ABD Kongre Adayları Arasındaki Radikal Eğilimler

Bir yandan Arthur Jones Nazi olduğunu ilan ediyor, diğer yandan John Fitzgerald Yahudi soykırımını uydurma bir hikâye olarak nitelendiriyor… Rick Tyler ise ABD’yi yeniden ‘beyaz ırk’ yapmayı planlıyor. Her ne kadar bu absürt düşünceler başka bir çağın tezahürü olsa da bu üç isim, 2018’in Kasım ayında yapılması planlanan ABD Kongre seçimlerinde adaylar.

Kaynak: Şarku’l Avsat Türkçe

Donald Trump’ın Beyaz Saray’a gelmesiyle radikalizm, fanatizm, beyaz ırkın üstünlüğü ve anti-semitizm gibi teoriler yeni bir ivme kazandı. Bu teoriler, bu yıl ulusal düzeyde ABD’nin modern tarihinde daha önce görülmemiş bir yer edindi. Bu kavramları savunanların gelecek seçimlere katılacak adaylar olduğu ve çoğunlukla Cumhuriyetçi Parti’nin muhafazakâr kanadını oluşturan bu kitlenin partiyi utandıracak gerçek bir sorun teşkil ettiği ortaya çıktı.

Yahudi soykırımını ‘tarihteki en büyük ve en aptalca yalan’ olarak nitelendiren Arthur Jones, ilk seçimlerini demokratik yönelimi ile bilinen bir çevrede herhangi bir Cumhuriyetçi rakibi olmadan kazandı. Arthur Jones, Illinois eyaletinin üçüncü seçim bölgesinden Kongre için Cumhuriyetçi partiden adaylığını koydu.

Kuzey Carolina eyaletinin Kongre’deki koltuğuna aday olan Russell Walker, ‘bir erkeğin ırkçı olmasının herhangi bir zararı olmadığını’ söylerken, Yahudilerin ‘Şeytan’ın soyundan geldiğini’ vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre görev süresinin bitmesiyle Washington’daki Meclis Başkanlığı’nı bırakmak zorunda kalacak olan Paul Ryan’ın koltuğunu Wisconsin’den Cumhuriyetçi Parti adayı olarak yarışa giren Paul Nehlen’in kazanması bekleniyor.

Amerikan aşırı sağının lideri olarak ortaya çıkan Paul Nehlen’i eleştirenler onu, beyaz ırkın üstülüğü ve antisemitizm karşıtı milliyetçilerin, ABD kültürü ve siyaseti üzerinde güçlü bir etki bırakmalarını engellemek isteyen biri olarak tanımlıyor.

Tennessee eyaletinde Trump’ın seçim kampanyası için çalışan Rick Tyler’in seçim sitesinde, Amerikan İç Savaşı’nda Güney Konfederasyonu’nu temsil eden ve üzerinde 13 beyaz yıldız olan bayrağın bir resmi bulunuyor. Söz konusu bayrak birçok ülkede, geçmişteki ırkçılığın ve köleliğin sembolü olarak kabul ediliyor.

Uzmanlar, ara seçimlerde daha önce görülmemiş sayıdaki bu ırkçı adayların ardındaki başlıca sorumlunun ABD Başkanı olduğuna işaret ediyor.

1999’dan bu yana nefret suçu gruplarını takip eden Southern Poverty Hukuk Merkezi (SPLC) uzmanı Heidi Beirich konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Trump’ın ırkçılık ve İslam karşıtlığı için sıra dışı yollara başvurması ve tüm bu fanatik söylemleri, daha önce var olmayan politik hayata açılan bir kapıyı araladı. Her zaman bir grup neonazi ile birlikte yaşadık. Ancak bu kapının açılması işleri daha da kötüleştirdi.

Heidi Beirich söz konusu gidişata dair yaptığı açıklamada bu pozisyonda herhangi birinin aday gösterilmeden önce ‘son verilmesi’ gerektiğini kaydetti. AFP’nin konuyla ilgili haberinde değerlendirmelerde bulunan Beirich, Trump’ın seçimlerde bu tabuları yıkarak başkanlığı kazanmasının bu konuma ulaşan herkesin elverişli olmadığını gösterdiğini söyledi.

Bu söylemlerin günlük yaşamda de etkileri olduğuna dikkati çeken Beirich, sosyal paylaşım sitelerinde beyaz Amerikalıların her zaman yaşanabilecek günlük olaylar için polis çağırdıklarını gösteren bir dizi video yayınlandığını ifade etti.

Bu videolardan birinin büyük bir öfke dalgasına sebep olduğunu belirten Beirich, görüntülerde polisin kelepçelediği iki siyah adamı oturdukları kahve dükkanı Starbucks dışında bekletirken kahvelerini içtiklerinin görüldüğünü belirtti.

Diğer yandan ırk ve etnik bölünmeler, Virginia gibi bir eyaletin siyasi arenasında da açıkça görülebiliyor. Örneğin göçmenlik karşıtı bir senatör olan Cumhuriyetçi Parti’nin adayı Corey Stewart bazı düşünceleri sebebiyle eleştirilmişti.

Paul Nehlen’i kendisinin ‘kahramanlarından biri’ olarak nitelendirerek öven Corey Stewart, 2017’nin ağustos ayında Charlottesville’de beyaz ırkın üstünlüğünü savunanların düzenlediği kanlı protestoların organizatörü Jason Kessler ile birlikte yer aldı.

Daha sonra kendini Nehlen ve Kessler’den uzaklaştıran Stewart, bazı seçmenlerin güvenini kazanmanın yanı sıra 20 Haziran’da kendi bölgesinde Cumhuriyetçi aday olarak seçimlere birinci sıradan girmeye hak kazandı. Stewart, geçen hafta yalnızca ırkçılığın da etkisiyle Virginia’nın ‘mirasının’ en güçlü ve ateşli savunucularından biri olduğunu ilan etti.

Radikal adaylar, seçmenlerin kendilerinin iyi temsil edilmedikleri veya geleneksel Cumhuriyetçi ve Demokrat partilerin onları ihmal ettiği düşüncesinden faydalanıyor. Trump, 2016 yılında, ‘unutulmuş’ olarak nitelendirdiği fabrika işçileri, işsiz madenciler ve ekonomik sıkıntılarla boğuşan çiftçilerden oluşan milyonlarca seçmenin desteğini almıştı. Küreselleşme sebebiyle hayal kırıklığına uğrayan bu seçmenler, yasadışı göç ve dünyanın dört bir yanında tanık olunan değişimlerden korkuyor.

Cumhuriyetçi Parti Arthur Jones ve Paul Nehlen’in aralarında bulunduğu bir dizi adayı reddetti. Ancak SPLC, Trump’ın eski Arizona Şerifi Joe Arpaio gibi isimlerin adaylığını desteklemesinin, parti içinde radikal adayların siyasi söylemlerine yer olduğuna dair gönderilen bir mesaj olarak algılanıyor.

Bunları da beğenebilirsiniz...