Yahudiler 6-7 Eylül’de ne yaşadı?

Bugün 6-7 Eylül’ün 61. yıldönümü. 1955’te yaşananların Yahudiler üzerindeki etkisini Fatih Çavuşoğlu 2009 yılındaki “Lozan Antlaşması Sonrasında İzmir’deki Yahudi Azınlıkların Sosyal ve Ekonomik Durumundaki Değişim” adlı basılmamış yüksek lisans tezinde yaptığı mülakatlar ile ortaya koyuyordu.

İzmir Yahudilerinden Avram Bey, olaylarla ilgili bilgilerini şöyle aktarmaktadır:
“6-7 Eylül‟de Yahudiler hedef alınmadı. Yani o olayı Yahudilerle ilişkilendirmemek lazım. Bu tabi planlı, programlı bir şey. Hatta Rumların evleri ve işyerleri bir gün önceden işaretlenmiş falan diye de bir sürü tevatür var. Baktığınızda tabi planlı olduğunu gösteren deliller de var. Yahudilere yönelik değildi ama bir korku yaratmıştır tabi. Annem – babam anlatır. O akşam Fuar’da Bogambo diye bir gazino varmış, oradalarmış. İşte (nümayişçiler) girmişler böyle ellerinde bayraklarla, marşlarla. Gazinoyu basmışlar ve eğlenenleri tedirgin etmişler. Tabi eğlenenler arasında Yahudi olan da var, olmayan da var. Korkutulanlar arasında Türkler de var. Şov yapılmış anlayacağınız. Korku, herkese korku. Tedirgin etmişler insanları, olay çıkartmışlar. Tabi Rum aranmış ama Rum yokmuş mekanda. Gitmişler.” (Avram S. ile 08.06.2009 tarihli görüşme.)

İzmir Yahudilerinden Selim F. de “6-7 Eylül‟le ilgili neler hatırlıyorsunuz?” diye sorduğumuzda şu yanıtı veriyor:
“Evde bir panik ve “biz ne olacağız” korkusu. O zaman bizim evimiz Namık Kemal Lisesi‟nin oradaydı. Gece sokağımız slogan atan, bağırıp çağıran gençlerle dolmuş. Apartmanların demir kapılarını yumruklamışlar ve “Bize Rum getirin, bize Rum verin!” diye bağırmışlar. Dedem balkona çıkmış ve “Burada Rum yok” demiş. Ama tabi kalabalık bilinçli değil ve ayıramaz hangisi Rum, hangisi Yahudi. Kalabalıklar iki şekilde bakar. Müslüman diye bakar, gavur diye bakar. Bizim sokağımızda Rum yoktu tabi ama tedirginliği, korkuyu hatırlıyorum.” (Selim F. ile 09.06.2009 tarihli görüşme.)

Leon Bey”in ise 6-7 Eylül‟e ilişkin tanıklığı şöyle:
“Olaylarda doğrudan hedef biz değildik. Ama biz maalesef çok küçük istisnalarla doğal olarak yara aldık. Kurunun yanında yaş da gitti ama bu çok minimallerde kaldı, diyebilirim. Bir büyük galeyandır o. Millet galeyana geldi ama bu galeyana getirenleri de tabi hesaba katmak gerekir. Galeyan nasıl olur? Provokasyonla. Çok net hatırlıyorum. İzmir‟de evdeydik. Evimiz Mithatpaşa‟daki Mektupçu durağının oradaydı. Olayları radyodan takip ettik ve duyduk ki talan ediliyor bütün Beyoğlu. İzmir‟de münferit bir iki olay oldu. Mesela bizim sokakta sürekli alışveriş ettiğimiz gazeteci bize sulanmaya geldi. Küfrederek, elinde taşlarla… Camları indirecek. Ama komşular mani oldular. Hidayet Ağabeyimiz vardı, kovaladı onu ve bize sahip çıktı. Ertesi gün de o terbiyesiz adam, hiçbir şey yokmuş gibi bize gazete getirdi. Bu tarz şeyler. 6-7 Eylül‟den sonraki ilk cumartesi günü önlem olarak Sinagogların açılmadığını hatırlıyorum. (Leon Bey’le 15.06.2009 tarihli görüşme)

Nelson Bey ise 6-7 Eylül‟e ilişkin tanıklığını şu şekilde paylaşıyor:
“Çok net hatırlıyorum. İzmir‟de pek bir şey olmadı ama. O zaman biz Karantina‟da (Küçükyalı) oturuyorduk. O gece bize telefon geldi, cemaat içinden arayanlar oldu ve “İzmir‟de bir takım nümayişler var” dediler, ikaz amaçlı. Biz de ailecek evdeydik. Ama Karantina‟da nümayiş olmadı. Hatta telefonda söylediler, bir Yahudi çiçekçi vardı Şirozer. “Şirozer‟in dükkanı yağmalandı” dediler. İzmir‟de pek bir şey olmadı. Bir tek Yunan Konsolosluğu‟na hücum etmişler ve Fuar‟daki Yunan pavyonuna saldırmışlar. O zaman tabi Fuar açık. Eskiden 20 Ağustos‟tan 20 Eylül‟e kadar Fuar açıktı ve 6-7 Eylül, Fuar zamanına denk geldi. Nümayişler olmuş tabi. Ama esas itibariyle merkez üssü İstanbul olmuş. (Olaylar planlı mıydı?” sorusuna…) Bir nümayiş olarak hazırlanıp kontrolden çıkan bir hareket…” (Nelson A. ile 10.06.2009 tarihli görüşme)

1

Bunları da beğenebilirsiniz...