Selen Anlatıyor: “Azınlık olmayı her gün yaşıyoruz!”

“Azınlık olmayı her gün yaşıyoruz! Biz Yahudi olduğumuzu unutsak bile hayatın bir yerinde, bir noktasında birileri bize hatırlatıyor.”

Hem Sefarad hem de Aşkenaz kökleri olan Selen’in ailesinin bir bölümü Cumhuriyet’in ilk yıllarında önemli bir Yahudi nüfusa sahip Çanakkale’den İstanbul’a göç etmiş. Ortaokulu Musevi okulunda tamamladıktan sonra eğitimine özel bir lisede devam eden Selen, bugün 28 yaşında bir tıp öğrencisi.

Onunla görüşmemizi 2016’nın Aralık ayında gerçekleştirdiğimizde, artık büyük çoğunluğu İstanbul’da toplanmış Yahudi cemaatinin kanıksadığı sessizliğin aksine özellikle gençlerin eşit haklar ve eşit yurttaşlık kabulunun yanı sıra aynı zamanda kimliklerini tanıtmak ve kimlikleri ile tanınmak konusunda daha ısrarcı olduklarını bana gösterdi. O, bugünün Yahudi gençlerinin geçmiş kuşaklara göre daha cesur olduğunu, “Sanırım biz gençler şimdi biraz daha cesuruz, kimliğimizle biraz daha barışığız, daha az korkuyoruz. Belki daha fazla korkmamız gereken bir dönem ama daha az korkuyoruz.” sözleri ile anlattı.

 

Yahudileri toplumun içerisinde nerede görüyorsun? Sence Yahudilerin toplumu oluşturan diğer unsurlardan farkı var mı, varsa nedir, nelerdir?

Türkiye’de azınlık olmayı her gün yaşıyoruz. Biz Yahudi olduğumuzu unutsak bile hayatın bir yerinde, bir noktasında birileri bize hatırlatıyor. Ben kimliğiyle barışık bir insanım ama kimliğimi çok fazla öne çıkarmadan hayatıma devam etmeye çalışıyorum. Ama herhangi bir ortamda Yahudilerin bir şey yaptığı söylendiği zaman otomatik olarak üstüme alınıyorum sanki ben yapmışım, sanki ben söylemişim gibi. Bence Yahudilik bir dinden öte bir kültür. En azından ben o şekilde görüyorum, hayatımda Yahudiliği öyle yerleştiriyorum. Bir kültür farkı bu. Yani diğer kültürlerden farklı bir kültür o kadar. Hem aile yapısı hem hayata bakış açısı hem çocuklarını yetiştirme yolları bakımından bir kültür olarak diğer kimliklerden farklılaştığı noktalar oluyor.

Sence günümüz Yahudi kimliği neye/nelere dayanıyor? Örneğin dilin, dinin, kültürün önemi nedir?

Bence günümüz Yahudi kimliği kültüre dayanıyor. Çünkü kültür olarak farklı. Az önce de söylediğim gibi yani çocukları yetiştirmekten, aile yapısına kadar… Ailede bireylerin birbirine karşı dürüstlüğü, arkadaşlığı… Aslında benim çevremde sınırlı sayıda Yahudi mevcut, ben o kadar da içinde olan bir insan değilim Yahudi toplumunun ama gördüğüm şey şu; bir kere diyalog çok gelişmiş yani aileden korkmak değil aile ile paylaşmak esas. Benim ailem de öyle. Her şeyi paylaşabiliyorsunuz, her şeyi konuşabiliyorsunuz. Yahudilerde dil olarak da farklılık var. Bir kere Ladino var her ne kadar bizim ailede çok konuşulmasa da…

Ailende Ladino bilen var mı?

Anneannem, dedem biliyor yani annemlerin bir jenerasyon üstü çok iyi biliyor. Annemler anlıyor, konuşmuyorlar ama anlıyorlar diyelim. Bizim jenerasyonumuza indiğimiz zaman ise dil yok olmak üzere. İspanyolca biliyorsan biraz çıkartıyorsun konuşanların ne demek istediğini ya da ailede çok konuşuluyorsa anlayabiliyorsun ne konuşulduğunu. Büyük annen büyük baban çok konuşuyorsa o zaman sen de daha çok aşina oluyorsun ve belki konuşuyorsun biraz. Ama hani onun dışında çok da öyle anlamıyorsun, ben anlamıyorum bir tek kelime.

Din konusunda ise çok bir bilgim yok açıkçası. Pek dindar bir aile sayılmayız hatta hiç dindar aile sayılmayız. Ben Musevi Lisesine gidene kadar din hakkında bildiğim şeyler son derece kısıtlıydı. Ortaokulu orada okudum ve orada öğrendim din konusunda çoğu şeyi. Hatta orada öğrendiğimde bir şeyler şaşırıp şaşırıp eve gelip biz niye bunları yapmıyoruz diye soruyordum. Annem de “aslında biz Çanakkale’deyken yapıyorduk ama…” diye devam ederdi. Kardeşim Musevi Lisesinde okudu. Yaklaşık 10 sene kadar Musevi lisesindeydi. O mesela daha fazla şey biliyor din konusunda, kimlik konusunda vs… O daha fazla şey öğrendi. Ben 4 sene içinde sıkıştırılmış program şeklinde din adına ne biliyorsam o zaman öğrendim. Onun üstüne bir şey koydun mu diye sorarsanız… Yani ailem tarafından gelmedi böyle bir şey ama ben biraz merak edip araştırdım, okudum işte ilgimi çeken şeyleri. Etraftakilerden gelen sorular karşısında biraz mahcup olunca kendi dinini bilmeyen insan olarak ‘hadi ben biraz bunu okuyup araştırayım’ diye baktım ama onun dışında dinle ilgili pek yorum yapamayacağım açıkçası.

Sence Yahudi kimliği modernleşme sürecinde değişmiş midir?

Değişmiştir. Kendi çocukluğumdaki Yahudi kimliği ile bugünkü aynı değil mesela. Ama son zamanlarda gözlemlediğim kadarıyla biraz daha dine dönük bir toplum oluşuyor gibi.

Peki senin Yahudi kimliğin neye/nelere dayanıyor?

Benim Yahudi kimliğim ailemin bana verebildiği Yahudi kültürüne dayanıyor. Biliyorum kültürle dini defalarca cümle içinde beraber kullanıyorum ama ben olayın kültür kısmıyla daha haşır neşirim. Yani Yahudilik benim hayatıma bir kültür olarak geldi din olarak değil. Benim kimliğim de buna dayanıyor. Yani ben kültürünü benimsiyorum, örf ve adetlerini benimsiyorum, hayat tarzını benimsiyorum ama bunun dini kısmını pek güncel yaşantımda kullanmıyorum açıkçası.

Sence Yahudiler arasında Yahudiliğe bakış konusunda kuşaklar arasında fark var mıdır? Varsa bu farklılıklar nelerdir? Nedenleri hakkında ne düşünüyorsun?

Dönem dönem değişiklikler olmuş. Mesela anneannem üzerinden ya da aile bireylerim üzerinden anlatırsam onların kimliklerini daha fazla saklamaları gerektiği bir dönem olmuş. Savaş dönemlerinde özellikle onlar daha fazla kimliklerini saklamışlar.

Sanırım biz gençler şimdi biraz daha cesuruz, kimliğimizle biraz daha barışığız, daha az korkuyoruz. Belki daha fazla korkmamız gereken bir dönem ama daha az korkuyoruz. Ama yine de azınlık olmak özellikle Türkiye’de şu şartlar altında günümüzde hala sıkıntılı bir durum.

Yahudi kimliğinden ötürü dışlandığını hiç düşündün mü? Kurum ya da kişilerden baskı gördün mü?

Hayır. Musevi Lisesindeyken yani orta okuldayken tabi çok daha kapalı bir toplumda yaşıyordum. Sonra lise için özel bir okula gittim. Yine belirli bir sosyoekonomik ve sosyokültürel seviyenin üzerindeki insanlarla muhatapsınız vesaire… Ama şimdi şu an? Bir vakıf üniversitesinde öğrenciyim ve son sınıf öğrencisiyim, tıp öğrencisi olmamdan dolayı sürekli hastalarla muhatap olmak durumundayım. Üniversiteden önceki dönemde Yahudi olduğumu hiç gizlememiştim çünkü hiçbir zaman dışlanma korkum yoktu ki. Ama şu an biraz daha çekinerek yaşıyorum… Din konusu olduğu zaman, hani “hepimiz Müslümanız değil mi” tarzı bir cümle duyduğum zaman “tabi tabi” falan gibi bir cümle çıkıyor ağzımdan otomatik olarak. İnşallahlar maşallahlar havada uçuşuyor. Ama “dışlandım mı?” “hayır”. “Bir baskı gördüm mü?” belki de kendi kendime yarattığım bir baskı var ortada. Biraz daha kendimi savunmak adına… ‘Başıma bir şey gelebilir, ben dışlanabilirim’ korkusunu ben kendi kendime yarattığım için bir baskı oluşturdum üzerimde yoksa yaşadığım bir şey yok.

Kimliğini gizlemeye çalıştığın zamanlar oluyor mu?

Konusu açılmasın diye çeşitli manevralar yapıyorum.

Peki bu konuda senden önceki kuşaklardan daha mı şanslı daha mı şanssız mı olduğunu düşünüyorsun?

Her dönemin farklı sıkıntıları farklı kolaylıkları oluyor.

Sence Yahudi kimliğinin yaşanması ve aktarılması konularında eksiklikler, sorunlar var mı bugün?

Kimliğin aktarılması konusunda sorun olduğunu zannetmiyorum çünkü Yahudi toplumu, kültürel anlamda, toplum olarak aslında kuşaktan kuşağa çok büyük farklılıklar gösteren bir toplum gibi gelmiyor bana. Çünkü aile bağları kuvvetli. Aile bağı ne kadar kuvvetliyse bir torunun anneannesinden bir şey öğrenmesi o kadar kolaydır. O yüzden Yahudi kimliğinin aktarılması konusunda çok bir sorun olduğunu düşünmüyorum.

Yaşanması konusunda…

Ben çok fazla Yahudi kimliğiyle yaşamadığım için bu soruya doğru bir cevap veremem muhtemelen.

Yahudi edebiyatından eserler okuyor musun? Yahudi yazarları takip ediyor musun?

Aslında bir dönem peş peşe bir sürü şey okudum. Evet bir dönem sadece onları okudum diyebilirim. Bir ara İsrail olaylarıyla ilgili çok kafam karışmıştı, “ne oluyor” falan diye düşünüyordum o dönemde. Çok fazla Filistin ve İsrail karşıtı görüşlerin yazarlarını okudum.

İsrail’e gittin mi? Yahudi kimliğini orada özgürce yaşayabileceğini düşündün mü?

Evet aslında. Ben İsrail’e 2 kere gittim. Bir tanesinde cemaatin organize ettiği bir geziyle gittim. Bir tanesinde de ortaokuldan bir arkadaşımın vesilesiyle oldu. Ortaokulda en yakın arkadaşlarımdandı, İsrail’e yerleşmişti. Ortaokuldan sonra yıllarca hiç görüşmedik, hiç konuşmadık falan sonra bir gün beni düğününe davet etti, ben de atladım gittim, ikinci seferimde oydu. Ama şöyle bir yer düşünün Türkiye’de en sevdiğiniz deniz kenarı bir yere gidiyorsunuz ve etrafınızdaki herkes sizin gibi giyiniyor, sizin gibi konuşuyor. Şimdi; Yahudilerde şöyle bir şey vardır yüksek sesle konuşmayı severiz, yani bu bir genelleme kabul ediyorum. Ama bence %80 tutar yani yüksek sesle konuşmayı severiz, derdimizi bağırarak anlatmayı severiz ve hatta aynı anda konuşmayı severiz ve aynı anda konuşsak bile birbirimizi anlarız. Öyle bir yeteneğimizin olduğunu düşünüyorum. İsrail’de bir kafede oturuyorduk arkadaşımla. Hasret giderme aşaması… Yan masada bir aile oturuyordu, İbranice konuşmuyor olsalardı saniyesinde onların Yahudi olduğunu anlayabilirdim. Benim en çok bu hoşuma gitmişti yani oradalar ve orası özgür, orada istedikleri kadar bağırabiliyorlar. İstedikleri kadar bağırabilmeleri beni hiç rahatsız etmemişti. Çünkü benim evim de böyle. Öyle farklı bir his… O özgürlüğü hissetmiştim. Biliyorum ki orada da herkes Yahudi değil yani öyle bir gerçek de var ama farklı bir model farklı bir dünya… “Gidip yaşamak ister miydim?” “hayır” çünkü çok sıcak, ben soğuk iklimi severim. Ama etrafında Yahudi görmek hoş oluyor, farklı bir his oluyor.

Evde nasıl bir yaşamın var?

Annemin arkadaşları geldiği zaman genelde ya da bir doğum günü gibi bir şey olduğu zaman, böyle aileyi topladığımız zaman, 3 saat birlikte olalım 3 saatin sonunda herkes evine gittiğinde eve çöken sessizliği hissedebiliyorsun bir anda. Çünkü öyle yani… Anlatmayı seviyoruz, konuşmayı seviyoruz, gülmeyi seviyoruz. En kötü anda bile kendimizi mutlu edecek bir şey bulabiliyoruz. Her zaman evde piyanonun başına geçip insanları eğlendirecek biri oluyor yani eğlenecek şeyleri bulabiliyoruz. Pozitif bir ailem var. Çevrem de öyle açıkçası yani bir yere gidip somurttuğumuzu hiç görmedim. Düğünlerde, sünnetlerde falan hayat ne kadar kötü giderse gitsin herkes her zaman gülümseyecek bir şeyler bulabiliyor ya da birbirine katabilecek bir şeyler bulabiliyor.

Yahudi kurumlarının kültürel faaliyetlerine katılıyor musun?

Maalesef. Aslında hiç katılmayı düşünmedim. Limmud konferanslarına gidiyorum bir tek. Limmud’a her sene gidiyorum. Limud benim için çok keyifli oluyor. Hem farklı şeyler görüyorum falan, o çok hoşuma gidiyor.

Göztepe veya Yıldırım gibi kurumların faaliyetlerine küçükken katıldın mı?

Ben hayatımda iki kere gittim oralara, ikisinde de ağlayarak annemin beni gelip almasını bekledim. Şimdi dönüp baktığım zaman aslında bir çocuk için yapılabilecek en güzel şeyi yapıyorlarmış. İnanılmaz eğlenceli, inanılmaz emek harcanılan, çok fazla keyifli aktivitenin olduğu ve her şeyin çok güzel olduğu bir ortammış dönüp baktığımda… Ama o zaman öyle hissetmiyordum. O yüzden sadece iki kere gittim. En yakın çocukluk arkadaşım yıllarca gitti, sonrasında oradaki çalışanlardan biri oldu. O mesela çok keyif alıyordu ortamdan çünkü onun ablası da çok keyif almıştı. Benim hiç öyle bir şeyim olmadı.

Sosyal çevren çoğunlukta Yahudilerden mi oluşuyor yoksa…

Yok. Müslüman. Çoğunluk Müslüman. Yahudi tanıdığım çok insan var ama arkadaş olduğum kişi sayısı çok az.

Adının Türkçe olması sana avantaj oldu mu?

Hiç düşünmedim, adımı hiçbir zaman sevemedim.

Neden?

Bilmem… Selen… Sonradan alıştım gerçi ama küçükken çok sevmezdim. Bunu ben bir avantaj ya da dezavantaj olarak görmedim. Soyadım zaten farklı yani Türkçe bir kelime değil ve bu da tuhaf geliyor insanlara ve “sen nerelisin” sorusu her ad-soy ad söylememden sonra geliyor.

Bildiğim kadarıyla annen Sefarad baban Aşkenaz kökenli?

Evet.

Anne tarafın Çanakkale’den İstanbul’a göç etmiş. Bunun nedeni oradaki baskı yani taşrada Yahudi olmanın zorluğu muydu? Bu konuda bir fikrin var mı?

Yok öyle değil. Annemler 3 kardeş, en küçük çocuk da annem. Önce dayım gitmiş İstanbul’a sonra teyzem İstanbul’a gelmiş, en son annem de İstanbul’da üniversite kazanınca aile toptan buraya taşınmış. Dedem zaten buraya yerleştikten sonra bile yıllarca Çanakkale’ye gidip gelmiş yani birkaç gün İstanbul’da, bir parça da Çanakkale’de.  Böyle bir düzen varmış evde. Ama anneannem ve ailesi zaten İstanbulluydu.

Peki senin için Çanakkaleli Yahudi olmak ne ifade ediyor? Kendinde bu kimlikten bir parça buluyor musun?

Bence var çünkü ben en azından Çanakkale hikayeleriyle büyüdüm. Ben Çanakkale ile büyüdüm. Yani Çanakkale’deki Yahudilerin hayatlarını dinleyerek büyüdüm çünkü annem çocukluğundan bahsettiği zaman bahsettiği isimler hep Yahudilerdi. Yahudi mahallesinde oturuyorlarmış, dedem zaten Yahudi doktor… Mesela annemin en yakın arkadaşı da Çanakkaleli.  “Tabi bunlar Çanakkaleli, bunlar her yerde birbirlerini korurlar” falan diye dalga da geçilirmiş. O yüzden hani bence bu durum ekstra bir şey katıyor size. Daha bir paylaşmaya açık çocuklukları olmuş çünkü Çanakkale gibi küçük bir yerde insanlar daha iç içeymiş.

Yahudi eğitim kurumlarından birinde eğitim gördün. Bu kurumların Yahudiler arasındaki ilişki ve Yahudi kimliğinin aktarılmasında oynadığı rol hakkında ne düşünüyorsun?

Bence mükemmel. Bu eğitim kurumları kimliğin aktarımı konusunda bence çok başarılılar. Yani ben Yahudi kimliğimi orada öğrendim diyebilirim. Öncesinde sadece “Yahudiyim” diyordum sonra onun nasıl bir şey olduğunu öğrendim. Onu öğrendiğim yerde orasıydı. Kimliği vermek, ilişkileri göstermek, birbirine sahip çıkma dürtüsünü oluşturmak bence orada başladı. Bende en azından orada başladı o yüzden bu kurumların bu konuda son derece başarılı olduğunu düşünüyorum. Ama diğer yandan da bir balonun içinde yaşıyormuşsunuz gibi oluyor. Yani çevrenizdeki herkes sizin gibi düşünürken zaten bir sıkıntı yaşamıyorsunuz. Ama o balondan çıkınca o afallama duygusu… İşte ona hazırlamıyorlar. Orada bir eksiklik var bence.

Senin için sinagog neyi temsil ediyor? Sence Yahudi dini kurumlarının ve faaliyetlerinin Türkiye’deki Yahudi kimliğinin yaşatılmasındaki rolü nedir?

Sinagog benim için bir ibadethane. Gittiğim her seferinde keyif aldığım bir yer çünkü her seferinde kendimi mutlu hissettiğim bir yer oluyor. Her ne kadar dinden uzak yaşıyor olsam da benim için huzur dolu bir yer. Ama tabi Yahudi kimliğimi din üzerinden oluşturmadığım için… Kendi kafamda her ne kadar inancım olsa da işte dinin benden beklediği o şeyleri yaptığımı pek düşünmüyorum hatta hiç yapmadığımı düşünüyorum.

Peki koşere dikkat eder misin?

Hayır.

Bayramları kutluyor musun?

Bayramları kutluyoruz ama onda da kendi alıştığımız şekilde kutluyoruz.

Şabata dikkat ediyor musun?

Şabatı da yine kendi adetlerimiz ritüeli kapsamında kutluyoruz. Şabata dair dini anlamda hiçbir şey yapmıyoruz. Ama bir Şabat geleneğimiz var mı var. Aile bir araya geliyor, annemin birkaç arkadaşı bize geliyor, böyle bir ritüelimiz var.

Her cuma akşamı sen de elinden geldiğince o masada varsın.

Evet.

Bazı gençler şöyle demişti: “Başlangıçta evet o masada oluyorum ama cuma akşamı olduğu için birkaç şey atıştırdıktan sonra çıkıyorum.”

İşte onu ben de yapıyorum ama çoğunlukla varım o masada. Zaten sosyal hayatım sınırlı olduğu için o yüzden evde oluyorum.

Peki senin için “500 yıl” ne ifade ediyor? 500. Yıl Vakfı ve müzesi hakkında düşüncelerin nedir?

500 yılı geçtik artık da… Orada şöyle bir şey düşünüyorum; ben bu 500 yılın sadece 28 yılında vardım. Kim bilir bundan önceki 400 yıl kusur senede neler oldu, neler yaşadılar? 500 yıl bir toprakta tutunmak hiç kimse için kolay değil. Yahudiler için hiçbir zaman kolay olmadı. O yüzden bence bu bir başarı öyküsü. Kültürel olarak asimile olmadan kalabilmek! Her ne kadar %100 uymuyor olsak da her şeye en azından Yahudiliğimizin bilincindeyiz, Yahudi olduğumuzun farkındayız ve içten içe de kültürümüzle, dinimizle veya dünyaya bakış açımızla gurur duyuyoruz. Her ne kadar bunu yüksek sesle dile getirmesek de çoğu zaman… O yüzden 500 yıl büyük bir başarı bence.

Vakıf hakkında bir fikrin var mı? 500. Yıl vakfı müzesi daha doğrusu artık…

Müzenin önünden haftada bir geçiyorum, henüz hiç içine girmedim.

Peki senin için “Türklük” ne demek?

Benim diğer kimliğim yani biri bana sorduğu zaman “ben Türküm” başka bir şey değilim. Başka bir şey olacağımı düşünmedim, başka bir şey olabileceğime hiç inanmadım. Türküm çünkü burada Türkiye’de doğdum, Türkiye de yaşıyorum, Türkçe konuşuyorum. Benim bir parçam Türk olmak.

 

Süheyla YILDIZ

yildizsuheyla@gmail.com

 

Bunları da beğenebilirsiniz...