İHD’den konferans: Türkiye’de ırkçılık yaşayanlar anlatıyor

İHD Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon “Türkiye’ de ırkçılık yaşayanlar anlatıyor” başlıklı konferans düzenledi.

Kaynak: Evrensel, Sefer Selvi

İnsan Hakları Derneği Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon ‘Türkiye’ de ırkçılık yaşayanlar anlatıyor’ adlı konferans düzenledi. İstanbul Taksim Elite World adlı otelde düzenlenen konferasta Türkiye’ de Müslüman olmamak, ırkçılık her alanda, kurumsal ve gündelik ırkçılık gibi konular farklı uzmanlar tarafından tartışılıp ele alınacak.

Konferansın açılış konuşmasını İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin yaptı. Açılış konuşmasının ardından Sosyolog Barış Ünlü ırkçılığın tanımı ve ‘ırkçılık hakkında nasıl düşünebiliriz’ üzerine konuştu. Ünlü, “Irkçılığın tanımı acaba bir savunma stratejisi midir, diye sordu. Ünlü, “Feministler kapılarında erkek istemediklerini söylediklerinde bu cinsiyetçilik olur mu? Buna hayır demeliyim. Güç farklılaşması olarak bakıldığında siyah ve beyaz değil arada başka bir ton var. Irkçılık belirli bir imtiyazlar setini sürdürmek için yapılan aşağılama ve hor görmedir. Türkleşmeye asimile edilerek bakılır. Türk olmayı kabul etmek ne demek? Türklük benim için bir Türkten beklediğim gibi düşünmek, görmek, bilgilenmek. Benim anladığım kavramlar bunlar. Camiler, ordu, medya sürekli Türklük eğitimi verir. Meslek çağına gelince her Türk özel Türklük sezgilerini çok iyi biliyor. Örneğin Türkiye’de bir gazetecinin Türk olarak haber yapması, düşünmesi yazması beklenir” dedi.

Ünlü, cinsiyetçilik, ırkçılık ve türcülük arasında farklılıklar olduğunu söyleyerek şöyle devam etti:  “İnsan sözleşmesinde kasttettiğim türcülük. İnsanlar biyolojik olarak hayvan olduğu halde sayısız canlıyı hayvan diyerek ayırırlar. İstediklerini yaparlar ve asla cezalandırmazlar. Bütün soykırımlar kelime darbesiyle yapılır. Bu düşüncelerle dünyada her yıl 1 milyara yakın hayvan öldürülüyor. Cinsiyetçilik türcülük ırkçılık arasında farklılıklar var. Sadece hayvanları tekmeleyenler mi türcü yoksa bu sistemden beslenen herkes mi türcü. Cinsiyetçilik, türcülük, ırkçılık arasında farklılıklar var. Bir grup hayvan konuşmaya başlasa ve ağızlarına gelmeyecek bir şeyler söylese bunlar cinsiyetçi olacak mı ya da konuşan hayvanlar örgütlense bir kişiyi kapıdan içeri almasa bu dışlama olur mu? Bu soruların ilginç ve ilişkisel olduğunu düşünüyorum.”

‘KENDİMİ NAZİ ALMANYASINDA HİSSEDİYORUM’

Ünlü’nün ardından ‘Türkiye’de Müslüman olmak’ adlı birinci oturum başladı. “Türkiye’de antisemitizm: Bir küfür çeşidi olarak Yahudi” başlığını anlatan avukat Betsi Penso, sözlü ve fiziki olarak Yahudi toplumuna yapılan saldırıları anlattı.

Penso, Türkiye’de hem siyasetçilerin hem de sosyal medya kullanıcılarının Yahudi toplumuna ayrımcılık uyguladığını söyleyerek hala birçok grafitide, duvar yazılarında Yahudilere hakaret edildiğinin altını çizdi. Penso, özellikle siyasetçiler tarafından sürekli koz olarak ortaya konulduklarını söyleyerek şöyle konuştu:

“Sokakta antisemitizm oluyor. Bazen sokakta Nazi Almanyasında olduğunu düşünüyorum. Duvar yazıları, grafitiler… Asla affedemeyeceğim bir isim var: Yıldız Tilbe. 2014’te sosyal medyada yaptığı paylaşımlarda Allah Hitler’den razı olsun az bile yapmış demişti. Meral Akşener, sık sık Yahudi madalyası problemini önümüze sürüyor. Muharrem İnce de Erdoğan’a bunu hatırlatmıştı. Sosyal medya kullanıcıları küfür ederken Yahudileri çok seviyor.”

Penso’nun ardından Yazar Rober Koptaş söz aldı. Koptaş, “Annemden duyduğum iki cümle kritik: Oğlum biz yumurta küfesiyle yaşıyoruz. Bizim adımız bize kabahat senin adın sana kabahat. İsimler değişir, inançlar gizlenir. Üniversitede Ermeni okulundan çıkmış arkadaşlarımın 4 yıl sonra Ermeni olduklarını anladım. Ama oruç tutuyordu, cuma namazına gidiyordu. Devleti karşımıza almak istemiyoruz, devlete dava açmayız, polisten korkarız. Yumurta küfesi taşıyan herkese selam olsun.”

*Avlaremoz’un resmi bir görüşü yoktur. Yayımlanan yazılar, yazı sahibinin kendi görüşleridir. Çok sesli bir platform olma amacı taşıyan Avlaremoz’da, nefret söylemi içermedikçe, farklı düşünceler kendisine yer bulmaktadır.

** Yazarımız Betsi Penso’nun haberin orjinalinde yanlış yazılmış ismi, bu versiyonda düzeltilmiştir.

Bunları da beğenebilirsiniz...