37. İstanbul Film Festivali Avlaremoz Seçkileri

37. İstanbul Film Festivali 7 Nisan’da 198 uzun ve 12 kısa metrajlı filmi ile gösterime giriyor. Biletler Lale Kart üyeleri için geçtiğimiz hafta, genel satışa ise Cumartesi günü çıktı. 19 Nisan’da sona erecek film festivalinden siz değerli okuyucularımız için 8 adet film seçtik. Filmler hakkında detaylı bilgi sahibi olmak için İKSV’nin internet sitesini, bilet almak için Biletix‘i ziyaret edebilirsiniz.

1. Hasret

– 2017 İSRAİL SİNEMA AKADEMİSİ En İyi Senaryo

Dramatik hikâyeleri mizahi dokunuşlarla bezeyen, gişe rekortmeni filmleriyle tanınan İsrailli yönetmen Savi Gabizon’un on dört yıl aradan sonra çektiği Hasret, kendi sözleriyle “ebeveynlik kurumunu masaya yatıran son derece hüzünlü bir komedi”. Filmin başkahramanı Ariel’e üniversitedeki kız arkadaşı bir buluşmada yirmi yıl önceki beraberliklerinden, Ariel’in hiç bilmediği bir oğlu olduğunu söylüyor. Hayatı kökünden değişecek olan Ariel ile birlikte izleyici de bu kendini ve dünyayı yeniden tanıma sürecini gözlemliyor. Venedik Film Festivali’nin Venedik Günleri bölümünün açılış filmi Hasret, insan ruhunun kırılganlığını aile kavramı üzerinden işleyen, sıcak, sürprizlerle dolu, melankolik bir film.

2. Şüphe

– 2017 İSRAİL FİLM AKADEMİSİ En İyi Oyuncu Kadrosu

– 2017 KUDÜS En İyi İlk Film, En İyi Görüntü Yönetmeni

İsrailli yönetmen Eliran Elya, ödüllü ilk filmi Şüphe’de izleyicisine sadelikten beslenen duygusal bir yolculuk sunuyor. Gözleri Tamamen Açık filminden hatırladığımız Ran Danker’in canlandırdığı senarist ve şair Assi, bir motosiklet kazasına karışınca zorunlu sosyal hizmet verme cezasına çarptırılır ve İsrail’in güneyinde bir şehre gönderilir. Assi, sinema öğrettiği isyankâr öğrencilerine başta mesafeli yaklaşır. Bu mesafenin kırılışı hem Assi’ye hem de sorunlu öğrencilerine yeni kapılar açacak mıdır? Yönetmen Elya, kendi gerçek deneyimlerinden yola çıktığı filminde karakterlerine hümanizm ve şefkatle yaklaşırken sinema dilinde gerçekçi bir anlatımdan ve samimiyetten güç alıyor.

3. İskele

– 2017 KUDÜS En İyi Görüntü–Mansiyon, En İyi İsrail Filmi, En İyi Erkek Oyuncu (A. Lax)

– 2017 SİNGAPUR En İyi Asya Filmi–Mansiyon

Yıllarca sorunlu çocuklara tarih ve edebiyat öğreten yönetmen Matan Yair’in bir öğrencisinin hayatından bir kesiti, üstelik kendini oynatarak sinemaya aktardığı İskele, eğitim, erkeklik ve aile kurumlarına ilginç bir bakış atıyor. 17 yaşındaki Aşer, mezuniyet sınavlarına hazırlanmaktadır; ne var ki, hem dikkat eksikliği hem de öfke patlamaları fazla dikkat çekmektedir. Babasıyla birlikte inşaat iskeleleri kuran Aşer’in diğer baba örneği ise, içten çabalarını takdir eden tek kişi olan öğretmeni Rami’dir. Ancak bu hassas düzen sonsuza kadar devam edemeyecektir. İlk gösterimini Cannes Film Festivali’nin bağımsız film bölümü ACID’de yapan İskele, Matan Yair’in yönettiği ilk uzun metrajlı film. Aşer gerçek hayatta, hâlâ babasıyla birlikte iskele kuruyor.

4. Pastacı

– 2017 KUDÜS En İyi Kurgu, Lia Van Leer Ödülü

– 2017 KARLOVY VARY Ekümenik Jüri Ödülü

Hamur, yas ve aşk… Berlin’de yaşayan İsrailli yönetmen Ofir Raul Grazier’in bu ilk uzun metrajlı filmi, yönetmeninin sözleriyle “dış kimliklerle tanımlanmak istemeyenlerin hikâyesi”ni anlatıyor ve aynı adamın yasını tutan Alman bir fırıncı adam ile dul kalan İsrailli bir kadını izliyor. Hüzünlü bir aşk üçgeninden yola çıkan Pastacı, dünya prömiyerini yaptığı Karlovy Vary Film Festivali’nde özellikle aşk ve aile kavramlarına incelikli bakış açısı; yas tutma, din, aile arasındaki çetrefil bağlar ve yemek tutkusunu işleyişiyle dikkat çekti.

5. Sara ve Selim Hakkında

– 2018 ROTTERDAM İzleyici Ödülü, Mansiyon

Bambaşka dünyalara ait bir kadın ve bir adam, sadece geceleri buluşur; ilişkileri sevişmekten ibarettir. Ama yakalandıklarında İsrailli evli kadınla Filistinli evli adamın birliktelikleri sosyopolitik nedenlerle bölünmüş Kudüs’te yeni bir gerginliğe yol açar. Artık tehlikeye atılan sadece evlilikleri değildir. Kudüs’ün dar sokaklarında yol alan ve bize bu kadim kentin gece halini ustalıkla sunan Sara ve Selim Hakkında, Filistinli yönetmen Muayad Alayan’ın ikinci uzun metrajlı filmi.

6. Şeria Nehrinin Batısı

Muhalif bakışıyla tavizsiz İsrailli usta sinemacı Amos Gitai, son filmiyle ses getiren belgeseli Journal de campagne / Savaş Günlükleri’nden 35 yıl sonra bir kez daha Batı Şeria’ya dönüp kariyerinde sıklıkla irdelediği İsrail-Filistin meselesine bakıyor. Gitai, Cannes Film Festivali’nin Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde gösterilen filminde kamerasını bazen sokaklarda bu köklü sorunun etkileriyle nefretin dilini konuşanlara çeviriyor. Ancak asıl vaktini barış getirmeye çalışanlara ayırıyor: İnsan hakları ihlalleri hakkında konuşan İsrailli askerlerden, yakınlarını kaybeden İsrailliler ile Filistinlilerin birlikte çalıştığı bir derneğin mensuplarına uzanan ve kadınların özellikle öne çıktığı söyleşilerin sonunda şunu soruyor: Barış nasıl gelir; uzlaşma sağlanabilir mi?

7. Düğün Davetiyesi

– 2017 LOCARNO FICC Eleştirmenler Ödülü, Gen Jüri Çevre Ödülü, ISPEC Sinema Ödülü

– 2017 KERALA En İyi Film

– 2017 DUBAİ En İyi Kurmaca Film, En İyi Erkek Oyuncular

– 2017 MAR DEL PLATA En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu, Eleştirmenler Ödülü, SIGNIS Ödülü

– 2017 MEDFILM (ROMA ROME) Jüri Özel Ödülü

Filistinli yönetmen Annemarie Jacir, Düğün Davetiyesi’nde Nasıra’daki Hıristiyan Arap cemaatini sevecen bir bakışla merceğine alıyor. 60’lı yaşlarındaki huysuz Abu, oğlu Şadi ile beraber Nasıra sokaklarında dolaşmakta ve kapı kapı eşe dosta kızının düğün davetiyesini dağıtmaktadır. Uğradıkları her durakta bu binlerce yıllık cemaatin birbirinden renkli yüzleriyle kimi zaman tatlı tatlı şakalaşırlar, kimi zaman da hararetle atışırlar. Jacir’in daha önceki filmlerinde de rol alan Saleh Bakri bu kez gerçek babası Muhammed’le beraber baba-oğulu canlandırıyor. İncelikle yazılmış karakterleri ve halktan esprileriyle içinizi ısıtacak tatlı, küçük bir film Düğün Davetiyesi.

8. İtaatsizlik

Bu yıl Yabancı Dilde En iyi Film dalında Oscar alan, geçtiğimiz yıl da Filmekimi’nin hit filmleri arasında yer alan Muhteşem Kadın’ın yönetmeni Sebastián Lelio başrollerini Rachel McAdams ile Rachel Weisz’a teslim ettiği son filminde zorluklara göğüs geren kadın karakterlere empatiyle bakmayı sürdürüyor. New York’ta yaşayan başarılı fotoğrafçı Ronit, babasının ölümü üzerine Londra’ya döner. Uzun yıllar önce terk etmiş olduğu dindar Yahudi cemaati onu soğuklukla karşılar. Gençlik arkadaşları Esti ile Dovid evlenmiş ve cemaatte saygın yerleri olan birer öğretmen olmuştur. İki kız arkadaş arasında gençlik yıllarında yaşanan yakınlaşma yetişkin kadınlar olarak kimliklerini sorgulamalarına vesile olacaktır. Ortak inanç ve bireysel özgürlüklere hassas yaklaşımıyla nüanslarla bezeli bu çok katmanlı film uzun süre zihninizi kurcalayacak.

 

Bunları da beğenebilirsiniz...