Selahattin Demirtaş Şalom Gazetesi’nin Sorusunu Yanıtladı

Fotoğraf: T24

Gazete Duvar’da İrfan Aktan’ın 27 Mayıs 2019 tarihinde ‘Dilene dilene değil, direne direne kazanıyoruz’ başlıklı yazısında, Selahattin Demirtaş’ın 35 gazeteci, yazar ve eleştirmenin sorularını yanıtladığına şahit olduk.

İrfan Aktan, Demirtaş’a iletilen soruların hikayesini şöyle aktarıyor: ‘Bundan bir hafta önce, hem son öykü kitabı Devran’ı hem de Öcalan’a yönelik tecrite karşı yürütülen açlık grevindeki kötü gidişatı ‘konuşmak’ üzere HDP eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’la avukatları aracılığıyla bir söyleşi yapmak istedik. Avukatları üzerinden Demirtaş’a, farklı düşüncelerdeki gazeteci, edebiyatçı, yazar ve eleştirmenden birer soru iletmemiz halinde yanıtlayıp yanıtlamayacağını sorduk. Demirtaş’tan olumlu cevap gelince farklı görüşlerdeki 34 isimden birer soru rica ettik. (Şalom gazetesindeki meslektaşımız, gazete adına soru sormak istediklerini iletti.) Demirtaş güncel siyasetten edebiyata, Kürt dilinden sanata, İstanbul seçimlerinden hapishane koşullarına kadar çeşitli meselelere dair sorulara kısa süre içinde yanıt verdi.

Selahattin Demirtaş 35 soruyu alfabetik sırayla cevaplamış. Soru soranların arasında, Melis Alphan, Nevşin Mengü ve Yetvart Danzikyan gibi isimler de mevcut.

Selahattin Demirtaş sorulara cevap vermeden önce, ‘Her şeyden önce, bu orijinal röportaj fikri nedeniyle İrfan Aktan’a ve soru gönderme nezaketinde bulunan tüm değerli dostlara içtenlikle teşekkür ediyorum. Bunu aynı zamanda hapishanelerle bir dayanışma olarak görüyor ve çok anlamlı buluyorum. Doğrusu İrfan bu yöntemi önerdiğinde 7-8 soru bekliyordum fakat 34 değerli insandan soru gelince hem sevindim, hem de kaygılandım. Nitekim soruların hepsine gönlümce cevap olabilmek mümkün olamayacak. Ancak ben her soruyu güzel dostlardan gelmiş sıcak bir selam olarak hissettiğim için, her birine aynı içtenlikle selam göndermek istedim. Umarım mecburiyetten kaynaklı sıkıştırılmış formattaki cevaplarımı anlayışla karşılayacaksınız. Hepinize ayrı ayrı teşekkürlerimi, selamlarımı, özlemlerimi iletiyor, geniş zamanlarda ve mekanlarda doyasıya sohbet edebilmeyi diliyorum.’  diyerek ileriki zamanlarda Şalom Gazetesi de dahil olmak üzere tüm soru yönelten gazeticilerle söyleşme  kapısını açık bıraktı.

Bu süreçte 35 farklı gazeteciden sadece Şalom Gazetesi’nde bulunan ‘meslekdaş’ın isim vermeyişi dikkat çekti. Şalom Gazetesi’ndeki ‘meslekdaş’ın isim vermeme sebebi, medyada görünür olmama isteği mi, yoksa Selahattin Demirtaş, HDP veya Gazete Duvar ile kurulabilecek olası bir bağdan kendisini soyutlamak mı? Yoksa bu ‘meslekdaş’ gerçekten tüm Şalom Gazetesi çalışanlarının ortak çalışmasından nemalanmak mı istemedi? Bilemiyorum.

Selahattin Demirtaş’ın Türkiye Antisemitizmi Tanımı

Şalom Gazetesi’nin ‘Türkiye’deki görsel, yazılı ve sosyal medyadaki antisemitizmin nedenleri hakkında düşüncelerinizi alabilir miyiz?‘ sorusuna Demirtaş şöyle cevap veriyor:

Türkiye’deki antisemitizmin beslendiği kaynaklar, dünya genelindekinden biraz farklıdır diye düşünüyorum. Kabaca ifade etmem gerekirse kaynağını Türkçülükten ve siyasal İslamcılıktan alan daha “yerli ve milli” bir antisemitizm var. Filistin-İsrail meselesi ve işgal altındaki Filistin toprakları, İsrail hükümetlerinin Filistin halkına karşı zalimce uygulamaları nedeniyle siyasal İslamcılar eleştiri veya tepkilerini İsrail hükümetlerine yöneltmek yerine doğrudan Yahudi inancına yönelterek bunu bir nefrete dönüştürebiliyorlar. Yine uluslararası sermaye gücünün, lobilerin ve emperyal devletlerin yönetiminin kontrolünün ağırlıklı olarak Yahudi iş insanlarının elinde olduğu ve bunların da sürekli Türkiye’yi bölme planları yaptığını iddia eden Türkçüler de bu iddialarını Yahudi düşmanlığına kadar vardırabiliyorlar. Resmi hükümet politikaları da bu türden algıları besleyen ve körükleyen düzeyde dışa yansıdığında,  antisemitizm de daha cüretkar hale gelebiliyor, daha görünür oluyor. Yoksa maalesef ki, alttan alta sürekli varlığını koruyan bir antisemitizm var bu kesimlerde. Çok kültürlü toplumların demokrasi için büyük bir fırsat olduğu anlaşılmadan ve toplum gerçek tarihi bilgilere sahip olup bilinçlenmeden bununla baş edebilmek kolay olmayacaktır kanaatindeyim. Bu vesileyle, sizler aracılığıyla tüm Musevi kardeşlerimize selamlarımı iletmek istiyorum.

İrfan Aktan Ropörtajı, 27 Mayıs 2019.

Şalom Gazetesi’nin sorusu aracılığıyla Yahudilere selam yollayan Demirtaş, Yetvart Danzikyan’ın sorusu üzerine Ermenilere ve Agos Gazetesi’ndeki arkadaşlara selam yollamayı unutmadı.

Danizkyan ise sorusunda Ermeni soykırımıyla yüzleşilme ihtimalinin var olup olmadığını irdeledi.

Yetvart Danzikyan: Öncelikle selamlarımı ve bu siyasi mahpusluk döneminin artık son bulması temennimi iletirim. Sorum şudur: Ermeni Soykırımı’nın başlangıç tarihi olan 24 Nisan’ın 104. yılını geçtiğimiz ay idrak ettik. Bu yıl Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tehciri “mantıklı” gören açıklaması hayli tepki topladı. Beri yandan soykırımı anma toplantıları da her yıl daha güç şartlarda yapılıyor. Ermeni Soykırımı ile yüzleşme konusunda neredeyiz, nereye doğru gidiyoruz? Bu konu ile bir gün yüzleşecek miyiz?

Sevgili Yetvart, üzülerek görüyorum ki Ermeni Soykırımı ile yüzleşilmesi ve hem Türkiye halklarının hem de Ermeni halkının daha güvenle, dostça yollarına devam edebilmeleri imkanından halen çok uzağız. Sabırla ve kararlılıkla iki toplumun barışı, helalleşmesi, Ermeni halkının yasını tutarak travmasını atlatabilmesi için çabalarımızı sürdürmek durumundayız. Hakikate ve adalete dayalı bir yüzleşme yaşanmadan bu halkların hiçbiri güvenle geleceğe yürüyemeyecektir. Bunun kolay bir iş olmadığının farkındayım ama gelecek yıllara dair demokrasi umudumu koruyorum. Agos’taki tüm dostlara, Ermeni kardeşlerimize selamlarımı iletirsen sevinirim.

İrfan Aktan Ropörtajı, 27 Mayıs 2019.

Bunları da beğenebilirsiniz...