Şanson Geleneğinin Asi ve Yasaklı Şarkıcısı Jean Ferrat – Melike Karaosmanoğlu

Jean Ferrat, Ekim 1985 – Fotoğraf: Blue Maize

Jacques Brel, Georges Brassens ve Léo Ferré gibi Fransa’nın meşhur şanson geleneğinin parçalarından biridir Jean Ferrat. Bazı eleştirmenlere göre o arkadaşları kadar kıtaları aşan bir üne sahip değildir, Fransızcaya aşina olanların kalbinde ve kulağında yer etmiştir. Bunun hep eksik bir değerlendirme olduğunu düşünmüşümdür; çünkü mesele yer etmekse eğer Jean Ferrat şarkılarıyla kolektif hafızayı mücadele alanına çevirmiş bir sanatçıdır. Bellek ve hatırlamanın sadece zaman ve mekân ile ilişkisi yoktur, müzikle de ilişkisi vardır. Üstelik tarihin kuytusuna itilmiş, ideolojik olarak engellenmiş ne varsa açığa çıkarmak için pek çok şarkı ve şiir yazılmamış mıdır?

Jean Ferrat -gerçek soyadı Tenenbaum’dur- Paris’in 5 mil batısında, Vaucresson’da doğmuştu. Dört kardeşin en küçüğüydü. Babası Mnacha Tenenbaum mücevher yapan bir zanaatkârdı. 1905 yılında yüksek ihtimal bir pogromdan kaçmış ve daha iyi bir hayata başlama umudu ile Çarlık Rusya’sından Fransa’ya göç etmişti. Jean Ferrat babasının ailesi hakkında çok az bilgiye sahipti. Plastik çiçek üreten bir fabrikada çalışan annesi ile babası Paris’te evlenmiş ve o dönem Parisli Aşkenaz Yahudilerinin oturduğu bir mahallede yaşamışlardı.

Gazeteci Daniel Pantchenko ile yaptığı bir röportajda doğduğum çağ Léon Blum ve Front Populaire sayesinde umutların yükseldiği ve bu yükselişe faşizmin karanlığının düştüğü bir çağdır demişti. Ve şöyle devam ediyordu çocukluğunu anlatmaya:

“Nazi Almanya’sı Paris’i işgal etti ve babam bir gün işten eve göğsünde sarı bir yıldızla döndü. Artık tüm Yahudiler bu yıldızla sokağa çıkmak zorundaymış. Kendimizi damgalanmış gibi hissediyorduk. Aslında hissetmek de değil açıkça damgalanmıştık, “hayvan” gibi. Katliama götürüleceğimizi bilmiyorduk.”

Baba Mnacha Tenenbaum 1942 yılında tutuklandı ve tutuklandığı hafta Auschwitz’de öldürüldü. Ailenin diğer fertleri Fransız Direniş Örgütü’nden komünist üyelerin yardımıyla Pireneler’e kaçmayı başarıp, saklanarak hayatta kalabilmişti. Jean Ferrat o günlerin Fransız Komünist Partisine hep yakın hissettirdiği bir miras bıraktığını söylemiştir. Ama hiçbir zaman partiye üye olmamış, partinin Stalinist söylemlerini de eleştirmiştir. Siyasi şarkılarında adalet isteği, savaş karşıtlığı, işçi sınıfının mücadelesi, Bolşevik devrimi, sosyalizm vardır. Elbette ki şanson geleneğinin vazgeçilmez teması aşk da şarkılarında ön plandadır.

Jean Ferrat savaşın bitmesiyle birlikte ailesine destek olabilmek için okulu bırakıp bir kimya laboratuvarında işe girdiğini anlatıyor gazeteci Pantchenko’ya. Çocukluktan hızla sıyrıldığını ve sorumluluklarının nasıl değiştiğini aktarırken patronundan gelen “Seni sürekli düşünürken görüyorum ve bu hiç hoşuma gitmiyor.” uyarısının onu akşam derslerine katılmaya ikna ettiğini söylüyor. Ve sonrasında hayatı şiir, müzik ve tiyatro ile dolmuş. Küçük bir caz grubunda gitar çalmaya başlayan Jean, şarkılar yazmış, kabarelerde rol almış.

Louis Aragon’un şiiri Elsa’nın Gözleri için yaptığı beste André Claveau tarafından seslendirilince, Ferrat ismi duyulmaya başlamıştır. Kariyeri boyunca pek çok Aragon şiirini hem besteleyen hem de seslendiren Jean Ferrat 60’larda artık hatırı sayılır bir üne sahipti. 63 yılında tüm Holokost kurbanlarına ithaf ettiği Gece ve Sis (Nuit et brouillard) isimli bir şarkı yaptı. Şarkı Almanya ve Fransa arasındaki dostluğun zarar görmemesi “gerekçesiyle” yasaklandı. Yıllar sonra BBC tarafından dünyayı değiştiren şarkılar listesine girecek olan eser yasağa rağmen televizyonda yayınlanınca şarkıyı duymayan kalmamıştı. Ödül aldı.

Ferrat bu şarkıyı yaşanılanlar unutulmasın diye tüm insanlığa miras bırakıyorum diyordu. Yıllar sonra şarkıda engelliler, eşcinseller ve çingenelerden açıkça bahsetmediği için pişmanlık duyduğunu açıklamıştır.

Gece ve Sis

Yirmi kişi, yüz kişi, binlerce kişi idiler,
Çıplak ve zayıf, titreyenler, şu zırhlı vagonlarda,
Mücadele eden tırnaklarıyla geceyi yırtanlar,
Binlerce idiler, yirmi ve yüz kişi idiler.
İnsan olduklarını sanıyorlardı,
Sayılardan başka bir şey değillerdi artık:
Uzun zamandan beri atılmıştı zarları.
El düştüğünde bir gölge kalır sadece,
Asla tekrar bir yaz görmeyeceklerdi.
Zamanın monoton ve acelesiz kaçışı,
Bir gün, bir saat daha canlı kalmak, inatla,
Ümidi ayrıştırmaktan vazgeçmeyen
Daha kaç çark turu* durdurma ve başlatma.
Jean-Pierre, Natacha veya Samuel’di adları,
Bazıları İsa, Yehova ya da Vişnu’ya dua ederken,
Başkaları dua etmezdi, inançları ne fark eder ama,
Diz çökmüş yaşamamaktı istedikleri sadece.
Varmazdı yolculuğun sonuna hepsi;
Mutlu olabilir mi geri gelenler?
Kollarındaki damarların bu yaşlarında
O kadar mavileştiğine şaşarak, unutmaya çalışıyorlar.
Gözetleme kulelerinden izliyordu Almanlar,
Sizin sustuğunuz gibi susuyordu Ay,
Uzağa bakarken, dışarı bakarken,
Etiniz tatlıydı onların polis köpeklerine.
Şimdi bana bu sözlerin geçerliliğinin kalmadığı,
Sadece aşk şarkıları söylemenin daha iyi olduğu,
Tarihe girerken kanın çabuk kuruduğu,
Ve bir gitar almanın hiçbir şeye yaramadığı söyleniyor.
Ama kimdir beni tutuklayacak güçte olan?
Gölge insanlaştı, Yaz’dır bugün,
Kıvırırdım kelimeleri onları kıvırmak gerekseydi,
Bir gün çocuklar kim olduğunuzu bilmesi diye.
Yirmi kişi, yüz kişi, binlerce kişi idiniz,
Şu zırhlı vagonlarda çıplak ve zayıf, titreyenler,
Mücadele eden tırnaklarıyla geceyi yırtanlar,
Binlerce idiniz, yirmi ve yüz kişi idiniz.

*çark turu: işkence aletinin tekerleği

Çeviri: Yeşua Aroyo

Kaynakça:

Daniel Pantchenko, Jean Ferrat – Je ne chante pas pour passer le temps-Biographie, Editions Fayard.

La mort de Jean Ferrat  http://www.lefigaro.fr/musique/2010/03/13/03006-20100313ARTFIG00533-la-mort-de-jean-ferrat-.php

Jean Ferrat : les origines d’un poète https://www.rfgenealogie.com/s-informer/infos/celebrites/jean-ferrat-les-origines-d-un-poete

Şarkının adı Nazilerin siyasi eylemcileri ve savaş süresince direnişe yardım edenleri yakalayıp gizlice öldürme talimatına göndermedir. Nacht und Nebel adıyla bilinen talimat Almancada Sis ve Gece demektir.

*Avlaremoz’un resmi bir görüşü yoktur. Yayımlanan yazılar, yazı sahibinin kendi görüşleridir. Çok sesli bir platform olma amacı taşıyan Avlaremoz’da, nefret söylemi içermedikçe, farklı düşünceler kendisine yer bulmaktadır.

Bunları da beğenebilirsiniz...