Türkiye Edebiyatında Bir Öncü: Sevim Burak

Türkiye Yahudilerinden çıkıp geniş toplumda ünlenmiş, Türkiye edebiyatına damgasını vurmuş olan Sevim Burak’ı yeterince tanımıyor, onu bir sonraki nesillere anlatamıyoruz. Deneysel tarzı ve bilinç akışını ustaca kullanışıyla bilinen Sevim Burak kimdir?

Sonradan Aysel Kudret ismini alan annesi Marie Mandil Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç etmiş bir Yahudi’ydi. Babası ise Mehmet Burak adlı bir gemi kaptanı. Gençliğini Kuzguncuk’taki Yahudi toplumunun arasında geçirdi ve oradaki hayatının etkilerini işlerine yansıttı. Genç yaşta annesini kaybettikten sonra 18 yaşında ilk evliliğini yaptı. Bir dönem model olduktan sonra kendi modaevini açtı. Bir süre sonra eşinden boşandı ve bu dönemde yazmaya odaklandı. 60’lı yıllarda işini kapatıp kendini tamamen yazmaya verdi ve bu sırada ressam Ömer Uluç’la evlendi.

İlk kitabı “Yanık Saraylar” 1965 yılında çıktığında birçok tartışmaya yol açtı. Sıradışı tarzıyla o güne kadar Türkiye edebiyatında görülmüş normlara aykırı durdu. Kitabı istediği tepkiyi bulamayınca uzun bir süre yeni işlerini yayınlamadı.

70’lerde bir süre Nijerya’da yaşadıktan sonra 1980 yılında ikinci eşinden de ayrıldı ve yayın hayatına geri döndü. Alışılmış sınırları en zorlayan kitabı “Afrika Dansı” 1983 yılında çıktı. Okuru zorlayan, düşünmeye iten, amaçlarını hemen belli etmeyen bir edebiyatla sıyrılan Sevim Burak bu kitabında öykü şeklinin ne olduğunu sorguladı, şiir ve öykü arasındaki çizginin yapaylığını gözler önüne serdi. Yer yer görseller, eğri satırlar ve birçok form dışı yöntem kullanan Burak Türkiye edebiyatında bir yenilik akımının parçası oldu.

Edebiyatında hem kişisel hem toplumsal sorunları ele aldı. Azınlık kimliğini okura düşündürdüğü kadar kadının toplumdaki yerini ve erkek-egemen toplumda önüne koyulan engelleri de sorguladı.

Sınıf konusunda okura açıkça konuşan Burak “Yanık Saraylar”da Baron Bahar adlı karaktere şöyle sitem ediyor:

 

“HER ŞEYİNİZ VAR
Otomobiliniz, Yatınız, 7 cüceli eviniz, Bonolarınız, Çocuklarınız…
BENSE, ÖLÜMDEN KORKMAYACAK KADAR YALNIZIM.”


Edebiyatında ve hayatındaki amacını açıklarken Burak şöyle diyor: “Yaşamla aramdaki bağları koparmak; imgesel bir yaşam yaratmak yeniden. Günün her saatinde bunu düşünüyorum.”

1983 yılında, “Afrika Dansı” çıktıktan aylar sonra ömür boyu çektiği kalp hastalığından hayatını kaybeden Sevim Burak’ın romanı ve mektupları ölümünden sonra yayınlandı. Ardında bir zenginlik bırakan Sevim Burak Türkiye Yahudi toplumunun ve Türkiye’nin genelinin anması gereken, öncü bir sanatçıydı.

Bunları da beğenebilirsiniz...