Ah şu gizemli Yahudiler – Riva Hayim

Kaynak: Şalom

 

Geçen akşam telefon geldi, “Çabuk televizyonu aç, Yahudiliği konuşuyorlar!”

Oley!” dedim.

Çünkü genel olarak televizyonda ‘Yahudilik’ konuşuluyorsa, Yahudi dışında herkes konuşuyor ve olay Indiana Jones’a bağlanıyor.

Bir din tartışırken, mutlaka o dinden mi olmak lazım? Hayır, tabi ki! Merak eden herkes, her türlü din hakkında bilgi edinebilir, görüş bildirebilir.

Zaten dinler tarihi bilgisine sahip insanlar, yüzyıllardır tüm dinlere ev sahipliği yapan Türkiye’den çıkmayacak da nereden çıkacak?

Sıkıntı, kişinin kendi inancını referans gösterip, başka dinleri ‘eleştirirken’ söylediklerinde başlıyor. Bilgilenme konusuna gelince, başka dine ait toplumların kültürleriyle ilgili verilen ilk eğitimin, ‘ileride tüm renkleriyle kenetlenmiş bir toplum’oluşturmada zayıf kaldığını düşünüyorum. Başka kültürlerle, inanışlarla iletişime geçme kabiliyeti oluşturmasında nispeten geride kalıyoruz.

Vergi veriyor musunuz? (Evet, soruldu!)

Yılbaşınız ne zaman?

Yoğurtlu kebap niye yemiyorsunuz?

Eeee… Yoğurtsuz kebabı niye yemiyorsunuz?

Nerede hacı oluyorsunuz?

Cuma neden aile yemekleri yiyorsunuz?

Türkiye’nin her azınlık vatandaşı, kendi dinine denk gelen bu gibi sorularla ortamlarda karşılaşır. Sebebi maalesef eğitim sisteminin öğrenciyi, komşusunun, arkadaşının kültürünü tanımaya hazır edememesi.

Her ne kadar müfredata Türk toplumunun renkleri kısmen dahil edilse de, gidilecek çok yol var…

Gelelim medyaya.

Bir haberi, “Yahudiler bayram kutladı” ile “Yahudi vatandaşlarımız şu bayramı kutladı” olarak yazmak arasında üslup ve bilgi verme açısından fark var. Birinde, “Uzayda ya da bilinmeyen bir galakside vatandaşlığı belli olmayan şu Yahudiler bir bayramı kutladı” gibi duygusuz, robotik, mesafeli bir tavır; diğerinde “Ülkemizde Yahudi vatandaşlarımız var ve onlar bayramlarını kutluyor ve mutluluklarına ortak oluyoruz” var.

Yine, geçtiğimiz yıllarda gerçekleşen Fransa’daki terör saldırılarında “Yahudi markete saldırı” haber geçildiğinde, geniş topluma “Yahudilerin alışveriş yaptığı markete saldırı oldu” mesajı verebilirken, benim gözümde böyle acaip şeyler canlanıyor.

Bir kere, binaların herhangi bir dini olmadığını, daha çok insanların dini olduğunu biliyorum. Bu sebep, ne zaman “Yahudi market” haberini okusam gözümde böyle imana gelip Yahudi olmuş, betondan, Amerikan B- movie’lerindeki gibi elleri – kolları olan ve insanları yutan dev, gibi saçma bir resim canlanıyor. Aşağı yukarı şöyle:

 

Bu arada, doğrusu ‘Kaşer market’. Bu sıkıntı, Türkçede Jew ve Jewish terimlerinin karşılığının olmamasından da kaynaklanıyor. ‘Kaşer’ nedir bilmezsek, kaşer peynirine neden kaşer / kaşar dediğimizin arkasındaki hikâyeyi, ortak tarihimizi de işte böyle unutur gideriz.

Tartışma programlarına dönersek; azınlıkların dinleri ve özelimden konuşmak gerekirse Yahudilik, işte aynen “Elleri kolları olan insan yutan market” kıvamında veriliyor.

Yukarıdan bakan, detaylarına girdiği o inanca ve o dine mensup izleyicilerinin özeline saygısı pek olmayan, yer yer o dini aşağılayan, ötekileştiren, eleştiren hatta ve hatta Yahudilik anlatırken Tevrat’ı  ‘kaynak’ almayan programlar çok.

“Ahit sandığı nerede?” diye başlayan (bende değil), bu programlar “Amaç Kudüs’ü başkent yapmak mı?” olarak devam ediyor. İzlerken, hak veriyorum; ben de uzunca süre İsrail’in başkentini Tel Aviv sanmıştım.

Programda “Yahudiler, Yahudiler, Yahudileeer!!!” havalarda uçuşuyor. Böyle sanki Türkiye’de hiç Yahudi görülmemiş gibi bir gizem hakim. Ben de bu gizeme kaptırmışım ki gözleri kısıp izliyorum. Sonuçta bir gizem isteniyor, onu vermek gerek.

Geçtiğimiz cuma, yine bir televizyon kanalında UFO’lar konuşulurken bile bu gizem yoktu. “UFO’lar nükleer santrallerin olduğu yerlerde uçuyorlar” diye gayet sakin bir tonda tartışılırken içimden “Hani bizdeki gizem!” diye düşündüm.

İnsan; bir gizem, bir adrenalin istiyor. Şimdi metrobüste elinde poşetle bir Yahudi vatandaşı çek koy, ne gizemi var, ne cazibesi; programcılar da haklı.

Yahduileeerrr’den sonra, Bet Amikdaş, Süleyman’ın Mabedi gösterilirken ekranda şöyle bir yazı beliriyor. “Olay görüntüler!(Burada turistik gezi yapılan Mabed’den bahsediyor) Ekibimiz YASAK BÖLGEYE GİRDİ (turistik gezi yapılmış) KUDÜSTEKİ AĞLAMA DUVARININ İÇİNİ GÖSTERMEYİ BAŞARDI! (Bildiğin ibadet edenler var, olay da bu yani).”

Arkada gerilim filmlerindeki müzik… İbadet eden insanların burnuna kamera sokulmuş… Her an dev bir köpekbalığı mabedin taşların altından çıkıp birinin kolunu kapıp götürecekmiş gibi bir gerginlik…

İzlemiş olacak ki Karel Valansi twitter’da yazıyor: “Bazı haber programları kutsal kitapları aşağılayarak, kutsal yerlerde izinsiz çekim yaptığını övünerek ne başardığını sanıyor?”

İşte böyle, Yahudilikle ilgili bilgi isterseniz kaynak bolca var bu topraklarda.

Yine Türkiye’nin hahamları, her hafta Tevrat’tan bir bölüm Şalom’da paylaşıyor.

Yalnız, fonda kırmızı deev harfler ve adrenalin dolu gerilim müzikleri yok.

İdare edeceksiniz artık.

Bunları da beğenebilirsiniz...