Partizanca bir direniş: Bielski Kardeşler Otriadı – Melike Karaosmanoğlu

Fotoğraf: Prezi

Fotoğraf: Prezi

Tuvia, Asael, Zusya ve Aharon kardeşler bugün Beyaz Rusya topraklarında kalan küçük bir köyde yetiştiler. 6 haneli Stankiewicze köyünün tek Yahudi ailesiydiler.

1939 yılında yaşadıkları yer Sovyetler Birliği’nin bir parçasıydı ve Polonya’nın doğusu olarak biliniyordu. Barbarossa Harekâtı’nın 22 Haziran 1941’de başlamasıyla birlikte Nazi orduları İkinci Dünya Savaşı’nın Doğu Cephesi’ni açmış oldu. Harekâtın ardından Polonya’nın Sovyet denetimindeki kentleri yoğun ateş altına alındı. Nazi işgali ve şiddeti çok kısa sürede bu bölgede ilerledi ve Bielski kardeşlerin annesi ile babası Asael’in ve Aharon’un gözleri önünde katledildi. Bu acının ardından kardeşler diğer akrabalarının, sevdiklerinin ölüm haberlerini almakta gecikmediler ve büyük ağabey Tuvia Bielski’nin önderliğinde Belarus ormanlarına kaçmaya karar verdiler. Bu kaçış zamanla partizanca bir direniş haline geldi. Kardeşler, ilk olarak ormanın içinde bir kamp inşa ettiler. Ormanı avuç içi gibi bildikleri için sadece kendilerini ve yakınlarını saklamayı doğru bulmadılar ve gettolara gidip direnişi anlatacak ekipler oluşturmayı planladılar.

Öncelikli amaç düşmanı öldürmekten ziyade baskı ve tehlike altında olan Yahudileri tek tek kampa getirip onlara barınak ve koruma sağlayarak hayat kurtarmaktı. Tuvia Bielski “On Alman askerini öldürmektense yaşlı bir Yahudi kadının hayatını kurtarmayı tercih ederim.” diyerek örgütlenmeyi şekillendirmişti. Bielski kardeşler genç, yaşlı, hasta demeden yani hiçbir ayrım yapmadan herkesi kampa kabul ettiler. Ama gettolara gidip kampı anlatma işi çok kolay olmamıştı. Bielskiler gibi doğanın içinde yaşamaya aşina olmayan getto sakinlerinin bir kısmı direnişe katılma konusunda tereddüt yaşadı. Kimi ormandaki yaşantıyı kimiyse sert kış koşullarını düşünüp risk almak istemiyordu. Üstelik bazıları savaşın yakında biteceğini daha fazla katliam olmayacağını düşünüyordu. Ayrıca gettodan kaçmak demek gettodan kaçmayan kişilerin hayatını tehlikeye atmak anlamına geliyordu. Kaçan bir kişiye karşılık geride kalan 20 kişi Naziler tarafından öldürülüyordu. Bir yanda Nazi intikamı, bir yanda soğuk, açlık ve sert koşullarda geçecek orman yaşantısı. Tarihin akışını birkaç partizan değiştirebilecek miydi? Tuvia Bielski daha önce Polonya ordusuna katılmıştı bu nedenle askeri eğitimi vardı, gettolardan direnişe katılacak olanların birçoğu silah kullanmaktan da bihaberdi. Bu yüzden ormana gitmek ve oradaki komün hayata katılmak zor bir karardı. Nazilerle, Polonyalılarla ve Belarus köylüleriyle çatışmaya girme durumunda hazırlıksız olmak çılgınlık olurdu. Gettolardaki Yahudi konseyleri bu kaçışları engellemeye çalıştılar. Tüm soru işaretlerine rağmen birçok Yahudi gettodan kaçmaya ve direnişe katılmaya karar verdi. En azından ormanda özgürlük ve katliamlara direnme şansı vardı. Öldürmek için değil yaşamak için mücadele vermek toplama kampına gitmekten ya da vurulup toplu bir mezara gömülmekten çok daha anlamlıydı.

Bu esnada Bielski kardeşler bölgede Nazilere karşı mücadele veren Rus Partizan birliğinden silah almışlardı, netice itibariyle Naziler yerlerini bulabilir ve ani bir baskınla karşılaşabilirlerdi.

Gettolardan direnişe katılanlar uzun ve dikkatli yürüyüşler sonrasında çitleri, tünelleri ve bazı izleri takip ederek yolları buldu ve birliğe katıldı. Bu yolculukta Yahudi olmayan bazı köylüler mola veren direnişçileri evlerinde misafir etti, onlara yiyecek ve giyecek vererek Bielski birliğine ulaşmalarını sağladılar. Dayanışma ağı büyüdüğü için başta kırk kişi olan birliğin sayısı bir anda yüzleri geçmişti. Getto yaşamı ve onca ölümden sonra, bir saat sonra başlarına neyin geleceğini bilmeyen Yahudiler için orman ve Bielski birliği tam anlamıyla özgürlük demekti.

Direnişçilerin sayısı arttıkça yiyecek tedarik etmek en önemli görev halini aldı. Gençler köylülerden yiyecek tedarik etmek için çalışıyorlardı. Ama Belarus köylülerinin bir kısmı Nazilere yardım ediyordu, bir kısmı da Rus partizanlara. Bazı köylüler Yahudi partizanlara yardım etmeyi reddettiler ve dahası Bielski otriadının yerini Nazilere bildirdiler. Ama yaşlılar, engelliler ve hastalar hariç kamp davetsiz misafirlere yani Nazilere ve polislere karşı korunma önlemleri almıştı. Gettolardan direnişçi getiren ekip dışında, kamp çevresinde sürekli nöbet tutan direnişçiler vardı. Bu nedenle ani baskınlar atlatılabildi.

Belarus ormanlarının ölümcül soğuğuyla birlikte direnişçilerin sağlık sorunları ortaya çıkmaya başladı. İnsanlar donarak ölmesinler diye hem bitkilerden hem ağaç kovuklarından, hem de samanlardan yalıtımlı ve kamuflajlı sığınaklar yaptılar. Bu sığınakların yakınında kamp ateşi hem ısınma hem de yemek pişirmek için yakılıyordu.

Direnişçilerin sayısı arttıkça Bielski birliği içinde fikir ayrılıkları oluşmaya başladı. Çok çeşitli sosyal ve kültürel yapıdan insanın bir araya gelmesi zaman zaman anlaşmazlıklara yol açsa da Bielski kardeşlerin oluşturduğu sistem ve direniş ruhu bu tip tartışmalardan daha baskın geliyordu.

1943 yılında birlik Nazi yandaşı yerel polislerin baskınına uğrayınca yer değiştirmek zorunda kaldı. Ama acil tahliye sonrası yeniden kendilerine yaşam alanı inşa ettiler. Bu sefer daha organize ve daha umutlu bir şekilde çalışmaya başladılar çünkü yakalanmamışlardı. Marangozlar, ayakkabı tamircileri, terziler, metal işçileri, doktorlar, hemşireler herkes işbölümüne uygun çalışıyordu. Emeklerin sonucunda artık bir atölyeleri, fırınları, hamamları, okulları, sinagogları, hastaneleri hatta mezarlık ve hapishaneleri bile vardı kamplarında.

1944 yılında Naziler Kızıl Orduya yenilip bölgeden tamamen çekildiklerinde Bielski kampı 1230 kişi olmuştu.

Bielski kardeşlerin birliği dayanışma ve direnişle geçirdiği 3 yılın ardından zaferle evlerine döndüler.

Özet Kaynakça:

Duffy, Peter. Bielski Brothers: The True Story of Three Men who Defied the Nazis, saved 1,200 Jews, and Built a Village in the Forest. New York: HarperCollins, 2003.

Radin, Ruth Yaffe. Escape to the Forest: Based on a True Story of the Holocaust. New York: HarperCollinsPublishers, 2000.

Tec, Nechama. Defiance: The Bielski Partisans. New York: Oxford University Press, 1993.

Bunları da beğenebilirsiniz...