Antisemitizme ve islamofobiye karşı omuz omuza – Ozan Tekin

Milliyetçiler ve mezhepçiler şuna inanmamızı istiyor: Sorun farklı sınıflar ve siyasetler arasındaki mücadele değil, toplumlar arasındaki çatışmadır. Dolayısıyla karşı taraftan hiçbir müttefikimiz yoktur, onlara karşı topyekûn bir savaş içindeyizdir.

Yeni Zelanda katliamı bir kez daha ortaya koydu ki, bu böyle değil.

Birincisi, fail bunu yalanlıyor.

Müslümanlar içerisinde birileri istedikleri kadar sorunun Yahudiler veya Hristiyanlar olduğunu iddia etsin, Yahudiler içinden birileri istedikleri kadar Müslümanların hepsinin düşman olduğunu vaaz etsin; asıl düşman Yahudileri de Müslümanları da hedefe koyuyor.

Christchurch katili Brenton Tarrant’ın 70 sayfalık manifestosunun adı The Great Replacement, yani büyük yerdeğişimi. Hristiyan ülkelerinin Müslümanlarla dolmasına yönelik korkuyu ifade eden bu terim, ırkçı gençlik örgütü Generation Identity tarafından popülerleştirildi. Bu korkuya sahip olanlar, aynı zamanda bunun bir Yahudi komplosu olduğuna inanıyorlar. Bahsi geçen inanışa göre, George Soros, beyaz ırka zarar vermek için Batı’yı Müslüman göçmenlerle dolduruyor. Bu anlatıya, örneğin İngiltere’deki aşırı sağcı parti UKIP ve faşist lider Tommy Robinson da destek veriyor. Dünyada yükselen otoriterleşmenin sembol figürlerinden biri olan Macaristan Başbakanı Viktor Orban da Yahudilerden, Müslümanlardan ve göçmenlerden aynı anda nefret ediyor.

Tarrant’ın 70 sayfalık manifestosunda “antifaşistler/Marksistler/komünistler” için de özel bir bölüm var. Bize de “Sizinle sokakta görüşürüz beyaz karşıtı pislikler” diye tehdit yağdırıyor. Yine tüm dünyada yükselmekte olan aşırı sağcı akımlar, yeryüzünden silmek istedikleri birçok kavramı “kültürel marksistlerin uydurması” olarak tanımıyorlar. Radikal sola karşı özel bir nefret ve cadı avı geliştirilmek isteniyor.

Yani faşistler için hepimiz düşmanız: Müslümanlar, Yahudiler, göçmenler, sosyalistler…

Demek ki faşizmi yenmek için birleşmeliyiz.

Dayanışma

Sorunun toplumlar arasında olduğunu söyleyenleri yanlışlayan ikinci şey de bu: Yeni Zelanda katliamı sonrası her yerde görülen muazzam dayanışma.

ABD’nin New York’undan İngiltere’nin Sunderland’ine birçok yerde Hristiyanlar, Müslüman topluluklarla dayanışma eylemleri yapıyor. Türkiye’de Yahudi toplumu, Yeni Zelanda’daki islamofobik saldırıda yaşamını yitirenler için dua okuyor. Yahudi toplulukları internet üzerinden Yeni Zelanda camileri için 90 bin dolar bağış topluyor. New York’taki 16 Mart Uluslararası Irkçılık Karşıtı Gün etkinliklerinde, bir kortejin ana pankartında “Müslüman-Yahudi antifaşist cephe” yazıyor.

Benzer dayanışma örnekleri her toplumu hedef alan saldırının ardından, her yerde görülebiliyor. Fransa’da 2015 Ocak’ında IŞİD bir Yahudi süpermarketine saldırdığında, orada çalışan Müslüman bir genç çok sayıda kişiyi kurtarmıştı. Geçtiğimiz yıl Pittsburgh’da sinagoga yapılan saldırıdan sonra, benzer şekilde Müslüman örgütleri dayanışmak için para toplamış ve kampanya yapmıştı. 2015’te Norveç’te yaşayan Müslümanlar, Avrupa çapındaki antisemit saldırılara karşı bir sinagogun etrafında “barış halkası” oluşturmuşlardı. Buna benzer onlarca örnek daha sayılabilir.

Direniş

Dolayısıyla, Yeni Zelanda’daki saldırıya yanıt olarak “Haçlı Terörü” kavramını popülerleştirenler, intikam önerenler, bunun Türkiye’nin yükselişini çekemeyenlerin işi olduğunu söyleyenler doğru söylemiyor.

49 Müslümanın öldüğü saldırı, tüm dünyadaki göçmenleri hedef alıyor. Yükselen aşırı sağın, faşistlerin ayak seslerini simgeliyor.

Buna direniş, karşı milliyetçilikle, karşı mezhepçilikle olamaz.

Birleşik mücadeleyle olur.

16 Mart’ta Uluslararası Irkçılık Karşıtı Gün kapsamında dünyanın birçok yerinde sokağa çıkarak öfkemizi yansıttık. Aşırı sağa, ırkçılığa, otoriterleşmeye ve faşizme teslim olmayacağımızı bir kez daha gösterdik. Bu hareketleri büyütürsek, Pittsburgh ve Christchurch gibi katliamları önleyebiliriz.

New York’taki 16 Mart eyleminde yürüyen yol arkadaşlarımızın sloganı marşımız olsun:

“Yahudilerin hayatına kastedildiğinde ne yapacağız?
Ayağa kalkacağız ve saldırıya cevap vereceğiz!

Müslümanların hayatına kastedildiğinde ne yapacağız?
Ayağa kalkacağız ve saldırıya cevap vereceğiz!

Siyahların hayatına kastedildiğinde ne yapacağız?
Ayağa kalkacağız ve saldırıya cevap vereceğiz!”

Avlaremoz’un resmi bir görüşü yoktur. Yayımlanan yazılar, yazı sahibinin kendi görüşleridir. Çok sesli bir platform olma amacı taşıyan Avlaremoz’da, nefret söylemi içermedikçe, farklı düşünceler kendisine yer bulmaktadır.

Bunları da beğenebilirsiniz...