arab World.” Journal of Israeli History 23, no. 1 (2004): 100–115. https://doi.org/https://doi.org/10.1080/1353104042000241947.

Nyhan, Brendan, and Thomas Zeitzoff. “Conspiracy and Misperception Belief in the Middle East and North Africa.” The Journal of Politics 80, no. 4 (October 2018): 1400–1404. https://doi.org/https://doi.org/10.1086/698663.

Weitzman, Mark. “Globalization, Conspiracy Theory, and the Shoah.” Essay. In Holocaust Denial: The Politics of Perfidy, edited by Robert Solomon Wistrich, 195–212. Jerusalem & Berlin: The Hebrew University Magnes Press & De Gruyter, 2012.

Wistrich, Robert Solomon. “Introduction: Lying about the Holocaust.” Introduction. In Holocaust Denial: The Politics of Perfidy, 1–26. Jerusalem & Berlin: The Hebrew University Magnes Press & De Gruyter, 2012.

Wistrich, Robert Solomon. “Negationism, Antisemitism, and Anti-Zionism.” Essay. In Holocaust Denial: The Politics of Perfidy, 257–68. Jerusalem & Berlin: The Hebrew University Magnes Press & De Gruyter, 2012.


[1] Matthias Küntzel, “Iranian Holocaust Denial and the Internet,” Israel Journal of Foreign Affairs 6, no. 1 (2012): pp. 43-52, https://doi.org/https://doi.org/10.1080/23739770.2012.11446486, 1; Gilbert Achcar, “Assessing Holocaust Denial in Western and Arab Contexts,” Journal of Palestine Studies 41, no. 1 (2011): pp. 82-95, https://doi.org/https://www.jstor.org/stable/10.1525/jps.2011.xli.1.82, 83.

[2] Robert Solomon Wistrich, “Holocaust Denial: The Politics of Perfidy,” in Holocaust Denial: The Politics of Perfidy (Jerusalem & Berlin: The Hebrew University Magnes Press & De Gruyter, 2012), pp. 1-26, 1.

[3] Gilbert, Achcar, Assessing Holocaust Denial, 82.

[4] Meir Litvak and Esther Webman, “The Representation of the Holocaust in the Arab World,” Journal of Israeli History 23, no. 1 (2004): pp. 100-115, https://doi.org/https://doi.org/10.1080/1353104042000241947, 100.

[5] Gilbert, Achcar, Assessing Holocaust Denial, 83.

[6] Ibid.

[7] Ibid., 84.

[8] Meir Litvak, The Representation of the Holocaust, 100.

[9] Gilbert, Achcar, Assessing Holocaust Denial, 84.

[10] Meir Litvak, The Representation of the Holocaust, 104.

[11] Gilbert, Achcar, Assessing Holocaust Denial, 85.

[12] Ibid.

[13] Gilbert, Achcar, Assessing Holocaust Denial, 85.

[14] Jeffrey Herf, “Broadcasting Antisemitism to the Middle East,” in Holocaust Denial: The Politics of Perfidy, ed. Robert Solomon Wistrich (Jerusalem & Berlin: The Hebrew University Magnes Press & De Gruyter, 2012), pp. 213-234, 213.

[15] Ibid.

[16] Ibid., 219.

[17] Ibid., 232.

[18] Ibid., 233.

[19] Jeffrey Herf, Broadcasting Antisemitism to the Middle East, 233.

[20] Meir Litvak, The Representation of the Holocaust, 100.

[21] Gilbert, Achcar, Assessing Holocaust Denial, 86.

[22] Ibid.

[23] Ibid.

[24] Meir Litvak, The Representation of the Holocaust, 100.

[25] Ibid.

[26] Ibid.

[27] Ibid.

[28] Gilbert, Achcar, Assessing Holocaust Denial, 91.

[29] Bkz. Avraham Burg, The Holocaust Is Over, We Must Rise From Its Ashes.

[30] Gilbert, Achcar, Assessing Holocaust Denial, 91.

[31] Ibid., 87.

[32] Brendan Nyhan and Thomas Zeitzoff, “Conspiracy and Misperception Belief in the Middle East and North Africa,” The Journal of Politics 80, no. 4 (October 2018): pp. 1400-1404, https://doi.org/https://doi.org/10.1086/698663, 1401.

[33] Gilbert, Achcar, Assessing Holocaust Denial, 89.

[34] Gilbert, Achcar, Assessing Holocaust Denial, 92.

[35] Meir Litvak, The Representation of the Holocaust, 105.

[36] Ibid., 101.

[37] Ibid., 102.

[38] Ibid.

[39] Ibid.

[40] Ibid., 107.

[41] Ibid., 104.

[42] Meir Litvak, The Representation of the Holocaust, 104-105.

[43] Ibid., 108.

[44] Ibid.

[45] Ibid., 109.

[46] Ibid., 111.

[47] Ibid., 112.

[48] Mark Weitzman, “Globalization, Conspiracy Theory, and the Shoah,” in Holocaust Denial: The Politics of Perfidy, ed. Robert Solomon Wistrich (Jerusalem & Berlin: The Hebrew University Magnes Press & De Gruyter, 2012), pp. 195-212, 210.

[49] Ibid., 211.

[50] Meir Litvak, The Representation of the Holocaust, 107.

[51] Robert Solomon Wistrich, “Negationism, Antisemitism, and Anti-Zionism,” in Holocaust Denial: The Politics of Perfidy (Jerusalem & Berlin: The Hebrew University Magnes Press & De Gruyter, 2012), pp. 257-268, 263.

[52] Matthias Küntzel, Iranian Holocaust Denial and the Internet, 44.

Avlaremoz’un resmi bir görüşü yoktur. Yayımlanan yazılar, yazı sahibinin kendi görüşleridir. Çok sesli bir platform olma amacı taşıyan Avlaremoz’da, nefret söylemi içermedikçe, farklı düşünceler kendisine yer bulmaktadır.