Sizin Andınız – Nesi Altaras

Bu hafta çıkan Danıştay kararı üzerine ilk ve orta okullarda öğrencilere okutulan “Andımız”ın geri gelmesi siyasi tartışmalar yarattı. AKP ve MHP’nin arasının açılmasına yol açan bu tartışmanın sebebi “Türk’üm” ve “Varlığım Türk varlığına armağan olsun” sözleri. Bu sözlerin akla getirdiği soru ise: Türkiye’de herkes Türk mü? Kürtlerin var olduğunu artık kabullenmiş bir toplumda bunun cevabı tabii ki ‘hayır‘ olmalı. Sadece Kürtler değil, Türkiye’de Türk olmayan Ermeniler, Yahudiler, Rumlar gibi pek çok grup var.

Ama Türk nedir, kimdir? Türkiye sadece bu kişilerin ülkesi midir? Kısacası “Andımız” tartışmasının temelinde yatan sorular “Türk nedir?” ve “Türkiye nedir?” Bu soruların farklı cevapları var: biri Kemalist görüşten yola çıkan, biri (Sünni) İslam odaklı Neo-Osmanlı bir bakışı olan ve diğeri Türkiye’de kimliği vatandaşlık üzerinden kuran.

“Andımız”ı destekleyen Bahçeli gibilere göre “Türklük üst kimliktir” ve “Elbette Türküz” diyerek işin içinden çıkmak, Türkiye sadece Türkler tarafından, Türkler için yaratılmış bir ülkeymiş gibi davranmak çok kolay. Böyle söylemlerde Türk ne anlama geliyor? Türk bir etnik kimlik. Türkiye’de bu etnik kimliğin dışında milyonlarca insan var.

Türkiye’de nesillerdir yaşamış olmak “Türk” olmak için yeterli değil. Her ne kadar Kemalist vatandaşlık vizyonu Türkiye’de herkesin Türk olabileceğini iddia etse de pratikte devletin bunu uygulamadığı ortada. Cumhuriyet dönemindeki en açık örneklerden biri Yunanistan ile karşılıklı gerçekleştirilmiş olan nüfus mübadelesi. Türkiye’de yüzyıllardır yaşamış Rum vatandaşlar, Atatürk’ün iddia ettiği üzere Türk olarak kabul edilmemiş, Yunan olarak görülmüş ve zorla sınır dışı edilmiştir. Benzer bir durum Türkiye Cumhuriyeti’nin “yerli ve milli” ekonomi yaratma çabasında Varlık Vergisi’ni uygulamasında da görülüyor. Gayrimüslim azınlıklara ait mal varlığına el konulmuş ve el konulan bu mal varlığı devletin “gerçek Türk” addettiği yerli ve milli Müslümanlara aktarılmıştı. Bu azınlıklara mensup insanlar kendilerini Atatürk’ün Türk tanımına göre tanımlasalar da, devlet onları Türk olarak görmedikçe eşit olmayan bir vatandaşlık hali devam ediyor.

Bahsettiğim Kemalist Türklük vizyonu, Özal ve sonrasında gelen AKP dönemi ile birlikte açıkça daha din temelli (Müslüman) ve Neo-Osmanlıcı bir şekilde ortaya çıkıyor. 1992 yılında Türkiye Günlüğü’ne verdiği mülakatta Turgut Özal bunu açıkça ifade etmiştir: “Bu toplumun en kuvvetli birleştirici kimliği İslam’dır. Anadolu ve Balkanların Müslümanlarını birleştiren dindir. […] Eski Osmanlı topraklarında Türk olmak Müslüman olmak demektir ve tam tersi de geçerlidir.” Özal’ın burada bahsettiği İslam tabii ki Alevileri de dışlayan Sünni bir Müslüman kimliği. Özal’ın açıkça ifade ettiği bu kavram; birçok Yahudi, Ermeni ve Sünniler tarafından küçümsenen Aleviler için şaşırtıcı olmayacaktır. Türk olmak Müslüman olmak demek. Etnik Türk olmayan Bulgar Müslümanlar, Boşnaklar, Kafkas Müslümanlar, Lazlar kolayca ve bir nesil içerisinde bu topluma eşit vatandaş olarak, Türk olarak entegre olabilir. Ancak bu imkân dini azınlıklara verilmiyor.

İki Türk tanımında da Kürtler tehdit teşkil etmekte çünkü Balkanlardan göçmen olarak gelen ya da Kafkas Müslümanların aksine, Sünni Kürtler yaşadıkları yerde çoğunluk oluşturdukları için kendi dillerini ve kültürlerini unutmak bir yana, kendi geleceklerini tayin etme haklarını kullanmak istiyorlar. Kemalist Türk tanımı da Neo-Osmanlı Türk tanımı da Sünni Müslüman “Türk” kontrolünde bir ülke hayal ediyor. Kürtlerin kendi topraklarında kendilerini yönetmesi bu hayale tamamen ters düşüyor. Bu nedenle Türkiye’de Kürtler ancak asimile olarak “Türk” olabilirler. Kürt olarak, eşit vatandaşlıktan gayrimüslimler gibi dışlanırlar.

Kemalistlerle Özal’ın Neo-Osmanlıcı Türklük anlayışları arasında belirli bir fark var. Ama ortadaki gerçek şu ki iki vatandaşlık vizyonu da kendini unutmayan ve geleceğini tayin etmeye çalışan Kürtleri ve Ermenileri, Rumları, Süryanileri ve Yahudileri dışlıyor, toplumunda “yabancı” kategorisine itiyor.

Biz Türk değiliz ama Türkiye vatandaşıyız. Çoğumuzun ailesi nesillerdir, milyonlarca “Türk”ten çok daha uzun süredir bu topraklarda yaşıyor. İşte bu bakış açısı vatandaşlık üzerinden üst kimlik tanımlama çabası. Bu vizyon HDP’nin arkasında durduğu ve Türk solunda da yaygınlaşmakta olan Türkiyelilik vizyonu.

Ben Türk değilim. Andınız benim andım değil. Varlığımı parçası olmadığım bir kimliğin varlığına armağan etmiyorum. Ben Türkiyeli’yim. Eğer Türkiyeli herkesin arkasında duracağı bir ant arayışı varsa bu ancak Türkiye’nin varlığı ve Türkiyelilik üzerinden olabilir. Kemalist ve Neo-Osmanlıcı kesim bunu kavrayıncaya kadar bir antta anlaşamayız.

Bunları da beğenebilirsiniz...

1 Cevap