Esra Erol ve Körüklediği Antisemitizm / Zenofobi – Rika Kuriel

Esra Erol dendiğinde aklıma ilk olarak Esra Erol’un evlendirme programına telefon ile bağlanan kadının, stüdyoda bulunan başka bir kadına talip olması üzerine Esra Erol’un sinirden titremesi ve ağlama sahnesi gelirdi. Esra Erol o gün homofobisini tüm ülkeyle paylaşmıştı.*

Geçtiğimiz sene KHK’larla yasaklanan evlilik programları, çok kısa bir süre içerisinde, format değişikliğine giderek ne olduğunu tam olarak tanımlayamadığım programlara dönüştü. Kayıp kardeşlerini bulmaya gelenler var, kavga eden bağırışanlar var. Eskiden talip bulmaya gelenler de jüri olmuş, bilgileri olmayan konulara sezgileri üzerinden yorumlar yapıyor. Bir de avukat var; kimin avukatı anlamış değilim. Hukukçu demek mi daha doğru olur bilmiyorum… Seslerini duyurmak için çığırtan insanlar…

Program uzun zamandır anladığım kadarıyla Adana’daki bir yuvadan kaçırılan/satın alınan bebeklerin hikayeleri ile dolduruluyor. Telefonla bağlananlar, yalan yanlış tanıklıklar, kulaktan dolma bilgilerle üretilen spekülasyonlar… Belki de olaylarla alakası olmayan pek çok kişinin ismi zikrediliyor, fotoğrafı paylaşılıyor ve hatta hedef gösteriliyor.

Son günlerdeyse gerek program üzerinden gerek sosyal medya üzerinden hedef haline gelen kişi Hamiyet Nagel. Nagel, Adana’da kendi iddiasına göre yasal yollarla evlat edindiği kızıyla beraber şu anda ABD’de yaşamakta. Göbek bağı ve plasentası dahi temizlenmeden çöpe atılmış bir bebeği ABD vatandaşı eşi ile beraber yasal yollarla evlat edindiğini belirten Nagel, anlam veremediğim şekilde hedef haline getirilmiş.

26 Aralık 2017 tarihli canlı yayında, Esra Erol bir gün önce telefon bağlantısı yaptığı Nagel hakkında tekrar düşüncelerini dile getirdi. Esra Erol, Hamiyet Nagel’in yaptığı siz-biz ayrımının ne olduğunu programdan sonra tekrar düşünmüş, bunun bir sosyal statü ayrımı olmadığına kanaat getirip buna ilişkin bir VTR hazırlamış. Hazırladığı VTR’de Hamiyet Hanım’ın bazı cümleleri cımbızlanarak seçilmiş ve baştan baştan izleyiciye sunulmuş. Esra Erol sonrasında ise Nagel’in cümlelerini şöyle yorumluyor: “Siz derken Türkler/Müslümanlar’ı, biz derken Amerikalılar’ı kastediyor”. Esra Erol böyle bir çıkarımı nereden ve nasıl yapmış anlam veremiyorum. Ancak kendisinin haddini daha da aştığını şimdiden söylememde sakınca yok sanırım. Esra Erol, Nagel’in sosyal medya paylaşımlarına bakmış, belli ki bazı paylaşımlar görmüş ki insanların hangi dinden olursa olsun kimsenin etnik kökenini, dinini aşağılayamayacağını söylüyor. Esra Erol kendi masumiyetini ise sürekli gözümüze sokmaya çalışıyor: ‘En başta Hamiyet Hanım’ı iyi niyetli sanarak ‘siz-biz’ ayrımının sosyal statü olduğunu düşünmüş. Cahil ve eğitimsiz kesimin çocuklarını eğitimli kesim alıyor gibi algılamış.

Ancak yanıldığını kanıtlamak için de hemen bir VTR daha gösteriyor Esra Erol. Arkadan gelen ses şöyle diyor: “Müslüman anne babadan olan çocukları Hristiyan olarak yetiştiriyorlar.” Stüdyoda bulunanlar: “Çocuğa verilen en büyük zarar dininin değiştirilmesidir. Bunun hesabını veremeyecekler.” diyor.

VTR’de yayınlanan ise, Esra Erol’un iddiasına göre herkesin sosyal medyada erişimine açık olan bir mecrada evlat edinilen Elizabeth Nagel’in profili.

Bu profile göre Elizabeth Nagel’in 90$ ile 100$ arası değişen bir geliri, 100.000$ ile 250.000$ arasında bir malvarlığı var. Elizabeth’in bir ilişkisi olup olmadığı veya çocuğu olup olmadığı bilgilerine yer verilmediği gibi siyasal görüşü hakkında da herhangi bir bilgi yok. Ancak Esra Erol’un kırmızı yuvarlakla işaretlediği önemli bir nokta var: Elizabeth’in dini, Yahudi olduğu.

Ben internet üzerinden söz konusu siteye erişim sağlamaya çalıştım, Elizabeth’in bir profilinin varlığını bulmama rağmen, VTR’de bizimle paylaşılan sayfaya erişim sağlayamadım. Yani Esra Erol eğer böyle bir sayfaya eriştiyse, bunu herkesin kullandığı yöntemlerle yapmış olmadığı belli. Diğer yandan bu profilin gerçek olup olmadığı, gerçekten söz konusu Elizabeth tarafından oluşturulup oluşturulmadığı bile bilinmezken, bir kişinin kişisel verilerinin canlı yayında hunharca paylaşılıyor olması da kabul edilir şey değil. Doğum günü, fotoğrafı, adresi, dini, geliri gibi aralarında özel nitelikli kişisel veri olarak adlandırılabilecek bir takım verinin kullanılmasının hukuka uygun olmadığını programda yer alan avukat neden dile getirmedi, onu da anlamış değilim… Oysa herkese, her şeye verecek bir cevap buluyordu maşallah.

Esra Erol bununla da yetinmiyor. “Kardeş bulma” konseptli programına günlük siyaseti de alet etmeyi başarıyor. 27 Aralık 2017 günü yayınladığı bir VTR’de Hamiyet Hanım’ın sosyal medya üzerinden yaptığı bir paylaşımdan bahsediliyor. İddiaya göre Hamiyet Nagel: “Kudüs’ü Yahudiler haketmiştir. Teknolojin kadar konuş kardeşim. Buralarda zır zır bağırma! Hayır Araplar ses çıkaramaz. Kimse de savaş mavaş çıkaramaz. Yemez!!!” paylaşımında bulunmuş. Esra Erol, bu VTR’yi paylaşarak bir gün önce ortaya attığı iddiasını güçlendirmeye çalışıyor belli ki.

Hamiyet Hanım’ın Yahudi olduğu, Yahudi sempatizanı olduğu, İsrail taraftarı olduğu, evlat edindiği çocuğu da bu şekilde yetiştirdiği gibi alt anlamlar çıkarmak mümkün. Esra Erol yine altını çiziyor: Bu paylaşım herkese açık bir paylaşım!! Ve hemen Facebook görüntüsü de yayınlanıyor ilgili meselenin. Sosyal medyaya azıcık aşina olanların dahi fark edebileceği şeyleri saptadım bunun üzerine…

Öncelikle, bahsedilen gönderi Hamiyet Nagel tarafından gerçekleştirilmemiş. Sol tarafta fotoğrafı yer alan ismi maskelenmiş bir başka kişi tarafından gerçekleştirilmiş. Başlığı ise, Hamiyet Nagel saptaması. Yani bu sözleri Hamiyet Hanım’ın ağzından duydu da mı paylaştı, Hamiyet Hanım’ın başka bir paylaşımından mı kopyaladı, tamamen uydurdu mu bilemiyoruz. Aynı kişi paylaşımının üzerine bir Esra Erol saptaması yazsaydı, bu sözcüklerin sahibi bir anda kendisi mi olacaktı?

Merak edip Facebook üzerinden baktım. Hemencecik de orijinal paylaşımı buldum. Meğerse bu başkasına ait paylaşım da Esra Erol ve ekibi tarafından yine cımbızlanarak yayınlanmış.

Hikaye doğrudur veya yanlıştır, sözler onun tarafından söylenmiştir veya söylenmemiştir, bilemem. Ancak orijinal paylaşım da aşağıdaki şekildedir.
Kaan Karadağ

Aralık 7 16:32 ·

Bir “HAMİYET NAGEL” saptaması

KUDÜS’ Ü YAHUDİLER HAKETMİŞTİR, TEKNOLOJİN KADAR KONUŞ KARDEŞİM…Buralarda zır zır bağırma !
HAYIR ARAPLAR SES ÇIKARMAZ….KİMSEDE SAVAŞ MAVAŞ ÇIKARAMAZ…YEMEZ !!!
Bizim halkımız bırakın tarih bilmeyi Kudüs ün nerede olduğunu bilmez,. Oralar çok el değiştirdi ama Tc kurulmadan önce Osmanlının topraklarıydı, KAYBETTİLER ! Bir daha söyliyeyimmi? Sağolsun MÜSLÜMAN ARAP KARDEŞLERİMİZİN DE YARDIMI İLE İNGİLİZLERE KAybettik…BAKMAYIN SİZ yAHUDİLER ORALAR 3000 SENEDİR BİZİM DESİN ( KAYBETTİK GERİ ALDIK DEMEZLER, GEÇİCİ OLARAK ORALARDA DEĞİLDİK DERLER).Neden Arap Müslüman kardeşlerimiz oralarda İngilizlerle birlik olup Osmanlıyı arkadan vurdu ( bence Arabistanlic Lawrence filmi okullarda mecburi olsun !)? Bu gerçektir neyini inkar edecen. Bu Araplar ne zaman birlik olmuşdurki şimdi olsunlar. Karşıma geçipte lak lak etmeyin..BEN ORTADOĞUDA SENELERCE ÇALIŞTIM, OTURDUM..HER BİR TARAFIN ICCIĞINI CICCIĞINI BİLİRİM. İlk İntifada başladığında Katar da idim. Üzerimde çarşaf cami önlerinde Filistin için para toplarken FİLİSTİNLİ MÜLTECİLER BARLARDA EĞLENİP , USA YA VİZE KUYRUĞUNDAYDI…Banada ” yahu boş ver işinmi yok cami önlerindesin, bizim insanımız adam olmaz ” diyen bizzat Filistinlilerdi ! Sonraları Arap Dünyasının Filistinlilerden nefret ettiğini görecektim ! Haklılardıda !!!
Yahudiler orada korkunç mücadeleler vermiştir ki bir devlet kurabilsin. İngilizler onlara hoşgeldin dememiş aksine Akdeniz üzerinden gelen Yahudi dolu kayıkları batırmışlardır. İşte tam o sıralarda Yahudiler o topraklar için mücadele edErken ARAPLAR NE YAPMIŞTIR ? Gene sorayım YAHUDİLERE DÜNYADAKİ YAHUDİLERDEN YARDIM YAĞARKEN ARAPLAR KARDEŞLERİ FİLİSTİNLİLERE NE YARDIM YAPMIŞTIR?
Kardeşim artık Dünyada benim senin toprağın KALMADI.!!! Baba ülkeler, akıllı ve teknolojisi, ilimi bilimi olan gelip altındaki kilimi çekiyor yani ! Onun içindirki yok cento, yok Shanghay yok Nato bir sürü zıttırı var.
Artık şu Yahudilere düşman olacağınız yerde onlar nasıl çalışıyor, nasıl birlik oluyor, nasıl çölü Cennet ettiler…Iccık örnek alsak vede döt kılları ile uğraşacağımıza, her siteye mescit yerine bir kültür odası koysak…! İSLAM DÜNYASINI ŞÖYLE BİR REALİSTİK İNCELESEK !
ARTIK SENİN BENİM TOPRAĞIM KALMADI ilmi/ teknolojisi olan gelip alıyor kardeşim…Sende ha bira bağır dur. Baba Devler çarpışmaz…işte bizi böyle mangır mangır oynatır…Sıkıyorsa sizde BABA DEVLET olun. Ama öyle ama böyle olun be !
Hayır Yahudi değilim…ben hiç bir şey değilim..Uzaydan geldim androidim..Benim geldiğim gezegende din min yok, biz bol bol sex yaparık”

VTR yayınlandıktan sonra programın avukatı Hülya Kuran sözü alarak: “Devletlerin egemenlikleri sahip oldukları teknolojiyle ölçülmez. Yani sizin teknolojiniz çok iyi, bütün dünya sizin gibi bir yorum asla kabul edilemez. Kaldı ki Amerika Birleşik Devletleri’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması uluslararası hukukun Birleşmiş Milletler kararlarının ayaklar altına alınmasıdır. Biz Müslümanlar için de bu karar yok hükmündedir. Kim ne derse desin onun paylaşımına asla katılmıyoruz, Türkiye Cumhuriyet’inde yaşayıp Türkiye Cumhuriyeti kimliğini taşıyan insanların da Müslüman olduğunu iddia edilen kişilerin de böyle paylaşımlar yapmasını, şahsi düşüncem, kesinlikle tasvip etmiyorum.” diyor. Stüdyoda büyük alkış kopuyor. Hukukçuluk bu mu diye insan soruyor kendisine… Bu olaydan sonra kafayı takıyor avukat hanım herhalde Nagel’e… Sürekli Elizabeth’in yasal yollarla alınmadığının, kanunun dolanarak alındığını iddia ederek spekülatif yorumlar yapıyor. Oysa ki bir hukukçudan daha ağırbaşlı davranmasını beklersiniz. Programdaki hukukçu böyle konuşurken diğer katılımcılardan daha iyi bir şey beklemezsiniz herhalde.

Programdaki rolünün ne olduğunu asla anlamadığım ancak aylardır gördüğümüz Reşit Bey söz alıyor ve şöyle diyor: “Yani benim de içime dert oldu, lütfen bu soruyu sormak istiyorum. Özellikle Hamiyet Hanım’a, eğer muhatap alır, burnunu Kaf Dağı’ndan indirirse, sevinirim bu sorumun cevabını verebilirse. Şimdi bebeklerle ilgili dedi ya, çöpe atılan bebeklerin biz hayatını kurtardık. Biz-siz mevzusu yaparak… Ben şimdi kendisine soruyorum: Peki Filistin’de onlarca bebeğe zulüm edilip katledilirken aynı vicdani sorumluluğu hissedip de, niye o paylaşımların aynısını yapmadınız?”

Ve stüdyoda tekrar büyük bir alkış kopuyor. Bu programda amaç kardeşleri bulmaktı değil mi? Hangi ara laf buraya geldi?

Bu kışkırtmalar maalesef stüdyoyla sınırlı kalmıyor. Televizyon başındaki izleyiciler öylesine galeyana geliyorlar ki Nagel’in Facebook sayfasında paylaşılan fotoğraflar-linkler altına nefret kusmaya başlıyorlar. Gelen yüzlerce yorum arasından seçtiğim bazılarını sizlerle paylaşıyorum:

Kardeşleri ‘satılmış’ bir başka katılımcı devam ediyor: “Dinleri değişti ama, hala o Seçil her Facebook’ta bize cam yolladığında Türk resmini giyiyor. O Türk olduğunu biliyor. Türk bayrağıyla çıkıyor karşımıza. Her böyle cam açtığımızda Türk bluzunu giyiyor, Türk bayrağı önünde, ben Türk’üm Türk diyor. Sen istediğin kadar Amerikalılara sat, onlar Türk kanı taşıyorlar.”

Bu programın amacı nedir? İzleyicileri, var olmayan, çarpıtılmış, spekülatif olaylar üzerinden, siyasal gerginliklerden yararlanarak, konuyla uzaktan yakından ilgisi olmayan insanları hedef almalarını mı sağlamak istiyorlar? Bir kadını Yahudi olması ihtimali veya çocuğunu Yahudi olarak yetiştirmiş olması ihtimalinden yola çıkarak hakarete mi boğmak istiyorlar? Eğer öyleyse, çok başarılı. Saatlerce çığlıklar atarak sundukları program, ‘siz-biz’ uçurumunu doğuruyorsa, antisemitizm ve zenofobi yaratıyorsa, neden kimse hareket etmiyor, neden bu programla ilgili hiçbir yaptırım uygulanmıyor?

 

Söz konusu programın kayıtlarından bazılarına, buradan ulaşabilirsiniz.

Bunları da beğenebilirsiniz...