Geçmiş Zaman Hikayeleri Göze Çarpanlar

Yahudiler Türkiye’de neden çardak kurmuyor

Kaynak: OdaTV, Rafael Sadi

Sukot veya Çardaklar Bayramı…

Bu bayramda Yahudiler 8 gün kendi inşa ettikleri en az 3 duvarı olan tahta, metal ve ağaç yapraklarından oluşan çardaklarda yemek yerler ve yatarlar. Eskiden ve dini bütün Yahudiler halen de yatmaktadırlar. Kış aylarına denk gelen aylarda ise soğuk nedeni ile sadece yemek yemek için Suka‘ya inilmekte.

Peki, bu bayramın ve geleneksel Çardak–Suka neden yapılır ve neyi ifade etmektedir?

Yahudiler Mısır’dan çıktıktan sonra 40 sene Sina çölünde dolaştılar ve evsiz barksız bir şekilde vaat edilen topraklar olan İsrail topraklarına gelmek için dolaşıp durdular. Bu süre zarfında ellerine geçirdikleri, her türlü basit malzemeler ile kendilerini koruyabilecek baraklalar veya çardaklar inşa ettiler. Bir inanışa göre Musa peygamber çölde doğmuş köleliği tatmamış olan bir neslin İsrail topraklarına varması için 40 yıl Yahudileri dolaştırmış.

Kimilerine göre ise yolunu kaybetmiş ve erkekliğe laf ettirmemek için kimseye yol sormamıştı. Bu İsrail’deki en yaygın espridir. İsrailli erkekler her şeyi bildiklerinden kaybolsalar bile kimseden yol tarifi istemezler. Dünyaca ünlü GPS sistemi ile yol bulma aplikasyonu Waze‘i de neden İsrailli bilim adamlarında bulunduğunun izahatını almış oldunuz.

İşte çölde geçen ve kullanılan bu çardakların ve o insanların anılması adına bu bayram hem Mutluluğun Bayramı hem de Sukot (Çardaklar) Bayramı olarak isimlendirilir.

Sukot Bayramı, Kipur orucundan tam 10 gün sonra kutlanır ve ilk iki gün ve son iki gün Yom Tov (iyi gün) veya Şabat (Cumartesi)  günü gibi kutsal sayılır ve iş yapılmaz, araba kullanılmaz, elektrikli aletler çalıştırılmaz gibi kurallar mevcuttur.

Aradaki diğer 4 gün de bayramdır ve her gece Suka’da yemek yenir ve dualar eşliğinde yemek yenir.

Suka’nın nasıl inşa edileceği ve hangi süslerin kullanılacağı detaylı olarak belirtilmiştir.

Ayrıca Sukot bayramının en önemli özelliklerinden biri ise 4 çeşit meyvenin bir arda temsilidir ve dualar esnasında bu meyveler kutsanır. Bu çeşitler aslında birer semboldür ve her biri ayrı bir şeyi ifade eder.

ETROG (Bir çeşit narenciye-LIMON )
Tadı ve kokusu vardır; bilgiye ve iyi eylemlere sahip Yahudileri temsil eder.

LULAV (Hurma ağacı  yapraklarından yapılmıştır)
Tadı vardır ama kokusu yoktur. Bilgiye sahip, ama iyi işler yapmayan Yahudileri temsil eder.

ADAS YAPRAKLARI (Mersin ağacı)
Sadece kokusu vardır, bilgisiz ama iyi işler yapmış insanları temsil eder.

ARAVA YAPRAKLARI (Söğüt ağacı)
Ne tadı ne de kokusu vardır, çünkü bazı Yahudilerin ne bilgisi, ne de yaptıkları iyi işleri vardır.

Kısaca bu 4 çeşit Yahudilerin aynı zamanda insanların bilgi ve bilgilerini insanların yararına kullanma biçimini hep bir arada olduğunu ve olması gerektiğini göstererek adeta gizli bir mesaj verir. Bu bayramda da her türümüzün birlikteliği de vurgulanmış olur.

Sukot bayramı Türkiye’de İsrail’dekinden farklı kutlanır.

Türkiye’deki Yahudiler genellikle şehir hayatı sebebi ile Suka yapabilecek mekânlardan uzaktadırlar. Hoş İsrail şehir yaşamında da durum çok farklı değildir ve Suka İsrail’de her apartman girişinde ve ailelerin teraslarında bile inşa edilmektedir.

Türkiye’de yapılmamasının sebebi komşular ne der endişesi ve az bir şey çekincesidir. Densizin biri çıkıp rahatsız edilmesinden korkulur. Belki de belediyeye kaçak inşaat diye de ihbar edilebilir…

Bu nedenle Türkiye’de Sukalar genellikle sinagogların bahçelerinde veya taş avlularında inşa edilir ve her gece sinagog müdavimleri bir araya gelip Sukot duaları ve yenmesi gerekenleri yerler. Sukot Bayramının en belirgin yemeği ve olmazsa olmaz meyvesi üzümdür. Sukot Bayramında da üzüm fiyatları tavan yapar.

Rahmetli babam her Kipur günü Teva’ya (kürsü) Tora (Tevrat) okumaya kalktığında sinagog yararına yapılması gereken bağış yerine rakam belirtmemek adına Suka’nın ihtiyacı olduğu kadar üzüm + ekmek ve rakı bağışında bulunurdu. Yahudi dinine göre alkollü içki içmek yasak değildir.

Sukot Bayramı esnasında da 2 veya 3 gece de ailece Suka’yı ziyaret ederdik.

Bazen başka sinagogların da Sukalarını maaile ziyarete giderdik. Bu dini bir türbe ziyaretinden çok farklı olarak eş dost akrabalar birlikte gidilen bir piknik edasındaydı.

Çocukluğumdan hatırladığım iki sinagog sukaları ise:

Hasköy Mallem Sinagogu.

Eniştemin anne babasınıın büyüdükleri mahallenin sinagogu idi ve bazı bayramlarda beraberce gitmişliğimiz vardır. Oldukça eğlenceli bir hava vardı. Eski Hasköylüler birbirleri ile bu vesile ile birbirlerini bulurlardı. Babamın da dostu olan Selim Momo Ventura eniştemin amcası İzak Anah, eşi madam Estreya kızları Eti Anah (Angat), Selim abinin çocukları David ve Ruti ikizler sınıf arkadaşlarım. (Ruti erken yaşta rahmetli oldu maalesef) daha bir çok güzel insan bu bayram sebebi ile bir araya gelir hem dini gereklerini yerine getirirler hem de çocukların sinagog bahçesinde oynaması imkanı oluşurdu.

Bir diğer sinagog Suka’sı ise artık mevcut olmayan Unkapanı Sinagogu sukası idi. Yine böyle bir bayram gezmesi edasında hep birlike bütün aile ve dostlar gidilmiş ve Unkapanı sahilinde tam deniz üstünde olan ahşap sinagog terasında üzümleri ve getirilen yiyecekleri yemiştik. Annemlerin sıkıntısı ise deniz kenarında olmamızdan dolayı çocukların denize düşmesini önleyecek ve her birimizin ardından koşuşturması idi.

Bu sinagog artık yok maalesef.

Bu vesile ile sinagog yöneticisi Rahmetli Jozef Kastoryano’yu yâd etmeden geçemeyeceğim.

Suka’nın 8. gününü Şemin Atzeret, yani sekizinci tören günüdür ve aynı zamanda Simhat Tora’dır. Kısaca Tevrat bu günde tekrardan okunmaya başlanır ve buna da Tevrat sevinci anlamında Simhat Torat denilir.

*Avlaremoz’un resmi bir görüşü yoktur. Yayımlanan yazılar, yazı sahibinin kendi görüşleridir. Çok sesli bir platform olma amacı taşıyan Avlaremoz’da, nefret söylemi içermedikçe, farklı düşünceler kendisine yer bulmaktadır.