Alman Ordusunda Neonaziler Ne Arıyor?

Alman ordusunda iki subayın aşırı sağ terör şüphesiyle tutuklanması, gözleri ordudaki Neonazi yapılanmalara çevirdi.

Kaynak: DW

Almanya’nın kışlalarında sağ terör şüphelileri, Hitler ordusunun miğferleri ve diğer Nazi sembolleri… Alman silahlı kuvvetlerindeki skandal, Nazi kalıntılarını ortaya çıkardığı gibi akla önemli bazı sorular da getiriyor. Bunlardan biri de, ordunun sağcılar için bir cazibe merkezi olup olmadığı.

Yüzbaşı Florian Kling, “silahlı kuvvetlerin radikal sağcıların hoşlandığı unsurları barındırdığını” belirtiyor ve ekliyor: Savaş, teçhizat, savaş, hiyerarşi ve sert üslup. Sağ düşünceliler bundan hoşlanıyorlar. Yüzbaşı Kling “Darmstädter Signal” adlı eleştirel askeri çalışma grubunun sözcülüğünü yapıyor.

Radikallere sıfır tolerans

Alman subayı Deutsche Welle’ye yaptığı açıklamada, radikal unsurlara karşı yıllardır sıfır tolerans uygulandığını, ancak bir ordu mensubunun sağ düşünce taşıdığını anlamanın kolay olmadığını belirtiyor. Yüzbaşı Kling ‘modern’ Neonazilerin Hitler selamı verip göğüslerinde gamalı haçlarla dolaşmadıklarını ve radikal düşünenlerin düşüncelerini açık etmediklerini vurguladı.

Şu günlerde askeri uzmanlardan Alman silahlı kuvvetlerinin aşırı sağcıların yuvası ve sağ terörizmin kaynağı olmadığına dair açıklamalar geliyor. Askerlerin büyük çoğunluğunun demokratik değerlerin savunucusu olduğu dile getiriliyor. Ancak orduda aşırı sağcı düşünce için elverişli şartların bulunduğu da inkâr edilemiyor.

Ordu toplumun aynası sayılabilir mi?

Almanya’da mecburi askerlik hizmetinin kaldırılmasında ordunun toplumu yansıtması ideali göz önüne alınmıştı. Ancak mecburi hizmetin kaldırılmasının sosyal zümreler arasındaki karışmayı engellediği de belirtiliyor. Münih silahlı kuvvetler akademisinde tarihçi olarak görev yapmış olan Michael Wolffsohn, asıl sorunun bundan kaynaklandığını söylüyor.

Wolffsohn zorunlu askeri hizmetin kaldırılmasının orduyu silahlı kuvvetlere ve şiddete fazla ilgi duyanlara açtığını düşünüyor. Wolffsohn Deutschlandfunk radyosuna verdiği demeçte, “mecburi hizmetin olmadığı orduların toplumun aynası olamayacağını ve radikal unsurları cezbedeceğini” söyledi.

Florian Kling de sosyal karışmanın azaldığını belirtiyor. Kling, “Eskiden mecburi hizmeti tamamlayanların yüzde 70’i muvazzaflığa geçer ve liberal, eleştirel ve solcu düşüncede olanlar sistemi heterojenleştirirdi” diyor.

Ancak bazı askerlerdeki radikal zihniyetin toplumdaki gerçekliği yansıttığını öne sürenler de var. İhtiyat askerlerinin yayın organında yazı işleri müdürlüğü yapan Marco Seliger, son zamanlarda artış gösteren Alman toplumundaki sağ, sol ve İslamcı eğilimlerin silahlı kuvvetlerde de kendini gösterdiğini, aradaki huzur kaçırıcı farkın ise askerlerin üniforma ve silah taşıyıp, silah kullanmayı öğrenmelerinde yattığını belirtiyor.

Seliger radikal sağcı zihniyetin orduda yayılmaya başlamasının aynı zamanda yapısal bir sorun da olduğunu düşünüyor. Seliger’e göre komutanlar askerlerle eskisi kadar ilgilenemiyor ve artan bürokrasi yüzünden emirlerindeki ordu mensuplarını tanıyamıyorlar. Silahlı kuvvetlerde de haftalık mesai süresine uymak gerektiğinden, askerlerle tanışıp radikal eğilimlerden zamanında haberdar olunamadığını da sözlerine ekliyor.

Nazi döneminden kalma semboller

Nazi sembollerinin tehlike kaynağı olabileceği de düşünülmemişe benziyor. Nazi döneminden kalma miğferler, asker resimleri ve Nazi subaylarının adını taşıyan kışlalar Alman tarihinin 1933-1945 yılları arasındaki karanlık tarihini hatırlatan sembollerle dolu. 1982 yılında çıkarılan ve Alman ordusundaki sembollerin kronolojik sıralamaya göre teşhir edilmesine izin veren genelgenin Nazi dönemi gerçeğinin anlatılmasına yer vermemesi eleştirilere neden oluyor.

Ilımlı ordu mensupları bu sembolleri dikkate almıyor olabilirler. Aşırı sağcılar ise bu sembollerden başka bir anlam çıkarıyorlar. Yüzbaşı Florian Kling “sağ düşünceli askerlerin bu sembollerden cesaret aldıklarını ve kışlalarda sağcılığın yayılmasının böyle açıklanabileceğini” söylüyor.

Alman ordusunun geleneğine gösterilen bu yaklaşımın son derece tehlikeli olabileceğini Savunma Bakanlığı da anlamış durumda. Savunma Bakanı Ursula ve der Leyen söz konusu genelgenin elden geçirileceğini ve hiç olmazsa aşırı sağcıları orduya çeken faktörlerden birinin ortadan kaldırılacağını açıkladı.

 

Bunları da beğenebilirsiniz...