Primo Levi’nin gençlerin Holokost’u unutmalarına dair uyarısı neden şimdi yankılanıyor

Kaynak: The Spectator, Fraser Nelson

Çeviren: Betsy Penso

Bu hafta The Spectator’da yayınlanan en çok düşünce ürettiren yazılardan biri Alastair Thomas’ın, neden anti-semitizmin kendi jenerasyonundaki insanları pek de üzmediğini dile getirdiği yazısıydı. Kendisi olayı anlatarak bir açıklama sunuyor: seneler geçti, Holokost’un anıları söndü. Bu artık çok daha eskiye dayanıyor, birinin büyükannesinin veya büyükbabasının jenerasyonunun deneyimi olmaktan çıktı. O zamandan beri artık çok daha yeni hatıralar mevcut: İsrail Savunma Kuvvetleri ve Gazze. Yahudiler, İsrail ve Siyonizm olgularının birleştirilmesi sebebiyle Yahudilerin şüpheli bir şekilde güçlü olduklarını, mazlum değil zalim olduklarına ilişkin bir fikir ortaya koydu. Bu elbette akla yatkındır. Holokost anıları benim jenerasyonumda Schindler’s List gibi filmler ve radyolarda Rabbi Lionel Blue gibi bir Auschwitz kurtulanının bulunması sayesinde ayakta kaldı. Ama hikayeyi birinci ağızdan anlatabilecek sadece birkaç kişi kaldı.

Alastair’in bu yazısını okuyunca aklıma seneler önce okuduğum başka bir kitap geldi: Boğulmuş olan ve Kurtulmuş olan. Kitabın yazarı Primo Levi, İtalya’da anti-faşist cephenin üyesi olması sebebiyle tutuklanmış ve Auscwitz’e gönderilmişti. Primo Levi hayatının sonuna doğru yaklaşırken tam olarak Alastair’in yazdığı şey hakkında endişelenmeye başlamıştı: anıların solacağından ve Holokost’un –gelmiş geçmiş bir insanın bir başka insana yaşattığı en kötü şeyin – korkunçluğunun da solacağından. İlk okuduğumda Primo Levi’nin yanıldığını sanmıştım: Holokost dünyanın dört bir yanında okullarda okutuluyordu ve Schindler’s List gibi filmler bu kabusu canlı bir şekilde sonraki jenerasyonlara taşıyacaktı. Ama sanırım sonuç olarak haklıydı. O film artık çeyrek yüzyıllık. Yeni jenerasyonun yeni referans noktaları olacak. Ve bu noktalardan biri, Levi’nin kitabında tahmin ettiği gibi İsrail ve Yahudileri saldırgan olarak görmeye bahane olarak kullanılacak karışık bir tarih olacağıydı.

Levi’nin yazdıkları oldukça canlı, ancak yine de bu dijital çağda Boğulmuş Olan ve Kurtulmuş Olan’ı ve hata Şimdi Değilse, Ne Zaman?’ı bulmak sıkıntılı. Bu kitaplar Kindle’da veya Googleable’da bulunmuyor. Bu sebeple kitaptan bir seçkiyi okumanız için buraya bırakıyoruz.

Daha önce Primo Levi’nin yazılarıyla karşılaşmamış olanlar için, pek çoğuna 1 Pound’un altında ücretler karşılığında buradan ulaşabilirsiniz. Holokost kötülüğünün Nazilerin karanlık yüreklerinde doğduğun ve Hitler ile öldüğünü düşünmenin çok tehlikeli olduğunu söylüyor. Çok insani bir başlangıcı olduğunu, ve bunlardan birinin de Yahudilerin şüpheli olduğuna dair olan genel fikir olduğunu ve bunun her zaman her yerde tekrarlayabileceğini söylüyor.

Bu akşamüstü dünyanın her köşesindeki kilise ayinlerinde Yahudiler için İyi Cumalar duasını okuyacaklar. Parlamentoda Yahudi liderlere karşı protesto edildiği bu haftadan sonra düşünelecek pek çok şey var. Ama Corbyn veya Fransa’da yakın zamanda gerçekleşen saldırılardan daha fazlasını düşünmek gerek antisemitizmin geri döndüğü düşünülüyor – biraz da genç jenerasyonların anlamaması ve Primo Levi’nin anlattığı senaryonun gerçekleşmek üzere olması yüzünden.

Bunları da beğenebilirsiniz...