Ladino’nun sesi… O çok az sayıdaki insanlardan biri…

UNESCO tarafından yok olma tehlikesindeki diller arasında gösterilen Ladino, yani Yahudi İspanyolcası’nı (Judeo-Espanyol) İstanbul’da az sayıda insan konuşabiliyor. Bu dilin son temsilcilerinden Karen Şarhon, olabildiğince çok eseri yazıya dökerek sonraki nesillere aktarmaya çalışıyor.

Kaynak: Hürriyet

Yazar: Kardelen Koldaş

Karen Şarhon, 59 yaşında, beş dil bilen bir dünya insanı. 2003 yılında, İngilizce öğretmenliğinden emekli olarak, Sefarad Kültürü Araştırma Merkezi’ni açtı. Aynı zamanda müzikle ilgileniyor. Türkiye’nin ilk Sefarad müzik grubu ‘Los Pasharos Sefaradis’in kurucularından. 2002’de Harbiye Açıkhava’da Sezen Aksu ile düet bile yapmış. Şimdilerde, müzik çalışmalarına ek olarak, kaybolmakta olan Ladino dilinde yayımlanan El Amaneser gazetesinin yayın yönetmeni.

15. YÜZYIL İSPANYOLCASI

Ladino, yani Yahudi İspanyolcası veya Judeo-Espanyol, UNESCO tarafından tehlikede olarak nitelendiren diller arasında. Temelde 1492’de İspanya’dan sürülerek İstanbul’a gelen Yahudilerin o zaman konuştuğu bu dil, esasen 15. yüzyıl İspanyolcası. Fakat dil, sürekli yenilenen bir şey olduğu için İspanya’dan sürülen Ladino yıllar içinde İstanbul’un zenginliğinde Fransızca, İtalyanca, Türkçe, Rumca gibi diğer dillerden kelimeler alarak bir Osmanlı dili haline gelmiş.

Şarhon dilin gelişimini şöyle anlatıyor: “İspanya’dan göç ettikleri zamanlar dünyada çatal yok. Sonra çatal icat ediliyor, buna bir kelime bulmak lazım. İspanya’ya telefon edip soramıyorlar tabii. Bu durumda etrafa bakıyorlar. Rumlar ‘piruni’ diyor. Haydi bu kelimeyi alalım. Ladino’da ‘piron’ çatal demek. Halbuki İspanyolca’da ‘tenedor…”

Bu dili konuşanlar zamanla Osmanlı ve Türkiye’den göç etmiş insanlarca dünyanın her yerine taşınmış. UNESCO verilerine göre Ladino bilenlerin sayısı 10 binden az. İsrail’den sonra Ladino konuşan en büyük topluluk Türkiye’de.

‘BENİM KUŞAĞIM SON’

Şarhon büyürken evde Türkçe, Fransızca ve Ladino konuşulduğunu, Ladino’yu evdeki büyüklerin konuşmalarını dinlerken öğrendiğini söylüyor: “Benim kuşağım bu dili konuşan son kuşak. Bizden sonraki kuşakta anlayanlar var ama birkaç kelime. Kızım 21 yaşında. Onların kuşağı konuşmuyor.” Şarhon’a göre bunun sebebi Ladino’nun artık ailelerde kullanılmaması.

‘DOĞAN GÜNEŞ’ GAZETESİ

Şarhon bu dili yazılı arşiv haline getirebilmek için12 yıldan bu yana Yahudi cemaatinin gazetesi Şalom’a ek olarak Ladino dilinde yayımlanan El Amaneser’i hazırlıyor. Ladino dilinde ‘tan’ anlamına gelen El Amaneser, Şalom aboneleri dışında 300 kişiye daha gidiyor. El Amaneser’de Türkiye’den yazarların yanı sıra Osmanlı kökenli İsrailli, Şilili, Amerikalı, Kanadalı, Fransız yazarlar var. Şarhon kendisine Çin’den ve Japonya’dan bile ulaşanların olduğunu anlatıyor. Şarhon, 40 yıl önce arkadaşlarıyla Ladino dilinde yazdıkları “KULA 930” adlı müzikal oyunu bu sene tekrar sergilemiş. “O zamanlar büyüklerimizle dalga geçmek için bu dili kullandık” diyen Şarhon, Türkçe üst yazı ile sahnelenen oyunun 1930’larda Galata’daki Yahudi yaşamını anlattığını söyledi.

ANNESİ OKUMAYI BU GAZETEDEN ÖĞRENMİŞ

El Amaneser gazetesi aynı zamanda Şarhon ve annesinin de bir ilki yaşamasına vesile oluyor. “Benim annem, ki anadili Ladino, ben bu gazeteyi basmaya başladığım zaman bu dili okumayı öğrendi. İlk başlarda da anlamıyordu. Yüksek sesle okumak zorunda kalıyordu ki ne dediğini duysun ona göre anlasın diye yoksa anlamıyordu bile. Bir müddet sonra dedi ki sen bana ana dilimde okumayı öğrettin.”

‘KARIŞTIRIAS LA CEZVE’ YANİ CEZVEYİ KARIŞTIRMAK

Şarhon, Türkçeden Ladinoya geçen kelimelere örnek veriyor: “Karıştırıas la cezve. Yani cezveyi karıştırmak. İspanyollar, Ladino’yu anlamakta “bir İngiliz çocuğunun Shakespeare okumakta zorlanacağı kadar zorlanıyor” diyor Şarhon. Çünkü İspanyolcada sıkça kullanılmayan eski sözcükler, Ladino’da hâlâ yaşıyor.

Bunları da beğenebilirsiniz...