70. Yılında 70 Kişinin Gözünden Şalom (Bölüm 7/7)

Avlaremoz için Şalom Gazetesi dosyasını hazırlarken hem Şalom’u 70. yılında daha çok insana tanıtabilmeyi, böylece Türkiye’nin tek Yahudi gazetesi için bir şekilde kutlama yapabilmeyi, hem de 70 yıldır Şalom Gazetesi hakkında daha önce hiç ele alınmamış olan bir Yahudi toplumu izdüşümü gerçekleştirmeyi amaçladık.

Nüfusu 14.000 civarında olan bir toplumun 18 yaş üstü bireylerini hedef gözeterek 70 kişilik bir örneklem grubu belirledik. 70 kişilik örneklem grubu daha geniş tutulabilirdi, ancak yapılan dosya hem bir tez çalışması iddiasında olmadığı için hem de kendi belirlediğimiz kısıtlar doğrultusunda, 70 kişi yeterli bir örneklem olarak görüldü. “70. Yılında 70 Kişinin Gözünden Şalom” başlığı altında belirlediğimiz kişilerle görüşmelere başladık.

Görüşme yapacağımız kişilerin özellikle Şalom Gazetesi ya da Avlaremoz ile özdeşleştirilmeyecek olmasına, görüşme yapıldığı sırada bu oluşumlarda karar alıcı konumda bulunmayan bireylerin seçilmesine özen gösterdik. Böylece görüşmecilerin sorulara cevap verirken daha objektif olabileceğini öngördük. Sayısı gittikçe azalmış bir toplum olmasından ötürü her ne kadar insanların yolu -özellikle- Şalom’dan ya da Avlaremoz’dan bir şekilde geçmiş olsa da bu hassasiyeti görüşme yaptığımız kişilerin seçiminde elimizden geldiğince bir kısıt olarak tuttuk. Görüşme yaptığımız kişileri, kadın-erkek sayısı, mesleki farklılık, yaş grubu farkı gibi unsurları dikkate alarak, özellikle çeşitlilik yaratmasına özen göstererek seçtik.

Görüşmecilerin Şalom Gazetesi’ni okuyup okumadıklarını, ne kadar sıklıkla okuduklarını, görüşlerinin olumlu veya olumsuz olup olmadığını bilemeyeceğimiz için hazırlamış olduğumuz “açık uçlu” soruları tüm katılımcılarımıza, görüşmecinin profiline göre bir değişiklik yapmadan sorduk. İlk 10 görüşmecimizle mülakatlarımızı 7 soru ile gerçekleştirirken, daha sonra, 3 soru ek yaparak (italik olan sorular) bütün görüşmecelerimizle 10 sorudan oluşan mülakatımızı gerçekleştirdik. Olabildiğince yönlendirici olmamasına özen gösterdiğimiz sorular şu şekildeydi;

1- Şalom sizin için ne ifade ediyor?

2- Şalom’u ilk kez ne zaman okuduğunuzu hatırlıyor musunuz? 

3- İlk okuduğunuz Şalom ile son okuduğunuz arasında fark var mı? Varsa neler? 

4- Şalom ile Yahudi kimliğiniz arasında nasıl bir bağ kuruyorsunuz?

5- Size göre Türkiye toplumunda Şalom algısı nasıl?

6- Yahudilerin basılı yayın ihtiyacını ne ölçüde karşılıyor? Faydaları ve eksiklikleri nedir?

7- THY dış hatlar uçuşlarında Şalom’un yer almaması size ne hissettiriyor? 

8- Şalom’a abone misiniz? Yoksa nereden alıyorsunuz?

9- Gazeteyi ve internet sitesini takip ediyor musunuz?

10- Okumuyor ve takip etmiyorsanız, neden?

Dosya’da, Şalom Gazetesi hakkında oldukça olumlu noktalara değinenlerin yanı sıra Şalom Gazetesi hakkında olumsuz görüş bildirenler de oldu. Zaten bir toplumun tüm bireylerinin hemfikir olup, aynı beğeni anlayışıyla yaklaşacağını beklemek biraz saflık olurdu. Bizim için değerli olan tüm katılımcıların gerçek düşüncelerini açık yüreklilikle bize aktarmasıydı.

Bahsettiğimiz gibi Şalom’un 70 yıllık hayatında Yahudi toplumu gözünden Şalom Gazetesi, daha önce bu şekilde, bu kadar kapsamlı şekilde ele alınmamıştı. Tüm olumlu ve olumsuz yorumlarını bizimle paylaşan ve bu dosyanın oluşmasını sağlayan katılımcılarımıza teşekkürlerimizi borç bildiğimizi yinelemek isteriz. Sizlerle güzel bir dosyanın parçası olduğumuz için mutluyuz ve Yahudi toplumunun simgelerinden Şalom Gazetesi’ni daha iyi noktalara hep beraber getirmek için umutluyuz!

Dosyanın hazırlanmasını sağlayan görüşmecilerimiz, Albert Levi, Albi Angat, Alin Habib, Alp Allovi, Avi Haligua, Avraam Zafer İşcen, Belin Benezra Yensarfati, Belin Sigura, Beno Haligua, Berta Penso, Ceki Gözcü, Ceki Hazan, Cem Türkel, Cozi Dalva, Daniel Altaras, Daryo Levi, Denis Ojalvo, Deyvi Papo, Edi Baruh, Edith Camgözoğlu, Eli Bensusan, Emi Uygun, Ester Asa, Feride Petilon, Gabi Behiri, Hay Eytan Kohen Yanarocak, Hayim Pinto, İgal Acıman, İgal Ers, İlana Navaro, İlker Geron, İnci Leal, İsaac Haskiya, İsrael İzzet Bana, Levent Sevi, Leyla Mizrahi Kanitler, Lisya Kalma, Lorans Tanatar Baruh, Luiz Yanti, Menteş Azuz, Mert Sevgi, Merve Mazon, Metin Damar, Moşe Gormez, Nesi Altaras, Nesi Eskinazi, Nevzat Fresko, Niso Hakim, Pınar Dost Niyego, Rafael Sadi, Reneta Sibel Yolak, Reyan Tuvi, Reysi Sağyağ, Rıfat Bali, Rifka Koray, Rita Ender, Rozi Ülçer, Röne Kaspi, Sami Habib, Sandy Kohen, Selim Amado, Semih Yasavul, Soli Özel, Solin Paçacı, Teri Levi Yıldız, Viki Benezra, Viki Çiprut, Vivet Yohay, Yeuda Adoni ve Yossi Yusuf Pinhas’a bir kez daha teşekkürler.

Hazırlanmasında çok büyük katkısı olan, yokluğunda belki de gerçekleşemeyecek dosyanın proje koordinatörlüğünü Betsy Penso üstlendi.

Dosya için mülakatları ve editöryal desteği, Betsy Penso, Ceni Palti, Dani Baran, Eli Haligua, Henri Çiprut, Işıl Demirel, Ozan Ekin Gökşin ve Serdar Korucu gerçekleştirdi.

Daha nice yıllarda nice dosyalarda beraber olmak ümidiyle…

Şalom Gazetesi’nin 70.yılı dolayısıyla 7 parça halinde hazırladığımız röportaj dizimizin yedinci ve son bölümüyle yayındayız. Diğer röportajlarımıza ulaşmak için buraya tıklayın..

Fotoğraf: Dora Niyego, Şalom 70. Yıl Kutlaması

Berta Penso, 72, İstanbul

Şalom benim çok beğendiğim bir gazete ve Şalom’da benliğimi buluyorum. Çok severek okuyorum ve beni çok aydınlatıyor.

Ben çocukken Çanakkale’de yaşarken Bulisa Benbasat adlı yaşlı kültürlü bir komşumuz vardı. Şalom’u ilk orada gördüm, onlara gelirdi. Ama o zaman çoğunlukla İspanyolca ağırlıklıydı. O zamanlar okuyamazdım. Ama evlendikten ve İstanbul’a yerleştikten sonra Şalom’a abone olduk. Belki 40-45 senedir aboneyiz. Hatta Şalom bir kampanya yapmıştı o zamanlar çok arkadaşımı, tanıdığımı Şalom abonesi yapmıştım.

İlk okuduğum Şalom ile son okuduğum Şalom çok farklı. Dünyadan, İsrael’den, spordan bahsediliyor; dinle ilgili çok fazla haber var. Dini yorumlar var, doğum-ölüm haberleri var. Sinema-müzik var, bunları severek takip ediyorum.

Şalom gibi güzel bir gazetemiz olduğu için gurur duyuyorum. Acaba bazen daha dışa dönük olması mı gerekiyor diye düşünüyorum. Bazen bazı okuduğum haberleri keşke gayri-Yahudi komşularım okusa görse diye düşünüyorum. Yanlış bilgilerini Şalom okuyarak düzeltmelerini isterim. Bir çok haberin gerçek yüzü aslında Şalom’da kaleme alınıyor, onların da okumasını isterim.

Şalom özel konuları kaleme alıyor. Her açıdan konuyu ele alıyor. Basılı yayın ihtiyacını bence karşılıyor. Daha ne olabilir ki…

Şalom’un THY dış hatlar uçuşunda bulunmaması bana bir şey hissettirmiyor. Ben zaten uçağa binerken yanıma Şalom’u alıyorum.

 

Selim Amado, 82, Emekli Eczacı, Roş Haayin

Şalom benim için, Türiye Yahudileri’nin sesi, birleştirici, eğitici ve yağan yağmurdan ıslanmamak için damlalar arasında dolaşma ihtiyacı duyan bir cemaat Gazetesi’dir. Zannederim Avram Leyon zamanından, tamamen Judeo Espanyol dilinde yayınlandığı zamandan beri Şalom okuyucusuyum.

Şalom 1950 yılları şartlarında cesur yazılar yayınlanan, birçok gence yazı yazma zevki ve imkanını tanıyan bir gazeteydi. Bugün bu olmuyor diyemem çünkü yazarları tanımıyorum. Gad Nassi, Yaakov Barha, Dani Yahya aklıma gelen o devrin gençleri. Judeo Espanyol’de rahmetli Salamon Bicerano son derece kültürlüydü fakat İspanyolcasında ağır bir Fransızca kokusu vardı. Silvio Ovadya, Yakup Barokas, İvo Molinas’ı her zaman takdir ettim. İşlerinin ne kadar zor olduğunu görmemek mümkün değil. Şimdi Yakup aynı enerjiyi İsrael’de Türkiyeliler birliğinin internet sitesini ele almakla devam ettiriyor. Denis Ojalvo Türkiye Yahudileri arasında bildiğim en entellektüel insan.

Şalom’un Yahudiliğim üzerine en büyük etkisi İsrael’e yaptığım Aliya’dır. Şimdi Şalom Türkiye’de genç Yahudilere Yahudiliğin ne olduğunu anlatan belki tek yayın organı.

Çoğunluğun Türkiyesi için Şalom, Mossad’ın bir kolu. Zaten maalesef Türk kamuoyunun büyük bir kısmı Yahudiyi gazete ve imam vaazlerinden çarpık olarak tanıyor.

45 yıl İsrail’de yaşayan bir insan olarak, Şalom’un basılı yayın ihtiyacını karşılama ve faydaları hususunda ahkam yürütemem. Fakat maalesef eline Şalom almayan Yahudi kardeşlerimiz çok zannediyorum.

THY’nin dış hatlar uçuşlarında Şalom’un yer alması için kafi derece gayret sarfedilmediğini zannediyorum. Hem Tel Aviv’e, oradan ve Antalya’dan binlerce Yahudi’yi taşıyacaksın ve Şalom’u gazetelerle dağıtmayacaksın. THY idaresinin kasten bunu yaptığına inanırsam kafaları çalışmıyor derim.

Şalom’u internetten izlerim. A’dan Z’ye herşeyi okuyamam ama başlıkları takip ederim.

 

Belin Sigura, 28, Tercüman, İzmir

Şalom’u Türk Yahudi Cemaati’nin yazılı basındaki bir temsilcisi olarak görüyorum. Şalom’u ilk okuduğumda sanırım ilkokuldaydım. İlk okuduğumda ilkokul öğrencisi yaşlarında olduğumdan dolayı anlam veremesem de son okuduğum ile arasında pek bir fark olduğunu düşünmüyorum.

Açıkçası Şalom ile Yahudi kimliğim arasında pek bir bağ kurmuyorum.

Maalesef Türkiye toplumunda Şalom algısı, bir Türk basın organı olmasından çok, Siyonist, İsrailli art niyetli bir gazeteymişçesine görülüyor.

Şalom’un olanı biteni (bayramlar, özel günler, Türkiye’deki diğer Yahudilerin etkinlikleri ve benzeri) görmeleri açısından büyük yarar sağladığı görüşündeyim.

Ben günlük hayatta Şalom pek okumadığım için (yalnızca bir yerde – akraba ziyareti – gördüğümde okuduğumdan dolayı) Şalom’un THY dış hatlar uçuşlarında olmaması benim için bir boşluk yaratmıyor. Fakat, diğer azınlık yayınlarının var olup Şalom’un yer almaması adil olmaz diye düşünüyorum.

Şalom’a abone değilim. Pek sıklıkla olmasa da internet sitesine yılda bir iki kez bakarım. Okuduğumda çok fazla objektif gelmediği zamanlar oluyor bu yüzden pek takip etmiyorum.

 

Edith Camgözoğlu, 37, Doğa Turizmcisi, İstanbul

Şalom gazetesinin, Türk basınının tek Yahudi temsilcisi olması, geniş topluma kültürümüzü, yaşam biçimimizi anlatması ve antisemitizimle mücadele edilmesi adına çok önemli bir yeri var.

Babam Şalom gazetesinin 40 yıllık takipçisidir. Dolayısıyla Şalom’la birlikteliğim kendimi bildim bilelidir.

[Şalom’u] ilk okuduğum dönemlerde sadece Yahudi toplumuna hitap eden daha dar vizyonlu bir gazete iken şimdi Şalom artık ulusal bir gazete oldu. Dergisinin de sıkı bir takipçisiyim. Modern, güncel ve tarz. Ladino dilini yaşatmak adına çıkardığı ‘El Amanecer’ eki de yeni nesille tanıştırması, kültürümüzün aktarımı açısından çok anlamlı.

Türkiye’de farklı etnik ve dinsel gruba ait gazeteler maalesef giderek azaldı. Bir Yahudi olarak kültürüme ait bir yayın organının 70 yıldır daha da gelişerek, yenilenerek ayakta kalması gurur verici.

Şalom Gazetesi’ni okuyup abone olan, geniş toplumdan çeşitli yaş aralıklarında bir çok arkadaşım var. Bu, [daha önce] bahsettiğim sadece Yahudilere hitap eden bir gazete olamadığının, Şalom’un ulusal bir gazete olduğunun göstergesidir.

Türkiye’de maalesef ki bir basın sansürü var. Şalom Gazetesi buna rağmen tarafsız ve cesur yayınıyla bizleri ekonomik, sosyal,  politik ve kültürel olarak aydınlatmaya devam ediyor.

Gazetenin [THY] dış hatlar [uçuşlarında] dağıtılması büyük arzum. Fakat gitgide artan etnik ve kültürel kutuplaşmalar bunun olmasının da imkansız olacağının göstergesi.

[Şalom] aboneliği babama ait, aynı binada oturduğumuz için paylaşım yapıyoruz. Gazeteyi takip ediyorum. Bazı makalelere geri dönmek istediğim zaman internet sitesini kullanıyorum.

 

Cozi Dalva, 28, Ticaret, İstanbul 

Benim için Şalom Gazetesi Türkiye Yahudi Cemaati’nin güncel ve tarihsel olaylardan haber alabilmesi için önemli bir basılı yayın organı olsa da, ne yazık ki kendi yaşam tarzımdan dolayı güncel olarak takip edebildiğim bir yayın organı değil.

[Şalom] takip ettiğim bir yayın organı olmadığı için [ilk ne zaman okuduğumu] hatırlamıyorum. Birkaç kez belirli bir habere bakabilmek adına arkadaşlarım aracılığı ile okudum. Sürekli bir takipçi olmadığım için Şalom gazetesinde meydana gelen değişiklikleri farkedebilecek, fayda ve eksiklilerini tarif edebilecek yeterlilikte değilim.

Yahudi kimliğim çok önplanda olmadığından dolayı Şalom Gazetesi ile yahudi kimliğim arasında önemli bir bağ kuramıyorum.

Türkiye’de çoğunluğun Yahudi insanlara bakış açısı malumken, insanların Şalom gazetesine olumlu bir bakış açısı olduğunu düşünmüyorum.

Aktif bir takipçi olmamama rağmen, dış hat uçuşlarında oldukça geniş bir basılı yayın organ portföyü olan THY’nin, Şalom gazetesini bulundurmamasının, ülkemizde yaşayan azınlık toplumlarının yaşadığı problemlerin bir yansıması olduğunu düşünüyorum. Fakat bu konunun yaşadığımız sorunların yanında çok da önemli olmadığını düşünüyorum. Teknolojinin bu kadar yaygın olduğu bir dönemde herkes kendi imkanları ile Şalom’a ulaşabilme şansına sahip.

Şalom’a kendim bireysel olarak abone olmasam da İzmir’de yaşayan ailem abone. Ben bir gazete veya internet sitesinin güncel bir takipçisi olmadığım için herhangi bir yerden tedarik etmiyorum. Şalom’u takip etmememin en önemli sebebinin Yahudi kimliğimin ön planda olmaması olduğunu düşünüyorum.

 

Albert Levi, 33, Mühendis, Haifa

Şalom gazetesi, Türkiye Yahudi Cemaati’nin yayın organı. Amaç güncel haberler ile Yahudi dini ve kültürüne dair haberlere ve zaman zaman cemaat faaliyetlerine yer vermek ise, sanırım amacını yerine getiriyor. Öte yandan, Yahudi cemaatinin ve özellikle genç neslin gazeteye ilgisi oldukça düşük.

Gazeteyi ilk defa herhalde 5-6 yaşlarında anneannemlerin evinde, fotoğraflara bakmak için ya elime almışımdır, ya da dayımın sırtına çıkıp gazeteye bakmışımdır. Tabii ki, o dönemlerde Şalom benim için normal bir gazeteden farksızdı. Sanırım, 14-15 yaşında her cuma akşamı gazeteyi karıştırmaya ve ilgimi çekebilecek köşe yazılarını aramaya başladım. Sanırım son dönemde Şalom, eskisine göre daha fazla güncel Yahudi kültürü içeriğine yer vermeye başladı. 

Yahudi cemaati dışında Türkiye toplumunun çok büyük bir bölümünün Şalom gazetesinden haberdar olduğunu düşünmüyorum. Tabii aynı durum/ilişki, geniş toplum ve Yahudi birey arasında da geçerli.

Acaba Şalom gazetesi THY’ye gazetenin dağıtılabilmesi talebinde bulundu mu ve ne cevap aldı? Dikkat ederseniz, THY’nin dış hatlar uçuşlarında Sözcü gazetesi de yer almamakta. Bu konuda verilen cevap “THY uçuşlarında geniş bir gazete yelpazesine yer veriliyor” (2011).

Şalom abonesi değilim, ve şu an sadece gazeteye abone olan akrabalarımı ziyarete gittiğimde veya bazen online olarak takip ediyorum. Gazeteyi düzenli olarak takip etmemenin nedeni, genel içeriğin çok fazla ilgimi çekmemesi. Zaman zaman enteresan konu başlıkları olduğunda veya sosyal platformlara yönlendirilen haberler/köşe yazıları olduğunda siteye giriyorum.

 

Hay Eytan Kohen Yanarocak, 33, Öğretim Görevlisi, İsrael

Annem, Sara Yanarocak’ın, yıllar yılı Şalom’da çalışmasından dolayı ve gazete yazarlarını birebir tanıma fırsatı bulmamdan dolayı Şalom’u her daim sevmişimdir. Duygusal boyutun dışına çıkıp objektif olarak yargılamam gerektiği zaman ise tablo bu kadar pespembe değil. Şalom’un her zaman “daha cesur olabilse” dediğim ama Türkiye’nin şartlarından dolayı her geçen yıl daha da iyi idrak ettiğim ve anlayışla karşıladığım bir yayın politikası var. Bu yayın, Türkiye’nin içinde bulunduğu politik konjonktürü de göz önüne aldığımızda bence Türkiyeli Yahudiler’i iyi temsil ediyor diyebilirim sanıyorum.

Sanıyorum [Şalom’u ilk] 7-8 yaşlarında [okudum]. Annem sayesinde. Ama özellikle 13 yaşına gelip kendimin ve arkadaşlarımın Bar-mitzva ilanlarını takip ettiğimi ve İzel Rozental’in karikatürlerine göz attığımı hatırlıyorum. O yaşlarda çok yüzeysel de olsa siyasi yazıları da okumaya başladığımı hatırlıyorum. Ancak bu birinci sayfa ile sınırlıydı. İç sayfaları okumazdım sanıyorum. Ha bir de unutmadan… Elbette ki annemin yazılarına da bakıyordum ama itiraf ediyorumher hafta değil… Kötü bir evladım galiba … Anne özür dilerim!

[Şimdiki Şalom’un] yazar kadrosu [eski Şalom’a göre] daha genç. Basım kalitesi ve mizampaj açısından şimdiki Şalom doğal olarak daha zengin. Ama retorik aynı. Belki bir tık daha cesur.

İşte, Ermenilerin Agos’u var bizim de Şalom. Logosunda İbranice bulunması şahane.. ama içerik… Türkçe ve Ladino. Ladino’ya sahip çıkılmasın mı? Çıkılsın. Çıkılsın ama en azından topluma şu İbranice nosyonu konusunda birşey katabilse, eğitebilseydi. Ne biliyim mesela Türkçe İbranice sözlük köşesi bile yapsa insanlar iki kelime öğrenirlerdi belki. Bence bu internet çağında haberlerin saatler içinde bayatladığını hesaba katarsak haftalık bir gazete bir misyon ile hareket etmeli.

[Bence Şalom’un Türkiye toplumunda algısı:] “Oto kontrollü, takiyeci, hükümete yaranmaya çalışan Yahudi/Yerel Siyonist medya organı.” Çok mu sert oldu? Bu benim algım değil ama geniş toplum dedik değil mi?

Birçok Yahudi toplumu mensubu kişi [Şalom’un] bu sayfalarında kendini ifade edebiliyor. Makale yazıp toplumun sorunlarını duyurabiliyor. Dostum Mois Gabay’ın yazıları buna en güzel örneklerden biri mesela.

[THY dış hatlar uçuşlarında Şalom’un yer alması için bir] girişim olmuş da Şalom alınmamışsa gerçekten hazin. Buna karşın böyle bir girişim olmamışsa o halde Şalom kendisini eleştirmeli. Yok eğer Şalom’a yer verilmiyorsa demek ki Şalom’un içerdiği mesajların geniş topluma daha büyük ölçeklerde aktarılmasının istenmediği anlamı çıkabilir. Ama dediğim gibi önce uçaklarda bulunmamasının sebebini öğrenmek gerek. Kimseyi durup dururken suçlamak doğru değil.

Şalom’a abone değilim. Aslına bakarsanız malum artık ana-baba evinde de değiliz. Belki de vakit gelmiştir. Sayenizde abonelik yaptırmayı istediğimi fark ettim.

İnternette gazetenin sayfaları arasında gezmekten ziyade önüme çıkan tek-tük link paylaşımlarını tıklıyorum. Benim ilgi alanım daha çok siyaset. Eh, oradaki haberlerin zaten büyük bir kısmı tercüme. Ben bu haberlerin çok büyük bir kısmını zaten ya İbranice ya da İngilizce orijinallerinden okuduğum için benim için özelliğini yitirdi. Köşe yazıları ilginç olabilir aslında şu aboneliği başlatalım bir defa daha konuşalım.

 

Pınar Dost-Niyego, 33, Öğretim Görevlisi, İstanbul

Şalom benim için entelektüel seviyesi yüksek, dünyayı çok yakından takip eden, hem Türkiye’deki hem de dünyadaki Yahudiler’in, Yahudileri ilgilendiren meselelerin nabzını tutan, siyaset ve kültür alanında gelişmeleri, tartışmaları takip etmek için değerli bir kaynak.

Haftalık olduğu ve zengin içeriği ve entelektüel seviyesi açısından ben Şalom’u bir gazete gibi değil daha çok bir dergi gibi görüyorum ki burada bir parantez açıp Şalom Dergi’nin de muhteşem röportajları ve incelediği konularla çok başarılı bir dergi olduğunu söylemeliyim.

Şalom’u ilk kez 2006 yılında okumaya başladım. O dönem çalıştığım kurum Şalom’a aboneydi. Geçtiğimiz yıllarda internet üzerinden takip ediyorum. Bu başlı başına büyük bir yenilik ve artık çoğunluğun medyayı online takip ettiği günümüzde Şalom’un yenilenen websitesini de çok başarılı bulduğumu söylemeliyim.

Türkiye’de Şalom gibi bir yayının varlığından haberdar olan insanların sayısının çok kısıtlı olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle Şalom’la ilgili Türkiye’de çok ciddi bir algı olduğunu da düşünmüyorum.

Şalom’un THY uçuşlarında yer almamasını ayıp buluyorum üstelik de gazetenin dahil edilmesi yönünde Türkiye Yahudilerinden bu kadar talep varken…

Şalom sadece Türk Yahudi toplumuna hitap eden bir yayın olsaydı bile daha yaygın ve daha görünür olmalı ve THY’de de yer almalıydı ki bence zengin içeriğiyle bu yayın çok geniş kitlelere hitap ediyor.

 

Levent Sevi, 31, Yönetmen, İstanbul

[Şalom bana] babamın işyerinde sürekli olan gazete[yi ifade ediyor].

[Şalom’u ilk kez] çocukken okumuş olmalıyım. [Şalom’u ilk okumamla son okumam arasında] ben büyüdüm arada sanırım. Gazetenin farkı kişiye verdiği duygularla ilgili olmalı, hatırlayanlar dışında. Çocuk olduğum için çok hatırlayamıyorum.

[Şalom, Yahudi] kimliğimin son kalesi gibi.

[Türkiye toplumunda Şalom’u] çok bildiklerini zannetmiyorum.

[Şalom] çoğu insanın [basılı yayın] ihtiyacını karşılıyordur diye düşünüyorum, çok da bir ihtiyaç beklentisi içinde olunmadığı düşünülürse. Benimkini veya benim gibi düşünen diğer Yahudiler’in ihtiyaçları daha farklı sanırım. Şu ankine yakın Agos gibi bir gazetemiz olmasını tercih edebilirdim.

[Şalom’a abone] değilim. Niştantaşı’ndan geçtiğimde genelde bir kitabevinden alıyorum. İnternet sitesini takip ediyorum genelde.

 

Soli Özel, 59, Gazeteci, İstanbul

Şalom bugün benim için geçmişte olduğundan da daha anlamlı bir gazete. Geçmişte de varlığının, bin bir emekle gazeteyi yayına hazırlayanların hakkının kıymetini bilmeye çalıştım. Giderek küçülen bir cemaatin sesi olarak yayın politikasına katılsam da katılmasam da iyi ve değerli bir işlevi olduğuna inanıyorum.

[Şalom’u] muhtemelen [ilk defa] ilkokul yıllarında [okumuşumdur]. O günlerde Moşe Grosman’ın özellikle bugün gazetesiyle didişen yazılarının hala hatırlarım.

Geçmişte Şalom daha çekingen, tabir-i caizse “kayadez”ci bir gazetedeydi. Son yıllarda daha cesur ve sesini duyurma iddiası ve gayreti olan bir yayın diye görüyorum.

[Şalom] cemaatin gazetesidir. Doğrusu ve yanlışıyla önemi buradan gelir. Eminim herkesin kafasında farklı bir Şalom tasavvuru da vardır. Şalom benim kimliğimin bir parçası mıdır ondan emin değilim ama değerli bulduğum bir simgedir.

Yıllar yıllar önce o zamanki MÜSİAD başkanı Erol Yarar ile bir televizyon programında kapışmıştık. Şalom’a ülkedeki yabancıların gazetesi muamelesi yapıyordu. Tamamen İbranice çıktığı kanısındaydı. Ve satır aralarında herhalde casus gazetesi olduğunu ima ediyordu. Şalom diye bir gazetenin varlığından haberdar olanların bir kısmının da böyle düşündüğünü sanıyorum.

[Az önce de dediğim gibi] bugünkü Şalom daha kapsayıcı olmaya çalışıyor. Daha da önemlisi daha cesur bir yayın politikası uyguluyor. Bunu da çok önemsiyorum.

[THY dış hatlar uçuşlarında Şalom’un yer almaması bana] özel olarak bir şey hissettirmiyor ama Akit’i gördüğüm zaman elbette Agos’un, Şalom’un neden orada olmadığını sorguluyorum. Ama Birgün’ün de orada olmamasından rahatsızım.

[Şalom’a] aboneyim, her hafta geliyor. Seyahat programıma göre bazı haftalar pek bakamadığım da oluyor. Ama genelde göz gezdirir ve ilgimi çeken yazıları okurum.

 

Bunları da beğenebilirsiniz...