Mozaiğin Kayıp Parçası: Trakya Yahudileri (10/15)

Kaynak: Şalom Gazetesi, 29 Ekim 2003, Sayı: 2810, Sayfa: 9

ÇANAKKALE ZAMANA DİRENİYOR – Cem Karako

Son durağımız Çanakkale’ye bütün Pazar’ımızı ayırdık. Diğer şehirlerdeki gibi bölünmek zorunda kalmadan sabahtan akşama kadar bölgeyi hep beraber gezdik. Biz gelmeden evvel birbirleriyle iletişime geçen dindaşlarımız, Çanakkale Yerel Tarih Grubu üyeleri, Çanakkale Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Mustafa Kulu’yla beraber Pazar sabahı güzel bir şehir yolculuğuna başlamak için çardak altında çay içerken bulduk kendimizi…

Cumartesi akşamı Çanakkale’ye vardığımız vakit tüm yolculuğun yorgunluğunu hissetmeye başlamıştık. Herkes aynı yerlerde çalışmış farklı farklı bilgilere ulaşmıştık. İki grup Gelibolu’da araştırma yapmış, diğer grup Edirne’den gelirken buldukları bir bilgi kaynağını araştırmak için Saroz Körfezi’ne gitmişti. Gelibolu’daki grup işini bitirir bitirmez, Anzak Koyu’na yöneldi. Amaç şehit olan her iki taraftan da dindaşlarımıza ait mezar taşlarını görüntülemekti. Gazetecilik adına çok çarpıcı olacağına inandığımız Yahudi mezar taşları için çok da zamanımız yoktu. Güneş batadursun, zamanla yarışırcasına bir mezarlıktan bir diğer mezarlığa koştururken tek tesellimiz güneşin batmaya karşı direnmesiydi, çünkü günlerden 21 Haziran en uzun gündü.

29ekim2canakkaleÇanakkale’den tüm grup buluştuktan sonra son gecemizi, son günümüze hazırlanarak geçirdik. Elimizdeki verileri bir araya getirdik. İşte bu esnada ertesi gün için ayrı ayrı buluşmayı planladığımız bize yardım edecek Çanakkalelilerin, bizden habersiz birbirleriyle irtibata geçtiklerini, bize şehri gezdirmek için plan yaptıklarını ve hepimizi ertesi gün saat 9’da Çanakkale’nin en güzel mekânlarından biri olan Yalı Han’da belirledikleri buluşma noktasında beklediklerini öğrendik. Sabah 9’da buluşma yerinde çayımızı yudumlarken bu güzel güne imza atacak grupla tanıştık. Biz toplam 10 Şalom genci ve Çanakkale yerlileri: Çanakkle Yahudi cemaatinden Yaşar Yohay ve fırıncı Sabetay, Çanakkale Yerel Grubu’ndan Şahabettin Kalfa, Çanakkale Üniversitesi’nden tarihçi Mustafa Kulu, Arkeolog Dr. Veysel Torun ve İngiliz iken Türk vatandaşlığına geçen Eğitim Fakültesi Öğretim Görevlisi İbrahim Aksu (Abraham Lee). Önce tanıştık, ardından bilgi alışverişinde bulunduk. Ondan sonra da hep beraber bütün şehri Aynalı Çarşı’dan başlayıp Yahudi Mahallesi, sinagog, mezarlıklara kadar karış karış gezdik…

ÖLÜMDEN SONRAKİ SÜKÛNET

Genellikle yaşarken birbiriyle kavga eden insanoğlu ölümden sonra adeta sessizliğe bürünüyor. Bu sessizlikte barışıyor bir diğeriyle. Avrupa’da yağmalanan Yahudi mezarlıklarının tersine, burada Müslüman mezarlığıyla Yahudi mezarlığı aynı yerde bulunuyor. Yan yana değil, iç içe…

Çanakkale’de iki Yahudi mezarlığı bulunuyor. Biri ne kadar dostluğu, kardeşliği simgeliyorsa, diğeri de tam tersine umursamazlığı simgeliyor.

29ekim2mezarlik

Cevatpaşa Mahallesi’nde bulunan Salı Pazarı’ndaki mezarlık aslında bir park görünümünde. Bugünkü amfitiyatroyla Salı Pazarı’nın kurulduğu yer arasında kalan bölgede yer yer mezar taşları göze çarpıyor. Belli ki eskiden mezarlık olarak kullanılmış. 1992’den beri ise 500. Yıl Parkı olarak kullanılıyor. Mezarlığın içler acısı halini görüntülerken Yaşar Yohay’ın gözyaşlarını tutamadığına şahit oluyoruz. Diğer mezarlıksa bunun tam tersine öldükten sonra ayrı dinlerden de olsa insanların aynı yere gideceklerini savunurcasına hoşgörü haykıran şehir mezarlığı. Şehir mezarlığı, 1938’den beri Yahudiler tarafından da kullanılıyor. En önemli kısmı ise mezarların birbirinden keskin çizgilerle ayrılması yerine iç içe durmaları.

ALLIANCE OKULU

Yaklaşık bir yüzyıl boyunca aktif olacak olan okul, Çanakkaleli erkek ve Yahudi kız öğrencileri yetiştiriyor. Alliance’ın pırıltısının sönmesinden sonra ise bir dönem okul binası diğer bir dönem de kütüphane olarak kullanılıyor.

Tüm dünyada faaliyet gösteren Alliance Okulu, Çanakkale’de 1878’de 112 erkek öğrenciye eğitim vererek açılıyor. Bir sene sonrasında 85 kız öğrencinin bulunduğu bir okul daha ekleniyor. Okulun müfredatı, Paris’teki laik ilkokullarınınki ile aynı. Erkek kısmında Fransızca, İbranice ve Türkçe, kız okulunda ise dikiş nakış ve halıcılık işleri önem taşıyor. 1892’de yönetim Yahudi Cemaati’ne geçiyor. 1924 yılında Tevhid-i Tedrisat Kanunu’na uygun olarak eğitim görevine devam ediyor. 1933’e kadar Yahudi azınlık okulu olarak kullanılıyor. Bu tarihten sonra Gazi İlkokulu adını alarak Milli Eğitim Bakanlığı’na devroluyor. 1963’te binanın harabeye dönmesi sebebiyle ilkokul öğrencileri başka bir okula naklediliyorlar. Bina da halk eğitim merkezi ve kütüphane olarak işlevini sürdürüyor.

YIKILMASINA AZ KALDI

29ekim2kitaplarArtık kanıksadığımız bu manzara hiçbirimizi şaşırtmadı: Paslanmış kapısı zincirlerle bağlanmış demir bir kilitle korunan sinagog. Bir zamanlar çok güzel olduğu belli, şu an bakımsızlık bir otlaktan farkı kalmayan bir bahçe. Eski püskü bir bina, gıcırdayan tahta oturaklar ve dolaplara sıkıştırılmış, yırtık dua kitapları.

29ekim2-sinagogHavra Sokak olarak da bilinen Büyük Hamam Sokak’ta bulunan Mekor Hayim Havrası, 180 seneden fazla ibadete açık. Resmi kayıtlara göre bu süre 120 sene. İbadet etmek bugün pek mümkün olmasa da sinagog hala ayakta duruyor.

“Mekor Hayim” kelime anlamı itibariyle “Hayat Kaynağı” anlamına geliyor. 18. yüzyıldan beri Çanakkale Yahudi Cemaati’nin ruhani merkezi idi. Sinagog, Edirne’deki Viyana Sinagogu’nun kopyası olarak inşa edildi. Osmanlı dönemi itibariyle taş işçiliği kullanıldı. En son Ekim 2002’de çatısının çökme tehlikesiyle karşı karşıya kalmasıyla bir onarım geçirdi. Henüz ayakta duruyor ama hayatın kaynağı imajını terk etmiş gibi…

500 YILLIK ÇANAKKALE YAHUDİLERİ

15. yüzyılda başlayıp günümüze kadar süregelen bir hikâye Çanakkale Yahudilerinin tarihi. Zamanında 2000’e kadar çıkan Yahudi nüfusu bugün 10 kişiden az. Yangınlar, savaşlar ve depremlerle git gide azalmış şehirdeki Yahudi varlığı.

Çanakkale’de Yahudi nüfusu 15. yüzyıldan evveline de rast geliyor ancak elde bu konuya dair hiçbir belge yok. Ünlü Romalı tarihçi Josephus’un eserine göre ise Yahudi varlığı M.Ö. 1. yüzyıla kadar uzanıyor. Josephus’a göre Yahudilerin bulunduğu yer, bugün Çanakkale ili sınırları içerisindeki Balıkçeşme beldesine bağlı Kemer köyüdür. Belgelere dayalı olarak Çanakkale’de ilk Yahudiler, 15. yüzyılda Edirne’nin Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olmasıyla ortaya çıkıyor. Özellikle 17. ve 18. yüzyılda Avrupa ile ticareti artırmak amacıyla Çanakkale’deki Yahudi nüfusu artıyor. 18. yüzyılın sonuna doğru 50 haneye kadar çıkıyor. Bu sırada Çanakkale Ermeni, Rum ve Yahudi cemaatlerinden oluşuyor. Daha sonra Yahudi nüfusu 600 kişiye kadar yükseliyor. 1860 ve 1865’teki yangınlar, 1912’deki deprem ve 1915’te savaş sırasındaki bombardıman sonucu Yahudi nüfusu devamlı azalıyor. 1927’de 200 Yahudi aile bulunuyor. 1934’teki antisemit politikalar, Çanakkale’deki Yahudi nüfusunun artmasına neden oluyor. 1940’ta 250 ailenin varlığı kayıtlara geçiyor. 1948’de İsrail’in kurulmasından sonra nüfus iyice azalıyor. En son 1970’de 300-400 Yahudi kayıtlara geçiyor.

Eski Çanakkale’ye “Sultaniye Kalesi” deniyor. 1680 yılında 3000 kişilik nüfusu Türkler ve Yahudiler oluşturuyorlar. 1660’ta 19494 nüfusun 1805’ini Yahudiler oluşturuyor. Çanakkale, Gelibolu ve Ezine dışında da Bayramiç, Ayvacık, Biga ve Lapseki’de bu coğrafyada zamanında Yahudilerin yaşadığı bölgeler.

29ekim2kapiÇanakkale’de Yahudilerin yaptığı mezarlık, sinagog ve okuldan başka yapılar da bulunuyor. Şehir merkezindeki saat kulesi 1890 yılında Çanakkale’de konsolos görevinde bulunan İtalyan Emilio Vitalis adında Yahudi bir tüccar tarafından yaptırılır. Emilio Vitalis ayrıca şehir için de bir su deposu inşa ettirir. Çanakkale’nin en ünlü yerlerinden olan Aynalı Çarşı da İlyo Halyo adında bir Yahudi tarafından yaptırılmış. “Halyo Pasajı” olarak da anılan bu çarşı 1889’da inşa edildi. 1915’teki bombardıman sırasında ağır hasar gören pasajın ismi daha sonra “Aynalı Çarşı” olarak değişiyor. Bugün hala kapının girişinde Fransızca, İbranice ve Osmanlıca yazılan bir tabela görmek mümkün.

Çanakkale, tarihteki Sabetay hareketi sırasında da önemli bir yere sahip. Sabetay Sevi, faaliyetlerin yayılması sırasında Aydos’ta kalıyor, çünkü Aydos’a her yerden insan akını vardır, bu da hareketin güç kazanması sırasında önemli rol oynar.

Merkezinde sinagogun bulunduğu Yahudi mahallesi, Rum, Ermeni ve Müslüman mahallelerinin tam ortasında yer alıyor. Çoğu Yahudi evi kullanılamaz durumda olsa da bugün ayakta olan birkaç taştan yapılmış evi görmek hala mümkün. Hatta bu evlerden biri olan Dr. Hayim Molinas’ın evini Çanakkale sakinleri bizlere de gösteriyorlar.

*Çanakkale yerlilerinin anlattıklarından ve bizimle paylaştıkları belgelerden derlenmiştir.

 

“Mozaiğin Kayıp Parçası: Trakya Yahudileri”  isimli dosyanın diğer bölümlerine buradan ulaşabilirsiniz.

Bunları da beğenebilirsiniz...