Iraklı Yahudiler Vatandaşlıklarını Geri Almak için Organize Oluyor

Kaynak: Al Monitor, Saad Salloum

Çeviri: Nesi Altaras

Erbil – Bir grup Irak Yahudisi resmi olarak Irak vatandaşlıklarını geri almak ve 26 numaralı Irak Vatandaşlık Yasası’nın (2006) 17/II maddesinin iptal ettirmek için organize oluyor. Yasanın bu maddesi Yahudilerin vatandaşlıklarını geri almalarını yasaklıyor. Yasaya göre Irak vatandaşlığını siyasal, ırksal, ya da mezhep sebeplerinden kaybedenler tekrar vatandaş olmaya başvurabiliyor.

Avrupa Yahudi Kongresi başkan yardımcısı Edwin Shukar Irak Yahudilerine vatandaşlıklarının geri verilmesi isteğini 15 Ağustos’ta Irak Kürdistanı’nın başkenti Erbil’deki Birinci Uluslararası Ezidi Soykırımı Konferansı’nda dile getirdi. İngiliz Yahudiler Birliği’nin başkan yardımcılığına yükselen ilk Mizrahi (Ortadoğulu) Yahudi olan Shukar Yahudilerin Irak vatandaşlığı alarak Irak’ta hükümet mevzularında ve diasporada Irak Yahudi toplumunu daha iyi temsil edeceklerini düşünüyor.

1955 Bağdat doğumlu olan Shukar ailesiyle beraber 1971’de Baas rejiminden katı. Anadili Arapça ve aynı seviyede İbranice ve İngilizce konuşuyor. Shukar Al-Monitor’a Irak’a derin kökleri olduğunu ifade etti.

Shukar Irak vatandaşlığı isteyen tek kişi değil. Londra’da yaşayan, meşhur Iraklı gazeteci Salim Al-Bassun’un kızı aktivist Niran Al-Bassun da Vatandaşlık yasasının Yahudilerin dönüşü etkileyen bir sorun olduğunu söylüyor.

“Irak’tan 1973’te ayrıldım ama hep Bağdat’a dönmek ve vatandaşlığımı geri almak istedim” dedi. “Bu benim hakkım ve kimsede bunu benden alacak bir yetki olamaz. Vatandaşlık verilen bir hediye değildir. Her vatandaşın hakkıdır.”

Bassun Irak’ın dışında doğan yeni nesil için vatandaşlığı geri almanın önemli bir konu olduğunu düşünüyor. “Ben çocuklarımın isterlerse Iraklı olabilmelerini istiyorum. Annem, babam ve benim için vatandaşlığımızı geri almak en temel haklarımıza tekrar kavuşmak demek. [Merhum] babama vatandaşlığını geri alacağını söz vermiştim, buna niyetliyim.”

Al-Hurra TV’de konuşan Shukar “Babam bana bir hediye verdi, Iraklı olma kimliği ve o da bunu babasından almıştı. Ben de bu hediyeyi kendi çocuklarıma ve torunlarıma vermek istiyorum. Bizim kimliğimiz ve tarihimiz bu topraklarda aralıksız 2600 sene geri gidiyor.”

Shukar Al-Monitor’a başka aktivistlerle beraber Irak Yüksek Mahkemesine yönelik bir başvuru hazırladığını ve amacın Yahudilere karşı sistematik siyasal ve dini ayrımcılığı ortadan kaldırmak olduğunu söyledi.

Bu isteklerin popüler olduğunu belirten Shukar, konuşmasından sonra birçok Iraklı hukukçunun ve aktivistin kendisiyle kontak kurduğunu, yardım teklif ettiğini söyledi.

Bazı siyasi kuvvetlerden de konuda destek var. Mayıs seçiminde en çok sandalyeyi kazanan Sairoon Birliğinde koalisyonda olan Komünist Parti lideri Raed Fahmi, vatandaşlığı haksızca alınan Irak’a dönmeyi isteyen Yahudiler dahil tüm Iraklılara vatandaşlıklarının geri verilmesini desteklediğini söyledi.

“Irak devletinin sorumlulukları var. Prensip ve değer olarak Yahudiler dahil tüm Iraklılara vatandaşlık vermemiz gerek.” Dedi Faem. Daha önce, Sairoon Birliğinin başı Muktada Sadr da Iraklı Yahudilere vatandaşlığa desteğini açıklamış, ama İsrail vatandaşlığı almamış olmayı şart koşmuştu.

Shukar, Ezidi Soykırımı Konferansındaki konuşmasında Yahudi azınlığın 1950-1’de nasıl Bağdat, Basra ve Kürdistan’dan kovulduğundan bahsetti.

“Zorunlu göçten önce Bağdat’ın %40’ı Yahudiydi. Ama 1950 ve 1951’de bu Yahudiler vatandaşlıktan atıldı ve İsrail’e sınır dışı edildi.”

Emile Cohen vatandaşlığını kaybeden bir başka Yahudi aktivist. Cohen Irak vatandaşlığını kaybettiğini öğrendiğinde Londra’da yüksek lisans yapıyordu.

“1960larda Irak vatandaşlığımı kaybettikten sonra Londra’da kaldım.” Diye açıkladı Cohen. “Israil’e gitmedim veya vatandaşlık almadım. Benim gibi toprağına bağlı birine yapılan bu bir adaletsizliktir.”

Shukar 14 Ağustos’ta Musul’u ziyaret etti ve orada Yahudi varlığını ve orada olan beş sinagogdan 1970lere kadar kalan tek sinagogu gördü.

Gılgamış Antikalar ve Kültür Mirası Koruma Merkezi başkanı Faisal Jeber Al-Monitor’a Musul’da sinagogda İbranice ve Yahudi yasaları öğretildiğini söyledi.

“Sinagog hala Yahudi cemaatine ait ama rezil bir durumda.” Diyen Jeber “1970’lerin ortasında son Yahudiler Musul’dan gidince Müslüman bir komşu tarafından alınmış. 1980’lerde Devrimci Yönetim Konseyi kararıyla Irak Yahudilerinin mallarına resmen el konuldu. Sinagog şu an orada yaşayan Müslüman aileye satıdı.” diye ekledi.

Shukar Yahudi malvarlığını geri almak için verdiği uğraştan da bahsetti. “Vatandaşlık bizim için malvarlığından daha önemli. Eğer hiçbir Yahudi buraya geri gelemeyecekse malvarlığını geri almanın anlamı ne?”

Musul’daki İbrahim dinlerinin sembolleri konusunda Shukar “Burada Hz. Yunus’un, yada Yona’nın mezarı denilen yeri gezdim. Üç dini de temsil eden muazzam bir yer. Orada, tüm dini grupları içeren bir post-IŞİD Irak hayal ettim.” dedi.

Arkeolog Hikmat al-Aswat, Musul Müzesinin eski direktörü, mezarın kültürler arası öneminin açıkladı. “Yona’nın mezarı aslen bir Asur mabediydi, sonra manastır oldu. İslam’ın gelişiyle de cami oldu.”

Shukar ve diğer aktivistlerin amacı çok zor görünüyor; Irak devletinden cevap almak için gereken yasal, siyasal ve medya baskısı ortada. Ama yine de kararlılar.

Bunları da beğenebilirsiniz...