Nadir Nadi: Yahudilerden Alışveriş Yapmaya Kalkacak Olan Mahvolmuş Demek – Serdar Korucu

Nadir Nadi 1938 Haziran’ında yayınladığı yazı dizisinde uzun uzun Nazizm’in Avusturya’yı ne kadar “iyi” dönüştürdüğünü anlatmaya çalışır. Öyle ki Nadi bir risk alıp sokağa “Yahudi zannedilebilme” olasılığına rağmen rozetsiz çıkar ancak yazısına göre “sakin ve nazik” Viyanalılar ona tepki değil, sadece yardımseverlik gösterecektir.

Cumhuriyet Gazetesi’nden Nadir Nadi, Viyana’ya adım atmadan önce aldığı rozet takmama kararını bölgede uygulamaya geçirir. Bu konuda kendisi daha önce uyarılmıştır da pek çok kez.

“Bu rozet meselesi bir idée fixe halinde zihnimi kurcalıyor. Kadın olsun erkek olsun hemen herkesin yakasında bir tane var. Sokağın büyük ekseriyetini teşkil eden Naziler küçük, gamalı haçlar takmışlar. Yahudiler bu işareti taşımaktan menedildikleri için pek kendilerini gösteremiyorlar. Yalnız ecnebi tabiiyetinde olanlar, herhangi bir tecavüzü önlemek maksadile yakalarında mensub bulundukları milletin renkleri, süklüm püklüm dolaşıyorlar”

Nadi’nin “Yanlışlıkla üzerime saldırılmasına” yönelik çekinceleri vardır. Ama bu çekincesinin en büyük korkusu başkadır:

“Şimdiye kadar hiçbir ferdinden tatsız muamele görmediğim bu şehirde Yahudi zannedilerek hakarete uğramak beni sukutu hayale uğratacak, müteessir edecek hatta Avusturyalılardan da Nazilerden de soğutacak.”

“Nazilerden soğumak istemeyen” Nadir Nadi yine de geri adım atmaz. Kendini kavga anına da hazırlar.

“En ufak bir sarkıntılığa maruz kaldığım takdirde, ne “Ben Türküm!” ne de “Yahudi değilim!” diye izahat vermeğe tenezzül etmeden, icabında yumruk yumruğa gelmeyi, karakolluk olmayı göze alarak, sonuna kadar mukabele edeceğim.”

NURNBERG’DE İDAMA MAHKUM OLACAK ROSENBERG’DEN ALINTI

Alfred Rosenberg Nürnberg’de (Harvard Üniversitesi Arşivi)

Kendisine bir şey olmayacağına bir yandan inanmaktadır. Çünkü kendisi Yahudi değildir. Bu nasıl mı anlaşılır? Sadece rozetli olmaktan ya da olmamaktan değil elbet. Nadir Nadi de yolda yürürken rozetlerine bakmadan karşısından gelenlerin ırklarını keşfe çalışıyordur. Çünkü aklında Nazi ideolojisinin önde gelen isimlerinden, gelecekte Nurnberg duruşmalarında savaş suçlusu olarak hüküm giyerek idam edilecek olan Alfred Rosenberg’in sözleri vardır.

“Karşıdan gelenlerin, daha rozetlerine bakmadan ırklarını keşfe çalışırken, Rosenberg’in sözlerini hatırlıyorum: Ruh, ırkın içeriden görünüşü demektir; nasıl ki ırk da bir ruhun dış manzarasından başka bir şey değildir.”

Bu gözlemlerine çevredeki işyerleri de eklenir. Nadir Nadi, “Mağazalar ve dükkanlar da Führer’in küçük resimleri ve büstlerile süslü.” der ve işyerlerinin üçe ayrıldığını aktarır:

1) Sahibi Yahudi olan mağazalar.
2) Âri fakat ecnebi olanlar
3) Hem âri hem de halis Almanlar.

Yahudilere ait olan mağazalar hala açıktır. Ancak müşterileri arasında Yahudi ya da “ecnebi” olmayan müşteri artık yoktur.

“Yahudiler, her türlü tezahürattan menedilmiş bir haldeler. Vitrinlerinde ne Hitler’in fotoğrafını, ne de gamalı haç işaretini teşhir edemiyorlar. Bunlardan alışveriş yapmağa kalkışacak bir Avusturyalı mahvolmuş demektir.”

“GEÇEN SENE HEİL HİTLER DİYENİ HAPSE ATIYORLARDI” PEKİ YA BUGÜN?

“Sahibleri âri ırkından fakat yabancı olan mağazalar”a yönelikse sistem daha yumuşaktır. “Vitrinlerde fazla gösteriş yapamıyorlarsa da göze görünür bir yere Arisches Geschaeft (sahibi âridir) levhasını asabiliyorlar” der. Bu işyerleri ile alışveriş mümkündür ancak “Asıl Alman tüccarlara gün doğmuş”tur:

“Vitrininde etrafı tefne yapraklarile çevrili (Âri, Alman mağazasıdır) ibaresi bulunan dükkanlar karınca gibi kaynıyor. İçlerinde biraz ileri gidenler müşteriye muayyen bir tavır ve hareket emredenler de eksik değil. İşte bir berber dükkanının vitrininde, eski Avusturya âdetlerine uyarak beyitle ifade edilmiş bir kumanda: Tritst Du bei mir als Deutscher ein
So soll Dein Gruss “Heil Hitler!” sein.
Yani: İçeriye Alman olarak giersen, beni yaşasın Hitler diye selâmla.
Geçen sene Heil Hitler diyeni hapse atıyorlardı. Kimbilir belki şu berber de ıstırab senelerinin ruhunda biriktirdiği hınçları beyit halinde dökmek ihtiyacını duyan eski bir mahpustur. Onu vaktile deliğe tıkmamış olsalardı belki bugün bu kadar taşkınlık yapmıya lüzum görmiyecekti. İhtiraslarımızı yatırştıran en kuvvetli müsekkin şüphesiz yalnız hürriyettir. Onu kullanmasını bilemiyen rejimler yalnız yıkılmağa değil, rezil olmağa da mahkûmdurlar. Hele bu asırda!”

Nadir Nadi’ye göre Nazilerin zaman zaman gün yüzüne çıkan “taşkınlıklarının” nedeni hep bir önceki dönemin sert uygulamalarıdır. Yoksa karşısındakiler gayet naziktir. Hatta öyle ki kendisini bu yolculuğunda “somurtgan”, “dalgın” ve “küstah ses tonlu” olarak nitelerken, karşılaştığı Viyanalıları “nazik” bulacaktır:

“Sinirlerim henüz son derece gergin. Çatacak adam arar gibi somurtgan ve dalgın, kaldırımın kenarında yürürken beni dürtmesin mi?
Birdenbire benzi uçan yüzümü herife doğru çevirerek şimdiye kadar pek az kullandığım küstah bir sesle bağırıyorum:
– Ne var? Ne oluyorsunuz?
O, son derece sakin ve nazik, hiçbir şey söylemeden elile işaret ediyor, arkama dönüyorum. Ve adamla beraber duvara doğru kaçıyoruz! Air France’ın otobüsü geliyormuş. Çok geniş olduğu için, yolu kapatmasın diye kaldırıma çıkacak.
Nazik Viyanalı:
– Ezilecektiniz!
Diyor.
Henüz ayar edemediğim sesimle mahcup ve acayib bir teşekkür cümlesi kekelerken ferahlatıcı bir banyo almadan, yol yorgunu sokağa fırladığım için kendi kendime kızıyorum”

Birinci Bölüm: Nadir Nadi’nin Kaleminden: Hitler’in “şirin” ve “samimi” Avusturyası
İkinci Bölüm: Nadir Nadi: Yahudiye Hiç Benzemem, Pek Muntazam Bir Burnum Var
Üçüncü Bölüm: Nadir Nadi: Yahudilerden Alışveriş Yapmaya Kalkacak Olan Mahvolmuş Demek
Dördüncü Bölüm: Nadir Nadi: Zavallı Avusturyalıların Yahudilerden Neler Çektiğini İyi Biliyordum
Beşinci Bölüm: “Yahudileri Yemeyeceğimizi Pekala Bilirler”
Altıncı Bölüm: “Yahudilere İntihab Hakkı Vermiyormuşuz, Tabii Vermeyiz”

 

 

Bunları da beğenebilirsiniz...