Bir Oyundan Ötesi: Kazanmayı Öğrenin!

“Maçın sonucu, Almanların istediği gibi olmamıştır. “Almanlar olarak yeteneklerinizden çok etkilendik. Fakat bu maçı kazanmayı düşünmemeniz gerektiğini bilmeniz gerekir. Eğer bir galibiyet alırsanız, sonuçlarına katlanmalısınız” tehditi, sonucu değiştirmez. Çünkü “Bazı şeyler ölmeye değer” diyen komünist sporcular 4-1 kazandıkları ilk maçın ardından ikinci maçı da 5-3 kazanarak ölmeyi yeğlemişlerdir.”
Kaynak: Sol
İkinci Dünya Savaşı öncesinde, Nazizmin savaşın fitilini henüz ateşlemediği günlerde, Almanya’da sadece faşizm için ‘sözde meşruluk’ taşıyabilecek bir propaganda dönemi yaşanıyordu. Bu propagandanın en önemli adresi 1936 Berlin Olimpiyatları idi. Özellikle o dönemlerde artan uluslar arası futbol maçları da ‘Nazi propagandası’ için kullanılmak isteniyordu. Olimpiyatların kararının Naziler 1933 yılında iktidara gelmeden önce, 1931 yılında kararlaştırıldığı gerçeği ise Naziler için bir olanak yarattığı iddiasıyla hızlıca sahiplenilmişti.

Adolf Hitler’in talimatı ile Alman film yapımcısı Leni Riefenstahl, olimpiyatları izlemek üzere görevlendirildi. Daha sonra bunun bir belgesele konu edilerek ‘Olympia’ ismiyle dünyaya servis edilmesi hesaplanarak…

Nazi Olimpiyatları, Berlin sokakları, 1936

Hitler’in derdi totaliter, ırkçı, saldırgan ve faşist rejimini maskelemek ve sözde Aryan ırkının diğer ırklardan ‘üstün’ olduğu tezini kanıtlamaktı. Aryan ve ari ırk saçmalığı, heykeller, tipolojiler ve mitleri Hitler’in kurduğu sahte cümleler izliyordu. “Dünyanın beş kıtasından gelen gençler burada haftalarca kardeş hayatı yaşayacaklardır. Bu mesut neticeyi sağlamakla, Almanya barışa büyük bir hizmette bulunduğuna kanidir”.

Sonuçlar ise açılış kadar ‘duygusal’ olmaz. ABD’li sporcu Jesse Owens’ın dört madalya kazanması, Hitler’in ari ırk saçmalığını yüzüne vurur. Özellikle de uzun atlama yarışlarından sonra Owens’a Alman rakibi Luz Lang tarafından binlerce Nazi önünde gösterilen dostça tutum 1936 olimpiyatlarının en önemli kısımlarından birisidir. İngiliz Stanley Matthews ve arkadaşları ise tribünlere Nazi selamı vererek başka bir ‘tarihe’ geçmeyi tercih etmişlerdir.

Olimpiyatlardan tam 3 sene sonra, 1939’dan itibaren ise bambaşka bir dünya vardır. Nazilerin öncülüğünde başlayan savaş ve işgaller, Alman ordularının 1941’de başlattıkları ve işçi sınıfının anayurdu Sovyetler Birliği’ni hedef alan bir hale bürünür. Ukrayna’da işgal edilen topraklar arasındadır. 6 Ağustos 1942’de ise yapılan bir maç, tarihe ‘Ölüm maçı’ olarak geçer. Ukrayna Karması Start takımı ile Alman subayları sözde bir dostluk maçı için bir araya gelirler. Start takımının bir öyküsü vardır. Nazilerle savaşmak için dağılan Dinamo Kiev takımından futbolcuların 8’inin şehre dönmesi ile kurulur takım. Bir fırıncıda çalışan, forma ve ayakkabı paralarını biriktiren futbolcular, “Bağımsız bir ulusun yeni başlangıcı” niyeti ile bir futbol takımı kurarlar. Start ismi ise yeni bir başlangıç için konulan isimdir. Eksik kalan 3 futbolcu ise Lokomotiv’den gelmiştir.

Ölüm maçının duyurusu, 1942

Maçın sonucu, Almanların istediği gibi olmamıştır. “Almanlar olarak yeteneklerinizden çok etkilendik. Fakat bu maçı kazanmayı düşünmemeniz gerektiğini bilmeniz gerekir. Eğer bir galibiyet alırsanız, sonuçlarına katlanmalısınız” tehditi, sonucu değiştirmez. Çünkü “Bazı şeyler ölmeye değer” diyen komünist sporcular 4-1 kazandıkları ilk maçın ardından ikinci maçı da 5-3 kazanarak ölmeyi yeğlemişlerdir.

Futbolcular kurşuna dizilir.

Nikolay Trusseviç, Klimenko, Kuzmenko, Korotkiç…

Start takımının kurucusu Trusseviç, Sovyet milli futbol takımı oyuncusu ve Dinamo Moskova’nın kalecisidir.

“Herşeye rağmen biz kazanacağız” diyerek tarihi yapan emekçilerin başında gelir.

Brecht’in spor şarkısındaki gibidir, kazanmaya inanmışlardır ve öğrenmişlerdir…

Kavga verilen şehirlerin karanlık sokaklarının

İnsan dolu arka evlerinden

Bir araya geliyorsunuz

Birlikte mücadele etmek için.

Ve kazanmayı öğreniyorsunuz!

Mahrumiyetin kuruşlarını biriktirerek

Botlar satın aldınız

Yol paralarını zorla denkleştirdiniz.

Kazanmayı öğrenin!

En acili için verilen zorlu kavgalardan

Birkaç saatliğine

Bir araya geliyorsunuz

Birlikte mücadele etmek için.

Ve kazanmayı öğreniyorsunuz!

Kievli komünist futbolcuların işgale, onursuzluğa ve faşizme direnişi rivayet değildir, gerçeğin ta kendisidir.

Bu büyük direnç ise, 9 Mayıs 1945 günü ve yine bir üç sene sonra, faşizme ve emperyalizme karşı tam anlamı ile vücut bulacaktır!

 

Bunları da beğenebilirsiniz...