15 Kasım’ın izleri silinemez

teror3

Kaynak: Şalom/Ester Yannier (2005)

15 Kasım 2003 tarihinde Şabat duası sırasında Şişli Beth İsrael ve Neve Şalom Sinagoglarına eş zamanlı gerçekleştirilen bombalı terör saldırılarında yaşamlarını kaybeden dindaşlarımız Anna Rubinstein, Anette Rubinstein Talu, Avram Varol, Berta Özdoğan, İsrael Yoel Ülçer ve Yona Romano’nun Yahudi dini takvimine göre, anma duaları 21 Kasım Pazartesi günü Neve Şalom Sinagogu’nda düzenlenen bir törende gerçekleşti.

Törene yaşamlarını kaybedenlerin aileleri ve sevenleri başta olmak üzere Hahambaşı Rav İsak Haleva, Cemaat Başkanı Silvyo Ovadya, Onursal Başkan Bensiyon Pinto, Aşkenaz Cemaati Başkanı Sadi Feldman,  İsrail’in İstanbul Başkonsolosu Mordehay Amihay, Konsolos Moşe Kanfi, Bet-Din üyeleri, cemaat ileri gelenleri dernek, kurum, kuruluş başkan ve yardımcılarının yanı sıra dindaşlar katıldı.  Duada  2003 yılının Ağustos ayında muayenesinde uğradığı saldırıda yaşamını kaybeden Diş Doktoru Yasef Yahya da anıldı.
Minha duasıyla başlayan tören Hahambaşı Rav Haleva’nın yaşamlarını yitirenlerin anısına anma mumu yakması ve ailelerin kaybettikleri yakınları için mum yakmalarıyla devam etti. Rav İzak Alaluf’un teillimden bir bölüm okumasının ardından, Cemaat Başkanı Silvyo Ovadya bir konuşma yaptı.  Konuşmasının başında, olayın vahametini bir kez daha anımsatmak üzere  15 Kasım saldırıları sırasında sinagoglarda yaşananları bir kez daha vurguladı ve sözlerini şöyle sürdürdü: “(…)İki patlamanın acı bilânçosu: 24 kişi hayatını kaybediyor. 300’ü aşkın kişi  yaralanıyor.
Sinagogları ve Yahudi Cemaatini hedef alan alçakça bir terörist saldırı. Olayı gerçekleştirenler Türk vatandaşı ancak olayın El Kaide menşeli olduğu hem Türk, hem de yabancı yetkililer tarafından iddia ediliyor. Terör saldırısının kaybı ağır. Ölenlerin çoğu Müslüman. Nitekim vicdansız katiller ve yakınları bu nedenden dolayı üzüntü bile duyduklarını gazete sayfalarında dile getiriyorlar. Ne yazık ki hem terörist hem ırkçı bir saldırı!
İnsan öldürmek, sebepsiz yere tanımadığı kişilerin hayatına son vermek. Yahudiler arasında çok az insan katiline rastlayabilirsiniz, nitekim Yitshak Rabin bir Yahudi tarafından öldürüldüğünde tüm Yahudi alemi olaydan şiddetli bir rahatsızlık duymamış mıydı?  Duymuştu çünkü “Öldürmeyeceksin” emri On Emir’de yer almaktaydı ve tüm Yahudiler onlara buyrulan bu emrin bilincindeydiler.  Diğer dinler mensuplarına öldürmeyi mi tavsiye ediyor? Tabii ki hayır. Ancak insanlar kötü emelleri için her şeyi istismar edip, bu tip şiddet eylemlerini gerçekleştirebiliyorlar.
Bu akşam burada 20 Heşvan 5764 tarihinde yitirdiğimiz Berta Özdoğan, Yona Romano, Anna Rubinstein, Anette RubinsteinTalu, Yoel Kohen Ülçer ve Avram Varol’u aramızdan ayrılmalarının ikinci yılında anmak için aileleriyle bir araya gelmiş bulunuyoruz”  dedi. Ovadya, konuşmasında yaşamını kaybeden altı dindaşımızın kişiliklerine değinerek onları bir kez daha andı.
“• 17 Ağustos depreminde annesini ve babasını Yalova’da kaybetmiş olan Berta Özdoğan 28 yaşında, çevresi tarafından sevilen, çalışkan bir hanımdı. Büyük aşkla evlendiği eşi Ahmet ile birkaç ay sonra bir çocuk sahibi olacak olan Berta katılmakta olduğu Bar-Mitzva davetinde eşiyle beraber sokak kapısında ecelle karşılaştı.
• 58 yaşındaki Yona Romano, insanlarla yakın ilişkiler kuran bir kişiliğe sahipti. Eşine ve iki oğluna çok bağlı olan Yona olaylara iyimser gözle bakmasına rağmen yaşamının sinagogda sona erebileceğini hissediyor ve bunu eşine dile getiriyordu. Patlama sonrası hastanede kalbine yenik düştü.
• Anna Rubinstein 85 yaşında kızı ve torunu için her türlü fedakârlığı yapmaya hazır bir kişilik. O sabah torunu Anet’i Şişli Sinagogu’na getirmekteydi.
• 8 yaşındaki Anette Rubinstein Talu anneannesiyle sinagoga gelmekteydi. Zeki, yetenekli Anette birkaç lisan biliyor, sanata çok yatkın olup enstrüman çalıyordu.  Bir sürü yeteneği bir arada taşıyan Anette geleceğe umutla bakıyordu.
•  19 yaşındaki Yoel Kohen Ülçer üniversite talebesiydi. Gencimiz cemaati hakkında yeteri kadar bilgiliydi. Genç yaşında bu bilince sahip Yoel’i cemaatimiz her zaman hatırlayacak.
• Avram Varol Şişli Sinagogu’nun sürekli bir yahidiydi. İyi bir eş ve aile babası, dinine bağlılığı nedeniyle düzenli bir şekilde sinagoga giderdi. Sinagog içinde yitirdiğimiz tek dindaşımız.
Aradan iki koca yıl geçti. Bu acı kayıplarımızı her yıl anmaya devam ederek hatıralarını yaşatmaya çalışacağız. 15 Kasım’da yaralanmış olan dindaşlarımız da halen yaşamlarını bir çok sorunla sürdürmekte. Şişli’deki dini görevli bir yahidimiz geçtiğimiz günlerde, gözünden tekrar bir tıbbi müdahale geçirdi;  dış kapıda bulunan diğer bir gencimiz ise sayısız ameliyat geçirdikten sonra kulağından ve ayağından iki ameliyat daha geçirecek. Biz Türk Musevi Cemaati yönetiminin bu kişilere, sağlıklarına kavuşuncaya kadar her zaman yanlarında olacağını burada tekrar ifade etmek istiyorum.
Hiç yılmadan insanlarla, toplumlarla ve topluluklarla temasımızı sürdürerek bu kin dolu düşüncelerin yok olması için mücadele etmeliyiz…
Ümidimiz 21. yüzyılda  barış içinde, birbirlerine anlayışla yaklaşan insanların, toplumların, milletlerin ve devletlerin barındığı bir dünyanın oluşmasını sağlamak.
Biz Yahudiler dualarımızda ve öğretilerimizde her zaman barıştan bahsederiz. Bu 20 Heşvan gününde Berta’yı, Yona’yı, Anna’yı, Anette’i Yoel’i ve Avram’ı anarken cemaatimizde, yurdumuzda ve tüm dünyada barışın daima  hüküm sürmesini, Tanrı’nın kötü niyetli kişileri iyiliklere yönlendirmesini, insanları terörden ve şiddetten korumasını diliyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
Hazan Araşi David Sivi El Nekamot ilahisini, Rav Yeuda Adoni Mişna duasını, Rav Moşe Benveniste ise Zohar’dan bir bölüm okudu. Hahambaşı Rav Haleva’nın Kadiş duasını okumasının ardından  Hazan Araşi Sivi  El Male Rahamim duasını okudu ve Ehal’in kapıları Cemaat Başkanı Ovadya tarafından açılarak  Mişe Beraha okundu. Tören Neve Şalom Kültür Merkezi’nde verilen dua yemeğiyle sonlandı.

Bunları da beğenebilirsiniz...