LGBTİ+ Dosyası: “Yahudi toplumu genel Türk toplumundan daha ileride değil”

Fotoğraf: dagmedya.net

Geç kalmış diyalogun üçüncü görüşmecisi bir başka genç gey erkek. Bu görüşmeci de yılın çoğunu Amerika’da geçiriyor, kendini cemaate uzak görüyor ve kendini dine yakın hissetmiyor.

3. Görüşmeci:

Gey olmak bana farklı olmayı ifade ediyor. Türkiye’de açık değilim. Amerika’da saklamıyorum, açığım konu açılırsa, söylemekten çekinmiyorum. Konu açılmazsa bahsetmiyorum, insanlarla ilişkime bağlı. İlk tanıştığımda bahsedilen bir konu değil. Türkiye’de 4-5 yakın arkadaşım biliyor. Ailemde kimse bilmiyor, ama yakın zamanda söylemeyi düşünüyorum, ne kadar saklayabilirim bilmiyorum. Ben kendimi tanıyalı çok zaman oldu. Altıncı sınıfta falan kendimi tanıdım ve önümde bir engel varmış gibi hissediyorum, sanki bunu aşamamışım gibi hissediyorum, bundan dolayı bir tatminsizlik var, bir de ailemin beni daha iyi anlaması için bir olanak olarak görüyorum. Çekiniyorum ailemden biraz, nasıl karşılayacaklar kestiremiyorum, olumlu da olabilir. Ama etraflarında bir model olmadığı için çok şaşırabilirler, onların nasıl algılayacağını bilmiyorum.

“Cemaatteki bireylerin ne düşündükleri çok umurunda değil”

Cemaat çerçevesinde düşünmüyorum ondan ne düşündükleri çok umurunda değil. Ailemi umursuyorum çünkü onlara değer veriyorum. Cemaat bana değer vermeye devam edecek mi bilmiyorum. Kulaktan kulağa dolaşan bir konu olmasını istemiyorum. Benim hiç cemaatin çok içinde olmadım, kendimi hiçbir derneğe ait hissetmedim. Cemaat ne düşünür diye korkmuyorum çünkü kendimi cemaatin içinde görmüyorum. Cemaatin içinde görmeyişim sadece cinsel eğilimle ilişkili değil. Cemaatle kendi çevremi kısıtlamak istemiyorum. Bu topluma ve kültüre, birikmiş kültürel mirasa saygım var ama bu balonun içinde kalmak istemiyorum. Zaten Türkiye’den uzaklaşmak istiyorum, Türkiye’de yaşamayı düşünmüyorum.

LGBTİ+ konusunda “Yahudi toplumu genel Türk toplumundan daha ileride değil”

Kendimi pek Yahudi ve gey kesişimine konumlandırmadım. Türkiye’de bu konu üzerine hoşgörü olmadığı için, Yahudi toplumu genel Türk toplumundan daha ileride olmadığı için, bu meseleyle cemaatin ilgilenmemesi şaşırtıcı değil. Kimsenin umursadığı, efor sarf ettiği bir konu değil cemaatte, ben de o yüzden onların ne düşündüğünü umursamıyorum.

Pek dini inancım hiç olmadı. Kendimi agnostik olarak tanımlıyorum. Dinden kendimi hep uzak tuttum. LGBTİ+ bir birey olmakla dinden uzak olmayı bağdaştırmıyorum, bağımsız olarak din beni çeken bir konu olmadı. Çok muhafazakâr değildim hiç, Yahudiliğin kültürel bir anlamı vardı. Aile ya da arkadaşlık gibi şeyleri ifade eder benim için Yahudilik. Daha kültürel bir anlamı vardı, Şabat yemeği, bayramlar, aile olarak bir araya gelme bölümü, ailenin değeri için seviyorum. Aidiyet kısmıyla ilgileniyorum.

Kendimi Türk olarak çok tanımlamıyorum, kendi içimde bu konuda çatışmam var. Amerika’da kendimi Türk olarak tanıtıyorum kolay olarak, farklı bir dinden olsam da Türk tanımına uygunum. Türkiye’ye çok bağlı hissetmiyorum, İstanbul’u seviyorum. Türkiye çok potansiyeli olan bir ülkeydi, modern ve Müslüman olma konusunda, arabulucu olabilecek bir konumda, ama bu potansiyelini kaybetti. Herhangi bir Ortadoğu ülkesi benim gözümde. Zaten Türkiye’de bir balonda yaşıyorduk ve bu balon zamanla küçüldü.

“Amerika’da kalmak istiyorum, Türkiye’de kalmak beni geriyor”

Türkiye’de ayrımcılık var ama açık olmadığım için direkt ayrımcılığa uğramadım. Tabii duymak istemeyeceğim, rahatsız edici şeyler duydum etrafta, ailemden veya okulda. Böyle şeyler söyleyen insanlarla muhatap olmamaya çalışıyorum, kendi hallerine bırakıyorum. Yine açık olmadığım için bir kurumla sorunum olmadı. Askerlikten çok Türkiye’de yaşama ihtimalimin olması ve Amerika’da kalamamak, Türkiye’de kalmak beni geriyor, askerlik bunun parçası. Göç etmek istiyorum, Amerika’da kalmak istiyorum. Amerika’da çok çok mutlu değilim. İnsanların liberal kesimlerde daha saygılı olduğunu, hoşgörülü olduğunu düşüyorum, sadece LGBTİ+ konusunda değil. İleride iş nerede bulursam biraz orada olacak gibiyim ama idealim Türkiye’de bulmak değil. Yurtdışında yaşarsam askerlik de baya kısalıyor ondan beni çok germiyor. Kaç yıl kendimi gizledim, gerekirse askerde de gizleyebilirim.

Kendimi güvende hissettiğim pek bir mekân yok. Türkiye’de çok zor, insan hep geriye bakacak, lafını geri tutacak, yanımdaki ne düşünüyor diye hep sorgulayacak… Bir hoşgörü ortamı bence yok. Gey bar bile tamamen güvenli bir ortam değil, sonuçta muhafazakâr bir ülke. Türkiye’de liseden sonra yaşamadığım için LGBTİ+ mekanları aramıyorum, böyle bir çevrem, ya da bunu kuracak zamanım olmadı.

“Yürüyüş olmadı, sadece polisler vardı”

Türkiye LGBTİ+ dernekleriyle bir ilişkim yok, tek ilişkim bir sefer Onur Yürüyüşüne gittiğimde oldu denebilir. Komik bir deneyimdi, ne ümitle gittim… Bir gelişme beklentisiyle mi gittik, bilmiyorum. Şu an gitmiş olmam biraz saçma geliyor. Onur Yürüyüşü’nde bir sivil polis beni kolumdan tutmuştu bu tabi kötü bir deneyimdi olumlu bir etki bırakmadı. Sonraki sene de gittim ama yürüyüş olmadı, sadece polisler vardı. Katılma amaçlı gitmemiştim sadece o sırada Taksim’deydim. Türkiye’deki birçok LGBTİ+ organizasyonu LGBTİ+ kalıplarını, kalıplaşmış düşünceleri arttırdıklarını düşünüyorum, lezbiyenler erkeksidir, geyler efeminedir gibi. Niye en çok örgütlenenlerin böyle olduğunu anlıyorum, başka insanlarla ne kadar etkileşiyorlar bilmiyorum. Kendimi yakın hissetmiyorum, kendimi bu kimlikle tanımlamak istemediğim için çok da ilgilenmiyorum. Sosyal hayatımı bu örgütler çerçevesinde kurmak istemiyorum.

Dating appler dışında pek bir şey yok zaten [sevgili bulmak için]. Arkadaşlar da biraz şans olması lazım başka biriyle tanışmak için. Arkadaşlar aracılığıyla birilerini bulmak zor dolayısıyla. Birkaç insanla görüştüm ama çok bir şey çıkmadı. Yahudi olması sevgilide pek aradığım bir özellik değil. Kafamda böyle bir kıstas yok. Beraber olduğum insan Yahudi olsa “A ne güzel derim” ama benim için bir gereklilik değil. Hiç yakın LGBTİ+ arkadaşım yok. Türkiye’de bildiğim ya da tahmin ettiğim belki iki üç kişi var.

 

Bunları da beğenebilirsiniz...