Trakya Pogromu – Madam Ester Anlatıyor: “İnsanların iyisi de vardı, kötüsü de”

Kendisine verdiğim isim ile Madam Ester, Çanakkale’den 1937 yılında, beş yaşındayken ailesi ile İstanbul’a göç etmiş. Olaylar sırasında Çanakkale’de yaşayan Madam Ester oldukça geniş bir ailenin en küçük kızıdır. Olayları, o sırada yaşananları hatırlamıyordu; ancak sonraki yıllarda kendisinden büyük kardeşlerinden ve anne, babasından dinlemiş, öğrenmişti. Çanakkale’yi terk etmelerinin sebebinin 1934 Olayları ve öncesinde yaşanan tacizler olduğu ona anlatılmıştı.

Madam Ester’in ailesinin büyük kısmı bugün İsrail’de yaşarken, o Türkiye’de doğduğu ve burasının vatanı olduğuna inandığı için kaldığını ısrarla söylüyordu. Dinlediklerini ve bildiklerini anlatması onun için kırgınlığını, kızgınlığını ve korkularını gün yüzüne çıkarmak demekti. 1934 yılında, on beş yaşında genç bir delikanlı olan ağabeyi Gerzon’un Türklerden dayak yediğini, Çanakkale içindeki dükkanlarının camlarının kırıldığını, dükkanın içindeki mallarının çalındığını ve kadınların Türk erkeklerinden nasıl kaçındıklarını anlatmışlardı Madam Ester’e. Babası kaybettikleri dostları, varlığı, annesi ise yaşadıklarını, korkuları anlatmıştı ona. Bitmeyen bir korkunun ve güvensizliğin başlangıç tarihiydi 1934 Trakya Olayları onun için. Gerisini Madam Ester’den dinleyin:

“Ben hatırlamıyorum tabii. Ablalarım da çok bilmezler belki. Ama en çok ağabeyim Gerzon anlatırdı. On beş on altı yaşlarındaymış o. Hatırlıyordu tabii. Dükkanımız basılmış, mallarımız çalınmış. Türkler hep yapanlar. Aralarında komşularımız da varmış. Ama hepsi değil tabii. İnsanın iyisi de kötüsü de bir arada… Gerzon dayak yemiş, sopayla kovalanmış. Eve zor atmış canını. Evimize biz yokken girmişler. Bir çingene ailesine yüklü para veriyor babam, bizi evlerinde saklıyorlar. Olaylar sırasında orada kalıyoruz. Hepimiz köylü giysileri giyiyor onların evinde kalıyoruz. Zaten biliniyor bir şeyler olacağı. Olan kalanlara oluyor. Biz kaçıp kurtuluyoruz. Olaylardan sonra eve dönüyoruz gelen emirle. Ev harap ama biz saklandığımız için kurtuluyoruz. Eşyalarımızdan çalınanlar çok. Sonradan çok para gönderdik onlara. Her Pesah’ta babam onlara bir sepet erzak hazırlardı biraz da para gönderirdi. Pesah Yahudilerin kurtuluşudur ya ondan. ‘34’ten kurtuluşumuz onların sayesinde’ derdi. Başına çok şey gelen komşularımız, dindaşlarımız olmuş olaylarda. Ben bir tek kendi ailemin hikayesini biliyorum. Sonraları İsrail’e Gerzon’u ziyarete gittiğimde o bana anlatırdı orada tanıdığı Türkiye’den gelenlerin hikayelerini. Trakya’da tüm Yahudiler almış bu olaydan nasibini. Görüntüde halk yapmış ama ne polis ne asker dur dememiş kimseye. Olan olduktan sonra ortaya çıkmışlar. Kızım bir Türkle evlendi yedi sene önce. Gerzon ölmüştü o evlendiğinde ama ölmemiş olsaydı eminim çok kızardı. Canımız çok yaktıklarını söylerdi her fırsatta. Türkiye’ye çok az gelirdi, geldiğinde de hemen dönmeye çalışırdı. Kendini buralı hissetmiyordu. Varlık Vergisinden önce askere alınmıştı tabii. Bir de onun ağırlığı

vardı. Her şey kötüydü onun için. İyi anıları yoktu. Ona sorarsanız iyi komşu da yoktu. Türkler onu kovmuştu. Bana gelince ben yaşamadım hatırlamıyorum ama hatırladığım yaşlarımda yaşananlarda ben de korktum Gerzon gibi. Çocuklarıma ben hiç anlatmadım onlarda sormadılar. Sorsalar anlatmam herhalde. Bilinmesin konuşulmasın daha iyi. Herkesin canı yanmış.”

Madam Ester, ailesinin yaşadıklarını aktarırken hep ona öğretilen korkuyla ne kadar azını paylaşırsam o kadar iyi diye düşünüyordu belli ki. Ayrıntılara girmeden yalnızca benimle aynı geçmişi paylaştığını bilmem için gereken kadarını bana aktarıyor, derin izler bırakması muhtemel olayları anlatmaktan kaçındığını belli ediyordu. Bir çingene ailesinin tarafından kurtarıldıklarını anlatırken bir yandan da ağabeyi Gerzon’u dövenlerin arasında da çingeneler olduğunu söylüyordu. Yine aynı şekilde anlatısında dükkanlarını yağmalayan Türklerin yanı sıra, olaylardan sonra geçmiş olsuna gelen Türkler de vardı. Onun gözünden bakılırsa kötü olan milletler, toplumlar değildi. Ona göre, “İnsanların iyisi de vardı kötüsü de” ve 1934 olayları kötülerin marifetiydi.

 

Diğer tanıklıklar için: 1934 Trakya Pogromu

Bunları da beğenebilirsiniz...