Altüst Soyağacı – Nesi Altaras

Fotoğraf: Pinterest

Yakın zamanda E-devlet soyağacı hizmeti sunmaya başladığında Türkiye’deki birçok insan gibi, bu hizmetle ben de ilgilendim. Zaten birçok kişinin hikayesini dinlediğim için soyağacında asıl merak ettiğim üst kuşaktakilerin isimleri ve doğum yerleriydi. Tahmin edilenin dışında pek bir şey yoktu: bütün ailem Yahudi, İstanbullu bildiklerim 150 yıllık İstanbullu; Tekirdağlı bildiklerim 150 yıllık Tekirdağlı.

Kafa karıştırıcı olan bir kişi vardı, baba tarafından büyük dedem. Büyük dedemin hikayesini yıllarca bölük pörçük olarak dinlemiştim. Ailesi Tiflis’te yaşıyormuş, 1917’de Bolşevik devrimi olunca Türkiye’ye kaçmışlar ve Adana’ya yerleşmişler. Bu hikâyenin doğruluğunu hiç sorgulamamıştım. Sonu kesin doğruydu çünkü babaannem ve kardeşleri Adana’da doğup büyüdü. E-devlet de bunu teyit etti, büyük dedemin kayıtlı olduğu yer Adana – Seyhan.

Ama hikâyenin Adana’ya kadar ola bölümü E-devlet’te sunulan soyağacına göre yanlış. Büyük dedem 1917’de Türkiye’ye Gürcistan’dan gelmiş olamaz çünkü 1890larda Van’ın Başkale ilçesinde doğmuş ve 1904 nüfus sayımında sayılmış. Eğer bu aile Gürcistan’dan Adana’ya gittiyse, neden büyük dedem Türkiye-İran sınırındaki Başkale’de doğmuş olsun? Başkale Tiflis ve Adana arasında değil, ikisine de yüzlerce kilometre uzak, dağlarında arkasında. O dönemde ve hatta bugün bile gidilmesi zor bir yer.

Bu hikâyeyi bana hep sorgulatan diğer sebep ise, büyük dedemin ailesinin aralarında konuştuğu dil. Kendi aralarında bu dile Gürcüce, kendilerine de Gürcü diyorlar. Ama dilin Aramca gibi bir şey olduğunu da söylerler. Dilin aynı anda hem Aramca hem Gürcü olması mümkün değil, bunlar iki farklı dil ailesinden. Van’da Gürcü olmadığına göre burada bir kavram karmaşası var. Biraz araştırma Başkale civarında konuşulan Yahudi dillerini ortaya çıkardı. “Gürcüce” konuşan babaannemin kardeşine sordum: “Bu dilin orijinal adı ne?” Cevabı, elbette Gürcülerle alakası olmayan ve benim araştırma sonucu internette bulduğum Neo-Aramca lehçelerden biriydi.

Dilin adı Lişana Deni ve bu dil Kürt Yahudilerinin ve bölgedeki Süryanilerin konuştuğu lehçelerden biri. “Lişana Deni” Neo-Aramca “bizim dilimiz” demek. Bu antik dil ve benzer lehçeleri neredeyse bin yıldır Suriye, Irak, İran ve Türkiye’nin Kürt bölgelerinde konuşuluyor ama şimdilerde konuşan neredeyse kimse yok. Bu dile kıyasla Ladino canlı ve güncel sayılır.

Yani büyük dedemin ailesi Başkale’ye bir yerden gelmedi, onlar zaten yüzyıllardır oradaydı. Yahudilerin o bölgeye gelişi kabul gören teoriye göre en az iki bin yıl önce. Tiflis, Rus devrimi ve Gürcü olma fikirleri nereden çıktı hala bir muamma. Ama kesin olan şey, babaannemin kardeşinin yıllarca iddia edip kimsenin inanmadığı gibi, büyük dedemin ailesi Kürt Yahudisi olduğu. Türkiye’de yerleşik, Türkçe konuşan, Türk kültüründen etkilenmiş Yahudiler nasıl Türk Yahudisi ise, aynısı Kürt bölgeleri, Kürtçe ve Kürt toplumu için geçerli; olanlar da Kürt Yahudisi oluyor.

Bugün Türkiye’de kaç Kürt Yahudisi var, kaç tanesi hala Van’da, Diyarbakır’da, Mardin’de, belki de kimliğinden habersiz yaşıyor? Ya da kendini Sefarad ya da Gürcü zanneden kaç İstanbul Yahudisinin ailesi aslında Urfalı ya da Şırnaklı? Bu sorular gösteriyor ki Türkiye Yahudileri de Türkiye’nin tamamı gibi aslında düşündüğümüz kadar homojen değil. Bu sorular araştırarak, okuyarak, zamanla cevaplanacak ama şimdilik kesin olan tek şey E-devlet soyağacı bilgisinin cevaptan çok soru ortaya çıkardığı.

 

Bunları da beğenebilirsiniz...