Özgür müymüşüz? – Nesi Altaras

Bugün yapılan ortak bir açıklamayla Türkiye’nin dini azınlıklarının temsilcileri hepimiz adına şöyle demiş: “Ülkemizde asırlardan beri yerleşik farklı din ve inanç mensubu kadim toplumların dini temsilcileri ve vakıf yöneticileri olarak inancımızı özgürce yaşamakta ve geleneklerimize göre ibadetlerimizi özgürce yerine getirmekteyiz. Baskı olduğunu iddia eden ve/veya ima eden beyanlar tamamen asılsızdır ve maksadını aşmaktadır. Geçmişte yaşanılan birçok sıkıntı ve mağduriyet zaman içinde çözüme kavuşturulmuştur. Geliştirilmesini arzu ettiğimiz konular hakkında ise karşılıklı iyi niyet ve çözüm iradesi ile devletimiz kurumları ile devamlı istişare etmekteyiz. Kamuoyuna doğru yönde bilgilendirme yapmanın sorumluluğu ve bilinci ile bu ortak açıklamayı yapmaktayız.”

Eleştiriden zaten hep uzak duran azınlık cemaatlerinin çoğunlukla dini liderleri bu açıklamayla belli ki devlete yanaşmak ve yakın durmak, belki bu şekilde destek bulmak istemişler.

Senelerdir denenen ama tutmayan bu stratejiyi bir kenara bırakalım. Diyelim ki bu açıklama doğru: “İnancımızı özgürce yaşamakta ve geleneklerimize göre ibadetlerimizi özgürce yerine getirmekteyiz.” Türkiye’de ibadet ve inanç özgürlüğü varmış gibi konuşalım (İnançsızlık özgürlüğü konusu bir yana).

Bu özgürlük var olsa bile Türkiye’de azınlıkların sorunları bitmiş, özgür yaşama dönemş başlamış olmuyor. Sinagogun içinde ibadet özgürlüğü var; peki dışarı adım atınca bekleyen çelik destekli kapı ve silahlı polis koruması niye o zaman? İbadet ve inanç özgürse niye bomba karşıtı kapı var?

Çünkü kilisede veya sinagogun içinde azınlık olmak ne kadar “özgür” olursa olsun, Türkiye’nin diğer hiçbir odasında özgür değil. Nüfus memurluğunda, devlet okulunda, mahkeme önünde, polis karşısında, basında, takside, yanı kısacası Türkiye toplumu içinde azınlık olmak özgür değil. Çoğunlukla dini liderlerden oluşan bir grubun eşitsiz yaşadığımız bu ülke için “özgür” demesi sadece yanlış değil, sorumsuzca atılmış bir adım. Bize bir getirisi yok. Son bir açıklamayla, göz kırpmayla bu devletin ve toplumun gözüne giremeyiz. Sadece gerçekleri, hayatımızı çarpıtmaktır bu açıklama.

İbadet etme özgürlüğümüz var diyelim, ama öncesi ve sonrası?

Bunları da beğenebilirsiniz...