Umut Işığı – Eva Zum Winkel

image.adapt.960.high.france_shooter_demos3

Kaynak: Jungle World (22 Ocak 2015)

Çeviri: Yelda Özcan

Fransa’da antisemitizm ortalığı kasıp kavuruyor. Yine de Paris’teki islamcı saldırılardan sonra Yahudi mağdurlarla dayanışma gösterileri yapılmış ve cumhuriyetin temellerine olan inancın ifade edilmiş olması umut veriyor.

Evvelsi hafta Paris’te 17 kişi öldürüldü; Charlie Hebdo’nun yazar ve çizerleri peygambere hakaret eden karikatür yayınladıkları gerekçesiyle, polisler görev başında oldukları için ve Yahudiler Yahudi oldukları için.

Paris polisi 9 Ocak Cuma günü Yahudi dükkân sahiplerinden her ihtimale karşı (Marais semtinde Rue des Rosiers sokağındaki) işyerlerini kapatmalarını rica etti. Paris’in Sentier semtinde de. 9. Bölge’deki Rue de la Victorie sokağındaki büyük sinagog da dahil olmak üzere birçok sinagog Şabat’a rağmen kapalı kaldı.

Gecen yıl 1 Aralık’ta Paris’in banliyölerinden Creteil’de bir Yahudi ailenin evi basıldı ve soyuldu. Soyguncunun gerekçesi: “Yahudilerde para vardır.” Evde bulunan genç kadına tecavüz edildi, erkek arkadaşı bağlandı. Birkaç gün sonra protesto için 1000’e yakın insan toplandı.

Gecen yıl 7 bin Yahudi kadın ve erkek Fransa’dan İsrail’e göç etti. Şu sıralar Fransa’da yaşayan 600 bin Yahudi, ki ABD’den sonra İsrail dışındaki 2. büyük Yahudi cemaatidir, Avrupa’nın diğer yerlerinden daha çok korku içinde. Bunların % 85’i için problem Fransa’daki antisemitizm (Avrupa’nın geri kalanında bu oran % 76) ve bu nedenle Yahudilerin % 46’si göçü düşünüyor (Avrupa’nın geri kalanında bu oran % 29). Fransa’da hiç kimsenin sadece ait olduğu gruptan veya kökeninden dolayı hayati endişe duymasına gerek yok – Yahudiler dışında.

Yahudilere özgürlük tanıyan ilk ülke olan Fransa, bugün Yahudi karşıtı şiddet eylemlerinde Avrupa rekoru kırıyor. Saldırıların % 40’ı Yahudilere karşı – toplam nüfusun % 1’ine karşı yani. Yahudi karşıtı şiddet eylemleri 2013’e göre % 91 arttı. Ocak 2014’te Paris’te 30 bin aşırı sağcı, aralarında da çok sayıda Katolik, hiç rahatsız edilmeden, rahat rahat “Di es Irae” düzenledi (Öfke Günü, Katolik ölüm törenlerinden geliyor bu ad). Attıkları sloganlar arasında “Yahudiler Fransa’dan defolun, burası sizin ülkeniz degil!” de vardı. Yine Ocak ayında neredeyse tamamı Yahudi olan örgütler kabaretist Dieudonne’u protesto etti ve onun antisemit kışkırtıcı etkinliklerinin yasaklanmasını istediler.

Mayıs ayında Avrupa seçimlerinde her 10 seçmenden 1’i Marine le Pen’in Milli Cephe’sini seçti. Sözde “zehirden arınmış partisinde” hâlâ Holokost inkarcısı Bruno Gollnisch bulunuyor, onursal başkanı da hâlâ babası Jean-Marie Le Pen.

2014 yazında Hamas’ın sürekli füze atışlarına karşılık veren İsrail’e karşı neredeyse 500 miting yapıldı. 5 sinagog saldırıya uğradı, Yahudilere ait sayısız dükkan yağma edildi ya da kundaklandı, yakıldı ve sayısız “Yahudilere Ölüm” grafitileri… Mitinglerin organizatörleri gayet renkli bir karışım. Örneğin Paris’te organizatörler şu gruplardan oluşuyor: Troçkistlerin Yeni Antikapitalist Parti’si NPA, Jean-Luc Mélenchon’un sol partiler koalisyonu Sol Cephe, Paris’teki Saint-Germain futbol takımının taraftarlarının oluşturduğu ve aşırı sağcı ideolog Alain Soral tarafından “Goy-Savunma ligi” diye kutsanan, ultra aşırı “Gazze Firm” grubu, Şeyh Yasin Kolektifi – ki şefi 2007’de Dieudonné’a çalışmıştı ve yine Dieudonné’a reklam tabelalığı yapmış olan Avrofilistin (Europalestine) derneği. 2009’dan beri Hamas taraftarı olduğunu açıklayan ve üzerinde Hamas’ın kullandığı Kassam roketlerine adını verdigi, onun adına tugaylar kurduğu İzzeddin el-Kassam resmi olan etiketler dağıtan Cumhuriyetin Yerlileri Partisi de bunların arasındaydı.

Kouachi kardeşler ve Amedy Coulibaly gibileri orada kendilerini onaylanmış hissetmişlerdir, gerçekten içlerinde yer almadılarsa. Melenchan geçen Temmuz’da yapmacık bir masumiyetle şunu soruyordu: “Fransa’da Gazze’ye karsı protestolarda antisemitizm olduğuna bir avuç birey dışında kim cidden inanabilir?” Internette yayınlanan Mediapart’ın editörü Edwy Plenel, sonradan Arap medyası tarafından sayısız defalar yayınlanan açık mektubunda cumhurbaşkanı Francois Hollande’dan antisemitizme odaklanmış dikkatini “bizim Müslüman kökenli, Müslüman kültürlü, Müslüman inanışlı vatandaşlarımıza” yöneltmesini istedi, ki bu vatandaşlarmış bugün kafalarda Yahudilerin yerine gecen ve günah keçisi durumuna gelen.

Geçen yıl Ağustos ayında Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün eski başkanı Rony Brauman, filozof Regis Debray, sosyolog Edgar Morin ve Nazilerin toplama kamplarından hayatta kalabilen Rezistans savaşçısı Stephane Hessel’in sosyolog dul eşi Christiane Hessel tarafından imzalanan bir başka açıklamada, Ukrayna hava sahasındayken vurularak düşürülen Malezya Havayollarına ait yolcu uçağındaki kurbanlarla “Gazze’de özellikle seçilen masumlar” karşılaştırılıyor ve bu masumların o kurbanlardan 5 kat daha fazla olduğu ve bir devletin direkt emriyle katledikleri” yazıyordu. Hamas’ı görmezden gelen bu görüşleri, zamanında Yaser Arafat’ın danışmanlığını yapmış olan, yakın zamana kadar da El Kudüs Üniversitesi rektörü olan Sari Nusseibeh “Stürmer’in bir kopyası” diye niteledi.

Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı’nın bir araştırmasına göre Fransız Yahudilerinin yüzde 75’i korkularının nedeni olarak İslamcılığı ve yüzde 67’si de aşırı solu gösteriyorsa, bugün buna kim şaşırabilir artık?

“Evet, Yahudilerin Olmadığı Fransa, Fransa Değildir” diye yazdı Claude Lanzmann saldırılardan sonra Le Monde’a. Fransa’da saldırılardan sonra 4 milyon insan gösteri yaptı, müthiş bir rakam, en son Fransa’nın Nazilerden kurtarılışından beri böyle bir şey görülmemişti. Bütün redaksiyon üyeleri hayattayken 60 bin kadar baskı yapıp para sıkıntısı çeken Charlie Hebdo’nun saldırıdan sonra hayatta kalanlarının çıkardığı sayı 7 milyon basıldı. Daniel Cohn-Bendit’in sınır dısı edilmesine “Hepimiz Alman Yahudisiyiz” parolasıyla tepki verilen 1968 Mayıs’ından beri ilk kez 11 Ocak’ta Fransa’nın birçok yerinde “Je suis Charlie” sloganı, “Je suis juif” (Ben Yahudiyim) ile tamamlandı. Ne Mohamed Merah’in 2012’de Toulouse’taki cinayetleri, ne de 2006’da Ilan Halimi’nin öldürülmesi böylesi eylemlere neden olmuştu.

NPA sözcüsü Olivier Besancenot gibileri mesela böylesi “milli birlik“ açıklamalarının karınlarını ağrıttığını, bu yüzden örgütün bu eylemlere katılım kararını tek tek kişilerin vicdanına bıraktığını duyurdu. Ama NPA’nın da organizatörleri arasında olduğu Gazze gösterilerindeki antisemit güruhun saldırıları onda herhangi bir vicdan sızlamasına neden olmamıştı. Acaba Besancenot Leo Trotzki’nin, tam adıyla, Lew Dawidowitsch Bronstein’ın neden öldürüldüğünü hiç anlamış mıdır?

Antisemitik oldugu sürece Stalinizmin Trockistler nezdinde de saygın bir yeri var.

Tabii ki sonunda her yerde yalnızca “Je suis Charlie” sloganı kaldı geriye. Bilumum sanatçıların katıldığı France Inter radyo kanalının büyük dayanışma etkinliğinde de böyle oldu. Kuzey Fransa’da sosyalist parti ve Lille Belediye Başkanı Martine Aubry hanımın önderliğindeki büyük bir gösteride ön sırada yer alanlar Charlie Hebdo’nun öldürülen isimlerinin bulunduğu dövizleri taşıdı. Koşer süper marketin dört Yahudi ölüsünün adları anılmadı.

Hükümetin düzenlediği saygı duruşu, şimdiye kadar bilinebildiği kadarıyla 70-100 kadar okulda problem oldu. Jean-Marie Le Pen, Tarik Ramadan gibi birilerinin bir şey yapmasına gerek kalmadan hem de. Türk AKP’sinden esinlenmiş bazı milletvekilleri saldırıların bir istihbarat örgütünün eylemi olduğu söylentisini yaydı. Başka bir deyişle: bir Siyonist komplosu – eğer Charlie Hebdo çalışanlarının öldürülüşü “haklı” görülmüyorsa. “Nihayetinde bunun için ellerinden gelen her şeyi yaptılar” diyordu birçok kız ve erkek öğrenci. Yahudilerin de öldürülmüş olması, başka durumlarda “İslamofobi”ye kızan Fransa’daki bazı genç insanlar için adeta “normal”.

Dieudonné tam da antisemit süper market cinayetinin ardından “Je suis Charlie Koulibaly” diye tweet yazdı. Katille dayanışmasını açıklaması kendisinin Metz ve Straßburg’daki gösterilerini tehlikeye sokar gibi olduysa da sonuçta Metz’de tamamen dolu bir salonda, 4 bin kişilik izleyicinin karşısında sahne aldı. Her zaman diline doladığı Yahudi konusu dışında bu kez gösterisinde bir de eline silah alıp şunları söyledi: “Endişeye gerek yok, geçen hafta kullanılmadı.” Ve seyircilere selam vererek: “Bir gazeteciyi ve sonra da bir Yahudiyi yakalayacak olsam, Nürnberg davalarını yeniden açarlar.”

“Geçtiğimiz Çarsambaya kadar asla hayal edemeyecegi” şeyleri Libération’da bir gazeteci yazdı. Günün birinde Charlie Hebdo’nun hayatta kalan redaksiyon üyeleri gazetesine getirilecek, o da gazete binasını koruyan polislere “iyi geceler” dileyecek, bunları hiç düşünemezmiş. Şimdi yeni farketmiş ki, bu polisler orada burada her an öldürülebilir “bir matbaaya veya koşer dükkana Yahudileri, gazetecileri, yoldan geçenleri, yani hepimizi savunmak icin koştuklarında”.

Teröre hayır, antisemitizme hayır, cumhuriyetin temellerine evet, diyen Fransa’nın bu yeniden dirilişi /canlanışı büyük bir umut ısığı. Fransa Avrupa’daki yerini tekrar almaya ve böylece Avrupa Birliği’ni Avrupa Birliği yapan şeylerin neler olabileceğini göstermeye hazırlanıyor. Yıllar önce “bu daha başlangıç, mücadeleye devam” idi slogan. Gerçekten de yapacak çok şey var.

Bunları da beğenebilirsiniz...