Naz Shah skandalı, sağın antisemitizm problemi olduğunu gösteriyor – Sam Kriss

sam-kriss-the-right-has-an-anti-semitism-problem-body-image-1461773752-size_1000

Kaynak: Vice

Bugünlerde Britanya Yahudisi olmak zor. İnsanların garip bakışları yetmezmiş gibi, bakışlarından da garip soruları var. Sana, hiçbir utanma emaresi göstermeden ulusal ve uluslararası siyasetle ilgili konularda ne hissetmen gerektiğini şak diye söyleyebiliyorlar. Sadece ataların onlarınkine kıyasla, görece daha yabancı bir inanca mensup olduğu için ayrı tutulup, diğerlerinden farklı hissettirilmen kolaylaştı. Tanımadığın birileri kürsülerden ve gazete köşelerinden üzerine şimşekler yağdırırken, kamuoyunun önemli bir kısmının dikkatini de üzerlerine çekebiliyor. Bu büyük topluluktan bazıları sana kelimenin gerçek manasıyla saldırmayı düşünüyor olabilir diye korkuyorsun. Zaten onlar da korkmanı istiyorlar.  Pis Yahudi, kötü şeyler olacak deyip duruyorlar. İşin kötüsü, bu sözler genel avamdan değil, Avrupa’nın en eski ve utanç verici nefretini içinde yaşatmayı başarmış gibi görünen bir siyasi partiden geliyor. Partinin vitrin yüzleri, Yahudiler ile ilgili bir sorunları olmadığına dair yeminler edebilir. Yahudileri geçtim, çoğulcu Britanya’yı dahi sevdiklerinden, İsrail devletini de sorgusuz sualsiz destekliyorlar. Her şey güzel de beni bu kadar seviyorlar ise neden onlarla aynı fikirde olmadığım ya da Ortadoğu politikalarıyla ilgili parti çizgisinden ayrıldığım her an beni susturmak icin bağırıyorlar? Nasıl oluyor da hiç kimse çıkıp Muhafazakar Parti’nin antisemitizmle problemi olduğunu itiraf etmiyor?

Gazetelere bakacak olursanız, antisemitizmin bir İşçi Partisi problemi olduğunu görürsünüz. Aylardır her seferinde daha da büyük ve daha önde çıkan bir haber var. Basın özel harekat timleri, partili ögrenci toplantısından, birim çalışmalarına her yerde Yahudilerle ilgili kötü bir söz söyleyecek kişileri arıyor. Bu dalganın son kurbanı ise, attığı antisemit Facebook mesajları Guido Fawkes ve Jewish Chronicle tarafından ortaya çıkarıldıktan sonra John McDonnell’in parlamento sekreterliği görevinden istifa etmek zorunda kalan Bradfor West’ten milletvekili sayın Naz Shah oldu. Bu mesajlardan en rahatsz edici olanı, İsrail Devleti’nin Kuzey Amerika’ya postalanmasını öneren bir çizimdi. Tepkilere rağmen Shah İşçi Partisi tarafından dışlanmadı. Telegraph’ın deyişiyle; “Bay Corbyn’in partisi içinde bulunan antisemitizmle mücadelesi ile ilgili çok şey söylüyor”. Bir Britanya Yahudisi olarak gerçekten korkmalıyım.

Zaten korkuyorum. Ancak Jeremy Corbyn ya da Naz Shah’tan değil, bana ne düşünmem gerektiğini söyleyen ve benim tarafımda olduğunu iddia eden kitlelerin değişimden muaf görüşlerinin silahşörlerinden korkuyorum. Naz Shah’ın “iğrenç” Facebook mesajları Yahudilerle değil İsrail devleti ile ilgiliydi. Bu ikisi aynı şey değil…

Bu noktada hâlâ bunu söylemeye gerek var mı bilmiyorum ama antisiyonizm, antisemitizm anlamına gelmiyor. İsrail, dünyanın öbür ucunda, kontrolü altında tuttuğu üç buçuk milyon Filistinliye karşı korkunç uygulamalara imza atmış  yabancı bir ülke. Yahudi devleti olduğunu iddia ediyor olması, dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan diaspora Yahudilerini koca bir insan kalkanı olarak kullanabileceği anlamına gelmemeli. Yahudiler, çoğu tarafından asla talep edilmemiş İsrail Devleti’ne göre çok daha zengin tarihe sahip bir halk. Bu insanların pek çoğu İsrail Devleti ile ilişkili olmamak icin özel olarak çaba bile gösteriyor.

İsrail’in karşıtları, Kudüs’te bulunan hükümet ile birlikte Yahudileri de aynı şeymişlercesine tehdit ettikleri zaman, birinin suçları için bir başkasını suçlamış olduklarından kınanmayı da hak etmiş olurlar. Aynı mantığın bizi desteklediklerini iddia eden insanlardan geldiği zaman da geçerli olması gerekmez mi? Aşağıdaki fenomenle karşılaşan ilk Britanya Yahudisi olmadığımdan eminim: Büyük bir gülümseme ve iyi niyetle size yaklaşan bir Yahudisever size, halkınızı ve İsrail’i ne kadar sevdiğini anlatmak icin can atmaktadır. Siz ise cevaben, delirmiş bir rejimin, sizin adınıza katliamlara imza atıyor olmasını hoş karşılamadığınızı söylersiniz. İşte o noktada her şey soğur ve sessizleşir. Hayatında eline Tora almamış biri tarafından, dinini anlamamış, yeteri kadar Yahudi olamamış, kendinden nefret eden bir Yahudi olarak resmedilmektesinizdir. Gazeteler ya da politikacılar İsrail devleti ile ilgili karşıt görüşler duyduğumda bir Yahudi olarak korkmam gerektiğini soylediğinde ben, yok etmeyi amaçlamasa da ataerkil ve aşağılayan bir ses duyarım. Gerçi bu durum için bir kelime bile mevcut: Antisemitizm.

Antisiyonist hareketin de kendi antisemitleri olduğuna şüphe yok. Aynı şey olmasalar da birlikte yaşayabiliyorlar. Ancak bu noktada kişisel deneyimlerime dayanarak, Filistin’e destek hareketi kadar Filistin’e Destek Hareketi içindeki antisemit kişi ve söylemleri ayıklamaya çalışan bir hareket görmediğimi söylemeliyim. Para karşılığı kalem tutan muhafazakar yazarlardan farklı olarak bu hareketin Yahudiler’den nefret eden hareketlerle ilişkisini kesmesi kendi faydasına. Siyonist sağın kötücül antisemitleri Filistin’le dayanışma hareketinin olabildiğince Neo-nazi dolu olmasını (ve olabildiğince az Yahudinin katılımını) isterler. Böylece bu hareketi daha rahat kabul edilemez ilan edebilirler. Bize sol hareketlerin antisiyonizm adı altında hareket eden antisemitlerle dolu olduğu defalarca anlatıldı. Ancak geçen onca süreye rağmen bu insanlar neredeler? Sol kanat antisemitizmi temsil ettiği söylenen hemen her skandalın ardından -Corbyn, Naz Shah ya da Malia Bouattia dahil- söylenen sözlerin, İsrail Devleti’nin şiddetini anlatmak üzere seçilmiş güçlü sözcüklerden öteye gitmediğini görüyoruz. Sarf edilen sözlerin çok azı bana saldırıyor. Ancak, benim adıma bu sözlerden rahatsızlık duyanlar asla durulmuyorlar. Üstelik bu konuda benim ne düşündüğüm onlar açısından hiçbir şey ifade etmiyor.

İşçi Partisi antisemitizm skandalı tamamiyle üretilmiş bir öfke ile sıradan Yahudileri hedef alan kötü bir komplodan ibaret. Muhafazakarlar bir krizden diğerine koşarlarken, rakiplerine de zarar verebilecek böyle kötü oyunlar peşindeler. Bu amaç icin Yahudi cemaatini bile araçsallaştırmaktan çekinmiyorlar. Eğer Britanya politikası içinde antisemitizm arıyorsanız, başka yerlere bakmanızda fayda var. Tarihimiz boyunca antisemitizmin soldan gelmediğini, yine tarih boyunca solun -büyük ya da küçük- bir kısmının kendisinin zaten Yahudi olduğunu görebilirsiniz. Ancak sağ için aynı şeyi söylememiz zor olur. Kıllı göğüslü bir Yahudi’nin kızlarıyla evlendiği ya da golf kulübune üye olduğunu öğrendikleri zaman yüzlerinin nasıl kül beyazına döndüğünü biliyoruz. Bu Mosley ile birlikte yürüyen Eton çocuklarının, ya da Yahudiler tam manasıyla yok edilemediklerinde, geçici bir çözüm olarak Filistin’e postalanmaları gerektiğini düşünenlerin de kim oldukları belli. 2015 yılında, Ed Miliband’ın desteklendiği İşçi Partisi 1880’lerden beri ilk defa bir Yahudi başbakan ihtimalini ortaya çıkardı. Basın onun domuzlu sandviç yiyememe özrüne odaklanırken, Jeremy Paxman onu “Kuzey Londralı bir inek” ilan etti. Tabii bunlar doğru: Adam zayıf, kararsız ve garip. İşin garibi bu sıfatlar çok eski bir antisemitik söylencenin temel taşlarını oluşturuyor. Böyle laflar benim gibi insanlar için başka bir devletin suçlarının anlatılmasından daha büyük zararlara sahip. Umarım Muhafazakarlar yakın zamanda bir özür dilerler.

Bunları da beğenebilirsiniz...