LGBTİ+ Dosyası: “Ailemin gündelik hayatlarında benim ifade özgürlüğümün bedelini ödercesine farklı bir davranışa maruz kalmalarını kabul edemem.”

Fotoğraf: lucidheart.com

Geçtiğimiz hafta ilk bölümünü yayınladığımız röportajımızın ikinci bölümünde eğitim için ABD’ye gitmiş görüşmecimiz annesine açılma sürecinden, İstanbul ziyaretlerinde yaşadığı gerginliklerden, Yahudi toplumuna bakış açısından bahsetti.

 

“Eşcinselliğimi açıkça yaşayamayacağım için cemaatten uzaklaşmak zorunda kalmak istemiyorum – ne de olsa tüm çocukluk ve gençlik yıllarımın geçtiği yerlerden, birlikte geçirdiğim insanlardan bahsediyoruz. Birçok Yahudi LGBTİ+ birey, cemaat ile bağlarını gevşetmek, gizlenmek zorunda hissediyor, hissettiriliyor. Dışarıdan “cinselliğini bu kadar açıkça yaşamak, başkalarıyla paylaşmak zorunda mısın?” tarzı sorularla karşılaşmak çok kolay, çünkü nasıl olsa Türkiye’de genel olarak bastırılmış, suç, ayıp, günah, kir olarak gösterilen bir cinsellik anlayışı var. Gerçekte ise, cinsel yönelimini, sevgililerini, duygularını gizli tutmak zorunda kaldığında nasıl devam ettirebilirsin ki arkadaşlıklarını? Onları anlıyorum. Benim umudum ise cemaat içinde eşcinsel olarak kabul edilmek ve cemaatle ilişkimi eşcinselliğimi gizlemeden eskisi gibi devam ettirmek.

“Ailemin gündelik hayatlarında benim ifade özgürlüğümün bedelini ödercesine farklı bir davranışa maruz kalmalarını kabul edemem.”

Şu anda eşcinselliğimi gizlememin temel nedeni anne ve babamın cemaatten olumsuz tepki görmesinden korkmam. Annem de babam da Yahudi cemaatine bir şekilde bağı olan insanlar. Onların yüzüne gülünüp arkasından konuşulmasını, benle birlikte onların da cemaatte zor duruma düşmelerini hiç istemem. Sonuçta ben Türkiye dışında yaşayan, burada kendi hayatını kurmuş bir insanım. Eğer negatif bir tepki gelecekse bile bunu sadece sanal ortamdan ya da Türkiye’ye gittiğim çok kısıtlı bir zaman aralığında üstü kapalı ya da arkamdan yapmak zorunda kalacaklar. Buna katlanmak kolay, bu tarz insanlar ve davranış bozuklukları yokmuş gibi davranmak basit. Ama ailemin gündelik hayatlarında arkadaşlarından, meslektaşlarından, sinagog mensuplarından benim ifade özgürlüğümün bedelini ödercesine farklı bir davranışa maruz kalmalarını kabul edemem.

Ben daha küçükken geyliğini çok açıkça yaşayan biri vardı cemaatte. Onun fotoğraflarını sosyal medyada gören kişiler “gördün mü ne kadar dejenere, onunla bununla yatıyor, kim bilir neler yapıyor” gibi deyişlerde bulunurdu, ben de bunlara tanık olarak büyüdüm. Dahası, cinselliğin tamamen onay almayan başka davranışlara transferine de şahit oldum. Bu dejenere yasamın devamı olarak uyuşturucu kullanması, çok içki tüketmesi gibi söylentiler de geldi ardından. Bu kadar olumsuz tepkiyi kendi arkadaşlarımdan görünce açılmam da hep ileriye sarktı.

Şu an ilgisi olan olmayan herkese açık olmak çok istiyorum. Yıllarca bastırılmanın geri tepkisi olarak böyle bir basın duyurusu yapmak, pankart açıp iletmek istiyorum herkese. Bir iğne atıp her şeyin sallanmasını izlemek istiyorum. Ama daha önce de dediğim gibi annem ve babam cemaatte çalıştığı için yapamıyorum şu an bunu. Bizim cemaatimiz maalesef hala kabullenemiyor bu biyolojik farklılığı. Avlaremoz’un LGBTİ+ dosyasında yayınlanan ilk röportajların birinde öğrendiğim bir bilgi vardı, bunu önceden bilmiyordum. Asıl haberi ve referans edilen diğer yazıları okuduğumda İsrail Başkonsolosunun gey olmasından dolayı sinagoga, tevaya, ve diğer organizasyonlara davet edilmediğini öğrendiğimde şok olmuştum. Demek ki cemaat olarak hiç ilerleyememişiz, modern dünyaya ayak uyduramamışız. Dünya değişiyor; Türkiye geniş toplumunda bile seyrek de olsa geyler hakkında haberler okuyabiliyoruz. Yahudi cemaatinin bu konuda daha liberalleşeceğini umuyordum; ama 8 yıl önce nerede bıraktıysam şimdi de hala o noktada. Bir de dinin ayırımcı değil birleştirici olduğunu iddia etmeleri var…

“Türkiye genel toplumu bile LGBTİ+ konusunda liberalleşmeye yönelik birkaç harekete girmişken, cemaatin de onlarla beraber ilerleyeceğini, hatta daha fazla ilerleyeceğini, genele önderlik yapacağını zannediyordum.”

Eski nesil Türkiye Yahudisi’nin “biz genel Türkiye toplumuna göre çok daha eğitimliyiz, açığız, liberaliz” söylemi vardır hep dönüp dolaşan. Ben bunları duyarak, biraz da gururla kabul ederek, daha iyi olmaya ve kendimi geliştirmeye çalışarak büyüdüm. Türkiye genel toplumu bile LGBTİ+ konusunda liberalleşmeye yönelik birkaç harekete girmişken, cemaatin de onlarla beraber ilerleyeceğini, hatta daha fazla ilerleyeceğini, genele önderlik yapacağını zannediyordum. Türkiye genel toplumu yapıyorsa, biz daha ilericiyiz, daha moderniz, daha iyisini yapmalıyız diye düşünüyordum. Tersi durumla karşı karşıyayız: Yahudi cemaati bu konuda ileri bir adım atmış değil.

“Anneme söylerken ağlayacağını, duyduğu haberden dolay üzüleceğini düşünüyordum.”

Hep sanardım ki, kişinin Batılılaşmış eğitim seviyesi yüksekse ve Avrupa’ya gidip birçok açık LGBTİ+ bireyin yaşadığı hayatlarla karşılaştıkça bunu zamanla normalleşir ve hayatın herhangi bir parçası olarak onu da hayatın içine dahil eder. Fakat Yahudi cemaatinde ailesine açılan LGBTİ+ bireylerinin deneyimlerinden yola çıkarak bu beklentiye karşıt bir durum görüyorum. Birkaçının ailesi gayet yüksek eğitimli, Avrupa’ya sık sık okumak veya aile ziyareti için giden gezen kültürlü insanlardan oluşuyor. Fakat çocuklarının eşcinsel olması ile hiç barışık değiller. Bu beni çok korkutuyor: demek ki eğitim ve sık karşılaşma durumu da homofobiyi aşmak için yeterli değil. Mesela benim anneme açılmam tahmin ettiğimden çok daha kolay oldu; bunu hiç beklemiyordum. Annemin etrafında hiç açık LGBTİ+ birey olmamasından dolay bu konularla ilgili derin bir bilgisi, olumsuz ya da olumlu bir farkındalığı yoktu. Yani eşcinsel erkekler kötüdür ya da çok severim, çok iyilerdir demiyordu. Anneme söylerken ağlayacağını, duyduğu haberden dolay üzüleceğini düşünüyordum. Zira ağladı da; ama sebebi, benim gey olmam değil, şu zamana kadar gey olduğumu saklamış olmam, bunu omuzlarımda taşımak zorunda hissetmem ve ona söyleyememiş olmamdı. Gey olduğum için mutsuz olmasındansa, benim psikolojik durumumu düşünmesinden dolay ağlaması tabii ki çok rahatlatıcı bir durum. Annem çok doğal olarak hala sorguluyor, hani nasıl gey olduğumdan emin olduğumu düşünüyor, daha temel sorular soruyor. E çünkü bilmiyor, çünkü etrafında yok, çünkü konuşulmuyor bu tabu olarak bilinen sessizliğe itilen gerçekler…

Anneme gey olduğumu söylemek için kendimce belirlediğim bir sürü kriterim vardı. Öncelikle Türkiye’ye gittiğimde, zamanımın çoğunu arkadaşlarımla geçirirken evde zaman harcayamadan, dereden su kaçırırcasına söylemek istememiştim. Bu yüzden onun Amerika’ya beni ziyaret etmesini bekledim, her ne kadar dönüş yolunda sağlık sorunu olup olmayacağını düşünüp, en kötü senaryoyu hayal etmişsem de… Onun haricinde anneme açılmadan önce kesinlikle uzun zamanlı bir erkek arkadaşım olmasını bekledim. Buraya gelip görmesini, soyut bir kategori olarak düşünmesi yerine, bunu daha somut bir şekilde “bak yanımda oturan kişi sevgilim, sen de tanışıyorsun” diyerek yapmak istedim. Annem buraya ilk geldiğinde, annem İngilizce o da Türkçe bilmemesine rağmen tanıştılar. Dahası, erkek arkadaşıma kuralları öğrettik ve beraber kanasta oynadık. Sevgilim ABD’liydi, klasik tatlılarından elmalı turta yaptı, annem bu tarz tatlıları sıklıkla tüketmeyi tercih etmese de yedi, beğendi. Annem de baklava ve lokum getirdi, tamamen dil bilmeden konuştular, anlaştılar. O kadar ki, biz ayrıldıktan sonra bile, Google Translate aracılığıyla Facebook’tan iletişimi kesmediler. Annemin ilk izlenimi, sevgilimin sevimli, anlayışlı ve benim için iyi bir insan olduğu idi. Onun yanısıra, annem görüyordu ki ben burada sevgilimle sokakta beraber dolaşabiliyorum, el ele tutuşabiliyorum. Bu da demek oluyor ki, onun benim güvenliğim ve sosyal hayatta kötü bir muameleye uğramam konusunda endişe duymasına gerek yok. Türkiye’de olsaydım sürekli eşcinselliğimi göze batmadan yaşamam, saklamam gerektiğini duyardım. Sanki Türkiye genelinde Yahudi azınlık kimliğimi saklamam, bunun yüküyle ezilmem yetmiyormuş gibi, şimdi bir de eşcinsellik benliğimi saklamam gerekecekti…

“Arkadaşlarım yanımdayken sevgilim aradığında, arayan erkek ismini görüyorlar, ya da gelen sesin bir erkeğe ait olduğunun farkına varıp kaşlarını kaldırıyorlar. “

Türkiye’yi artık sık ziyaret etmiyorum. Türkiye’de Yahudi cemaati içine girdiğimde etrafımdaki insanların çoğuna yalan söylemem gerekiyor. Onlar kendi kız arkadaşlarını anlatıyorlar, bana da ABD’de kızlarla yakınlaşmıyor muyum diye soruyorlar. Bu durumda ya sessiz kalıyorum ya da bahaneler üretip yalan söylemek zorunda kalıyorum. Ne söyleyeceğimi de bilmiyorum. Hiçbir şey demesem gey miyim diye soracaklar. O durumda da ne söyleyeceğimi bilmiyorum. Türkiye’ye geldiğim bir seferde, ABD’de sevgilim vardı. Onunla telefonda gizli gizli konuşmak zorunda kalıyordum. Annem ve babam İngilizce bilmedikleri için avantajlıydım. Fakat gey olduğumu bilmeyen arkadaşlarım yanımdayken sevgilim arıyorsa, bakıyorlar telefonuma kim arıyor diye, arayan erkek ismini görüyorlar ya da gelen sesin bir erkeğe ait olduğunun farkına varıp kaşlarını kaldırıyorlar. Burun sokma durumu, herkese ait her şeyi bilme isteği ve zorunluluğu hissi Türkiye’de var zaten. Her an bir şeyleri gizlemek için tetikte oldukça tatile gelmek gibi olmuyor benim için Türkiye’ye gelmek. Bir iş bu benim için, ve bu stresi artık daha fazla yaşamak istemiyorum. Gizliliğe bürünmek genel olarak dinlenmekten çok yoruyor.

“Eşcinsellik konusunda aileleri eğitmek, genç bireylere de destek vermek adına düzenlenmek istenen her seminer fikrinin, Hahambaşılık vetosuyla reddedildiğini öğrendim.”

Şu anda gizliliğin üst sınırındayız, bu kadar küçük, içiçe bir cemaat olmamıza rağmen. Daha Avlaremoz yokken, ben bu konuda Şalom’a anonim bir şekilde yazı yazmak istiyordum. Annem de deneyebileceğimi söylemişti; fakat cevap olumsuz olur diye de eklemişti. Bu isteklerimi zamanında gittiğim cemaat içerisinden bir psikologla paylaştığımda ise, eşcinsellik konusunda aileleri eğitmek, genç bireylere de destek vermek adına düzenlenmek istenen her seminer fikrinin, Hahambaşılık vetosuyla reddedildiğini öğrendim. Yanlış anlaşılmasın bu söylediğim. Ya da din insanlarının dünyanın her yerinde bu girişimlere onay vermediği de düşünülmesin sakın. Bu tarz eğitimler ve ileri görüşlülükler Yahudilik veya başka dinler ve genelleri için imkansız değil. Amerika’da bir sürü sinagog ve kilise LGBTİ+ bayrakları sallandırıyor girişlerinde, bu zümrede bulun, bu zümreyi destekleyenlerin de içeride kabul edildiğini ibraz edebilmek için. Cinsiyetler arası eşitliğin kadın hahamlar tarafından desteklendiği ve yayıldığı, LGBTİ+ bireylerinin rahatça kendilerini ifade ederken dini görüş ve yasam tarzlarını da dindaşlarıyla beraber paylaşabildiği bir sürü cemaat var. Benim Türkiye Yahudi Cemaati için arzum ve ümidim tabulaşmış bir sürü konuyu – sadece LGBTİ+ baskısını değil – en azından bir diyalog haline getirebilmeleri, yargılamadan açık görüşlülükle dinleyip daha hoşgörüyle yaklaşıp esnek olabilmeleri.

Son olarak, Avleremoz aracılığıyla neden bu kadar çok detaya girdiğimi, neden az filtreleme ve sansürle deneyimlerimi, fikirlerimi paylaştığımı açıklamak istiyorum. Bunun gerekliliğini tartışmayı bir kenara birikip, amacımın kendimi aklamaktan çok, bu seriyi takip eden herhangi bir LGBTİ+ eğilimini sorgulayan kişiye erişmek olduğunu belirtmem lazım. Bu serinin anonim olmasının nedenini anlamakla beraber, keşke ismimi ve iletişim bilgilerimi verebilseydim de, bu çelişkili, sancılı, ve yalnız yolculukta onlara yardım edebilseydim, yol gösterebilseydim, hiç yoksa destek, moral ve cesaret verebilseydim, çok isterdim. İnşallah en azından, bu yazı dizisiyle yalnız olmadığınızı görüyorsunuz, birlikten güç doğabileceğini, değişimi bizim getirebileceğimizi öngörebiliyorsunuzdur.”

Bunları da beğenebilirsiniz...