38. İstanbul Film Festivali Avlaremoz Seçkileri

Festival vakti geldi çattı. Geçtiğimiz senelerde olduğu gibi yine siz değerli okuyucularımız için festivalde gösterilecek filmleri inceledik ve ilginizi çekebileceğini düşündüğümüz filmlerden bir seçki hazırladık.

İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı tarafından 38. defa düzenlenen İstanbul Film Festivali 5 Nisan 2019 tarihinde başlıyor. 17 Nisan’a dek sürecek festivalde 190 farklı film izleyici ile buluşuyor. Kadıköy, Rexx, Beyoğlu, Atlas gibi tarihi sinemaların yanında bu sene festival yine City’s ve Zorlu AVM’lerinin sinema salonlarında da hayat bulacak.

Avlaremoz olarak bu sene sizin için seçtiğimiz filmler ise şöyle:

1.Tel Aviv Alev Alev

– 2018 VENEDİK — En İyi Erkek Oyuncu–Ufuklar (K. Nashif)
– 2018 HAYFA — En İyi Film, En İyi Senaryo
– 2018 SAINT JEAN DE LUZ — Büyük Ödül

Bu bol ödüllü komedinin başkahramanı aslında 1960’larda geçen, Filistin yapımı pembe dizi “Tel Aviv Alev Alev”. Bu dizide stajyer senarist olarak çalışan Filistinli Selam, her gün İsrail kontrol noktalarından geçerek Kudüs’ten dizinin çekimlerinin yapıldığı Ramallah’taki stüdyolara gitmek zorundadır. Kontrol noktasında samimiyet kurduğu İsrailli Komutan Assi senaryo için müthiş fikirler vermeye başlayınca Selam dizide yükselir. Ancak tabii dizinin Arap yapımcılarıyla İsrailli Assi arasında kalması an meselesidir.

2. Banksy’yi Çalan Adam

Kendini olağanüstü bir gizemin ardında saklamayı başaran, yapıtları da her zaman tartışmaların odağında bulunan sokak sanatçısı Banksy, 2007’de Filistin’de siyasal içerikli bir dizi duvar resmi çizdi; bir İsrail askerinin eşeğin kimliğini kontrol ettiği duvar resmi de bunlar arasındaydı. Beytüllahimli bir taksi şoförü, kentin yaşlılarını gücendirip kızdıran bu resmi, duvarıyla beraber kesip eBay’de sattı. Anlatıcısı asi rock’çı Iggy Pop olan güncel belgesel, bu ilginç olayla başlıyor, kültür çatışması, sanat, çalıntı mal, karaborsa konularına değinirken koleksiyoncular, simsarlar, sokak sanatçılarından da görüşler alıyor; sokak sanatının yaratıcısının, sileninin, protestocusunun, satıcısının ve alıcısının haklarının tartışılmasıyla genişliyor.

3. Eşanlamlılar

– 2019 BERLIN — Altın Ayı

İsrail’den Paris’e göç eden ve kimliğini tamamen reddeden bir adamı merkezine alan Eşanlamlılar’ın senaryosu, yönetmeni Nadav Lapid’in hayatından izler taşıyor. Filmin başkarakteri Yoav, hiç hazzetmediği ülkesi İsrail’den, sonuna kadar benimsemeye karar verdiği Paris’e taşınır. Kökenlerini silmek, Fransız olmak, Père Lachaise mezarlığına gömülmek ister ama özü, bedenindedir, çifte kimliği onu hiç bırakmaz. Yönetmen Lapid, kazandığı Altın Ayı’yı filmin kurgusunda da çalışan, “en yakın sanatsal ortağım” dediği, hayatını yakın zamanda kaybeden annesi Ara Lapid’e ithaf etti. Nadav Lapid’i 2018’de Filmekimi’nde izlediğimiz Anaokulu Öğretmeni filminin özgün versiyonunun yönetmeni olarak tanıyoruz.

4. 1968

– 2018 LOS ANGELES YUNAN FİLMLERİ FESTİVALİ — İzleyici Ödülü, Jüri Özel Ödülü

Yunanistan’da “mübadele takımı” olarak bilinen iki büyük kulüpten biri olan AEK, mübadele sonrası Atina’ya göç eden İstanbullu Rumlar tarafından 1924’te kuruldu. Sarı-siyah renkleri benimseyen AEK’nın basketbol takımı 4 Nisan 1968’de, yüz bin kişinin izlediği bir maçta Slavia Praha’yı yenerek Avrupa şampiyonu oldu. Politiki Kouzina / Bir Tutam Baharat ve 2017’de festivalin açılış filmi olarak gösterilen Notias / Lodos’un yönetmeni Tassos Boulmetis, bu efsanevi maça uzanan süreci kulübün kuruluş günlerinden başlayarak kurmaca bir hikâyeye yerleştiriyor ve dokunaklı bir nostaljiyle yeniden canlandırıyor.

5. Yaz Kış Demeden

Yönetmen Zeynep Güzel, Türkiye’den Ermenistan’a yaptığı sorgulayıcı gezilerin anlatısını oluştururken travma mirası ile kayıp ve aidiyet kavramlarını Ermenistan’ın sanayisizleşmiş kentlerinin benzersiz güzelliğini fon alarak yeniden değerlendiriyor. Dilsel ve ulusal ayrımlara rağmen yönetmen, zorlukları göğüsleyen Aşot ve Karin’le yakınlık kuruyor, geçmişi deşip yabancı olduğu kadar tanıdık bu ülkeyle bağlarını keşfederken onları ailesi kabul ediyor. Şiir gibi mektuplarıyla Zeynep Güzel, geçmişin anlamını çözüyor, geçmişle şimdiki zamanın belirsizliğine bir çıpa atıyor ve hatta geleceğe dair umut dolu bir çözümlemeye ulaşıyor.

6. Tanrı Göçmen Çocukları Sever mi Anne?

Bu film, Ermenistan’dan İstanbul’a göçmen olarak gelen Ermeni ailelerin yaşam mücadelesini ve her türlü koşula rağmen çocuklarının eğitim alma gayretini konu alıyor. 2003 yılında başlayan bu gayretin kavşağında, bir kilisenin bodrumundaki, gönüllü öğretmenlerden eğitim alan göçmen çocukların gittiği yemekhane merkezli okul var. Filmde çocukların aileleri ile birlikte verdikleri yaşam mücadelesi, gündelik hayatları, geride bıraktıkları yaşamları, özlemleri, dört göçmen çocuğun gözünden aktarılıyor.

7. Baştan Başa

Müslümanlıkta olduğu gibi Yahudilikte de baş örtme vardır. Başını örten Yahudilerin bir kısmı başörtüsü değil peruk kullanır. Coya ile Sima, Ramat Gan’da yaşayan ve “saç işi”yle uğraşan Türkiyeli-İsrailli kız kardeşlerdir. Türkiye’nin bir köyünde kaliteli saç olduğunu öğrendiklerinde girmişlerdir bu işe. Türkiye’deki saç tüccarlarından satın aldıkları saçları Tel Aviv, Ramat Gan, Bnei Brak gibi şehirlerdeki perukçulara satarlar. Baştan Başa, işte Anadolu’dan getirilen bu saçların Ortodoks Yahudi kadınların başındaki pahalı peruklara dönüşmesini anlatıyor. Saçın bir dinden diğerine aktarılıp metalaştığı, geçim ve güzellik kaynağı olduğu, bazen haram bazen kaşer görüldüğü ama onu özenle uzatan sahibine pek bir şey kazandırmadığı bir garip yolculuk…

8. Dişil Haz

– 2018 DOK LEIPZIG — Jüri Özel Ödülü

İsviçreli yönetmen Barbara Miller’in 21. yüzyılda kadın cinselliğini mercek altına aldığı belgeselinde farklı ülkelerden beş cesur kadın, içinde yaşadıkları ataerkil toplumların baskısını gözardı ederek bu konudaki konuşma tabusunu yıkıyor. Japonya, Hindistan, Somali diasporası, Brooklyn’deki Hasidik toplumu ve Avrupa’daki Katolik ruhbanlardan Deborah, Leyla, Rokudenashiko, Doris ve Vithika, etkin mücadelelerini sürdürürken hem toplumlarından hem de yakın çevrelerinden hakaret, tehdit, aşağılama, dışlanma gibi git gide yükselen tepkiler alıyorlar. #DİŞİL HAZ, kadınların konumlarını kadınlar olmadan belirleyen evrensel mekanizmaların kültür, sınır ya da coğrafi engel tanımadığını gösteriyor.

*Avlaremoz’un resmi bir görüşü yoktur. Yayımlanan yazılar, yazı sahibinin kendi görüşleridir. Çok sesli bir platform olma amacı taşıyan Avlaremoz’da, nefret söylemi içermedikçe, farklı düşünceler kendisine yer bulmaktadır.

** Bu yazıda kullanılmış film özetleri ve ödül bilgileri film.iksv.org’dan alınmıştır.

Bunları da beğenebilirsiniz...