70. Yılında 70 Kişinin Gözünden Şalom (Bölüm 5/7)

Şalom Gazetesi’nin 70. yılı dolayısıyla 7 parça halinde hazırladığımız röportaj dizimizin beşincisi ile yayındayız. Diğer röportajlarımıza ulaşmak için buraya tıklayın.

Avram Leyon Salonu’nun açılışı, Fotoğraf: Şalom

Yossi Yusuf Pinhas, 45, Editör, İstanbul

Şalom, benim çocukluğumdan beri görmeye alıştığım bir gazete. Belki de öğrendiğim (ve okuyabildiğim) ilk İbranice kelimenin kaynağı. Türkiye Yahudileri’nin sesi, aynası. Benim için babamdan da bir hatıra. Babam her zaman eve Şalom alırdı, çünkü gazetenin eski sahibi/yayın yönetmeni rahmetli Avram Leyon’la tanışırdı ve onun hem maddi hem toplumsal sıkıntılarla baş ettiği zamanlarda Şalom’a ilan desteği bulmaya çalışırdı. Bugünün gözüyle, gönüllü destekçisiymiş. Her zaman aşinaydım Şalom’a. Eski Şalom’un çoğunlukla Judeo-Espanyol dilinde yayımlandığını hatırlıyorum; belki sıkıntılarının nedenlerinden biri de buydu. Maddi yetersizlikten ve baskı tekniklerinin gelişmemişliğinden herhalde, saman kağıdına yakın bir kağıda tek renk basıldığını hatırlıyorum. Bugünün Şalom’uyla en azından görüntü açısından karşılaştırmak çok zor, ama neredeyse tek bir kişinin çabalarıyla, Rum toplumunun Apoyevmatini’si gibi Don Kişot-vari bir misyonla yayımlanıyordu. Bugünün Şalom’u profesyonel görünümlü, içerikli ve yönetimli, “yakışıklı” bir azınlık yayını. Buna rağmen gönüllüğü sürüyor. Tirajıyla okunurluğu birbirine daha yakın. Yahudi toplumunun çok daha geniş bir kesimine ulaşırken bu kısıtlı toplumu da aşıyor.

Şalom Türkiye Yahudi Toplumu’nun sesi ve aynası demiştim, benim görüşlerimin çok yer bulmadığını düşünsem, “resmi ses”e yakın olduğuna hayıflansam da Şalom, Yahudi bir yayındır, Sefaraddır, Türktür benim gözümde. Bu nitelikleriyle Türkiye Yahudilerinin çoğunluğunun temsilcisidir.

Gayri-Yahudiler Şalom’u propaganda aleti olarak görüyorlar. Tek olduğundan resmi yayın olarak algılanması da normal. Şalom okuyan niş bir kesim bilgilendiği, haber aldığı ve merak ettiği için seviyor Şalom’u.

Türkiye genelinde okuma oranının düşüklüğü düşünülürse yazma oranının daha da düşük olması kaçınılmaz. Türkiye Yahudi toplumunun bu oranı genel kadar düşük olmasa da yansıttığını düşünüyorum. Yani az okunuyor, az yazılıyor, az ürün çıkıyor, az okunuyor. Özellikle Şalom Dergi’nin bu açığı magazin/yaşam alanında kapatmaya çalışmasını takdirle karşılıyorum.

Uçakta gazete okumak huyum yok, başka yayınlar gördüğümde de pek heyecanlanmıyorum. Şalom’un THY dış hatlar uçuşlarında yer almasının gerçek bir gereksinimi karşılayacağını sanmıyorum.

Şalom’a aboneyim. İnternet sitesine sıklıkla Twitter üzerinden gidiyorum.

 

Reysi Sağyağ, 19, Üniversite Öğrencisi, İstanbul

Şalom benim için Türkiye’deki Yahudilerin kendileri ile ilgili haberler okuyabileceği bir platformu ifade ediyor.

Şalom ile aramdaki bağ Şalom’un Türk Yahudi basın organı olmasına dayanıyor. Söylediğim gibi, Türkiye’deki Yahudiler ile ilgili yazılar okumak, ya da Yahudi köşe yazarlarını takip etmek Şalom ile aramdaki bağı oluşturuyor.

Gazetelerin tarafsız şekilde olayları yansıtması gerektiğine inandığım için Şalom’un göze en çok çarpan eksikliğinin tarafsız olamaması olduğunu düşünüyorum. Ne var ki, Yahudilerin basın ihtiyacını karşılayamadığını söylemek yanlış olur. Benim için Şalom’un faydaları doğum/ölüm haberlerinden röportajlara, ilgimi çeken köşe yazılarına yer vermesi.

Şalom gazetesine geçen seneye kadar üyeydik, ancak geçen sene yaşadığımız tartışma sonucu abone olmayı bıraktık. Sıkıntı da şuydu: Gazete haftalık olmasına rağmen “adres uzak olduğu için” (babamın işine yollanıyordu – Mahmutbey-) ay sonunda tüm ay boyunca biriken gazeteler toptan olarak bize geliyordu. Bu durum çok sık tekrarlanmaya başlayınca sinirlendik. Şikayetimizi ilettiğimiz zaman ise bize “Tercih sizindir.” cevabı geldi, biz de abone olmayı bıraktık.

Son 1 senedir abone olmadığımız için gazeteyi takip etmiyorum ama internet sitesini çok sık olmasa da takip etmeye çalışıyorum.

 

Denis Ojalvo, 66, Emekli Satın Alma Yöneticisi, İstanbul

Şalom, Türkiye Yahudi Toplumu’nun dinamizmini ve gurur duyduğu kimliğine yaptığı vurguyu ifade ediyor.

[Şalom’u ilk defa] tekrar yayınlanmaya başladığı yanılmıyorsam 1984 yılında [okuduğumu hatırlıyorum]. [Şimdiki Şalom] içerik, sayfa düzeni, sayfa adedi, kâğıt kalitesi açısından [eski Şalom’a göre] çok daha zengin.

Şalom ile  aramda, kimliğimi ifade etmeme yardımcı ve hislerime tercüman olduğu için güçlü bir bağ var.

[Şalom’un] fazla İsrail yanlısı olarak algılandığını düşünüyorum. Ancak bunun geniş toplumun bizleri olduğumuz gibi kabullenmesi için olumlu bir şey olduğu fikrindeyim.

Bence [Şalom’un] eksiği yok. Fazlası var: Şalom Dergi mükemmel. Keşke daha iyi tanıtabilsek. Ladino dilindeki El Amaneser eki de bence çok iyi. Bence Şalom rüştünü ispat etmiş bir gazete.

[Şalom’un THY dış hatlar uçuşunda bulunmaması] üzüntü, hayal kırıklığı…

[Şalom’un] yazarı olduğum için otomatikman abonesiyim. Gazeteyi dikkatle okurum. Eski yazılar ve genel konular için internet sitesini kullanırım.

 

Cem Türkel, 26, Endüstri Mühendisi, Tel Aviv

Şalom benim için, bizim (Yahudi cemaatinin) ilgilendiğimiz konuları anlatan, diğer medya kuruluşları gibi konuları istedikleri yöne çekmeyen bir haber kaynağı. Özellikle gençlerin ve yazmak isteyenlerin seslerini duyurmasında faydalı olurken, geniş topluma da kendimizi düşüncelerimizi gösterdiğimiz (ve aslında sorumlu olduğumuz) bir platform.

Yahudi toplumu içerisinde büyüyen ve yakın çevresi aynı toplumda olan biri olarak, ortak ilgi alanlarına ve düşünce yapısına hitap eden içerikleri sunuyor Şalom. Diğer kaynakların veremediği bilgiyi bazen oradan alabiliyorum. Bunun dışında, Ladino kısmını faydalı buluyorum fakat keşke her eve Şalom girseydi de hepimiz Ladino öğrenseydik.

Şalom günlük haberleri takip etmek için yetersiz kalıyor, biraz daha zaman zaman okunacak leisure dergi gibi. Faydaları belirttiğim gibi bize hitap eden içerikleri, eksikleri ise fazla tek pencereden bakıyor oluşu ve ilk haber kaynağı durumunda olmaması.

Şalom’a abone değilim, internetten takip ediyorum.

 

Eli Bensusan, 28, Tasarımcı, Amerika Birleşik Devletleri

Şalom Gazetesi bence Büyükada, sinagoglar, dernek ve kurumlar dışında Türkiye Yahudi toplumu ağını arada tutan az sayıdaki iplikten biri. Toplumun doğumları, ölümleri, başarıları, acılarını okumak için en doğru mecra kendi yayın kuruluşu elbette. Bende ise özellikle son dönemde yaprak yaprak dökülen bir ağacın son nemli dallarından bir hissi yaratıyor.

Türkiye Yahudi toplumunun kendine özgü, diğer cemaatlerden farklı karakterini yansıtıyor. Misal, haftanın peraşasını okuyup sayfayı çeviriyorsunuz, karidesli yemek tarifi çıkıyor. İşte bu cemaatimizin arasında kaldığı muhafazakarlık ve değişimcilik, cesaret ve güvenlik gibi ikilemleri gözler önüne seriyor. Bir sorun karşısında arada kalan Türkiye Yahudi Toplumu, “böyle gelmiş böyle gider” diyerek en sonunda fazla düşünmeden bir karar verir. Bu karar ne rasyonel düşünceyle, ne dogmatik buyruklara uyularak alınmış bir karardır. Bir toplum ancak sezgiselliği ile bu kadar arada kalmışlıktan çıkabilir ve bu kadar yıldır ayakta kalmayı başarmıştır. Sadece son 85 yılda pogrom, göç, varlık vergisi, terörist saldırılar ve daha neler neler görmüş 20,000 kişi bile kalmamış bir topluluğun ne kendini ne etrafını değiştirmek için zerre çaba sarfetmemesi, ve hala aynı şekilde her şeyi yapabileceğini düşünmesi herhalde ancak kuvvetli bir inanç ile mümkün olsa gerek! “Kaminando i avlando, yürüyelim, ilerleyelim, vakti gelince konuşuruz…” Halbuki vakti hiç gelmez, olan olur… Gençler de bu yüzden toplumdan veya ülkeden ayrılıyor bence, önceki nesillerdeki kadar inançlı değiller haklı olarak. Şalom’un satır aralarında cemaat ile ilgili enteresan ipuçları yakalayabilirsiniz.

Evde hiç Şalom olmadığını hatırlamıyorum. Muhtemelen okumayı öğrenmemle birlikte [Şalom’u okumuşumdur]. Açıkçası ilk okuduğum Şalom’u çok hatırlamıyorum, ama sanki son birkaç yıldır bazı konularda daha cesur.

Yahudi olmak, yalnızca bir dine veya bir etnik kökene değil, aynı zamanda bir topluluğa mensup olmakla da ilgili. Özellikle bu topluluğun durumundan haberdar olmak için Şalom güzel bir araç. Kendi Yahudilik algıma yakın çok yazarla maalesef karşılaşmadım.

Bir süredir yurt dışında bulunduğum için toplumdan uzağım, ama genellikle “ortadan” yapılan konuşmaları destekleyen bir topluluk olduğumuz için genelde desteklenen bir gazete. Bence insanlar tanıdığı insanların tahmin edilebilir yorumlarını okumayı ve onları onaylamayı seviyorlar. Şalom’u elime alıp hiç “vay canına ne yazmışlar, çok şaşırdım!” dediğimi hatırlamıyorum.

[Şalom’un] toplumun iç haberleşmesini gayet başarılı bir şekilde gerçekleştirdiğini düşünüyorum. Yahudi toplumu içerisinde takip etmek istediğim her şeyi bulabileceğim tek bir kaynak olması gayet güzel. Yalnız Şalom’un tek görevi Yahudi toplumunun içine hizmet vermek değil. Dışarıya toplumun içinden çıkan söylemleri, duyguları, isyanları, duruşları yansıtmalı. Bununla ilgili son dönemde güzel gelişmeler var ama sanki ses çeşitliliğimiz yetersiz, belki de toplum olarak iç çeşitliliğimiz azaldı.

Tabii bir de Yahudi medya organı, ister istemez antisemitizm ile savaşmak zorunda. Bunu kimi zaman çok iyi, kimi zaman berbat bir şekilde yapıyor. Bugün bu röportajı yapmadan önce Şalom’un sitesine girdim. Yahudi Harvey Weinstein’a yapılan taciz suçlamalarına karşı iki tane ünlü Yahudi’den gelen destek veren bir dilde yazılar vardı. Ne zaman bir Yahudi ufacık bir başarıya imza atsa hemen haber oluyor, bir Yahudi suç işlediğinde ise örtülmeye, madalyonun diğer yüzünü ön plana çıkartılıyor. Bunun kaynağının antisemitizm korkusu olduğunu düşünüyorum. Yahudi imajını düzeltelim, Yahudileri ve İsrail’i teknolojiyi geliştiren, çölde tarım yapan, deprem olan ülkelere yardım eden, dünyaya iyilik saçan, yetenekli insanlar olarak görsünler düşüncesi ile yazılmış bir yazı veya taraflıca verilmiş bir takım haberler iki yüzlülükten öteye gidemiyor. “Donald Trump İsrail’i destekleyecek…” Steve Bannon gibi antisemitizm ile tanınmış bir kişiyi Beyaz Saray’da önemli bir göreve atayan, nefret tohumları saçan bir kişiden bile dünya toz pembeymiş gibi bahsetmek nasıl bir saçmalıktır! Ne zaman hakikati örtüp kendimizi olduğumuzdan farklı bir şey olarak göstermeye çalışmayacağız, o zaman hakiki değerimiz ortaya çıkacak. Yahudi toplumunu anlamak, tanımak isteyen zaten bunu yapıyor, belleğine antisemitizm kazınmış bireylere karşı kendimizi aklamak gibi bir yükümlülüğümüz yok, olmamalı. Tabii ki bu sert sözlerim gazetede yazan az sayıda habere karşı bir eleştiri. Birkaç gün sonra Harvey Weinstein’ı eleştiren bir yazı da ortaya çıktı, sevinçle karşıladım.

Bu kadar düşük sayıda bir toplum için basılan bir gazeteyi uçakta bulsam şaşırırdım. Uçakta Yahudiliğini yaşamak isteyen de Tora okusun, kaşer yemek yesin… Barınyurt’tan yaptırılan harika kaşer yemekler var Türk Havayolları’nda.

[Şalom’a] ailem üye, İstanbul’a gidince hep okurum. Sosyal medyadan haber ve köşe yazılarını mümkün olduğunca takip ederim..

Genelde yazılarla sosyal medya paylaşımları sayesinde karşılaşıyorum. Bazen gündem yoğun olunca internet üzerinden okuyorum.

 

Reneta Sibel Yolak, 41, Öğretim Görevlisi, Tel Aviv

Şalom Gazetesi benim için Yahudi toplumunu temsil eden bir yayın organıdır. İlk zamanlarda  yazanların profesyonel gazeteci olmadıkları halde gazetenin her bakımdan mükemmel bir şekilde ortaya çıkması ve basılması çok takdire layıktır. Her sayfasının dolu dolu olmasının yanı sıra Ladino dilinde bir sayfasının olması da bu dilin kaybolmaması adına çok anlamlıdır.

Şalom gazetesini ilk babaannemin evinde gördüm. Kendisi Ankara’da oturduğu halde Şalom’a çok yıllar önceden abone olmuştu. Gazeteyi ilk gördüğümde çok beğenmiştim. O zamanlar  TED Ankara Koleji’nde orta bire gidiyordum. Kültür Edebiyat kolunun başındaydım ve grubumla okul gazetesi ve dergisi çıkartıyorduk. Bu anlamda Şalom bana ilham kaynağı olmuştu. İlk okuduğumda Ladino sayfasını anlamıyordum. Şimdi çok iyi anlıyorum.

Şimdiki Şalom daha renkli ve profesyonel gazete ve yazarların da yazılarını kapsıyor. Ayrıca dergi ve İspanyolca eki çıkarıyor, hatta Purim’de çocuk eki de çıkarıyor. Yıllar içerisinde Şalom’da yazmak bana çok mutluluk verdi çünkü bu sayede Yahudilik ve gelenekler hakkında araştırma yapma şansı buldum. Ayrıca yeni arkadaşlar tanıdım. Hatta Şalom’da yazarken motivasyonum arttı ve Boğaziçi Üniversitesi ile Basın Enstitüsü’nün yazılı ve görsel medya mensuplarından seçtiği 50 kişi arasına seçilerek Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen gazetecilik seminerini bitirdim. Böylelikle bir sürü gazeteci ve televizyonda çalışan arkadaşım oldu. Sertifika almanın yanı sıra bitirme projesinde kendimi gazeteci hissettim.

Şalom okuduğumda toplumdan haber almanın yanı sıra bir sürü bilgi de edindim. Türkiye toplumunda Şalom çok özel bir yer kaplıyor. Artık Remzi Kitabevi gibi yerlerde satılıyor ve bir sürü haber oradan takip ediliyor. Yahudi toplumunun yanı sıra bir sürü Müslüman ve Hristiyan kesimden de takipçisi var. Bu da gazetenin ne kadar başarılı ve aranan olduğunu gösteriyor. Okuyanlara oldukça çok faydası var. Holokost’tan İsrail’e, Dünya’dan Türkiye’ye, sergilerden sanata, evlenmelerden doğanlara, din bilgilerinden kültüre ve geleneklere kadar bir sürü bilgi var içinde.

[Şalom gazetesinin] THY dış hatlar [uçuşları]nda yer alması iyi olur. Sonuçta başarılı bir yayın organı. İçinde ne ararsanız var.

Uzun yıllardır Şalom’a aboneydim. Hatta ailedeki herkesi, tüm akrabaları ben Şalom’a abone ettirdim. Abone olmak istemeyenlerin de ilk abone ücretlerini ödeyip onları motive ettim. Daha sonra onlar kendileri abone olmak istediler. Gazeteyi ve internet sitesini takip ediyorum.

 

Hayim Pinto, 48, Serbest Meslek, İstanbul

Şalom benim için geçmişi ve bugünü ile Türk Yahudi Toplumu’nu ifade ediyor. Açıkçası nostalji ve günümüzü aynı anda yaşatıyor.

[Şalom] kendimi bildim bileli her sayı evimize gelirdi, ama okuma yazma öğrendiğim zaman başlayamadım, dili Judeo Espanyoldu.

[İlk gördüğüm Şalom ile son okuduğum Şalom arasında] dil, vizyon, yazar sayısı, mürekkebin elime bulaşmaması, sayfa sayısı [farkı var].

Ben etrafımdaki geniş toplum okuyucularından [Şalom hakkında] hep olumlu dönüş alıyorum, zevkle okuyorlar, tabii farklı gözle okuyanlarda var ama onlarla yakınlığım yok…

[Şalom’un] alternatif yok, dolayası ile [Yahudilerin basılı yayın ihtiyacını] karşılıyor. En azından beni mutlu ediyor. Farklı görüşlere yer vermesi hoşuma gidiyor. Cemaatimizden Şalom da yazmaya başlayıp, meslek edinenler oldu. Kitap yazanlar çıktı, ve oldukça iyi yazar oldular. Eksikliğine gelince kurumlardan gelen haberler genelde o derneklerin kendi yolladığı basın açıklaması gibi haberler.. Çok kolay değil biliyorum ama mutlak suretle daha fazla dolaşan muhabirlere ihtiyaçları olduğunu düşünüyorum.

[Şalom’un THY dış hatlar uçuşlarında yer almaması] ayrımcılık… Ama buna izin vermeyen kişilerin bunu yaptıklarının bile farkında olmaması daha da üzücü!

Şalom’a aboneyim. [Gazeteyi] genelde basılı okumayı tercih ediyorum, ama internet sayfasına da haftada 1-2 girerim.

 

Röne Kaspi, 48, Fizik Öğretmeni-Eğitim Koordinatörü, İstanbul

Bir topluma ait olduğunu hissetmek güzel bir duygu. Şalom, toplumumuz hakkında güncel bilgileri derliyor; bizleri haberdar ediyor. Uluslararası Yahudi toplumlarından da haberler iletmesi, tarihi, güncel konulara değinmesi, eğitim, sanat, kültür, bilim, politika, ekonomi gibi birçok konunun gazetede yer alması yönünden birçok kesimin ilgi alanına hitap ettiğini düşünüyorum.

Şalom’u ilk ne zaman okuduğumu hatırlayamıyorum. 20’li yaşlarda olabilir. Yıllar içinde Şalom’un geliştiğini, farklı konular, konuk yazarlar, köşe yazılarıyla her yaş kesimine ve ilgi alanına hitap eden bir yayın olduğunu gözlemliyorum.

Yahudi toplumu ile ilgili haberleri almak, tarihimizle ilgili bilmediklerimi öğrenmek ilgimi çekiyor. Çeşitli alanlarda çalışmalarıyla ön plana çıkan toplumumuz gençlerinin yaptıklarını okumak gurur veriyor.

[Türkiye toplumunda] Şalom’un farklı kitlelere hitap ettiğini, geliştiğini, dijital çağda internet gazeteciliğine geçişinin olumlu olduğunu düşünen bir kesim var.

Basılı yayına alışkın birçok kişi var. [Şalom da] geniş kitlelere ulaşabilmek adına farklı yöntemlerle kişilere ulaşılmalı. Şalom’un [Yahudilerin] basılı yayın ihtiyacını karşıladığını düşünüyorum.

[Şalom’un THY dış hatlar uçuşlarında bulunmaması] daha önce hiç aklıma gelmemişti. Bu nedenle ne hissettirdiği konusunda bir yanıt veremeyeceğim. Şahsi düşüncem; dış hatlar uçuşlarında olsaydı çok olumlu olurdu. İlgi duyan bir kesim okuyabilir, gazete ile ilgili fikir sahibi olabilir, yer alan konularla ilgili  bir bakış açısı kazanabilirdi… Bu sağlanabilirse yapılmalı.

Şalom’a aboneyim. Gazeteyi basılı okumayı tercih ediyorum. Her hafta okuyorum.

 

Merve Mazon, 31, Tur Operatörü, Tel Aviv

[Şalom’unTürkiye Musevi Cemaati’nin sesi, hem cemaattin kendi için haberleşme kaynağı hem de geniş topluma karşı cemaati temsil etmesi açısında varlığı önemli.

[Şalom’u] ilk ne zaman okuduğumu çok net hatırlamıyorum. Katıldığım bir etkinlikle ilgili yazım ve profesyonel olarak ilgilendiğim bir spor dalı ile ilgili röportajım yayınlandığında çok heyecanlanmıştım. Sanırım onun ardından daha çok ilgimi çekmeye başladı.

[Şalom’da] gittikçe daha çeşitli konulara, farklı zevklere hitap eden bölümler ekleniyor. Genel kültür, sanat, spor, gezi ve hobilerle ilgili yazılar yayınlanıyor. Genç kalemlere fırsat sunuluyor.

Cemaatin yayın organı olarak geleneklerimizi bayramlarımızı ve etkinlikleri duyurması ve cemaat içi haberleşmenin yanı sıra geniş topluma karşı cemaati temsil etmesi [sebebiyle Şalom ile Yahudi kimliğim arasında bağ kuruyorum].

[Şalom’un] geniş toplumda yeteri kadar bilinirliği sağlandığını düşünmüyorum.

[Şalom Yahudiler’in basılı yayın ihtiyacını] haberleşme aracı olarak büyük ölçüde ihtiyacı karşılıyor. Faydası cemaatin sesini duyurması fakat yeteri kadar bilinirliğinin sağlanamaması.

[THY dış hatlar uçuşlarında Şalom’un yer almamasını] bir ayrımcılık yansıması olarak görüyorum

Şalom’a aboneyim. Gazeteyi takip ediyordum. İnternet sitesini pek takip etmiyorum.. Yurt dışına taşındığımdan beri eskisi kadar sık takip edemiyorum.

 

Ceki Gözcü, 31, Satış Elemanı, Tel Aviv

[Şalom bana] resmi bir sesi ifade ediyor. [Şalom’u ilk ne zaman okuduğumu] hatırlamıyorum.

[Şalom] hassasiyetlerimizi geniş topluma duyurmak için güzel bir araç olabilirdi fakat yazılı olarak çok büyük kitlelere ulaştığını sanmıyorum.

[Türkiye toplumunda Şalom algısının] olumlu olmadığına eminim..

[Şalom’un Yahudiler’in basılı yayın ihtiyacını] karşıladığını düşünüyorum. Fayda ve eksik [konusunda ne diyeceğimi] bilemedim. Keşke düşündüklerimizi tam olarak söyleyebilsek.

[THY dış hatlar uçuşlarında Şalom’un yer almaması bana] her zaman hissettiğim şeyi hissettiriyor.. Bu ülkede kaale alınmıyoruz. Oy adına hedef gösterilmek dışında tabii ki..

[Şalom’a] aboneydim. Yurt dışına yerleştiğim için internet üzerinden takip ediyorum.

Bunları da beğenebilirsiniz...