Aşkenazlar 14. Yüzyıldan Beri Bu Topraklarda, Arşiv ve Sergisi Schneidertempel’da – Betsy Penso

Parohet

Bir esnaf grubunun tek başına bir sinagogu olduğunu biliyor muydunuz? Peki Avusturyalılar tarafından gönderilen Rabi Dr. David Markus’un ismini hiç duymuş muydunuz? Ya ülkenin ilk yerleşik sineması olan Pathe’den bahsetsek…

Dünden Bugüne Türkiye’de Aşkenazlar Sergisi ve Yaşayan Arşiv’i 19 Mayıs’taki açılışından sonra 20 Mayıs’tan beri Schneidertempel’da ziyaretçileriyle buluşuyor. Sergiden daha detaylı bahsetmeden önce, Schneidertempel’ın Pazartesi ve Salı günleri kapalı olduğunun diğer günler ise saat 11:00 ile 18:00 arasında açık olduğunu hatırlatmakta fayda var ki, benim gibi bir Salı öğleden sonrası görebildiğiniz yegane şey sinagogun kapısı olmasın…

Aşkenaz Cemaati neredeyse 1 senedir duyurularla yurt içinden ve yurt dışına göçmüş Aşkenazlardan obje, fotoğraf gibi sergi öğeleri çağrısında bulunuyordu.

Schneidertempel Sinagogu 3 katlı. Giriş katında bu serginin geçici kısmı yer alıyor. Bu sayede, sergi sona erip aşağı kattaki sanat galerisi farklı sergilere ev sahipliği yapmaya devam edecekken; üst kattaki azarada (kadınlar bölümünde) serginin kalıcı bölümünü ziyaret etmek mümkün olacak. En üst kat yani ikinci azara ise henüz boş.

Alt katta Aşkenaz ailelerin fotoğrafları ile karşılaşıyoruz. Siyah beyaz fotoğraflar arasında, basma elbiseler, güzel kadınlar, kalabalık aileler görmek mümkün. Üsk kattan alt kata ise bir parohet sarkıyor. Parohet, Sefertoraların bulunduğu dolabı örtmek için kullanılan bir perde. Schneidertempel artık sinagog olarak kullanılmadığı için bu salonda görebileceğiniz tek parohet aslında olması gerektiği yerin tam karşısında sergileniyor.

Merdivende bulunan kronolojik sıradan bir seçki

Alt kattan üst kata çıkan dar sarmal merdivenlerde Aşkenazların 14. yüzyıldan beri önce Osmanlı topraklarında sonra ise Türkiye Cumhuriyeti’ndeki kronolojisi dikkat çekiyor. Osmanlı Devleti’ne Aşkenazlar ilk olarak sınırların genişlemesiyle Doğu Avrupa’dan giriyor. Bu tarih şu anda Türkiye’de çoğunluk olarak bulunan Sefaradların Osmanlı topraklarına gelmesinden önceki bir tarihe tekabül ediyor. Aşkenazlar sayıca daha az olsalar da, bu topraklarda Sefaradlar’dan daha eskiler. Tabii, Aşkenazlar’dan önce bu topraklarda bulunan Romaniot’ları ve Aşkenazlar ile yakın zamanlarda bu topraklara gelen Karai’leri de unutmamak gerek.

Merdivenlerde asılı kronolojide Aşkenazların sayıca artışlarına sebebiyet veren olaylar, kurdukları dernekler, politik hayatta gösterdikleri faaliyetler, Aşkenazları bir şekilde etkilemiş toplumsal olaylar, Hahambaşılık Kurumu ile gerçekleştirilen mütabakatlar ve tüm Yahudilerin etkilendiği Varlık Vergisi, 6-7 Eylül Pogromu gibi tarihi olaylara yer verilmekte. Merdivenleri çıkarken insan ister istemez muhtemelen şık elbiseler ve topuklu ayakkabılarla bu sinagoga gelen kadınların dar merdivenleri inip çıkarken nasıl zorlanmış olabileceğini düşünüyor.

Üst katta bizi pek çok obje, fotoğraf, belge ve bilgi karşılıyor. Benim ilgimi çeken bazılarını listeledim.

1450’lerde Aşkenaz Haham Isaac Tzarfati, Alman, Macar ve Fransız Yahudilerini Osmanlı topraklarına davet eden ünlü mektubunu kaleme almış. Belli ki Aşkenaz toplumu Osmanlı Devleti’nde yaşamaktan memnun kalmış ve toplumlarının nüfusunu artırmak istemekteymiş.

Aşkenaz Toplumu 19. yüzyılda İstanbul’da üç sinagog açmış. Avusturya’daki Yahudilerin yapımına destek vermeleri sebebiyle Oesterreichsicher Tempel veya bugünkü ismiyle Yüksekkaldırım Aşkenaz Sinagogu; Polonya, Romanya ve Rusya’daki pogromlardan kaçarak gelen Aşkenazlar için kurulan ve Karaköy Zürafa Sokak’ta yer alan Or Hadaş Sinagogu ve sergiye ev sahipliği yapan, toplumun esnaf kesiminin, özellikle de terzilikle uğraşan üyelerin desteğiyle açılan Tofre Begadim veya bugünkü ismiyle Schneidertempel – Terziler Sinagogu’nu kurmuşlar.

1895’te Aşkenazlar Dünya’nın ilk Yahudi Spor Kulübü olan Israelitische Turnuverein Konstantinopel’i İstanbul’da kurmuşlar.

17. yüzyılda toplumdaki eğitimin moderneleşememesi ve yeterince kaliteli olmaması sebebiyle, Aşkenaz toplumunun Avrupa’daki unsurlarının katkılarıyla ülkenin dört bir yanında kısa bir süre içerisinde onlarca okul açılmış. Aşkenaz çocukları için özel olarak ise Almanca eğitim veren Goldschmidt Okulu faaliyete girmiş. 1900 yılında bu okula henüz çok genç olmasına rağmen Avusturyalı haham Dr. David Markus müdür olarak atanmış. Dr. Markus, örgütsüz haldeki Osmanlı Yahudilerini bir araya getirmek ve herkes için eşit, laik ve çağdaş bir eğitim sunabilmek için çalışmış. Günümüzde faaliyet veren Ulus Özel Musevi Okullarının da temeli Dr. Markus’un da katkılarıyla Yemenici Sokak’ta başlamıştı.

Aşkenaz Odeon markasının bir reklamı

Gündelik hayatta Aşkenazların çok da farklı olmayan meslek dallarında çalıştığını söylemek pek de hatalı olmayacaktır. Galata, Pera ve Eminönü civarına yerleşen Aşkenazlar terzilik, dokumacılık gibi işlerle haşır neşir oldular. “Kaliteli, Avrupai giyim” mottosuyla yola çıkan Aşkenazların mağazalarının çoğu kendi soyadları ile özdeşleşmişti: Mayer, Karlman, Brod, Stein, Tiring, Orozdibak. Aşkenazlar arasında bir diğer popüler meslek ise, müzik aletleri ve plakçılıktı. Sigmund Weinberg ise başlarda Yüksekkaldırım’da fotoğraf makineleri alıp satan bir dükkana sahipken daha sonraları Fransız Pathe firmasının temsilciliğini alarak 1918 senesinde Tepebaşı’nda ülkenin ilk yerleşik sinemasını açmıştı.

Sergi ve yaşayan arşiv projesine gerçekten çok emek harcanmış olduğu belli. Yüksekkaldırım Aşkenaz Cemaati, Dr. Markus Kültür ve Sanat Derneği ve Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı’nın katkılarıyla hazırlanmış bu sergi gerçekten gezilmeye değer.

*Avlaremoz’un resmi bir görüşü yoktur. Yayımlanan yazılar, yazı sahibinin kendi görüşleridir. Çok sesli bir platform olma amacı taşıyan Avlaremoz’da, nefret söylemi içermedikçe, farklı düşünceler kendisine yer bulmaktadır.

Bunları da beğenebilirsiniz...