Romanya Yahudileri Almanya’dan Tazminat Bekliyor

Yetmiş altı yıl önce, 10 yaşında olan Rene Aisman ailesi ile birlikte Romanya’nın Yaş kentinde bir evin bodrumuna saklandı. Birkaç gün içinde 14 bin Yahudi, Nazi sempatizanları tarafından ya katledildi ya da ‘ölüm trenleri’ içinde havasızlıktan boğularak can verdi.

Kaynak: Euronews

Rene’nin dedesi ölüm trenlerinden birinde öldü. Ailesi tam olarak nerede ve ne zaman öldüğünü bulamadı.

Alman hükümeti, Romanya’nın İkinci Dünya Savaşı’na Nazi müttefiki olarak girmesiyle ülkede başlatılan Yahudi katliamının sorumluluğunu kabul etmeye ve kurbanlara tazminat ödemeye karar verdi.

Rene bu karadan iki yıl önce öldüğü için tazminat alamayacak. Adaletin tekerleği çok yavaş işliyor.
‘Konu para meselesi değil’

Kızkardeşi Anette Vainer’e ise davası doğru zamanda sonuca bağlandığı için tazminat ödenecek. Fakat Anette para konusunda çok aceleci değil.

Anette Euronews’e yaptığı açıklamada:
“Bu yaşta hala kuvvetliyim. Bir şeyler alır mıyım? Tanrı bilir! Tazminat ödenirse iyi olur, ödenmezse de sorun değil. Sağlık olsun.”

“O zamanlar henüz çocuktum. Olanları anlamamıştım. Çok insan öldü. O kadar çok şey oluyordu ki. Konu para meselesi değil. Verirlerse güzel bir şey. Üzüldüğüm konu bu değil.”

Dünyaları yıkılan insanların yaşadığı korku ve acı dolu hatıraların tazminatla düzeltilmesi imkansız.

Örneğin doğu Romanya’nın Botosani ilçesindeki küçük Stefanesti kasabasında büyüyen 85 yaşındaki Annette’in kocası Aurel hatırladıklarını şöyle dile getiriyor:

“10 yaşındaydım. Bir sabah, sanırım Cumartesi veya Pazar sabahı, tüm aile toplandı. 7 çocuklu geniş bir ailemiz vardı. Lejyoner üniformalı iki adam ortaya çıktı ve babamıza: “Bayım, mülkünüzü devralmaya geldik” dedi. Elimizdeki her şeyi gasp ettiler. Arazi, hayvanlar ve çiftlik için kullanılan makineler.”

Hayatlarındaki her şeyden vazgeçen aile, önce yakındaki bir köye, ardından şehir merkezi Botosani’ye taşınmak zorunda kalır. Burada, Yahudilerin için yeni bir yasa çıkarılır.

“Çocuk olmama rağmen bazı saatlerde dışarıya çıkmam yasaklandı” diye hatırlıyor. “Ve Yahudilerin sabah saat 10’dan önce pazara girmesine izin verilmiyordu ki savaştan dolayı tezgahlarda sınırlı miktarda olan gıda ürünleri çabucak tükeniyordu.”

Bununla birlikte, Vainer ailesi bazılarından daha şanslıydı, çünkü babalarının iş bağlantıları başkalarının yapamadığı şeyleri yapmalarına ve bir kez daha bu kez Romanya’nın başkenti Bükreş‘e gitmelerine imkan sağladı. Orada, dokuz kişilik ailemiz iki odalı bir ev kiraladık. Büyükler zorla çalıştırıldı.

“O görüntüler, insan konvoyları, yaşlılar ve çocuklar, servetlerini bebek arabasıyla taşıyanlar hala gözlerimin önünden şimdiki gibi akıp gidiyor.” diyor Aurel.
Tazminat kriterleri

Almanya Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen kriterlere göre Botosani getto olarak tanınmadığı için Vainer’e ayda sadece 1.000 Ron yaklaşık 219 Euro tazminat ödeniyor.

Almanya’dan aylık 336 euro tazminat alabilmek için aranan şartlar şöyle:

Alman Maliye Bakanlığı tarafından tanımlanan belirli zaman periyotları sırasında bir toplama kampında veya bir mahkum işçi kampında hapsedilmek

Almanya Maliye Bakanlığı tarafından tanımlanan şekilde en az 3 ay boyunca bir gettoda yaşamaya zorlanmak

Alman Nazi işgali altındaki topraklarda veya Nazi kışkırtmasıyla aynı politikaları takip eden bir ülkede insanlık dışı koşullar altında en az 4 ay boyunca dış dünyaya erişim olmaksızın saklanmak.

Alman Nazi işgali altındaki topraklarda veya Nazi kışkırtmasıyla aynı politikaları takip eden bir ülkede insanlık dışı koşullar altında yasadışı olarak sahte kimlik veya sahte belgelerle en az 6 ay yaşamak.

Yukarıdaki şartlara zulüm geçirdiği süre boyunca, annelerinini karnında cenin halinde henüz doğmamış olanlar da dahil ediliyor .

Aurel Vainer, hayattaki kurbanlar için çok geç olmadan, Botosani’de yaşadıkları baskı ve zulüm dolayısıyla, burasının da diğer planlı soykırım kampları ve gettolar gibi tanınması gerektiğini söylüyor.

“Yaş kentindeki katliamdan şu kadar kişi kurtuldu diyemeyiz. Yaş soykırımını yaşayanların şimdi çok yaşlı olduklarını dikkate almak gerekir.”

Romanya Soykırım Kurbanları Yahudi Derneği Başkanı 89 yaşındaki Liviu Beris, hızlı hareket etmenin yanı sıra, tazminat ödenmeyenlerin çocuklarına bir miktar tazminat teklif edilmesi gerektiğini söylüyor.

“Tabii ki bu acıların açtığı yaralar asla iyileşmez. Bunun yerine hayat şartları kolaylaştırılabilir. Ve ölenlerin çocukları da soykırım kurbanları olarak tanınmalı.”

“Tazminattan yararlanması gerektiğini söylediğimiz soykırımdan kurtulanların çocuklarının normal bir hayatı mı oldu?” diye soruyor Liviu Beris.

 

Bunları da beğenebilirsiniz...