Hayri Çavuş’un Not Defteri: “Haklısınız, ama zannettiğiniz kadar değil!”

Hayri Çavuş buralarda yaşar. Gözlem yapar, bazen gözlemlerini not alır. Bazen de notlarını buraya aktarır.

gear-head

Bu yazıda biraz iğne batıracağım. Kendimizden başlayarak tabii. Biz Avlaremoz’da kim olduğumuzu ne yapmaya çalıştığımızı pek anlatamadık galiba. Gün geçmiyor ki kendimizi yeniden anlatma işine girişmek zorunda kalmayalım. Sonuncusunda şunu dedik:

“(…)Türkiye’deki Yahudi yaşamı ekseninde, nefret söylemi ve hakaret barındırmayan bütün yazılara sitemizin kapısı açıktır. Yazarların fikirleri sitenin resmi görüşünü temsil etmemektedir. Avlaremoz içerisinde birçok konuda birbirinden farklı düşünen insanlar yer almaktadır.(…)”

Bu açıklamamızın sebebi Şalom Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İvo Molinas’tan gelen bir mesajdı. İvo Molinas, geçtiğimiz hafta içinde Avlaremoz’da yayınlanan Roni Margulies imzalı bir yazıya haklı olarak üzülmüş. Kendisini ırkçılıkla itham ettiğimizi düşünmüş. Halbuki Avlaremoz’un kimseyi hiç bir şeyle itham etmek gibi bir amacı yok, öte yandan sayfaları da ilgi alanı içinde, olumlu katkı vermek isteyen herkese açık. Buradan şunu da anlamamız gerekiyor: hepimiz her konuda aynı fikirde değiliz. Örneğin bendeniz, yukarıda bahsettiğim yazıyı beğenmeyenlerdenim. Belki, Roni Margulies de benim bu sitedeki diğer yazılarımla hemfikir olmayabilir. Ama bakın, aynı sitede yazılarımız yayınlanıyor. Zaten her konuda tam mutabakat içinde olmamız da gerekmiyor.

İvo Molinas’ı istemeden üzdüğümüz konu şu: Roni Margulies’in mezkur yazısı, İvo Molinas’ın 2015 Ağustos’unda Ruşen Çakır ile yaptığı bir video röportajı konu alıyor. Aslında röportajın kendisini değil röportajda geçen –bence talihsiz- bir, (rakam ile 1) kelime üzerine bina etmiş tüm yazısını.

İvo Molinas video röportaj sırasında belki irticalen konuşma belki de biraz dikkatsizlik sonucunda “gen” kelimesini kullanmış. Roni Margulies ise burdan almış sazı eline ve döktürmüş. Necip Fazıl Kısakürek gibi tescilli bir ırkçıdan alıntılar yapılmış, “gen” ve NFK’in kullandığı “döl” kelimelerinin nasıl da aynı amaca hizmet ettiği detaylandırılmış. NFK ‘in internette zaten bolca bulunan nefret söylemi içerikli pasajlarının bu sitede yeniden üretilmesi, bulunurluğuna mikro da olsa katkı sağlanması ise ayrı bir sorun, ama geçiyorum.

İster bağlamdan, ister röportajın genel akışından, aslında Molinas’ın kastının “kollektif hafıza” gibi bir şey olduğu çok açık. Bu açıdan bakınca, Roni Margulies’in yazısında yaptığı benzetme, en hafif tabiri ile şık olmamış. Devamında yaptığı çıkarımları veya eşleştirmeleri ise kalemin şehvetine kapılmak olarak yorumlamak istesem de hatalı buluyorum. Aynı yazıda bulduğum başka hata ve eksikler de var.

Örneğin, Margulies yazısında Arjantin’de yaşayan bir Yahudi ile örneğin benim aramda, “belki aynı duaları okuyor olmak dışında, hiçbir kaçınılmaz ortaklık, benzerlik, aynılık” olmadığını söylemiş. Kaçınılmaz olmadığında haklı, ancak Yahudi toplumunun içinden bakan birisi olarak Arjantinli Yahudi ile aramda başka bağlar olduğunu söyleyebilirim. Bu başka bir yazının konusu.

Margulies, şunu söylerken haklı: “İnsanların çalışkan, eğitime meraklı, başarılı olup olmamalarında (…) belirleyici olan, genlerle çevrenin, yani toplumsal ve tarihsel koşulların karşılıklı etkileşimidir.”

Burayı biraz açalım. İvo Molinas’ın o cümlelerini ben şu bilgi ile okudum ve tam da bu yüzden beni rahatsız etmediler.

Yahudi halkının neredeyse geleneksel olarak eğitime önem vermesinin geçmişi 18. yüzyıla kadar gider. Yahudi tarihinde Haskalah (Aydınlanma) çağı olarak bilinen dönemde, Orta ve Doğu Avrupa’daki Yahudiler gettolardan shettl’lardan çıkmaya, içinde yaşadıkları topluma entegre olmaya başlamışlardır. Bunun kaçınılmaz bir sonucu olarak da dini eğitim veren Yeşivalar yerine modern üniversitelere devam etmeye başlamışlardır. Haskalah döneminin etkileri bugün bile devam eder. Bu açıdan bakınca Haim Weizmann ile, 45 yıl önce üniversiteyi bitiren babam arasında bir fark yok. İkisi için de iyi bir eğitim almak, toplumda saygın bir yere sahip olmak, hayata tutunmak için olası tek seçenek ve çıkış noktasıydı.

Geniş toplumdan bireylere, Yahudi kimliği, geçmişi, kültürü, dini gibi konuları anlattığım, bire bir ve tamamı irticalen olmak üzere yüzlerce mülakat yaptım. Her seferinde söylediklerime azami dikkat ettim, yanlış anlaşılabilecek bir kelime sarf ettiysem, mutlaka dönüp düzeltmenin bir yolunu aradım. Bunların İvo Molinas’ın Ruşen Çakır’ile söyleşisinden tek farkı video kaydının olmamasıydı. İvo Molinas, ister Şalom Genel Yayın Yönetmeni sıfatıyla, isterse de sadece kendisi olarak konuşurken bir tık daha özen gösterebilir, böylesi bir kelimenin kaçmasına engel olabilirdi. Olamamış, ama bence dünyanın sonu değil. Errare humanum est. Niyete bakmak lazım biraz da.

 

Hayri Çavuşunuz

Bunları da beğenebilirsiniz...