Arap Dünyası’nın Fas İstisnası

Faslı Yahudiler

Fas Kralı 6. Muhammed ülkenin Yahudi mirasını canlandırmak için gayret ediyor.

Kaynak: New York Times, Yaëlle Azagury ve Anouar Majid

Çeviri: Nesi Altaras

Ferah bir bahar günü bir grup Faslı Müslüman öğrenci Rabbi Akiba’yı ziyaret etti. Sandık gibi bir şekli olan bu sinagog kemerli bir yolun sonunda, Tangier’in Siagine böglesinde bulunuyor. 19. yüzyılda inşa edilen sinagog yakın zamanda detaylı bir renovasyondan sonra müze olarak kapılarını açtı.

Öğrenciler mermer cilalı yerlere kadınlar balkonundan baktı ve mahalledeki sinagogların bir haritasını inceledi. Rabbi Akiba gezisi Fas’ta Müslüman öğrencilerin, ülkenin Yahudi mirasını öğrendiği yerlerden yalnızca biri.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da Yahudilik genellikle düşmanca karşılansa da bizim doğup büyüdüğümüz Fas’ta durum böyle değil. Ülkemizin zengin bir Yahudi-Müslüman ortak yaşama geçmişi var ve son yıllarda krallık bu ortaklığı güçlendirmek için önemli adımlar attı. 

2011 Anayasası Fas’ın kimliğinin “İbrani” unsurlarıyla “beslendiğini ve zenginleştiğini” söylüyor. Aynı zamanda Kral 6. Muhammet Fas Yahudilerinin kültürel ve ruhani mirasına olan “özel ilgisi” üzerine geniş bir rehabilitasyon projesine başladı.

160’tan fazla Yahudi mezarlığı ve binlerce mezar taşı ortaya çıkartıldı, temizlendi ve kayıt altına alındı. Bunun dışında eski Yahudi okulları kralın desteğiyle renove edildi. Sinagogların yüzyıllarca bulunduğu Yahudi mahallelerinin orijinal isimleri tekrar kullanılmaya başladı. 2013 yılında, o dönemki İslamcı hükümetin Başbakanı Abdelilah Benkirane, Fez’de yeni restore edilen Slat al Fassiyine sinagogunun açılışında kralın mesajını okudu. Kral mesajında Yahudi toplumunu, her zaman korumaya söz verdi.

Tangier’daki fevkalade 19. yüzyıl Nahon Sinagogu gibi başka ibadethaneler artık müze olarak görev yapıyor. 1997 yılında Yahudiler ve Müslümanlar için ortak bir geleceğe inanlar tarafından açılan El Mellah Yahudi Müzesi bitişiğindeki Kazablanka Ettedgui Sinagogu restore edildi ve 2016 yılında kral tarafından tekrar açıldı. El Mellah bugün Arap dünyasındaki tek geniş kapsamlı Yahudi müzesi. Fas’ta üç tane daha müze için planlar var.

Bu gelişmeler Fas’ın eğitim sistemi ve entellektüel kesiminde de görülüyor. Geçtiğimiz sonbaharda Kral Muhammet, Holokost araştırmalarının lise müfredatına eklenmesini emretti. Aynı anda El Mellah müzesinin Müslüman direktörü Zhor Rehihil haftalık bir radyo programı başlattı. Yahudi kültürünün işlendiği programda Yahudiler sıkça Fas Arapçası (darıca) konuşuyor. Rehihil’e göre Fas Yahudilerinin köylerdeki çocukluklarını anlattığı ve eski günleri yad ettikleri bu programın amacı Müslüman dinleyicilerin aklındaki Yahudileri yabancı olarak görme algısını kırmak.

Kasım’da Yurtdışında Yaşayan Fas Cemaatleri Konseyi ve yerel Yahudi toplumu Faslı Yahudi gazetecileri, akademisyenleri ve yurtdışında yaşayan toplum liderlerini bir haftalık bir konferans için Fas’a davet etti. Konferansın konusu “İslam’da Yahudilere, Yahudilik’te Müslümanlar’a saygı” idi.

Hala yapacak çok iş var ama bunlar umut veren gelişmeler. Sorumuz ise “neden şimdi”?

1940’larda 240.000 kişiden bugün krallıkta sadece 2.500 Yahudi kalmışken, bu hareketler sadece sembolik veya Fas’ın uluslararası imajının gelişmesi için atılan adımlar olarak görülebilir. Fas Yahudileri bu değişiklikler üzerine toplu olarak ülkeye geri dönmeyecek. Ancak yine de krallığın Yahudi mirasına kucak açması, Fas tarihinde, bazen karanlık olsa da, Yahudilerin haklı yerinin altını çiziyor.

20. yüzyılda Avrupa sömürgeciliği, İsrail’in kuruluşu ve antisemit unsurlar barındıran Arap milliyetçiliğinin ortaya çıkışı Yahudi ve Müslüman cemaatlerini ayrıştırdı. Şiddet ve baskıdan korkan Yahudiler krallığı terk edip İsrail ve başka ülkelere gitti. Ancak Kanada, Fransa, İsrail ve Venezuella’daki Faslı Yahudi diasporası hala eski vatanlarıyla kuvvetli bağlarını sürdürüyor ve sıkça renovasyonlara yardım ediyor. 

Popüler fikir dünyasında Yahudiler ve Müslümanlar sanki sonsuz bir çekişme yaşıyor gibi düşünülüyor ama bu yeni bir icat. Fas’tan İran’a Yahudiler Müslüman topraklarda yüzyıllarca yaşadılar ve iki toplum arasında karmaşık dilsel, kültürel ve ticari bağlar oluştu. Ortak yaşamları mükemmel değildi ama tarihçi Michel Abitbol’un ve başkalarının gösterdiği gibi Yahudilerin Arap topraklarındaki hayatı kardeşlerinin Orta ve Doğu Avrupa’danın shtetellarındakinden (Yahudi köyü) çok daha iyiydi. Ortaçağ’dan erken modern döneme Sefarad Yahudileri tüccar, tercüman ve sultan için yönetici olarak ilerlediler.

Bugünlerde Yahudiler ve Müslümanlar arasındaki ayrımları büyüten küresel medya ve internet üzerinden yayılan radikal İslamcılık’tan dolayı Fas gençliğinin 60-70 sene önce burada büyük bir Yahudi varlığı olduğundan haberi yok. Faslı antropolog Aomar Boum’a göre Müslümlar sadece Yahudi komşularına dair “yokluğun anılarına” sahipler. Fas’ın açıklık hareketleri vatandaşlarına ve dünyaya ülkenin Yahudi geçmişinin önemini ve onurlandırmaya değer olduğunu gösteriyor.

Bunları da beğenebilirsiniz...