Pesah Düzeni

Kaynak: Şalom, Nazlı Doenyas

MUMLAR

Bu yıl Pesah, Şabat’a geldiği için mumlar, Şabat ve Pesah Bayramı şerefine yakılır.

19 Nisan Cuma güneş batmadan önce : “Baruh Ata Ad. Elo-enu Meleh Aolam Aşer Kideşanu Bemitsvotav Vetsivanu Leadlik Ner Şel Şabat ve Yom Tov– -Bizlere Şabat Yomtov mumlarının yakılması mitsvasını veren Evren’in Efendisi Tanrı’mız Sen Mübareksin.”

 ŞARAP

 Seder’de sadece Kaşer Lepesah şarap kullanılır.

Şarap, Yahudi yaşam ve geleneklerinde özel bir yere sahiptir. Şabat ve bayramlarda bu mutlu günü akşam ve sabah yemeklerinden önce, David Ameleh’in kurtuluşu şarapla kutlaması gibi “Kurtuluş kadehini kaldıracağım ve Tanrı’nın İsmi’ni haykıracağım.”(Teilim 116:13), biz de Kiduş ve şarap ile kutlarız. Şarap neşe sembolüdür, çünkü şarap insanın kalbini neşelendirir: “Ve insanın kalbini neşelendiren şarap” (Teilim 104: 15). Şarap, mecazi olarak iyiliğin özü olarak ifade edilir ve İsrailoğuları, Mısır’dan getirilen ve İsrail’de ekilen, burada kök salan, gelişen ve bereketle kutsanan asmaya benzetilir. (Teilim 80: 9-11)

Şarap için söylediğimiz beraha-dua, yapı olarak diğer yiyecek berahalarından farklıdır. Şarap asma üzerinde yetişen üzümlerden gelir. Söylenen berahanın da, diğer tüm meyveler için söylenenle aynı olması beklenir, “… ağacın meyvesini yaratan”. Ama şaraba; “…bore peri agefen-bağın meyvesini yaratan”– diyoruz. Talmud, şarabı, berahası beklenenden farklı olan başka bir yiyeceğe benzetir. Ekmek, buğdaydan gelir. Bu yüzden onun için söylenen berahanın, “…toprağın meyvesini yaratan” olması beklenir.Bunun yerine ekmeğin de kendine has bir berahası var: “..amotsi lehem min aarets-topraktan ekmek çıkartan”.

Ekmek ve şarabın ortak noktasının,  Tanrı’nın sağladığı ham maddelere insanın emeğinin eklenmesi olduğunu görürüz. Tanrı’nın yarattığı buğday, insan emeği ile öğütülerek una dönüştürülür, pişirilir ve lezzetle yenilir. Üzümlerin sıkılması, fıçılarda özenle depolanması, ortaya eşsiz bir ürün çıkarır. Tanrı ve insan, doğal bir nesneyi doğal durumundan çok daha gelişmiş, çok daha güzel bir hale getirmek için ortak olduğunda, bu gelişmiş nesne daha yüksek seviyede bir berahayı hak eder. Böylelikle, ekmek ve şarap, Yeruşalayim Talmud’unda anlatılan ve Tora’daki, “yaratma eyleminde Tanrı ile ortak olma” idealinin günlük yaşamda en sık gördüğümüz örneklerini oluşturur.

Şarap içtiğimizde, “lehayim– hayata!” diyoruz. Bunu yaparken içimizin derinliklerinde, Tanrı’nın malzemelerine eklenen bizim emeğimizle, ortak olarak yarattığımız şarabın bize verdiği sevincin kaynağının, aslında hayatın bu sırrından dolayı olduğu fikrini dile getiriyoruz. Tanrı bize mutluluğu bulmak için gerekenleri mutlaka verir, ancak bunun gerçekleşmesi için gereken emeği ve çabayı eklemek bize bağlıdır. Mısır’dan kurtuluş hikayemiz, Tanrı ile ortak olarak yarattığımız şaraba söylediğimiz beraha ile başlar. Bu şekilde nihai Kurtuluş’un yalnızca Tanrı’ya değil, bize de bağlı olacağını hatırlar, ve aklımızda tutarız

Şarabın bir diğer benzersizliği de tanıdık olduğumuz her şeyin zamanla doğal olarak çürümeye ve bozulmaya mahkûm olmasına rağmen, şarabın bu doğal sonucun dışında kalmasıdır. Şarap, yaşla, zamanla daha da gelişen, daha da güzelleşen çok özel bir yapıya sahiptir. Bu yüzden sembolik olarak bizim için derin bir anlam ifade eder. Şaraba söylediğimiz beraha ile, yaşamlarımızın ve Tanrı ile ilişkilerimizin şarap gibi geçen senelerle daha iyiye, daha güçlüye, daha güzele doğru gitmesi dileğimizi ve umudumuzu ifade ederiz.

R.Shlomo Carlebach, Seder’deki dört bardak şarap için farklı bir yorum getirir:

Hepimiz masaya üç matsa koyduğumuzu biliyoruz. Üç matsa, üç atamız – Avraam, Yitshak ve Yaakov’un sembolüdür. Matsalar, Seder süresince Agada’yı okurken önümüzdeki masada dururlar. Dört bardak şarap, milletimizin dört kutsal annesini temsil eder – Sara, Rivka, Rahel ve Lea. Ortada göz önünde duran yemek-Matsa, neyin açık olarak ortada olduğunu şarap ise neyin gizli ve derinde olduğunu gösterir. Geleneğimizin öğrettiği gibi “şarap girdiğinde sırlar açığa çıkar”. Yani Yahudilik, anneden çocuğa geçer. Bir çocuğa hayat veren annedir. Çocuğa kutsallığın ve saflığın derinliğini aşılayan annedir. Bunu da kendini ön plana koyarak değil, sessizce ve geri planda kalarak yapar.

Seder tabağı/ Sembolik yiyeceklerin dizilişi

Seder tabağı/ tepsisi, masanın ortasına, üstündeki her parça da belli bir sıraya göre yerleştirilir. Tepsinin içindeki sembolik yiyeceklerin her biri farklı şeyleri simgeler.

Tepsiye önce üç Matsa yerleştirilir.
Ateşte kızartılan kuzu kolu, matsaların sağına,
Haşlanmış yumurta matsaların soluna, 
Marul tabağın ortasına,
Haroset, kuzu kolun sağına alta,
Kereviz yaprakları harosetin soluna alta…

1. Matsa: Hiçbir kırığı olmayan üç adet matsa, üzeri örtülü olarak tepsiye yerleştirilir.

 Atalarımız Mısır’da köleyken de ekmek yerine; işlerini zamanında yetiştirebilmeleri için, pişirmesi ve yemesi çok az zaman alan ve uzun süre tok tutan bir tür matsa yiyordu. Kölelikleri süresince yedikleri “A lahma anya-fakirlik ekmeği” matsayı, Mısır’dan özgürlüğe doğru aceleyle çıktıklarında da yediler. Ancak hazırladıkları hamurun mayalanmasını bile beklemeden Mısır’dan çıkışta; yenilen matsa farklı olarak; artık “özgürlük ekmeği” idi.

Üç matsadanen üstteki ve en alttaki, lehem mişne– atalarımız çöldeyken Şabat ve bayram günlerinde gökten gelen çift porsiyon manna’yı temsil eder. Ortadaki matsa ise, Pesah’ta matsa yeme mitsvasını temsil eder.

Bazı yorumcular da, üç matsanın Koenler, Leviler ve İsrailoğullarını temsil ettiğini söyler.

Ortada olan matsayı iki parçaya bölüyoruz. Bir kısmı bize Mısır’ı, diğer kısmı Maşiah’ı hatırlatır. Tabağa bıraktığımız ilk matsa parçasını, matsa mitsvasını yerine getirmek üzere yiyoruz. Diğer parça ise, nihai Kurtuluş için Tanrı’ya olan inancımızı gösteren bölümdür. Bu parça, halkımızın geleceği – afikoman olarak sarılır ve çocukların omzunda tutulur. Yemeğin bitiminde yenilecek olan bu kısım, on beş adımdan oluşan Seder’de  Tsafun– gizli olarak tanımlanır, bu da tarihimizin henüz ortaya çıkmamış kısmını sembolize eder.

R.Shlomo Carlebach neden Seder’in başında matsayı kırdığımızı ve neden Seder’in sonunda çocukların kırılmış matsayı geri getirdiğini sorgular.

Afikoman-kırılmış matsa, dünyadaki kırıklıkları temsil eder. Çok fazla kırılmış kalp, kırılmış hayat, çok fazla gözyaşı var.

Biz, bir yahats-kırıklık, çatlaklık dünyasında yaşıyoruz. Dünya kırıldı, çatladı ve onu tamir etmek, iyileştirmek için bunun farkında olmamız gerekiyor. Dünyayı kimler tamir edecek, dünyaya bütünlüğünü kimler geri getirecek? Bizim çocuklarımız. Afikomanı geri getiren çocuklarımızdır, dünyanın parçalanmışlığını iyileştirecek, onu yeniden bir bütün hale getirecek olanlar.

2. Karpas: Kereviz, maydanoz, turp yaprağı-ve tuzlu su veya Kaşer LePesah sirke.

Yıllar önce büyük ziyafetlere sebze gibi iştah açıcı mezelerle başlanırdı. Bu gelenekler, hem çocukların sorular sormalarını sağlamak için, hem de özgürlük simgesi olarak yaşatılmaya devam edildi. Köleler özgürlük ifade eden, yiyecekleri daldırmak veya meze yemek gibi lükslere alışık değildi. Yaprakları tuzlu suya daldırmak, İsrailoğulları’nın ölüm meleğinden kurtarılmalarına yardımcı olan Pesah korbanının bir hatırlatıcısı da olabilir. İsrailoğulları, Tanrı’nın Emri ile kestikleri Pesah korbanının kanını bir kaba koyup, bir demet zufa otunu bu kaptaki kana daldırıp kapılarındaki kirişe ve iki pervaza sürerler, bu şekilde ‘makat behorot– behorların ölümü’ belası sırasından, onların evleri atlanır.(Şemot 12: 21-24). Zufaotu, Orta Doğu’da yaygın olan yeşil bir sebzedir ve bazı yorumculara göre, karpas ritüeli bu olayın bir hatırlatıcısıdır.

Tuzlu su, Mısır’daki köleleştirme sırasında Yahudi halkının akıttığı gözyaşlarını hatırlatır. Atalarımızın acısını sadece hatırlamıyoruz – gözyaşlarını da tadarak onların yaşadıklarını hissetmeye çalışıyoruz..Bunun amacı bize, acı çeken insanların her gözyaşına duyarlı olmayı öğretmektir.

Rav Kook ‘a göre; karpası yemek, fiziksel zevkleri maneviyat ve Tanrı’ya yakınlık için bir engel olarak görmeyen ideal dinî deneyim durumunun bir ifadesidir. Aksine, bu dünyanın fiziksel zevklerini Tanrı’ya hizmet etmek için kullanmamız istenir. Bu, meze olarak karpas ile başlayan çok özel bir yemek yiyerek sembolize edilir. Her şey kutsal hale getirilebilir; Fiziksel dünyayı berahalarımız ve yaptıklarımızla yükselterek, Tanrı’nın bizim faydalanmamız için yarattıklarının tadına vararak ve bunları Tanrı hizmetinde kullanarak gündelik hayatımızın her alanına kutsiyet katabiliriz.

Dikkat! Kereviz, marul, maydanoz vb tarzı toprakta yetişen sebzelerin içlerindeki olası minik böceklerden tamamen temizlenebilmesi için kaşer sirke veya tuzlu suda bekletilmeleri gerekir.

3. Maror: Acı otlar.

Acı otları yemek, Mısır’daki İsrailoğullarının hayatlarının acılığını hatırlatır ve bizim de bu acıların tadını alıp bunun üzerine düşünmemizi sağlar. Elma, ceviz, hurma ve tarçın gibi ürünlerden oluşan haroset, İsrailoğulları’nın köle oldukları zamanda Mısır’daki Pithom ve Raamses şehirlerini inşa etmeye zorlandıklarında tuğlaları birbirine yapıştırmak için kullandıkları harcı anımsatır. Tadı acı olan maroru tatlı olan harosete daldırmak, köleliğin duygusal ve ruhsal yıkıcılığının ortasındaki iyimserliğe dikkat çeker ve acı veren durumlarda umudumuzu korumamız, kurtuluşun geleceğine olan inancımızı korumamız gerektiğini hatırlatır.

Raban Gamliel bize, matsa ve maroru yemenin, hatta korban Pesah’ı hatırlamanın bile yeterli olmadığını anlatır. Onları tanımlayan kelimeleri herkesin duyabilmesi için yüksek sesle söylenmesi gerekir. Bir hikâyeyi dinlemek, o hikâyeyi anlatmaktan daha az önemli değildir. Bazen daha da önemlidir. Günde iki kere söylenen “Şema Israel– Dinle İsrail”, her Yahudi’nin inancının ifadesi değil midir? Dinlemek, bu nedenle anlatmak kadar, Pesah’taki mitsvaların özünü oluşturur.

4. Haroset: Ezilmiş elma, kuru üzüm, tarçın, hurma ve kırmızı şaraptan oluşan karışım.

Haroset, çamuru andırdığı için Firavun’un İsrailoğullarına hazırlattığı inşaat harcını simgeler. Atalarımızın maruz kaldığı zorlu esaret günlerini hatırlatır. Ancak haroset yenildiği zaman, alınan hoş tat, özgürlüğün tatlılığıdır. Haroset, aynı zamanda bilgelerin Tanrı ile İsrailoğulları arasında varolan ve kurtuluşu getirecek olan aşkı anlatan Şir Aşirim’den “ ..Elma ağacı altında uyandırdım seni..” (8:5) bölümünü simgeler. Bu sebeple, haroseti, Şir Aşirim’de sözü geçen  elma, nar, incir, hurma, üzüm, ceviz, tarçın, şarap ile yapma geleneği vardır. Haroset yemek, geleneksel olduğu için beraha söylenmez.

Kabalistik olarak haroset bize dayanıklılığın önemini, güçlü olmayı ve inancımızı kuvvetlendirmeyi hatırlatır. Ağır işler, karşılaştığımız zorluklar, bizim mukavemetimizi arttırır ve karşımıza çıkan her sınav, bizim daha gelişmemize hizmet eder.

5. Zeroa: Yanmış kuzu kolu.

 Bet-Amikdaş’ta korban olarak sunulan kuzunun anısınadır. Bunu yemeyiz, çünkü günümüzde Bet Amikdaş yoktur.

Bunun yanında, zeroa: ‘kol’ anlamına gelir ve Tanrı’nın, İsrailoğulları’nı, “güçlü bir el ve uzanmış bir kolla” kurtarışını hatırlatır.(Şemot 13:3)

Kabalistik olarak, şefkati, vericiliği, başkalarını sevmeyi ve değer vermeyi simgeler.

6. Betsa: Haşlanmış katı yumurta

Seder tabağındaki yumurta, Pesah,Şavuot ve Sukot’ta  Bet-Amikdaş’ta sunulan  Hagiga-bayram korbanı anısınadır.

Başka bir yoruma göre yumurta yaşam döngüsünü, yeniden doğuşu simgeler. Pesah da Yahudi milletinin doğuşudur.

Farklı bir yoruma göre, yumurta yas işaretidir. Yasta olan bir kişi, cenazeden sonra ilk olarak yumurta yer. Seder’deki yumurta, bize, özgürlüğümüzü kutladığımız bu günde, Bet Amikdaş’ın yıkılışının yasını tuttuğumuzu hatırlatır. Yahudi takviminin düzenleniş şekline göre, Pesah’ın ilk günü, Bet Amikdaş’ın yıkılışının yasını tuttuğumuz Tişa BeAv gününe denk gelir. 

Agada Kitabı-Anlatı

R.Benjamin Blech, Agada kelimesinin ‘gematriasının – sayısal değerinin’ 17 olduğuna dikkat çeker.Satılıp Mısır’a götürüldüğü zaman Yosef’in yaşı 17’ydi, ve bu olay, Mısır sürgünümüzün ve nihayetinde Pesah Bayramında tekrar canlandırdığımız Mısır’dan Çıkış sürecimizin gerçek başlangıcıydı. Sayısal ima ile, Agada bize bütün yaşanan acı olayları başlatan korkunç eylemi hatırlatıyor.

 Blech, 17’nin gematriasının başka bir anlamını daha açıklar. 17, aynı zamanda İbranice ‘tov-iyi’kelimesinin sayısal değeri. Bu da bize, Yosef’in 17 yaşında köle olarak satıldığı trajik olayın, sonunda kurtuluşumuza ve Sina Dağında Tanrı’nın açığa çıkış mucizesine yol açtığını hatırlatır.

Herhangi bir olayın zamanında ne kadar karanlık olduğuna değil, gecenin karanlığının sonunda her zaman şafak vaktinin geldiği gerçeğine odaklanmamız gerekir. “Akşam oldu ve sabah oldu” (Bereşit 1:5)-tarihimizin teması – ve Agada kelimesinin sırrıdır.

1.Kadeş-Kiduş okunur. Birinci bardak şarap, sola yaslanarak içilir. İkinci bardak şarap doldurulur.

2.Urhats-Eller duasız olarak yıkanır.

3.Karpas-Kereviz, maydanoz veya turp yaprağı gibi bir ot, tuzlu su/ Kaşer Lepesah sirkeye batırılıp Aadma-berahası söylendikten sonra çok az bir miktar yenir. (Ve beraha söylerken daha sonra yenecek marul da akılda tutulur)

4.Yahats-Üç matsa’dan ortada olanı bölünür, yarısı Afikoman-son lokma-için saklanır.

Afikoman nedir? Bir yoruma göre, atalarımız esaret günlerinde o kadar yoksuldular ki, bir öğün sonra yiyecek olup olmayacağından emin olamıyorlardı. Bunun için ekmeklerinin bir kısmını saklıyorlardı.

R.Soloveitchik, esir olan Yahudilerin, kendilerinden daha zor durumda olan diğer kardeşleriyle paylaşmak üzere matsalarını böldükleri ve ellerinde olan kadarını da paylaştıkları yorumunu getirir. Atalarımızın yaptığı gibi matsayı böldüğümüzde, bu en zor şartlarda bile ‘hesed-sevecenlik ve iyiliği’, Yahudilerin birbirleriyle olan birlik ve dayanışmalarını simgeler.

5.Magid-Mısır’dan çıkış öyküsünün anlatılması.

A Lahma Anya– Matsalara bakarken Mısır’daki olayları görsel bir şekilde hatırlarız. O dönem konuşulan dilde Aramice yazılan A lahma anya, bunun herkes tarafından anlaşılması isteğini, kişinin evini fakirlere açmasının ve yemeklerini onlarla paylaşmasının önemini de vurgular.  İbranice ‘ahnasat orhim-konukseverlik’ kavramı, Avraam Avinu zamanlarından beri Yahudi hayatının bir parçası olmuştur. Avraam Avinu, çadırına yaklaşan üç konuğu ağırlarken, midraşa göre Sara’nın misafirlere pişirdiği küçük ekmekler, aslında ilk olarak pişirilen matsalardı. (Bereşit 18: 6)

Magid’in sonunda, ikinci bardak şarap, sola yaslanarak içilir.

6.Rohtsa-Netilat Yadayim-Yemekten önce, eller, ‘dua edilerek’ yıkanır.

7.Motsi-Amotsi duası edilir.

Burası, Pesah süresince matsa yemek zorunluluğunun olduğu zamandır. Ekmek berahasının neden matsa berahasından önce neden okunduğu konusunda birçok açıklama vardır. Talmud’a göre, “Her zaman yapılan, dönem dönem yapılandan önce gelir (Berachot 51b). Bu nedenle, tüm ekmekler için söylenen söylenen Amotsi, berahası, Pesah’a özgü olan özel matsa berahasından önce gelir.

8-Matsa- Matsa duası edilir ve sola yaslanarak matsa yenilir.

9-Maror-Harosetle birlikte marul yaprağı sola yaslanmadan yenir.

10.Koreh-Sandviç-matsa, otlar ve haroset bir sandviç haline getirilir, sola yaslanarak yenir.

11.Şulhan Oreh-Bayram yemeğinin yenmesi. Yemekte çoğunlukla yeni bir hayatı sembolize eden yumurta yenilir. Bu, İsrailoğulları’nın Mısır esaretinden kurtulduktan sonra yaşadıkları yeni hayattı. Bazı yorumcular katı yumurtanın, Yahudilerin dayanıklılığını simgelediğini söyler. Firavun Yahudilere ne kadar kötü davransa da, onlar daha da çoğalmaya devam ediyorlardı.

12.Tsafun-Ortadaki matsadan ayrılmış Afikoman’ın yenmesi. Afikoman, bir yoruma göre, Seder’de yenilen son yemek olan Pesah sunusunun anısına, sola yaslanarak yenir. Başka bir yoruma göre, ağzımızda son olarak matsanın tadı kalsın diye en son yenir. Bundan sonra artık son iki bardak şarap ve sudan başka bir şey yenilip içilmez.

13.Bareh-Birkat Amazon-Yemekten sonra, üçüncü kadeh şarapla şükür ve kutsama duası yapılır ve berahadan sonra, sola yaslanarak içilir. Dördüncü bardak şarap doldurulur. Beşinci bir bardak Peygamber Eliyau Anavi için Seder masasına yerleştirilir. Eliau Anavi’nin; Maşiah’ın geldiğini, bir Pesah akşamı anons edeceğine inanılır. Bu noktada Eliau Anavi’nin içeri girebilmesi için sokak kapısı açılır.

14.Allel-Şarkılar ve ilahiler eşliğinde dördüncü bardak şarap içilir.

15.Nirtsa- Kabul. Yapılanların Tanrı tarafından kabulü ve kurtuluşun başlangıcı olması dileğiyle dua ve ilahiler söylenir. Seder’in sonu.

ÖNEMLİ HATIRLATMA: OMER SAYMAYA
20 Nisan Cumartesi akşamı başlıyoruz

Pesah’ın ikinci gecesinden başlayarak Omer’i saymak, direkt olarak Tora’dan gelen mitsvalardandır. Şavuot’ta Tora’nın verilişine kadar devam eden bu 49 gün, kişinin kendini günbegün geliştirdiği, ruhunu adım adım arındırdığı, geliştiği ve sonunda en saf haline ulaşarak özü ile,Tanrı ile bağlantıda olarak Tora’ya kavuştuğu süreci belirtir.

Bu yıl Omer sayımı, 20 Nisan Cumartesi akşamı başlıyor, Şavuot’a kadar her gece saymaya devam ediyoruz.

Omer Sayımının gün gün kişisel gelişimimize kattıkları  www.salom.com.tr’den takip edilebilir.

Nasıl Sayılır:  Omer sayma kuralları ve duaları, Yazdırılabilir Gün Gün Omer Sayım Çizelgesi

http://www.sevivon.com/images/stories/dokumanlar/omer_zaman_cizelgesi_2019.pdf

Pesah Seder Hazırlıkları, Hızlı Alış Veriş Listesi ve Pesah Seder Detayları: 

www.sevivon.com/index.php?option=com_content&task=view&id=2998&Itemid=232#Content

ve

http://www.sevivon.com/index.php?option=com_content&task=view&id=2999&Itemid=232#Content

Önemli Not 1: Semboller bakımından en zengin bayramlarımızdan olan Pesah’ta Seder’deki yiyeceklerin ne ifade ettikleri hakkında birbirinden farklı sayısız yorum bulunur. Yazıda belirtilen yorumlar, bunlardan sadece çok kısıtlı bir bölümünü kapsar.

Önemli Not 2: Yazıda kısa bir özet olarak verilen bilgiler, okuyucuya bu konular hakkında fikir vermek amacıyla GÖZLEM Yayıncılık’tan -Şemot ,Pesah Agadası ve El Gid Para El Pratikante; ayrıca Every Person’s Guide to Passover; The Jonathan Sacks Haggada, And You Thought They Were Only Four, Explorations, The Night That Unites, A Passover Haggadah-Elie Wiesel, Redemeption, Then and Now- R.Benjamin Blech; kitaplarından ve www.torahtots.com, www.aish.com, www.chabad.org, www.iyyun.com, http://torahinmotion.org sitelerinden derlenerek hazırlanmıştır. Cemaatlerin farklı gelenekleri, yorumlamaları ve uygulamaları olabildiği için özel günler ve uygulamalar hakkında en doğru ve detaylı bilgiler için, cemaatin kendi Rabi’lerine başvurması gerekir.

*Katkıları için Rav İzak Peres’e teşekkür ederiz.

Bunları da beğenebilirsiniz...