Hayat Kurtaran Kahramanlar – Reneta Sibel Yolak

Holokost zamanında Yahudiler ve tutsaklara yardım eden kesim azınlıktaydı. Tarih kitapları, ansiklopediler ve tarihin canlı tanıklarından öğrendiğimize göre birbirini ispiyonlayan, para için satılan, sırf Yahudi öldürmek için büyük istek duyan insanlar gestapo ve Nazi subaylarına oldukça yardım ettiler. Başka bir kesim ise özellikle gestapo subayları pırlantalar ve paraları rüşvet olarak alıp bazı Yahudilerin kurtulmasını sağladılar. Bunun için sahte belge ve giysi için yardım ettiler. O zamanlarda ki gestapoların para için yapacağı yoktu. Maalesef Yahudi halkı, paraları ellerinden alındığı için bu da fazla gerçekleşemedi. Azınlıkta olan ve yardım eden diğer grup bir insan ise kahraman insanlardan oluşuyor. İşte tam da bu vahşet ve zulüm içinde kahraman ve iyilik melekleri de vardı. Bunlar azınlıkta olmasına rağmen kana susayan nazilerden kurtulmaları için sahte belge çıkaranlar, kendi vatandaşlarını koruyan Fransa’daki Türk konsolosluğu ve bazı Hristiyan yardımseverler olarak bilinir. Tarih bu isimleri ölümsüz yapmış, isimlerini altın harflerle tarihe kazımıştır.

Türkiye’nin önemi

Tarih boyunca insanlara yardım eden Türkiye her zaman mazlumların yanında olmuştur. Hoşgörü yardımseverliği ve insancıl politikasıyla Türkiye’nin dünyadaki yeri farklıdır. Türk halkının dünyada ender rastlanan yardımseverliği ve vicdanlı politikası, bugün de Suriye’de savaştan kaçan binlerce insana yardım etmesiyle kendini göstermektedir. Türkiye savaştan kaçanlara kucak açan tek ülke olmuştur.

Türkiye‘nin Holokost‘taki yeri ve önemi de büyüktür. Türkiye, Nazi rejimi tarafından uygulanan bu büyük zulme karşı durmuş, savaşa girmemek için büyük çaba sarf etmiştir. Her zaman barışçıl politika izlemiş, Atatürk ‘ün yurtta sulh dünyada sulh politikasını uygulamıştır. Türkiye Yahudilerin ayrımcılığa maruz kalmaya başladıkları 1930’lu yıllarda, Nazi yönetimindeki Almanya ve Avusturya’dan kaçan yüzlerce bilim insanı ve sanatçıya kapılarını açmıştır. Bu kişiler bilim hayatına ve yüksek öğrenimine önemli katkılar sağlamış olan kişilerdir. Türkiye, Holokost’ un acımasızca uygulandığı İkinci Dünya Savaşı yıllarında, masum insanlara yardımcı olmaya çalışmıştır. O dönemde bazı Avrupa ülkelerinde görev yapmakta olan diplomatlarımız, büyük bir cesaret örneği sergileyerek, hatta kendi hayatlarını tehlikeye atarak kayda değer sayıda insanı ölüm kamplarına götürülmekten kurtarmışlardır.



Uluslararası ilişkilerin daha insani bir temelde yürütülmesi gerektiğini savunan ve insani konularda daima vicdanlı ve yardımsever bir tutum benimseyen Türkiye, Holokost da dahil olmak üzere, insani meseleler karşısındaki duyarlılığını her vesileyle açıkça ortaya koyarak farkını tüm dünyada bir kez daha göstermiştir. Diğer ülkeler seyrederken Türkiye yüce gönüllülüğünü kanıtlamış ve tüm dünyada Türk merhameti bir numaraya yerleşmiştir. Ben de Türkiye ‘de doğduğum için hep şükreder ve kendimi çok şanslı hissederim.

Ne Mutlu Türküm Diyene.

b8nqac_iuaegbef

BEHİÇ ERKİN

1928 ile 1939 yılları arasında Budapeşte Büyükelçiliği yapan Behiç Erkin, 1939’da 31 Ağustos 1939 tarihinde Fransa ‘da büyükelçilik görevine getirilir getirilmez Almanya’nın Polonya’yı işgal etmesiyle II. Dünya Savaşı başladı. Birkaç ay sonra görevli bulunduğu Fransa da Nazi işgaline uğramıştı; Yahudilerin işlerinden çıkartıldıkları, paralarına el konulduğu ve toplama kamplarına sevk edildiği günlerde, Almanlar ‘ın bir yabancıya çok ender verdikleri 1. dereceden Demir Haç madalyasının gücünü kullanarak pek çok hayat kurtarmayı başardı. “Bu kanunları Türk Yahudilerine tatbik edemezsiniz. Çünkü benim ülkemde din, dil ırk ayrımı yoktur. Benim vatandaşlarımın belirli bir kısmına belirli zorunluluklar dayatmak bizim kanunlarımıza aykırıdır” diyerek Naziler’e direnen Behiç Erkin, mesai arkadaşları ile birlikte kendi hayatlarını tehlikeye atarak 20.000’e yakın Türk ve Türk olmayan Yahudiye Türk pasaportu vermiş ve hayatlarını kurtarmıştır.

Ayrıca pek çok Yahudi için, Bu ev/işyeri bir Türk’e aittir şeklinde belge hazırlatarak toplama kamplarına gitmekten kurtarmış, gönderilenler ise elçilik ve konsolosluğun insanüstü çabalarıyla bir süre sonra tek tek bu kamplardan geri alınmıştır.

Yahudi asıllı Fransa eski Başbakanı Léon Blum bile Naziler tarafından toplama kampına atılan oğlu için Behiç Bey’e başvuracak ve Behiç Bey bir Fransa Başbakanı’na bile yardım eli uzatacaktır ve Léon Blum’un oğlunu, arkadaşları ile beraber ölüm kampından kurtarılmasını sağlamıştır.

Ayrıca Behiç Erkin’in yardım ettiği insanların toplanarak bütün içtenlikleri ile 1942 senesinde yazdıkları ve bütün aileye “hayır duası” ettikleri mektubun orijinali 1958 senesinde Behiç Erkin tarafından İnkilap Tarihi Enstitüsü Müzesi’ne bağışlanmıştır.6.000.000 Yahudi soykırıma uğramak üzere bilmedikleri bir istikamette raylar üzerinde trenlerle Auschwitz’e doğru yol alırken, Behiç Erkin üzerlerine ay-yıldız astırttığı, “Büyükelçi’nin vagonları” diye anılan trenlere bindirdiği 20.000’e yakın Yahudi’ yi aynı rayların ters istikametinde, hem de Almanya toprakları üzerinden yaşama, yani Türkiye’ye göndermeyi başarmıştı.

Fransa Devleti, savaş sonrasında Behiç Erkin’i 1. dereceden Legion D’Honneur madalyası ile onurlandırdı.

Vichy döneminde Fransa’da görev yapan, aralarında Büyükelçi Behiç Erkin, Paris Başkonsolosu Namık Yolga, Marsilya Başkonsolosluğu Konsolos Yardımcısı Necdet Kent’in de bulunduğu Türk diplomatları, adlarına Türk pasaportu düzenledikleri binlerce Yahudi‘nin Nazi takibatından kurtulmalarını sağlamıştır. Bu saygıdeğer kişiler tarihe birer kahraman olarak geçmiştir. Kaç kişi onların yerinde olsaydı aynı şeyi yapabilirdi? Bunu bilemem ama insanların hayatlarını kurtarmış, ırk din dil ayırımı yapmamış, zulümden kaçan insanlara yardım etmiş aynı zamanda çok şerefli bir isim bırakmıştır.

(Reneta Sibel Yolak’ın “Bir Avrupa Soykırımı Holokost” kitabından.)

 

Bunları da beğenebilirsiniz...