Etel anlatıyor: “Türkiye’de Yahudiler ‘biz burada mutluyuz, bize dokunmayın’ diyorlar. Ama içten içe mutlu değiller gibi geliyor bana. ”

İzmir 041

“Türkiye’de Yahudiler ‘biz burada mutluyuz, bize dokunmayın’ diyorlar. Ama içten içe mutlu değiller gibi geliyor bana. Çünkü ben Türkiye’de antisemitizmin olduğunu düşünüyorum.”

Etel, 2012 Yazında İstanbul’da görüşme yaptığımız esnada 29 yaşında doktora eğitimine devam eden İzmirli bir genç idi. İzmir, İstanbul’dan sonra Türkiye Yahudilerinin en çok yaşadığı şehir. İzmir Yahudi cemaati bugün yaklaşık iki bin nüfusa sahip. Etel’e göre İstanbullular, İzmirlilere göre daha Yahudiler. Bunun nedeni de İzmirli Yahudilerde asimilasyonun daha güçlü olması. Etel, Yahudi kimliğini besleyen bir ‘kültür’ olduğunu ama bu kültürün içinin doldurulmamasından ve aktarılmamasından şikâyetçi. Etel sözlerine şöyle devam ediyor: “Genç kuşaklarda Musevilik içi boş bir şey. Yahudiyim demeyi seviyorlar ama bu tam nedir bilmiyorlar. İlgilenmiyorlar da işin komiği. Bence Yahudi kültürünün tam olarak anlatılamaması bir eksiklik.”

İzmirli bir Yahudi gencinin gözünden Yahudi kimliğini sözü kendisine vererek aşağıda aktarıyorum…

Yahudileri toplumun içinde nerede görüyorsunuz? Sizce Yahudilerin, toplumu oluşturan diğer unsurlardan farkı var mıdır? Varsa nedir/nelerdir?

Musevilerin Türkiye tarihindeki yerini, oynadığı rolü çok fazla bilmiyorum. Ama şuandan baktığımda sanki hafif bir ‘ikiyüzlülük’ varmış gibi geliyor bana. Diğer unsurlardan farkı belki de budur… Sanki çok rahat yaşanılmış burada yıllardır da… Hani hep denir ya ‘Museviler çok sadıktır’ gibi resmi anlatı vardır, bu gerçekten hep böyledir. Ama aslında hani hiçbirimiz burada mutlu değiliz bence.

Tamam, çok güzel bir hayat var, mutlu gibi görünüyoruz, herkesin de işi gücü burada, şuan bir şey olsa ve ‘gitmek ister misin’ diye sorsalar insanlara çoğunluğu tabiî ki de gitmeyi seçmeyecek ama burada rahat bir şekilde yaşadıklarını ifade etmiyor bence bu. Herkeste bir tedirginlik var. Bence bu, şuandaki hükümetle biraz daha fazlalaştı.

Ama sanki hep vardı da… Benim ailemde küçüklüğümden beri bildiğim kadarıyla hani hep bir tedirginlik var sanki Türkiye’de yaşarken. Sanki diğer unsurlardan fark bu olabilir gibi geliyor bana. İçimizde o tedirginlik olmasına rağmen biz Türk Musevilerindeki resmi söylem; ‘biz Türkiye’de çok iyiyiz, bize karşı hiçbir şey yok, yabancı düşmanlığı yok’ falan filan…

Ama hâlbuki içten içe hepsi bir korku duyuyor gibi geliyor bana. Bütün Yahudi toplumlarında bu var belki hani daha sessiz durmak, pasif durmak bence Türk Yahudilerinde de bu var: ‘Biz burada mutluyuz, bize dokunmayın’ gibi bir tavır var ama içten içe mutlu değiller gibi geliyor bana. Türkiye’de ben antisemitizm olduğunu düşünüyorum. Mesela bu Filistin olaylarında falan antisemitizm tavan yapıyor. Bana da tedirgin edici geliyor.

Bu, biraz şundan da kaynaklanıyor olabilir tabii. Sen kendini bir yerde güvende hissetmezsen, tabii ki bütün her şeyi sana yönelik tehdit gibi algılarsın. Böyle bir tarafı da var. Ortam belki çok barışçıldır ama sen bir paranoya içerisindesindir. Sen kendini güvende hissetmiyorsundur, dolayısıyla her lafı öyle algılıyor olabilirsin. Bu da madalyonun bir yüzü.

Antisemitizm yokmuş gibi duruyor Türkiye’de ama öyle söylemlerle karşılaşıyorsun ki gündelik hayatta… Özellikle bu nefret söylemi… Ve bunlar hiç tahmin etmediğiniz zamanlarda ortaya çıkıyor. Örneğin bir Filistin olayında Başbakanın çıkıp ‘aman Yahudi vatandaşlarımız bizimdir’ demesi gibi… Bu da ikiyüzlülük bence. Onların da tutumu ikiyüzlü bizim cemaat olarak tutumumuz da ikiyüzlü.

Kimlik olmak; biraz ses çıkartmaktır. Şalom’da Agos’taki gibi provakatif yazılar yazılmaz. Rıfat Bali, Şalom için köhnemiş bir gazete, Agos gibi olamaz dedi. İvo bey [Şalom Genel Yayın Yönetmeni İvo Molinas] Rıfat Bali’ye çok kızdı. İvo Molinas; ‘elbette biz tam olarak Agos gibi olamayız’ diyor. Bunun nedenleri de açık ve çok tabii…

İnsanlar korkuyorlar bunu da kabul etmek lazım. Sinagogun senin kaç kez patlatılırsa, tarihte evin talan edilirse böyle de davranılır aslında… Biri çıkıp, göğsünü açıp bu ülkede antisemitizm var desin, bunu bu ülkede Yahudiler bile söyleyemiyor ki…

‘Bir ayağın dışarıda olsun’ söylemi vardı çevremde hep. Bu tabii ki Holokostla alakalı bir şey. Amerika’dan dönmeyeyim diye babam bana çok baskı yapmıştı. ‘Orada iş bul, orda kalmaya çalış’ dedi hep ama ben döndüm.

Cemaatin mesajı çok tuhaf. Hem burada ‘lalala lololo muhabbeti’ sonra da Amerika’ya İsrail’e gitmek istemek.

Sizce günümüz Yahudi kimliği neye/nelere dayanmaktadır? (Örneğin dilin, dinin, kültürün önemi nedir?) Sizce bu kimlik modernleşme sürecinde değişmiş midir? Değiştiğini düşünüyorsanız bu değişimi nasıl yorumluyorsunuz? Sizin Yahudi kimliğiniz neye, nelere dayanmaktadır?

Dil kalmadı çok. Bugün Yahudileri birleştirici unsur ‘kültür’ bence. Ben Ladino bilmiyorum, bunu modernleşme süreci değiştirdi, yok etti. Bence Türkiye’de Yahudi kültürü eğitimi verilmiyor. Yahudi kültürü ile ilgili ben çok şey bilmiyorum.

Benim Holokosta çok merakım var. Holokostla benim kan bağım yok. Ama nedense benim atalarım yaşamış gibi Holokostu. İki sene önce falan ‘Yahudilik nedir’ dedim, şimdi hala öğreniyorum Yahudiliği. Bu merak sayesinde Şalom’la ilgilenmeye başladım.

Seküler biri, bir kurum yok Yahudi kültürünü öğretecek, yol gösterecek. Bizi bir araya getiren bir ‘kültür’ var ama bunun ne olduğunu kimse bilmiyor. Bu asimilasyonun sonucu belki de. Bu kimlik değişti ve değişiyor modernleşme sürecinde.

Sizce Yahudiler arasında, Yahudi kimliğine bakış konusunda, kuşaklar arasında farklar var mıdır? Varsa bu farklılıklar nedir? Nedenleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Genç kuşaklarda Musevilik içi boş bir şey. Yahudiyim demeyi seviyorlar ama bu tam nedir bilmiyorlar. İlgilenmiyorlar da işin komiği. Yahudi kültürünün tam olarak anlatılamaması, bence bu bir eksiklik.

Büyükler biraz daha bağlı kimliklerine. Babaannem her bayramda dua okurdu. Babaannem ölünce o kesildi. Bence İstanbullular, İzmirlilere göre daha Yahudiler. Bunun nedeni de bizde [İzmirlilerde] asimilasyonun daha güçlü olması.

İsrail’de gezideyken, 15 yaşındayız, ‘burası sizin ülkeniz, anavatanız’ dediler. Ben de ‘hayır, benim ülkem Türkiye’ dedim. İspanya, pasaport vereceğim deyince herkes başvurdu vatandaşlık için. Benim babam dâhil.

 Yahudi kimliğinizden ötürü hiç dışlandığınızı düşündünüz mü, kurum ya da kişilerden baskı gördünüz mü? Bu konularda sizden önceki kuşaklardan daha şanslı mı, daha şanssız mı olduğunuzu düşünüyorsunuz? Yoksa zamanla değişen bir şey olmadığını mı düşünüyorsunuz?

Ben şahsen hiç böyle bir dışlanma yaşamadım. Yahudi kimliğimden dolayı bir şeyden mahrum kalmadım. Baskı da görmedim. Bu Varlık Vergisi zamanlarını düşünürsen tabiî ki de daha şanslı olduğumu düşünüyorum. Evet, daha şanslıyım. Bir şeyler değişti ama ne değişti tam bilemiyorum. Sonuçta öte yandan Cumhuriyet tarihinde her zaman antisemitizm oldu. Değişen bir şey oldu mu bilemiyorum aslında…

Yahudi kimliğinin yaşanması ve aktarılması konularında eksiklikler/sorunlar var mıdır? Var olduğunu düşünüyorsanız bu sorunları kimler ve nasıl çözebilir?

Bence var. Dini değil ama Yahudi kültürünü aktaracak bir kurum ve biri yok. Şalom yetersiz kalıyor. Ülkemizde belki daha fazla Yahudi araştırmaları yapılsa, daha iyi olur. Kimse Yahudi kültürü üzerine araştırma yapmıyor. Ne bir Müslüman araştırma yapıyor, ne de bir Yahudi. Dünyada üniversitelerde Jewish Studies var ama bizde yok. Kimse bilmiyor Yahudiliği. Bir seküler kimse yok bunu anlatacak.

Ladino dilini konuşuyor musunuz? Yahudi edebiyatından eserler okuyor musunuz? Yahudi tarihi ve dünyadaki Yahudi toplulukları hakkında okuyor, film, belgesel izliyor musunuz? Türkçe, İngilizce, Fransızca vs. dillerde yazan Yahudi yazarları takip ediyor musunuz? Yahudi müziği dinliyor musunuz (kimler, türler) ?

Ladino hiç bilmiyorum. Annem babam hiç konuşmadı. Anneannem, babaannem konuşurdu. Yahudi edebiyatından okuyorum. Philippe Roath’ı özellikle Yahudi olduğu için okudum. Tezimle alakalı olduğu için ‘Holokost sonrası Yahudi felsefesi var mıdır yok muduru’ araştırıp okuyorum. Primo Levi’yi okurum mesela… Holokost sonrası hayatta kalanların çoğu sonra intihar ediyor. Bu olay niye yaşandı ve biz birilerine borçluyuz olayı var bu insanlarda. Müzik haricinde hepsini yapıyorum.

Yahudi kurumlarının kültürel faaliyetlerine katılıyor musunuz? Sizce bu faaliyetler gençlere hitap ediyor mu? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

Çok sık olmamakla beraber katılıyorum. ‘Gençlere hitap ediyor mu’, bu zaten çok sık sorulan bir soru. Kültürel bir amaca ulaşmıyor bence, çünkü eğlence gibi bir şey düzenleniyor. Nişantaşı’nda bir cafede eğlence düzenleniyor. Ama bu bir işe yaramıyor Yahudi kimliğini tutmak için. Bir tane kültürel faaliyet var sadece. O da Limmud (Yahudi kültürü günü). Bu bir kültürel faaliyet ve herkese hitap eden bir şey. Bir de ben küçükken derneklere gittim ama bir şey hatırlamıyorum bugün.

Yahudi eğitim kurumlarında eğitim gördünüz mü? (Bunlardan birinde öğrenim görmemiş olsanız bile) bu kurumların Yahudiler arasındaki ilişki ve Yahudi kimliğinin aktarılmasında oynadığı rol hakkında ne düşünüyorsanız?

Hayır, görmedim. İzmir’de özel bir yabancı kolejde okudum. İzmir’de Yahudi İlkokulu var ama ben gitmedim. Ama ‘niye adın farklı’ diye sorarlardı, ben küçüğüm bir şey diyemezdim. Bu Yahudi okullarına gidenlerin arkadaş çevresi Yahudi oluyor. Ama demek ki bu kurumlar çok da işe yaramıyor, çünkü Yahudi kimliğinin aktarılmasında sorun var.

Sizin için Sinagog neyi temsil ediyor? Sizce Yahudi dini kurumlarının ve faaliyetlerinin Türkiye’de Yahudi kimliğinin yaşatılmasındaki rolü nedir?

Sinagog benim için düğünü, yani ‘yaptırımı’ temsil ediyor. Sonuçta bir çabaları var ama boş bir şeyi yaşatıyorlar. Bir şeyi yaşatıyorlar ama neyi yaşattıklarının onlar da biz de farkında değiliz.

500 yıl, 500. Yıl Vakfı ve müzesi hakkında düşünceleriniz nedir?

500.Yıl Vakfı hakkında bir şey bilmiyorum ama müzesine gittim. ‘500 yıl’ bana bir şey ifade etmiyor, ha 400 ha 500 bir şey ifade etmiyor.

 

yildizsuheyla@gmail.com

Bunları da beğenebilirsiniz...